pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2016 Pazar

Miyav! Kafayı mı Yediniz Siz? (Complètement cramé! )


Gilles Legardinier, Pegasus Yayınları

Çeviri : Hakan Tansel




Önceki kitap Miyav! Yarın Yeni Bir Hayata Başlıyorum çok hoşuma gidince, bu kitabı da tereddütsüz aldım, bu da çok hoşuma gitti. Umarım Miyav! serisi devam eder ve sevimli kapakları görmeye devam ederiz.


Bu kitabın kahramanı geçkince bir bey, Andrew Blake. İşten güçten bunalan bu zengin, hali vakti yerinde İngiliz beyefendisi hayattan kaçış yolu olarak ilginç bir yöntem buluyor : Fransa'da köhne bir malikanede uşak olarak işe giriyor. Tabii burada yuh artık diyebiliriz ama sonuçta eğlenceli bir kitap okuduğumuzun farkındayız, bunu yutuyoruz o yüzden bir güzel.


Malikane tabii hoş tiplerle dolu, dul madam; öfkeli aşçı ve kedisi, kaçık bahçıvan derken Arthur kendini komik olaylar silsilesinin içinde buluyor.


Eğlenceli, hoş bir kitap. İnsana iyi hissettiren cinsten sevgi dolu bir hikâyesi var. Çok hoşuma gitti.



29 Eylül 2016 Perşembe

Miyav! Yarın Yeni Bir Hayata Başlıyorum (Demain j'arrête!)


Gilles Legardinier, Pegasus Yayınları

Çeviri : Hakan Tansel


Amelie filmi gibi tatlı bir Fransız romanı Yarın Yeni Bir Hayata Başlıyorum. Miyav kısmını yayınevi eklemiş, kitabın kapağındaki Peru şapkası takmış kediyi düşününce, eh mantıklı geldi. Zaten kitaba dikkatimi bu kapak ve isim çekti kesinlikle. Okuyunca da hiç hayal kırıklığına uğramadım.


Kitabımız Julie'nin hikâyesini anlatıyor. Şaşkın kahramanımızın apartmanına son derece yakışıklı ve de esrarengiz bir adam taşınıyor. Julie bu adama kafayı takıyor hatta adamın hayatının aşkı olduğuna inanıyor (yüzünü bile görmeden). Adamı gözetlemek için kendini saçma hallere sokup pek komik şekilde yakalanınca tanışmış oluyorlar neyse. Tabii adamın sakladığı birşey var ve Julie bu sefer esrarı çözmek için olmadık işler peşine düşüyor.


Çok hoşuma gitti bu roman, hem romantik hem komik; asla bayağı veya vıcık vıcık değil, insana iyi gelen, pek tatlı bir kitap.



13 Temmuz 2016 Çarşamba

Fangirl


Rainbow Rowell, Pegasus Yayınları

Çeviri : Müge Kocaman Özçelik


Aslında artık genç yetişkin kitapları okumak istemiyordum, ama Rainbow Rowell'in Eleanor ve Park kitabını çok beğenmiştim. Bunu da okumak istedim. Fena değil, güzeldi, hpştu. Ama Eleanor ve Park kadar sevdiğimi söylemem.


Kahramanımız ikiz kızkardeşi ile üniversiteye başlayan Cath, deli bir Simon Snow hayranı. Yani güya Harry Potter gibi bir fenomen seri işte. Aslında direkt Harry Potter da kullanılabilirdi, çok bariz olmuş bu şekilde. İşte bu Cath çok içine kapanık bir kız ama Simon Snow fanfiction'ları yazıyor. hayran kurgusu yani. Kitabımız da bu kızın üniversitenin ilk yılında yavaş yavaş kabak çiçeği gibi açılmasını anlatıyor. Hoş, eğlenceli ama iz bırakmayan bir gençlik romanı.



