büyülü gerçeklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
büyülü gerçeklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Aralık 2015 Perşembe
Sandık Odası
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Sezgin Kaymaz'ın ikinci hikâye kitabının yayınlanmasının üzerinden 10 sene geçmiş. Ben yeni okudum bu acıtıcı, komik ve gerçek üstü hikayelerle dolu kitabı. Ne bileyim, öykü okumaya karşı hep mesafeliyimdir. Roman severim ben, Aziz Nesin'den sonra öykü okumayı bıraktım diyebilirim. Ama söz konusu Sezgin Kaymaz ise, telefon rehberi bile yazsa okuyacağım için, kitabı hevesle aldım elime. Ve tabii söz konusu Sezgin Kaymaz olunca hayal kırıklığı mümkün olmuyor. Elleri dert görmesin.
Sandık Odası'ndaki hikâyeler Bakele'deki gibi kısa kısa değil, daha uzun, dolayısıyla daha çok sevdim bunları.
Medet kadar da uzun değiller. Tam 18 tane hikâye var Sandık Odası'nda:
-Ateşin Var mı Birader? : Süper, yüzsüzlük ve dostluk hakkında:)
-Eşşek Şakası : Şaka yapmaya meraklı bir genç tıp fakültesine girer ve olaylar gelişir.
-Çok Oldu Kız Gideli : İçinize oturan bir hikaye
-Geleneksel Kömüş Günü Şenlikleri : Harika bir hikaye, zayıflamaya kararlı bir obez ailenin başına gelenler:) Çok güldüm.
-Ümit : Ümit etmek ve şükretmek hakkında bir mesel.
-Elmaların Yongası : Bir türkü nasıl söylenir, saz nasıl çalınır?
-Kuduz : İnsanlar nasıl birbirini gaza getirip berikini linç ediyorlar.
-Biz Geldik : Yine bir ölüm hikayesi.
-Kaybedenler : Fakir ile zengin, aşağıdakiler ile yukarıdakiler hikayesi.
-Helva : Bir kaç arkadaş, mezarlıkta bir oyun oynarlar ama...
-Bakar mısınız : Birini koşulsuz sevebilir misiniz? Çok iç acıtıcı bir hikaye.
-Hayat Devam Ediyor : Aşk nedir?
-Çık Ordan! : Ayyy müthiş bir hikaye, çık çık! çık!
-Sakarlık Bulaşıcıdır : Hayatımda okuduğum en komik hikaye, koltuktan düştüm resmen gülmekten.
-Bak Postacı Geliyor : Önyargı hakkında bir hikaye, tabii bir de Julia var:)
-Sen Alkol Kokuyorsun! : Yine önyargı, yargısız infaz hakkında nefis bir hikaye.
-Hayırlı Evlat : Nasıl mafya olunur:)
-Yakın Hafıza : Unutkanlık hakkında, aklım döndü okurken:)
Sezgin Kaymaz'ın harikulade Türkçesi ve müthiş mizahı ile bezenmiş bu öyküleri kaçırmayın!
13 Aralık 2015 Pazar
Medet
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Canım Sezgin Kaymaz'ın kitaplarını okurken hikayeleri en sona bırakmıştım. Pek hikaye okumak alışkanlığım yok, okudum mu uzun uzun, doyasıya roman olsun istiyorum. Medet'teki hikayeler de uzun ve çok lezzetliler. Çok severek okudum.
Kitapta 5 tane hikaye var:
Medet : Çok çarpıcı bir köpek hikayesi, ağlatır. Beni ağlattı.
Gelip Giderler : Ölüm ve ölüm sonrası hakkında, altı çizilesi bilge satırlarla bezeli bir hikaye.
Hayırlı Yolculuklar : Bir lise hentbol takımının otobüs yolculuğunu anlatan bu hikayedeki bir paragraf, Türkiye'nin çok partili dönemini müthiş bir şekilde anlatıyor. Bir de takımın idarecisinin anlattığı bir fıkra var ki, hala gülüyorum o fıkraya:)
Alo? : Kaderin oyunlarına dair gerçek üstü bir hikaye.
Tevzadze Kim : Bir şaheser, hiç bir bedduası tutmayan Münevver ebenin hikayesi harikulade. O şahane beddualarını da bir kenara not ettim, lazım oldukça bilmek lazım:)
15 Kasım 2015 Pazar
Son Şura
Sezgin Kaymaz, April Yayıncılık
Sevinç Kuşları, 3.kitap
Sezgin Kaymaz'ın Sevinç Kuşları üçlemesi, Son Şura ile tamamlanıyor. Kahramanlarımızla son kez buluşuyoruz artık, onları bir daha görmeyeceğiz. Başka bir gerçeklikte, onlar yaşamlarına devam edecekler. Canım Veysel, Naim, Hayri, Celil, Zila, Kübra, Gıyas, Deccal, Nazlı, Kıvırcık, Uğur, Taşkın ve daha onlarca rengarenk karakter kuşlarını uçurup gidiyorlar artık.
