Murat Menteş, April Yayıncılık
Eğlenceli kapağı ile dikkatimi çeken Ruhi Mücerret'in adını sık sık duyunca alıp okumaya karar verdim. Kitabın başları hoşuma gitti. 100 yaşına gelmiş, ailesinden bir sürü insan gömdüğü halde kendi ölememiş son İstiklal Harbi Gazisi Ruhi Mücerret'in maceraları, en başta delişmen ve çok çılgınca idi. Kahramanımızın her fırsatta "ve mezar taşıma şunu yazdırmaya karar verdim", "sonuçta mezar taşıma bunu yazdıracağım" vs vs demelerini sevdim, hatta her birinin altını çizdim.
Kitap ilerledikçe maalesef beni boğmaya başladı, fazla düşük çeneli mi desem nasıl ifade etsem bilemiyorum. Çok ve fakat boş konuşuyordu bu kitap bence. Uzadıkça sıktı, sonlara doğru Civan Kazanova anlatmaya başlayınca biraz daha tahammül edilebilir oldu. Finalde ise "ohh şükür bitti" hissiyle ayrıldım bu kitaptan.
Bence Murat Menteş, bir Alper Canıgüz hiç değil.
absürd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
absürd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Nisan 2013 Pazar
15 Mart 2012 Perşembe
Tatlı Rüyalar
Alper Canıgüz, İletişim Yayınları
Geçen hasta olup işe gitmediğimde Alper Canıgüz'ün en sona sakladığım, aman bitmesin diye okumalara kıyamadığım Tatlı Rüyalar'ını elime aldım. Ne kadar iyi bir karar! Okuduğum en eğlenceli, en yaratıcı, en deli dolu kitaplardan biriydi. Mütemadiyen sesli güldüm bu psiko-absürd romantik komediyi okurken:)
Sürprizli öykünün tadını kaçırmamak amacıyla, çok kısaca bahsedeyim. Bir Hector ve Hamit var. Tuhaf bir anlaşma var aralarında, bir de Nalan diye evlere şenlik, delişmen bir kız. Bir profesör ile düşlerinde diğer kişiliğini yaşadığını iddia eden meraklı Bay Şevket Hakan Tunçel var. Artık bunlar ne menem maceralar yaşıyorlar, birbirleri ile ne alakaları, ne alıp veremedikleri var okuyup keşfetmesi size kalıyor. Eğlence garanti, benden söylemesi:)
Okuyun, okuyun, okuyun!
Yirmi beş yıllık öğretim üyesi Profesör Olcayto Fişek sınıfa girdiğinde, mesleğe ilk başladığı günkü inançlarının hiç değişmediğini farketti.: Öğrencilerin hepsi gerizekalıydı. Örneğin şu en ön sırada oturan kıvırcık uzun saçlı, suratındaki o her daim menun ifadeyle angutluğunu taçlandıran çam yarmasına kim klinik psikoloji master öğrencisi diyebilirdi ki? Ya da en arkada walkman dinleyerek uyuklamakta olan sıska, sivilceli, sözüm ona çiçek çocuğa. Çiçekten çok sıçılmış bol soğanlı kapuskaya benziyor, diye düşündü Profesör Fişek.
"Hector anan, gangster baban!"
Geçen hasta olup işe gitmediğimde Alper Canıgüz'ün en sona sakladığım, aman bitmesin diye okumalara kıyamadığım Tatlı Rüyalar'ını elime aldım. Ne kadar iyi bir karar! Okuduğum en eğlenceli, en yaratıcı, en deli dolu kitaplardan biriydi. Mütemadiyen sesli güldüm bu psiko-absürd romantik komediyi okurken:)
Sürprizli öykünün tadını kaçırmamak amacıyla, çok kısaca bahsedeyim. Bir Hector ve Hamit var. Tuhaf bir anlaşma var aralarında, bir de Nalan diye evlere şenlik, delişmen bir kız. Bir profesör ile düşlerinde diğer kişiliğini yaşadığını iddia eden meraklı Bay Şevket Hakan Tunçel var. Artık bunlar ne menem maceralar yaşıyorlar, birbirleri ile ne alakaları, ne alıp veremedikleri var okuyup keşfetmesi size kalıyor. Eğlence garanti, benden söylemesi:)
Okuyun, okuyun, okuyun!