20 Mart 2016 Pazar

Mucize (Wonder)


R.J. Palacio, Pegasus Yayınları

Çeviri : Berna Sirman



Kahramanımız August (Auggie) Pullman, genetik bir bozukluk sebebiyle yüzünde feci bir deformasyonla doğmuş. Yani yüzüne bakmaya korkuyor herkes, gözleri aşağıda, kulakları yok gibi, çenesi tuhaf vs. Auggie'nin dediği gibi : "Aklınıza ne geliyorsa muhtemelen ondan daha kötü görünüyorumdur." Onu gören çocuklar korkudan çığlık atarak kaçıyorlar yanından.


Auggie çok cesur davranarak, 5.sınıfta mahallesindeki okula gitmeyi kabul ediyor. Kitabın hikayesini; Auggie'nin, ablasının ve arkadaşlarının bakış açılarından okuyoruz. Bu benim için hoş bir sürpriz oldu, kitabın başarısının bir sebebi de bu diye düşünüyorum. Yani sadece Auggie'nin yaşadığı zorlukları değil; onunla bir ömür geçiren ablasının hislerini, arkadaş olmaya çalışan çocukların bakış açılarını da okuyabiliyoruz.


Pek duygulu ve samimi buldum Mucize'yi. Çok sevdim!




30 Kasım 2015 Pazartesi

Eleanor & Park


Rainbow Rowell, Pegasus Yayınları

Çeviri : Müge Kocaman Özçelik



Eleanor karman çorman kızıl saçları, iri bedeni ve tuhaf giysileri ile okul otobüsüne meteor gibi düşüyor. Eleanor'a oturması için tek yer veren de Park, çizgi roman düşkünü, yarım kan Koreli, müzik düşkünü bir delikanlı. Bu ikisi, hiç konuşmasalar da yavaş yavaş yakınlamaya başlıyorlar. Eleanor her gün okul yolunda Park'ın çizgi romanlarına göz atarken bir bakıyor kafa kafaya vermişler, beraber okuyorlar X Men'i Batman'i...


O kadar güzel yazmış ki Rainbow Rowell, gayet doğal bir şekilde ilerliyor gençlerin muhabbeti. Ayrıca Eleanor'un tuhaf hallerinin, saçının bile açıklaması var ilerleyen sayfalarda. Hikayenin arka fonunu da 80'lerin güzel şarkıları oluşturuyor. Kaset doldurup karışık kasetlerden walkman'de müzik dinliyor kahramanlarımız. Aah ah!


Son derece naif, içinize işleyecek bir aşkın öyküsü bu. Harika bir kitap, bayıldım. Eleanor ve Park'tan sonra en çok Park'ın annesiyle babasını sevdiğimi de söylemek isterim:)




23 Kasım 2015 Pazartesi

Kızıl Kraliçe (Red Queen)


Victoria Aveyard, Pegasus Yayınları

Çeviri : Onur Kınacı Birler



Kızıl Kraliçe'yi Pegasus Yayınları bir tantana ile Kitap Fuarında özel kutusuyla satışa sürdü. Goodreads'deki yorumları da iyiydi, ben de alıp hemen okudum.


Kızıl Kraliçe'nin anlattığı dünyada insanlar kanlarının rengine göre ikiye ayrılmış. Gümüş kanlılar üstün ırk sayılırken, kırmızı kana sahip kalabalıklar ezilmiş, ölsünler diye bitmek bilmeyen savaşa gönderilmiş, en ağır işlerde kullanılmış. Gümüşlerin her birinin özel bir yeteneği var, kimi akıl okuyor, kiminin fiziksel kuvveti ölümcül, kimi suyu kimi ateşi bükebiliyor. Kızıllara hükmetmeyi hak bilmişler, berikiler de ezilmeyi kabul etmiş.


Kahramanımız Mare hizmetçi olarak girdiği Gümüş kralın sarayında beklenmedik olaylar sonucu bir prensese dönüşüyor. Fakat entrikalarla dolu saray hayatında kime güveneceğini de zor yoldan öğrenmesi gerekiyor.


