doğan kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğan kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2016 Cumartesi

Zefiros - Ebedi Gençlik Rüzgarı


Gülriz Sururi, Doğan Kitap


Gülriz Sururi'nin anı kitabı Kıldan İnce Kılıçtan Keskince'yi harikulade bulmuştum. Bir An Gelir isimli devam kitabında hikâyesinin 80'lerden 2000'lere kadar olan kısmını anlatmıştı sanatçımız. Bu son kitapta ise epey yakın tarihte olup bitenleri, Engin Cezzar'ın hastalığını ve ölümü beklerken içinde bulunduğu ruh halini anlatıyor. Dolayısıyla ilk kitaptaki büyülenme durumunu yaşamadım; orada çocukluğunu, gençliğini, tutkusunu ve tiyatro aşkını anlatırken Türkiye'nin yakın tarihini de ortaya koyuyordu Gülriz Sururi. Bu kitapta iste ruhu ne denli canlı da olsa yaşlandığını hissediyoruz, ölümden o kadar çok bahsetmiş ki. Çünkü o giderse Engin Cezzar'a ne olacak ? Hayatını aynı şekilde nasıl idame ettirecek, hep bunu düşünüyor.


Kitapla beraber Gülriz Sururi'nin Müzikhallerim cd'si de geliyor. Ben özellikle sözlerini Engin Cezzar'ın harikulade Türkçeleştirdiği Let The Sunshine In - Doğsun Güneş şarkısını dinlerken çok mutlu oldum. Kimbilir acaba günün birinde bir tiyatro topluluğu geçmişte Gülriz Sururi ve Engin Cezzar'ın sahip olduğu cesareti bulup Hair'i sergiler mi?






5 Haziran 2016 Pazar

Osmanlı Cadısı


Barış Müstecaplıoğlu, Doğan Kitap


Osmanlı Cadısı iki paralel öykü üzerinden gidiyor. Biri geçmişte, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, bir kaptan-ı deryanın denizde bulup kurtardığı, sonra da aşık olduğu genç kızın hikayesi. beriki ise günümüzden yüzyıllarca sonra, geleceğin distopik İstanbul'unda esrarengiz bir baş ağrısından muzdarip Kemal'in hikâyesi.

Gelecekteki İstanbul tasviri tüyler ürpertici.yeşil alan kalmamış, insanlar mega kule denen devasa binalarda tüm hayatlarını geçiriyorlar. Burada yazar inandırıcı bir dünya kurmuş diyebilirim.

Yine de biraz daha uzun olmalıymış sanki kitap, aceleye gelmiş gibi hissettim. Çok sevdiğimi söyleyemem.






1 Ocak 2016 Cuma

Kösem Sultan (1.Cilt)


Reşad Ekrem Koçu, Doğan Kitap


Istanbul'un tarihi, harem hayatı, Osmanlı'da gündelik yaşam gibi konulara merak sarıp bu tarz kitaplar okuduğum bir dönem olmuştu. Sanırım 2000'lerin başı idi. Reşad Ekrem Koçu ile o vakit tanıştım. Hikaye anlatır gibi tatlı bir üslubu var bu yazarın, eski günleri anlatan bir amcanız dedeniz gibi, sıkmadan dile getiriyor tarihi olayları. Anlattıklarından keyif alıyorsunuz şüphesiz ama hikaye mi gerçek mi orası hep biraz meçhul.

Kösem Sultan tam bu çizgide bir kitap. Osmanlı tarihine adını kazımış bu görkemli sultanın hikayesini masalsı bir edayla anlatıyor kitabımız. Zangoç babalığı ile Milo Adasında yaşayan çıplak ayaklı fakir Rum kızı Afro, kaderin türlü cilveleri ile Istanbul'a geliyor. Çocuk yaştaki padişah 1.Ahmet Afro'ya ilk görüşte vuruluyor, Kösem adı verdiği cariyesini haseki Sultan yaparak yanından ayırmıyor.

Kitabın çok yumuşak bir anlatım tarzı var, bir dakika sıkılmadan masal gibi okuyorsunuz. Ama Kösem'in şeytani zekasına dar bir emare pek göremedim ben. Aklımda kalan 4.Murat'ın oğlancılığı, keşliği ve de zalimliği idi.

İlk cilt Kösem'in saraya gelişini, dul kalmasını, oğlu Murat'ın tahta çıkmasıyla Valide Sultanlığa yükselmesini anlatıyor. Murat'ın ölüp Deli İbrahim'in tahta çıktığı yerde de 2.cilt başlıyor. Onu biraz sonra okurum artık.



27 Eylül 2015 Pazar

Sağdan Birinci Mezar (First Grave on the Right)

Darynda Jones, Doğan Kitap

Çeviri : Bilge Gündüz


Kahramanımız özel dedektif Charley Davidson, oldukça esprili, pek eğlenceli bir karakter. Kendisiyle de dalga geçebildiği için onun ağzından maceralarını okumak zevkliydi.