Yirmi beş yıllık öğretim üyesi Profesör Olcayto Fişek sınıfa girdiğinde, mesleğe ilk başladığı günkü inançlarının hiç değişmediğini farketti.: Öğrencilerin hepsi gerizekalıydı. Örneğin şu en ön sırada oturan kıvırcık uzun saçlı, suratındaki o her daim menun ifadeyle angutluğunu taçlandıran çam yarmasına kim klinik psikoloji master öğrencisi diyebilirdi ki? Ya da en arkada walkman dinleyerek uyuklamakta olan sıska, sivilceli, sözüm ona çiçek çocuğa. Çiçekten çok sıçılmış bol soğanlı kapuskaya benziyor, diye düşündü Profesör Fişek.
"Hector anan, gangster baban!"
21 Ocak 2012 Cumartesi
Gizliajans
Alper Canıgüz, İletişim Yayınları
Musa, tam bir avare; iyi niyetli ev arkadaşı Şaban'ın sırtından geçinmekte beis görmez; Nevizade'de bolca bira içmeyi sever, aynı zamanda metin yazarı. Musa'yı Gizliajans işe almak ister. Kapkara bir kedi, Şeytan Bey ile yapılan iş görüşmesinden sonra kahramanımız teklifi kabul eder. Tuhaf şekilde soğuk tutulan ve birbirinden cins tiplerin çalıştığı ajansta ilk gün ilk görüşte Sanem'e aşık olur. Sanem, Musa'ya ajansın iç yüzünü anlatır. Egzantrik zenginin teki, bütün mirasını kara kedisine bırakıp öbür tarafa geçince karısı ve kedinin vesayetini alan vakıf arasında bir çatışma başlamış; vakıf Gizliajans'ı kullanarak miras paralarını başka bir hesaba aktarıyordur. Bütün bunlar, Sanem'e delice aşık olan Musa'nın umrunda mı sanki? Ama ajansın tek müşterisi olan Samanyolu Mutluluk Okulu'nun tam da Musalar'ın üst katında faaliyet göstermesi biraz tuhaf değil mi?
Çok eğlenceli, gözlemleriyle kahkaha attıran, feci hareketli bir küçük kitap Gizliajans. Alper Canıgüz ile tanışma kitabım Oğullar Ve Rencide Ruhlar'ın bir tık altına koydum Gizliajans'ı. Kesinlikle okunası, tadına varılası, müthiş eğlenceli bir macera. Hatta aşkı anlatan okuduğum en sağlam metin olduğunu bile söyleyebilirim. Hele Musa'nın Sanem'i ilk gördüğü anda içinden geçenler "işte aşkın tanımı bu" dedirtiyor. Severek tavsiye ediyorum.
"Kendisini bir cümleyle anlatmam gerekirse, Tamay Bey bir gün enişteniz olarak karşınıza çıkmasından en çok korkacağınız adamın ta kendisiydi diyebilirim."
"Böyle kadınlar arasında nedense çok popüler olan ve genellikle seramik yapımı ya da İspanyolca dersleriyle başlayıp Küba Dostları Derneği'yle devam eden, en nihayetinde de tımarhaneyle tamamlanan bir kişisel gelişim yolculuğunun uğrak noktalarından birinde olmalıydı."
"Acaba Müberra Abla da. beni dünyanın tüm hanedanları hakkindaki derin bilgisiyle defalarca şaşkınlığa düşüren annem gibi kendini saraylı zanneden çatlaklar grubuna mı dahildi?"