Kitap akıcı yazılmış, çevirisi de düzgün. Fakat benim iki sıkıntım var.

Bir, kitabın dünyasını çok algılayamadım. Yani teknolojinin neresinde duruyorlar, zeplin uçuyor, jetler gidiyor ama neden masalımsı elmas camdan sarayda yaşıyorlar. O konuda biraz kafa karışıklığı oldu.

İki, kitap okuduğumuz başka bir sürü bu ip kitaba benziyor. Özel yetenekler, elektriğe hükmeden kız, en başta arenadaki oyunlar.. Ne bileyim insanın aklına Açlık Oyunları, Taht Oyunları, Yetenek, Ateş Laneti gibi kitaplar geliyor. Daha da gider bu liste.


İyi hoş, sıkılmadan okudum ama illa okumalısınız diyemem.







19 Eylül 2015 Cumartesi

Her Gün (Every Day)

David Levithan, Pegasus Yayınları

Çeviri: Derya İmer Aydınlık


Kitabın hikayesi gerçekten çok enteresan ve ilgi çekici. Kahramanımız A., her sabah bir başka bedende uyanıyor. Doğduğundan beri bu böyle. Sebebi muamma. Bebekken tabii anlamamış bunu, çocukken ise normal zannetmiş. Büyüdükçe, insanların hayatındaki sürekliliği ayrımsamış. Şimdi 16 yaşında ve her sabah 16 yaşında bir başka kız veya oğlanın bedeninde uyanıyor. O bedenin hafızasına erişip o kişi adına günü yaşıyor. Ama kendi benliğine sahip, kendinin bilincinde. E-postası bile var. Bir sabah bedeninde uyandığı bir delikanlının kız arkadaşına aşık oluveriyor. Kızın adı Rhiannon. (Ben kitabı okurken bu isim her karşıma çıktığında Riyanna diye okuyup geçtim)  Bizimki aşık oldu ya, sonraki günlerde hangi bedende uyanırsa uyansın, bir yolunu bulup Rhiannon'a gidiyor.

Dediğim gibi konu inanılmaz enteresan ve çok merak uyandırıcı. Ama sanki harcanmış konu, olmamış. A.'nın durumu hakkında daha çok detay olmalıydı, sonra nasıl hep aynı civardaki bedenlerde var oluyor, ne bileyim ülkenin başka bir yerindeki bir bedende neden uyanmıyor, hatta neden başka bir ülkede uyanmıyor eğer gezici bir benlikse A.?

Kaçırılmış bir fırsat diyorum Her Gün için.


19 Mayıs 2015 Salı

Yetenek (Graceling)


Kristin Cashore, Pegasus Yayınları

Çeviri : İlker Şahin


Kitabımız, 7 krallıktan oluşan bir diyarda geçiyor. Bu diyarda, özel yetenekleri olan iki gözü farklı renkte insanlardan hem korkuluyor hem de yetenekleri sömürülüyor. Genç Katsa da yabanıl öldürme yeteneği ile Middlunds kralı dayısının maşası olmuş. Dayısından gizli yürüttüğü bir Konsey görevinde Lienid prensi Po ile tanışan Katsa, delikanlı ile maceralı bir yolculuğa çıkıyor ve de biz de kahramanlarımızla beraber olayların içinde buluyoruz kendimizi.


Okuması gayet zevkli bir kitap Yetenek. Seriye devam edeceğim.



2 Ocak 2015 Cuma

Guguk Kuşu (The Cuckoo's Calling)


Robert Galbraith, Pegasus Yayınları

Çeviri : Zeynep Heyzen Ateş


Bir Cormoran Strike polisiyesi.


Olağanüstü güzelliği dillere destan olmuş manken Lula Landry; havalı çatı katı dairesinden karla kaplı sokağa düşüp ölmüştür. Polis, olayın intihar vakası olduğuna karar verip davayı kapatır. Bir kaç ay sonra, Lula'nın ağabeyi John Bristow; Özel Dedektif Cormoran Strike'a başvurup adamı kiralar. John, kız kardeşinin kesinlikle intihar etmiş olamayacağına inanmakta ve Cormoran'ın katili bulmasını istemektedir. Cormoran, yeni işe başlayan geçici sekreteri Robin ile beraber dava üzerinde çalışmaya başlar.