Charley'in fantastik özelliği ise ölüm meleği olması! Bir sebepten öteki tarafa geçemeyen ruhlarla konuşup   onları ışığa yürütüyor. Böyle bir dizi vardı, Ghost Whisperer diye ama oradaki kadın mıymıy uyuz bir şeydi. Charley pek bıcır bıcır ve becerikli. Zaten o polis departmanı için danışmanlık yapan bir dedektif ve aynı gün öldürülen 3 avukat cinayetini çözmeye çalışıyor.

Bir de Charley'e musallat olan, salt dokunuşlarını hissedebildiği gizli bir sevgilisi var. Beri yandan da onun peşine düşüyor kızımız. İşte bu noktada kitabın olay örgüsünde kopukluk ortaya çıkıyor. Avukatların davası neredeyse unutuluyor, biz esrarlı sevgilinin peşine düşüyoruz. Yani bu kitabı bir polisiye gibi okuyamazsınız. Günümüzde geçen doğa üstü olaylar içeren bir aşk ve macera romanı. Pazar günlerinizi neşelendirmek için ideal.






28 Ağustos 2014 Perşembe

Golem Ve Cin (The Golem and The Jinni)


Helene Wecker, Doğan Kitap

Çeviri : Can Yapalak



Golem ve Cin, 1899 senesi New York'unda yolları kesişen iki olağanüstü varlığın hikayesini anlatan harikulade bir roman. Golem, en kadim Yahudi büyüleri ile kilden yaratılmış, kalbi atmayan, saçı uzamayan ama düşünebilen, merak eden bir kadın. Cin; bin sene evvel uçsuz bucaksız çöllerde gezip camdan sarayını inşa eden ateşten bir varlıkken, son derece güçlü bir büyücü tarafından bir ibriğe hapsedilmiş bir adam.

Bambaşka iki kadim kültüre ait bu efsanevi yaratıklar, alabildiğine gerçek, hayat dolu, capcanlı New York kentinde karşılaşıyorlar. Golem, Yahudi mahallesinde yaşamakta. Cin ise Küçük Suriye'de. Gerçek benliklerini ustalıkla bulundukları çevreden gizlerken, birbirlerinin hakiki yaradılışını fark edip, tuhaf bir dostluk kuruyor kahramanlarımız.

Bu kitabı adeta zevkten dört köşe okudum, romanın merak duygusu, ne olacak hissi sonuna kadar devam ediyor çünkü. Sonlara doğru sabırsızlıktan gözlerim döndü, kitabı okumadım da yedim herhalde.  Golem'in kendine hayat kurma mücadelesi, Cin'in geçmişte çöllerde başına gelenler ve bu ikisinin ait olmadıkları bir dünyada varoluş mücadelesi adeta nefis kesici. Üstelik mistik çöl hikayeleri, büyülü kervanlar, antik Yahudi büyüleri ve hikayelerle bezeli bu macera.

Şahane bir roman. Çok ama çok sevdim.






26 Şubat 2014 Çarşamba

Temizlikçi (Le Lessiveur)


Franz-Olivier Giesbert, Doğan Kitap

Çeviri : Alev Özgüner


Kitabımız küçük, kanlı bir roman. Marsilya'da geçen epey vahşi cinayet davasını anlatıyor. Seri katilimiz dehşetli cinayetlerini işledikten sonra, maktulün evini bal dök yala cinsinden bir güzel silip süpürüp temizliyor. Sadece cinayet mahalini değil, bütün evi. Arkasında bir tüy tanesi bile bırakmamacasına hem de.

Komiserimiz Marie, bu evlere şenlik cinayetleri çözmeye çalışırken, beklenmedik bir destek buluyor: Marsilya'nın namlı mafya babalarından, Ölümsüz lakaplı Charly Garlaban. Bu adam da, Temizlikçi lakabı takılan katilin kurbanı olabileceği için Marie'ye gizlice yardım ediyor davada.

Niye okuduğumu bilmediğim bir kitap. Epey kanlıydı. Kısacık olmasına rağmen bir sürü de karakter vardı işin içinde. Hatta aşk hikayesi bile sokuşturmuş yazarımız olaylara. Sonra ben kabus gördüm ama bu kitaptan mı sebep bilemeyeceğim.



21 Ocak 2014 Salı

Dokuz Canlı Edward (Les neuf vies d'Edward)


Chrystine Brouillet, Doğan Kitap

Çeviri : Ali Cevat Akkoyunlu


Edward harikulade güzel ve akıllı bir Habeş kedisi. Antik Mısır'da; ilk Haçlı Seferinde;  ortaçağda kadınların cadı diye yakıldığı devirde; koloni zamanında Amerika'da; Birinci Dünya Savaşında Paris'te; 1950'lerde Istanbul Galatasaray'da ... tam sekiz farklı hayat yaşamış. Şimdi de dokuzuncu ve son hayatında, 1997 senesinde Parisli genç fotoğrafçı Delphine'in kedisi. Krema kokulu tatlı fotoğrafçı Delphine; Edward'ı nasıl da şımartıyor. Edward'ın tek istediği, ölüp sonsuz huzura kavuşmadan Delphine'i yuva kurmuş ve mutlu görmek. Halbuki bilge kedinin hiç hoşuna gitmeyen başarısız sevgili seçimleri ile, bu ihtimal Delphine'e pek uzak görünüyor. Böylece Edward, meseleyi patilerine alıp kedi haliyle Delphine için hem kıza hem de kendine uygun sevgili bulmak için uğraşmaya başlıyor.