Musa, tam bir avare; iyi niyetli ev arkadaşı Şaban'ın sırtından geçinmekte beis görmez; Nevizade'de bolca bira içmeyi sever, aynı zamanda metin yazarı. Musa'yı Gizliajans işe almak ister. Kapkara bir kedi, Şeytan Bey ile yapılan iş görüşmesinden sonra kahramanımız teklifi kabul eder. Tuhaf şekilde soğuk tutulan ve birbirinden cins tiplerin çalıştığı ajansta ilk gün ilk görüşte Sanem'e aşık olur. Sanem, Musa'ya ajansın iç yüzünü anlatır. Egzantrik zenginin teki, bütün mirasını kara kedisine bırakıp öbür tarafa geçince karısı ve kedinin vesayetini alan vakıf arasında bir çatışma başlamış; vakıf Gizliajans'ı kullanarak miras paralarını başka bir hesaba aktarıyordur. Bütün bunlar, Sanem'e delice aşık olan Musa'nın umrunda mı sanki? Ama ajansın tek müşterisi olan Samanyolu Mutluluk Okulu'nun tam da Musalar'ın üst katında faaliyet göstermesi biraz tuhaf değil mi?
Çok eğlenceli, gözlemleriyle kahkaha attıran, feci hareketli bir küçük kitap Gizliajans. Alper Canıgüz ile tanışma kitabım Oğullar Ve Rencide Ruhlar'ın bir tık altına koydum Gizliajans'ı. Kesinlikle okunası, tadına varılası, müthiş eğlenceli bir macera. Hatta aşkı anlatan okuduğum en sağlam metin olduğunu bile söyleyebilirim. Hele Musa'nın Sanem'i ilk gördüğü anda içinden geçenler "işte aşkın tanımı bu" dedirtiyor. Severek tavsiye ediyorum.
"Kendisini bir cümleyle anlatmam gerekirse, Tamay Bey bir gün enişteniz olarak karşınıza çıkmasından en çok korkacağınız adamın ta kendisiydi diyebilirim."
"Böyle kadınlar arasında nedense çok popüler olan ve genellikle seramik yapımı ya da İspanyolca dersleriyle başlayıp Küba Dostları Derneği'yle devam eden, en nihayetinde de tımarhaneyle tamamlanan bir kişisel gelişim yolculuğunun uğrak noktalarından birinde olmalıydı."
"Acaba Müberra Abla da. beni dünyanın tüm hanedanları hakkindaki derin bilgisiyle defalarca şaşkınlığa düşüren annem gibi kendini saraylı zanneden çatlaklar grubuna mı dahildi?"
15 Kasım 2011 Salı
Oğullar Ve Rencide Ruhlar
Alper Canıgüz, İletişim Yayınları
O bir cehennem cücesi... o kabuslar ülkesinin Peter Pan'ı... O mahallenizdeki en çapraşık cinayeti cin fikirleriyle çözecek olan bir bodur hafiye! O Alper Kamu!
Alper Kamu 5 yaşına bastığında en olgun çağına geldiğine inanır, ondan sonra artık çürüme başlamaktadır. Devlet memuru ebveynini anaokuluna gitmemek için ikna eder. Anaokulu, 5 yaşında Oğuz Atay okuyan (ama kelime hecelemeyi bilmeyen) Alper Kamu için bir işkencedir zira. Bir de müzik dersi vardır üstelik : "Bir de şarkı söyleme muhabbeti vardı. Repertuarımız, dünyanın en kötü müzisyenleri tarafından, eğitilebilir küçük embesiller için yazılmış bazı eserlerden oluşuyordu ve açıkçası sınıf arkadaşlarımın müzikal yetenekleri heveslerinin çok altındaydı." Alper Kamu anaokuluna gitmekten yırtar. Anası babası işteyken sokağa çıkıp Kansız Celal'le, Cemalettin'le takılır.
Bir akşam vakti, yemekten sonra apartmanın önüne indiğinde karşı evde işlenen cinayete tanık olan Alper, keskin zekası ve çocuk olmanın avantajlarını kullanarak olayı çözmeye girişecektir.