Artık sağır sultanın duyduğu üzere, kitabın yazarı J.K.Rowling. Hatta 2014'de Cormoran Strike polisiyelerinin ikincisini yayınladı (The Silkworm) . Canımız kraliçemiz, takma ismin vereceği özgürlük hissiyatı ile, Harry Potter başarısının baskısı altında kalmadan yazmak istemiş polisiyesini.


Kitap çok güzel, hemen söyleyeyim. Gayet akıcı ve zevkli, üstelik çok meraklı. Kahramanımız iri yarı, saçı sakalına karışmış, son derece zeki, az biraz derbeder Cormoran Strike bir harika. Yanına geçici olarak gelen Robin de, çocukken dedektif olmayı hayal etmiş pek akıllı bir kız. Cormoran'a tahmin edemeyeceği kadar yardım ediyor davada. Batman & Robin ikilisi gibi çalışıyor ikilimiz.


Kitabın en sevdiğim özelliklerinden bir de Londra'da geçmesi. Bu benzersiz şehri pek canlı ve etkin kullanmış yazarımız romanında. Okuması gerçekten çok zevkliydi.


Polisiye sevenlerin kaçırmaması gereken bir roman. Üstelik Pegasus akıllılık edip kitabı Zeynep Heyzen Ateş gibi yetkin bir çevirmene teslim etmiş. Böylece bizi delirtebilecek klasik Pegasus çeviri problemleri ortadan kalkmış.

Yeni macerayı heyecanla beklemekteyim.






20 Aralık 2014 Cumartesi

Daire 16 (Apartment 16)


Adam Nevill, Pegasus Yayınları

Çeviri: Cem Demirkan


Kitabımız gayet umut verici bir şekilde başlıyor. Londra'nın lüks Kensington semtinde, zenginlerin yaşadığı Barrington binasında, 16 numaralı dairede kimse oturmaz. Gece bekçisi kahramanımız Seth kapının ardından tuhaf sesler duymaktadır. Kadın kahramanımız Apryl'in teyzesi de bu binanın sakinlerindendir. Teyze ölünce mirası almak için Barrington'a gelen Apryl binanın geçmişini araştırmaya başlar.

Kitabın açılışı güzeldi bence, ama sonradan hikaye başka başka yerlere gitti. Seth'in kabusları, sanatsal açıklamalar derken beni sıkıntı bastı. Kitap heyecanını kaybetti ve öfleye pöfleye bitse de gitsem diye okudum. Şöyle bir güzel korkup gerilemedi. Hayal kırıklığı idi.

Çevirisi gayet güzeldi kitabın, neyse bari bir de çeviri yüzünden acı çekmedim:)




26 Eylül 2014 Cuma

Kemik Atlası (Map Of Bones)


James Rolling, Pegasus Yayınları

Çeviri : Özber Çin



Bu kitabı hiç sevmedim. Çevirisini de beğenmedim. "Biz de bunu yapıyor olacağız" , "bilmem ne ediyor olacağız" böyle bir Türkçe var mı Allah aşkına? Kitabı kendimi sıkıp bitirdim, bitirince de gidip listemdeki büyün Pegasus kitaplarını sildim. Yani bilemiyorsun ki, misal Bir Genç Kızın (D)Evrimsel Keşifleri'nin çevirisi gayet güzeldi.  Başka bir kitabı alıyorsun leş çıkıyor. Yoruldum.


Ne yazayım? İşte bulmaca çözüp ipucu peşinden dünyayı dolaşmalı bir macera romanı. Sanırım bu kahramanların maceralarının serisi var. Şahsen okumaya niyetim yok.