Bayıla bayıla okudum bu kitabı. Edward düşüncelere dalıp geçmiş hayatlarını anımsadığında, onunla beraber tarihte yolculuk yapmak pek zevkli idi. Edward'ın sahibesine sevgili bulma uğraşı; Delphine'in de kedi sevgisi takdire şayandı doğrusu. Herkese lazım böyle bir kedi:)

Çok sevdim Edward'ı. Sanırım kitabın şu anda baskısı yok, ben Gitti Gidiyor'dan buldum. Özellikle kediseverler mutlaka okumalı.



1 Aralık 2013 Pazar

Gemi (Skeppet)

Stefan Mani, Doğan Kitap

Çeviri : Sıla Okur


Gemi, İzlandalı bir grup denizcinin öyküsü. Fırtınalı, karanlık bir gecede palamar çözüp Surinam'a doğru yola çıkıyorlar Per se ile. Ancak gemide huzursuzluk hakim. Şirket, gemiyi satacakmış, denizciler kovulacakmış dedikoduları ayyuka çıkmış. Üstelik her biri kendi şeytanını getirmiş gemiye. Süvari bey'in karısıyla dertleri var. İkinci kaptan ise korkunç bir cinayet işleyip kaçmış; gemiye gelmiş. Güvertecinin akıbeti belli değil. Lostromo ile çarkçıbaşı isyan planları yapıyor. Ateşçi esrarkeşin teki. Ve bütün bunların üzerine, nefis bir kurguyla yanlışlıkla gemiye binen ölümcül bir mafya babası var.

Kötülüğün doğasını anlatan, müthiş sağlam bir kitap Gemi. Her sayfasında roman okuma zevkini aldım. Çünkü adeta gemicilerle o lanetli yolculukta biz de seyahat ediyor, her anı, başlarına gelen her şeyi biz de yaşıyoruz sayfalar boyunca. Kitabın tercümesi de harikulade. Sıla Okur, gemicilik jargonuna hakimmiş ya da çok iyi çalışmış ve nefis bir çeviri yapmış. Ellerine sağlık.

Bu yazarın diğer romanlarını da en kısa sürede okumak dileğiyle.




31 Aralık 2010 Cuma

Bir An Gelir


Gülriz Sururi, Doğan Kitap


Gülriz Sururi'nin anılarının 1980 döneminden 2000'lerin başına kadar olan kısmını da bu kitapta okuyoruz. Efsanevi Hair  ve Kaldırım Serçesi oyunlarının sahneye konulma süreçlerini, bu oyunların tüm maceralarını, tiyatronun altın çağının bitişini, fırtınalı ve bol gökgürültülü Gülriz Sururi & Engin Cezzar aşkının devamını yine Gülriz Sururi'nin ucundan bal damlayan enfes kaleminden zevkle okuyoruz.


Bu denli zengin bir sanatçıya sahip olduğumuz için ve o bizimle hayatını, hayatı ile birlikte gerçekten ülkemizin tarihini paylaştığı için ne kadar teşekkür etsek azdır.



30 Aralık 2010 Perşembe

Kıldan İnce Kılıçtan Keskince


Gülriz Sururi, Doğan Kitap


Nota olsa, do olurdu
Renk olsa, nar rengi
Kraliçe olsa, Nefertiti
İçki olsa, Fransız şampanyası
Tarihi kişi, Hürrem Sultan
bilin bakalım kimdir o?


Türk tiyatrosunun gelmiş geçmiş en büyük oyuncularından Gülriz Sururi'nin kaleme aldığı özyaşam öyküsü. Sanatçının ilk hatıralarından 1980 dönemine kadar olan periyoda tanık oluyoruz bu kitapta. Bir kere Gülriz Sururi'nin dili ve anlatımı olağanüstü, son derece lezzetli bir kitap okuyoruz. Anıları ve yaşamı ise soluksuz okunacak bir zenginlikte. Köklü bir sanatçı ailesine doğan bu küçük İstanbul kızının büyüme sancıları, sahneye çıkması, Karaca tiyatro ile Anadolu'yu gezerken pişmesi, tiyatro aşkıyla beraber efsanevi Engin Cezzar aşkını okurken; tiyatro kapılarında kuyrukların uzadığı, devlet başkanlarının  aktörleri ayakta alkışladıkları bambaşka bir Türkiye'nin de panoramasını izliyoruz. Ülkemizin en güzel düşünen, yazan, oynayan insanlarıyla tanışıyor, oyundan oyuna, tiyatrodan tiyatroya, kulislerden kokteyllere, terzilerden balık çarşısına gezerek 20. yüzyıl Türk sanat hayatına tanıklık ediyoruz.

Tek kelimeyle muhteşem bir kitap. Büyüleyici.