Oğullar ve Rencide Ruhlar, küçük bir mücevher, keşfedilmeye bekleyen enfes bir hazine. Olaylar kahramanımızın ağzından anlatılıyor. Ama o çok zeki, ukala, çokbilmiş bir çocuk ve tam hedefe yolladığı saptamalarıyla çevresini delirtirken bizi de zevkten dört köşe ediyor. Son derece eğlenceli yine de söyleyeceğini alabildiğine keskin anlatan bir kitap bu. Anlatım pürüzsüz, birkaç sayfa ile Alper Kamu'nun ailesi gözümüzün önünde canlanıyor, oyun oynayıp dayak yediği, kavgalara bulaştığı mahallesi bizim çocukluğumuz mahallesine dönüyor, komşuları, bakkalı, Alev ablası ile herkes adeta tanıdık geliyor, o kadar sıcak ve canlı yazılmış kitap.
Çocuk sevmeyene çocuk sevdirir bu Alper Kamu! Hararetle tavsiye edilir.
"O doğuştan araba yıkayıcısıydı.Ne var ki hayat onu bakkallığa mahkum etmişti; pek çok müthiş kabzımalı milletvekilliğine mahkum ettiği gibi.Sistem yetenekleri heba ediyordu."
O bir cehennem cücesi... o kabuslar ülkesinin Peter Pan'ı... O mahallenizdeki en çapraşık cinayeti cin fikirleriyle çözecek olan bir bodur hafiye! O Alper Kamu!
Alper Kamu 5 yaşına bastığında en olgun çağına geldiğine inanır, ondan sonra artık çürüme başlamaktadır. Devlet memuru ebveynini anaokuluna gitmemek için ikna eder. Anaokulu, 5 yaşında Oğuz Atay okuyan (ama kelime hecelemeyi bilmeyen) Alper Kamu için bir işkencedir zira. Bir de müzik dersi vardır üstelik : "Bir de şarkı söyleme muhabbeti vardı. Repertuarımız, dünyanın en kötü müzisyenleri tarafından, eğitilebilir küçük embesiller için yazılmış bazı eserlerden oluşuyordu ve açıkçası sınıf arkadaşlarımın müzikal yetenekleri heveslerinin çok altındaydı." Alper Kamu anaokuluna gitmekten yırtar. Anası babası işteyken sokağa çıkıp Kansız Celal'le, Cemalettin'le takılır.
Bir akşam vakti, yemekten sonra apartmanın önüne indiğinde karşı evde işlenen cinayete tanık olan Alper, keskin zekası ve çocuk olmanın avantajlarını kullanarak olayı çözmeye girişecektir.
Oğullar ve Rencide Ruhlar, küçük bir mücevher, keşfedilmeye bekleyen enfes bir hazine. Olaylar kahramanımızın ağzından anlatılıyor. Ama o çok zeki, ukala, çokbilmiş bir çocuk ve tam hedefe yolladığı saptamalarıyla çevresini delirtirken bizi de zevkten dört köşe ediyor. Son derece eğlenceli yine de söyleyeceğini alabildiğine keskin anlatan bir kitap bu. Anlatım pürüzsüz, birkaç sayfa ile Alper Kamu'nun ailesi gözümüzün önünde canlanıyor, oyun oynayıp dayak yediği, kavgalara bulaştığı mahallesi bizim çocukluğumuz mahallesine dönüyor, komşuları, bakkalı, Alev ablası ile herkes adeta tanıdık geliyor, o kadar sıcak ve canlı yazılmış kitap.
Çocuk sevmeyene çocuk sevdirir bu Alper Kamu! Hararetle tavsiye edilir.
"O doğuştan araba yıkayıcısıydı.Ne var ki hayat onu bakkallığa mahkum etmişti; pek çok müthiş kabzımalı milletvekilliğine mahkum ettiği gibi.Sistem yetenekleri heba ediyordu."
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