8 Eylül 2014 Pazartesi

Büyücüler (The Magicians)


Lev Grossman, Pegasus Yayınları

Çeviri : İlker Sönmez


Lise son sınıftaki kahramanımız Quentin, üstün zekası sayesinde Brakebills Büyü Eğitimi Üniversitesine kabul edilir. Quentin ömrü boyunca Fillory denen fantastik bir dünyada geçen kitap serisini okumuştur. Büyünün gerçekten varolması, onun hayallerinin gerçekleşmesi demektir. Böylece okula yazılır, arkadaşlar ve bir sevgili edinir. Güçlü bir büyücü olur. Ama hala mutlu değildir.

Enteresan bir kitap Büyücüler. Brakebills nasıl Hogwarts değilse, Quentin de kesinlikle Harry değil. Zaten korkak ve hatalarıyla yüzleşemeyen pısırık bir adam kahramanımız. Kötü bir şey olunca kaçıp saklanmak istiyor. Kendisini genellikle kolundan sıkıca tutup sarsmak istiyorsunuz. Yani bir macera kahramanı değil. Üniversite öğrencisi işte. Kitabın bir gerçekçiliği var. Yani uçan süpürgeler, kurbağa çikolatalar filan beklemeyin. Depresif bir roman bu, aynen bir türlü mutlu olamayan Quentin gibi. Sonunda, hayal ettiği fantastik dünyada hiç beklemediği bir savaşın içinde kendini bulunca, belki aynen bizim davranacağımız gibi davranıyor Quentin, duvar halılarının arkasına saklanıyor.

Kitabı hiç ara vermeksizin okudum. Son derece akıcı gitti. Söylemeliyim ki, kitap sizi alıp maceralarla dolu fantastik dünyalara götürmüyor. O tarz bir eser değil. O dünyalara gitmeyi hayal eden birinin gerçekten dileği kabul edildiğinde ne duruma düşebileceğini tasvir ediyor. Sanırım en iyi bu şekilde ifade edebilirim.

Bir kötü durum, kitabı İthaki değil Pegasus yayınladı. Bu yüzden de, aslında üçleme olan serinin devamı basılacak mı, hiç bir şekilde emin olamıyoruz.

Hayırlısı be gülüm!




31 Ağustos 2014 Pazar

Zümrüt Yeşil (Smaragdgrün)


Kerstin Gier, Pegasus Yayınları

Çeviri : Firuzan Gürbüz


Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer - 3


Serinin son kitabı da ilk ikisi gibi bir çırpıda okunacak cinsten.  Bu macerada artık bütün sırlar açığa çıkıyor. Saint Germain Kontunun kötücül emellerine engel olmaya çalışan kahramanlarımız hem hayatta kalmaya, hem de kronografın esrarını öğrenmeye çalışıyorlar. Bu esnada geçmişe gidip büyükbaba Lucas ile konuşan Gwendolyn, aile evinde gizlenmiş sırları da ortaya çıkarıyor. tabii bu da başına daha çok işler açıyor.


Okuduktan sonra unutulacak türden, hafifcecik, çıtır çerez serimizin son kitabı, ilk ikisini okuduysanız kaçınılmaz olarak okuyacaksınız benim gibi:)




Safir Mavi (Saphirblau)



Kerstin Gier, Pegasus Yayınları

Çeviri : Firuzan Gürbüz


Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer - 2


Bu serinin ilk kitabını okuyalı epey olmuştu, o yüzden devamını okumadan önce ilkine şöyle bir göz gezdirdim. (İlk kitap Yakut Kırmızı) Yalnız Pegasus serinin devamını basarken çok güzel ciltli kapaklar hazırlamış. Şimdi bendeki ilk kitap süklüm püklüm kalmışken, diğer iki volüm, ciltli ve pek havalı görünüyor. Serinin kapakları gerçekten çok güzel.


