Oda, Jack'in bütün dünyası, doğduğu günden bugüne, 5. doğumgününe kadar yaşadığı, gördüğü bildiği tek mekan. Jack için bütün varoluş salt bu oda, diğer şeyler televizyon. Yani gerçekte yoklar, başka gezegenlerde diğer şeyler. Jack'i olabildiğince sağlıklı tutmaya çalışan Anne için ise, bir zindan burası ve Jack büyüdükçe, sorulara cevap veremedikçe iyice içine sığılmaz olan bir zindan
Oda, bir solukta okunan, okunduktan sonra zihnimizden çıkartamadığımız, beraberimizde taşıdığımız o güzel romanlardan biri. Son derece içe işleyen bir anlatımı var. Yazar romanı 5 yaşındaki Jack'in ağzından ve onun bakış açısından anlatıyor ve bunu o denli başarılı yapıyor ki hayran olmamak elde değil. Doğduğu andan itibaren içinden bir an olsun çıkmadığı tek bir odada yaşayan ve dünyayı hç tanımamış bu çocuğun gözlerinden anlatılan hikaye son derece sade, çarpıcı, bir o kadar duygulu ve zekice. Tıpkı Jack gibi.
Konu olarak akla lise çağlarında okuduğumuz VC Andrews'un Çatı serisini getiren Oda, o seriden alabildiğine farklı, hikayesini uzatmadan anlatıyor, gerçekliğiyle içimize işliyor ve tam olması gereken yerde hikayesini bitiriyor. Gereksiz uzatmalar yok Oda'da; sadece anlatılması gereken bir hikaye var. Jack'in ve onu tüm kötülüklerden korumaya çalışan genç Anne'nin öyküsü.
Bu özel kitabı mutlaka okumanızı öneririm.