Kitap 7 Kasım'da fuarda ilk kez yayınlandı. Satın alan ilk kişi de benim:) Fakat şaşırtıcı, hemen okuyamadım kitabı. Ne bileyim, bunu da okuyunca bir başka Sezgin Kaymaz kitabı için daha ne kadar bekleyeceğiz, bilmiyorum ki? Neyse, sabrım 1 hafta bile sürmedi, kitabı aldığımın haftası okuyup bitirdim.
İkinci romanda olanların üzerinden 20 sene geçiyor ama bu 20 senenin geçişini ve 20 senede Ankara'nın ne biçim değiştiğini o denli akıcı anlatmış ki yazarımız, Ankaralı olmadığım halde onun özlemini paylaştım. Biz de Istanbul'da şehrimizi kaybettik çünkü. Bir Taksim Meydanımız bile yok.
20 sene sonra, Deccal Ağam ceketini asıp gitmişken, Japon namlı bir bela türüyor Ankara'da. Japon; Zila ile İrfan'ın; Kübra ana ile Gülhan'ın yaşadığı meşhur apartmanı almaya kalkışınca Gülbahçe İş Takip işe karışıyor. Böylece tüm kahramanlarımız son şurada bir araya gelip son oyunu oynuyorlar.
Serinin final kitabı olmasına rağmen yeni katakterler ekleniyor hikayeye: Ramazan Şerif, müdür Cüneyt, şöför Turna (allah onun binbir türlü belasını versin:), Ziya Amirim. Önceden tanıdıklarımız da adeta resmi geçit yapıyor. Ve finalde tüm hikaye bağlanıyor.
Aaa, allaa allaa, bak yaa diyerek okudum romanı, sonunda yüreğim kabardı yine:)
Kitabın kapağı hakkında da bir iki laf edeyim. İlk gördüğümde epey yadırgadım. Yazarın diğer kitapları (Bakele'den evveli) İletişim Yayınlarından çıkmıştı ve kapak tasarımları daha farklı idi. Daha klasik seçimlerdi ve çok hoşuma gidiyordu o kapaklar. Son Şura biraz tuhaf geldi o yüzden gözüme. Ankara detayları ile bezeli bir kapak. Yavaş yavaş alıştım diyebilirim:)
Sonuç olarak, tekrar diyorum ki : İyi ki Sezgin Kaymaz var ve iyi ki roman yazıyor:)
![]() |
| Algan Sezgintüredi, Judy, Sezgin Kaymaz |
![]() |
| İmzalı kitabım:) |
8 Mart 2015 Pazar
BAKELE
Sezgin Kaymaz, April Yayıncılık
Sezgin Kaymaz'ın yeni yayın evinden çıkarttığı ilk kitabı, yazarın öykü seçkisinden oluşuyor. Öykülerin bir kısmını Sezgin Kaymaz'ın Facebook sayfasında okumuştum. Daha sonra sayfada öykü yayınlanmayacağı duyuruldu, belki de bu kitap basılacağı içindir.
Kitap 198 sayfa, yani benim zevkime göre çok kısa. Öyküler çok tatlı. Sezgin Kaymaz'ın kendine has, fantastik demek istemiyorum, büyülü gerçeklik üslubuyla yazdığı her satırı okumak çok zevkli. Bence kitabın tek kötü yanı çok çabuk bitmesi.
Şimdi heyecanla Sevinç Kuşları üçlemesinin finalini bekliyoruz ustadan.
Burada da Tempo Dergisinde yayınlanmış, Sezgin Kaymaz'dan okuma önerileri bulunuyor. Çok güzel bir liste.