Bu ikinci macerada, Gwendolyn geçmişe seyahat edip son derece önemli suarelere katılıyor, üstelik doğru davranmayı, menuet dansı yapmayı ve yelpazesini gerektiği gibi kullanmayı da öğrenmek zorunda. Gideon ile ilişkileri karmaşıklaşırken, geçmişte Paul ve Lucy'nin yaşadıklarına dair yeni bilgiler öğreniyor. Üstelik çok sevdiği ölmüş büyükbaba Lucas ile yeniden karşılaşıp onunla sohbet ederek yapıyor bunu..

İlki gibi bir çırpıda okunan, hafif, çıtır çerez bir kitap. Eğleniyorum ben bu seriyi okurken.




1 Temmuz 2014 Salı

Bir Genç Kızın (D)Evrimsel Keşifleri (The Evolution of Calpurnia Tate)


Jacqueline Kelly, Pegasus Yayınları

Çeviri : Gökçenur Şehirli



"Bir Genç Kızın..." diye başlayan romanlardan genellikle uzak duruyoruz değil mi? Güzelim ciltli kapağı ile gönlümü çelen bu kitap hiç de bayık bir genç kız romanı değil ama. Zaten kahramanımız da genç kız sayılmaz.

Calpurnia Virgina Tate, 1899 senesinde, babasının Teksas'daki pekan cevizi çiftliğinde yaşayan 12 yaşında bir kız. Callie'nin kendinden büyük 3 tane, ondan daha küçük de 3 tane erkek kardeşi var. Tabii tek kız olunca, annesinin hanım kadına ev işi derslerinin de tek hedefi Callie oluyor. Fakat kahramanımız civardaki nehirde yüzmeyi, çevresini gözlemleyerek doğada olup bitenleri incelemeyi daha eğlenceli buluyor haliyle. Bir gün ağabeyi Harry, Callie'ye güzel bir defter hediye ederek gözlemlerini buna not almasını söyleyince, Callie'nin önünde yepyeni bir dünya beliriyor...


Gözlemlerini yazmaya başlayan Callie, yaşlı ve aksi büyükbabanın dikkatini çekiyor. Büyükbaba evdekilerle pek haşır neşir olmayan, herkesin ürktüğü bir tip. Meğersem laboratuvarına kapanmış, pekan cevizinden viski imal etmeye uğraşıyormuş:) Calpurnia'nın doğa bilimciliğine attığı ilk adımları gören Büyükbaba, küçük kızı kanatları altına alıyor. Koca bir yüzyıl biterken, Coca Cola yeni icat edilmişken, Calpurnia da büyüyünce sadece annesinin istediği gibi hanımefendi değil, istediği her şey olabileceğini keşfediyor.


Çok keyiflendim bu kitabı okurken, adeta küçükken Korkusuz Kaptanlar'ı veya ne bileyim Gizli Bahçe'yi filan ilk kez okurken hissettiğim gibi bir zevkti bu. Callie'nin tek kız kardeş olması, büyükbaba ile doğa bilimi çalışmaları, yüzyıl dönümünde Güney'de küçük bir kasabada hayat, hepsini pek tatlı anlatmış yazarımız. Türkçe çeviriyi de çok başarılı buldum.

Çok güzel bir kitap, ben çok sevdim!





1 Haziran 2014 Pazar

İlk Aşk [19 Başarısız Denemeden Sonra] (An Abundance of Katherines)


John Green, Pegasus Yayınları

Çeviri : Çiçek Eriş


John Green'in yeni kitabı diye yayınlanan İlk Aşk, aslında yazarımızın 2006 senesinde çıkarttığı ikinci romanı. Olsun, ben yine de kitabın çıktığını görünce işten çıkıp koşa koşa, uça uça D&R'a giderek kaptım bir tane.

Kahramanımız Colin Singleton, biraz aşırı zekalı bir delikanlı. En iyi ve de tek arkadaşı da Lübnanlı Hasan. Colin'in bugüne dek aşık olduğu tüm kızlar birer Katherine imiş. On dokuzuncu Katherine Colin'i terkedince dağılıyor bizimki. Bunun üzerine Hasan çocuğu arabaya atlayıp bir yol macerasına atılmaya ikna ediyor. Tennessee eyaletinde, adı sanı duyulmamış Gutshot kasabasından geçerken, Arşidük Franz Ferdinand'ın mezarının burada olduğunu iddia eden bir tabela görüyorlar. Ve Gutshot kasabasında yol maceraları bambaşka bir yöne savruluyor.

Bence tam yazlık, pek tatlı bir roman İlk Aşk. John Green'in kendine has, esprili tarzı hoşuma gidiyor benim. Çeviriyi de sevdim. Yazarımızı seviyorsanız okuyun. Eğer bir "Aynı Yıldız'ın Altında" beklemeden okursanız oldukça eğlenceli bulabilirsiniz.





21 Mayıs 2014 Çarşamba

Labirent : Ölümcül Kaçış (The Maze Runner)


James Dashner, Pegasus Yayınları

Çeviri : Gizem Yeşildal


Kahramanımız kendine gelir ve metal bir asansörün içinde olduğunu farkeder. İsminin Thomas olması dışında hiç birşey anımsamaz. Asansör onu Kayran'a çıkartır. Dört tarafı muazzam duvarlarla kapalı bir köydür burası, ahalisi de aynen Thomas gibi, isimlerinden başka birşey anımsamayan çocuklar. Kayranın etrafını, duvarları kayarak her gün değişen bir labirent sarmaktadır ve de labirentte dolanan ürkütücü yaratıklar çocukların baş düşmanıdır. Thomas ise labirentten kaçıp kim olduğunu öğrenmeye kararlıdır.


Ölümcül Kaçış, üç kitaplık serinin ilki. İkinci kitabı da geçenlerde yayınlandı. Hemen alıp okunacaklar listeme ekledim. Kötücül ve ürkütücü bir gelecekte geçen, oldukça meraklı bir roman Ölümcül Kaçış. Sonunda ne olacak, yeryüzünde ne olmuş, o çocuklar nasıl Kayran'a gelmişler, Kayran da neyin nesi diye merak ederek okuyorsunuz sonuna kadar. Distopik maceraları sevenler kaçırmasın bence bu seriyi.





Ölümcül Kaçış filme de çekilmiş, eylül ayında gösterime girecekmiş.



13 Mayıs 2014 Salı

Tanrı'nın Formülü (A Formule De Deus)


Jose Rodrigues dos Santos, Pegasus Yayınları

Çeviri : Cem Demirkan


Portekizli kripto analiz ve eski diller uzmanı, profesör Thomas Norunha, bir konuşma yapmak için Kahire'ye gittiğinde, olağanüstü güzellikteki İranlı Ariana tarafından karşılanır ve İran hükümetince bambaşka bir iş için istendiğini öğrenir. İranlılar olağanüstü değerli bir el yazması ele geçirmişlerdir ve Thomas'dan yazmayı deşifre etmesini istemektedirler. Belgelerin büyük bölümü, efsanevi Albert Einstein tarafından kaleme alınmış ancak bir kısmı Portekizce şifrelenmiştir. İranlılar, bu el yazmasında Tanrı'nın formülünün ve evrenin sırrının açıklandığına inanmaktadırlar. Böylece yazmayı çözmek için Tahran'a giden kahramanımız kendini bir dizi olayın içinde bulur.


Kitabın konusu oldukça beklenti yaratsa da, ben bu romanda aradığımı bulamadım dostlar. Kitap uzun uzun matematik ve fizik formüllerini, termodinamiğin ikinci kanununu açıklayıp duruyor. Sanki yazarımız, bilimsel olarak Tanrı'nın varlığını ve evrenin oluşumunu açıklayan verileri ve teorileri toplayarak bize sunmak istemiş. Sonra "bari bunu bir roman gibi yazayım da çok okunsun" diye düşünmüş ancak roman, romana değil bilimsel rapora benziyor daha çok. Ben şahsen okurken sıkıldım çünkü şifreli, kriptolu, esrarlı, heyecanlı bir macera romanı okurum sanmıştım. Fizik kitabı çıktı sonuçta.


Termodinamiğin ikinci kanunu merak edenler için...




5 Mart 2014 Çarşamba

Medcezir (The Understudy)


David Nicholls, Pegasus Yayınları

Çeviri : Mehmet Boran Evren


Bir Gün ile tanıdığımız David Nicholls'un, daha önce yayınladığı kitaplarından bir Medcezir. Kitabımızın kahramanı Stephen, ömür boyu aktör olmak için yanıp tutuşmuş; ancak çocuk filmlerinde sincap; televizyon dizilerinde otopsi masalarındaki ölü adam olmaktan öteye gidememiş. Şimdi de bir tiyatro oyununda, büyük yıldız Josh Harper'ın yedekliğini yapıyor. Kitabın orijinal adı da yedek oyuncu manasında Understudy iken, Medcezir'i nerelerinden uydurmuşlar, onu hiç bilemedim sevgili dostlar.

Neyse, kitap Stephen'ın yedek oyuncu olarak hayatının bir dönemini anlatıyor. Bir türlü büyük çıkışını yapamadığı için başarılı olamadığını düşünen iyi niyetli, silik kahramanımız; muhteşem Josh Harper'ın güzel karısına aşık olunca işler karışıyor.

Kitapta takıldığım nokta şu; Stephen'ın tam adı Stephen McQueen. Herkes onu Steve McQueen ile karıştırıp duruyor. O zaman bu kitap kaç senesinde geçiyor? O kadar merak ettim ki anlatamam. DVD'ler, cep telefonları filan kullanıyorlar kitapta. Ama McQueen 1980'de ölmüştü, herkes Stephen'ın adını duyduğunda nasıl onunla karıştırabilir anlayamadım.

Çok kolay okunan bir kitap Medcezir. Ama Bir Gün'ün tırnağı olamaz. Çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Ne hikayede ne karakterlerde vurucu bir yan bulabildim. Biraz manasız buldum açıkçası. Ne diyelim? Bazen olmaz!





10 Ocak 2014 Cuma

Alaska'nın Peşinde (Looking For Alaska)


John Green, Pegasus Yayınları

Çeviri : Banu Talu



Genç Miles Halter, evden uzaklaşmak, olasılıkları keşfetmek, Büyük Belki'nin peşine düşmek ister. Alabama'daki bir yatılı liseye kaydolur. Burada hayatında ilk kez arkadaş edinir: Albay, Takumi ve büyüleyici Alaska Young.  Kesinlikle başka ilkleri de yaşar: sigara tüttürür, sarhoş olup kusar ve kaçınılmaz şekilde Alaska'ya tutulur. Zeki ve komik olmasının yanı sıra Alaska oldukça dengesizdir ve için için onu harap eden dertleri hepsinin hayatını etkiler.


John Green kitaplarını üst üste okuyunca tekrarlanan temayı farkettim : Mountain Dew gazozu seven, herkesin hayran olduğu, biraz çapraşık ve başını alıp giden genç kız. Acaba yazarımızın hayatını bu denli etkileyen biri mi olmuş gençliğinde? Daha içine kapalı, ders çalışan, şiir okuyan oğlan karakterler de kendisi olsa gerek, ne bileyim? Fakat yazarımızın yarattığı karakterlere bayılıyorum. Bizim parlak vampir çocuğa aşkından ölüp biten  mıy mıy Bella ne kadar tuhafsa; John Green'in kitap okuyan, şiirler alıntılayan, bilgisayar oyunu oynayan, ucuz şarap içip eşşek şakaları yaparak çılgınca eğlenen gençleri o denli samimi ve gerçek.

John Green'in karakterlerini seviyorum, kitaplarının bende uyandırdığı tatlı hissi seviyorum. Özellikle yatılı okul ve arkadaş grubu temalarını çok seviyorum. O yüzden bu kitabını da sevdim. Yaşasın genç yetişkin edebiyatı diyeyim o halde:)