2 Kasım 2014 Pazar
Kısas
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Sevinç Kuşları - 2.Kitap
Sağolsun, Sezgin Kaymaz, yana yakıla beklediğimiz üçlemenin ikinci bölümünü bizi üzmeden yayınladı. Deccal'in Hatırı Şubat'ta çıkmıştı sanırım; Kısas da Ekim'de geldi. Yayınlandığını görünce hemen alıp okuduğumu söylemeye gerek yok herhalde:)
Kısas, Deccal'de hikayenin kaldığı yerden devam ediyor. Bu yüzden ilk kitabı okumak şart. Hikayeye eklenen yeni karakterler var:
Tabii ilk kitaptan bildiğimiz canım, en sevdiğim dahi doktor Veysel, Celil & Hayri ikilisi, Zila ve İrfan bebek; kıçı ayrı başı ayrı oynayan tikli Kübra teyze, Berna bacımız maceralarına devam ediyorlar Kısas'a. En önde de ölü gözlü ve hareketinin esrarını çözemediğimiz Deccal Ağa gidiyor. Doktor Veysel'e dua etsin Deccal Ağa:)
Anlatmalara doyamıyorum bu kitabı. Üçlemenin finalini ise hayal bile edemiyorum.
İyi ki varsın Sezgin Kaymaz.
Ve kaçınılmaz olarak " Ay nasıl bi adamlarsınız siz anam?"
28 Ağustos 2014 Perşembe
Golem Ve Cin (The Golem and The Jinni)
Helene Wecker, Doğan Kitap
Çeviri : Can Yapalak
Golem ve Cin, 1899 senesi New York'unda yolları kesişen iki olağanüstü varlığın hikayesini anlatan harikulade bir roman. Golem, en kadim Yahudi büyüleri ile kilden yaratılmış, kalbi atmayan, saçı uzamayan ama düşünebilen, merak eden bir kadın. Cin; bin sene evvel uçsuz bucaksız çöllerde gezip camdan sarayını inşa eden ateşten bir varlıkken, son derece güçlü bir büyücü tarafından bir ibriğe hapsedilmiş bir adam.
Bambaşka iki kadim kültüre ait bu efsanevi yaratıklar, alabildiğine gerçek, hayat dolu, capcanlı New York kentinde karşılaşıyorlar. Golem, Yahudi mahallesinde yaşamakta. Cin ise Küçük Suriye'de. Gerçek benliklerini ustalıkla bulundukları çevreden gizlerken, birbirlerinin hakiki yaradılışını fark edip, tuhaf bir dostluk kuruyor kahramanlarımız.
Bu kitabı adeta zevkten dört köşe okudum, romanın merak duygusu, ne olacak hissi sonuna kadar devam ediyor çünkü. Sonlara doğru sabırsızlıktan gözlerim döndü, kitabı okumadım da yedim herhalde. Golem'in kendine hayat kurma mücadelesi, Cin'in geçmişte çöllerde başına gelenler ve bu ikisinin ait olmadıkları bir dünyada varoluş mücadelesi adeta nefis kesici. Üstelik mistik çöl hikayeleri, büyülü kervanlar, antik Yahudi büyüleri ve hikayelerle bezeli bu macera.
Şahane bir roman. Çok ama çok sevdim.
19 Ağustos 2014 Salı
Kaptanın Teknesi
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Kaptanın Teknesi bize Selen'in 3 gününü anlatıyor. Üniversite öğrencisi Selen ve can dostu Cavidan, kafa kızlar. Muhabbetleri harikulade, kesinlikle aralarına oturup o kankalığa katılmak istiyorsunuz. Müthişler. Bizim şahit olduğumuz üç günün ilkinde, Fonetik dersinde Selen Cavidan'a sataşır, dakikaları sayarken, tuhaf bir öğrenci giriyor sınıfa. Baştan aşağı siyahlar giymiş, gözleri sapsarı bu adama ilk görüşte aşık oluyor Selen. Sonraki üç gün, O'nunla her karşılaştığında olağanüstü işler geliyor başlarına. Adamın her nasılsa Selen'in hayallerindeki eve sahip olmasından tut, evlere şenlik rüyalara, neler görüyor neler Selen. Ve değişmeye başlıyor; o ketum, kimselere içini dökmeyen, sevmeyi bilmeyen Selen; ablasıyla sabahlara kadar ayıla bayıla dertleşip (lafın gelişi değil, patır kütür bayılıyorlar, nedenini bilmek için kitabı okumak gerek) annesini nasıl da sevdiğini anlıyor.
Peki kim bu kara giysili, sarı gözlü yabancı? O, bunları nasıl mümkün kılıyor?
Müthiş bir romandı Kaptanın Teknesi, benim için o iki kızın muhabbeti en güzel yanıydı. Bir de kitabın sonuna kadar hiç bitmeyen merak duygusu ve sürükleyiciliği harikaydı. Sayfalar rüzgar gibi geçti. En sevdiğim Sezgin Kaymaz romanlarından biri artık Kaptanın Teknesi.
17 Ağustos 2014 Pazar
Deccal'in Hatırı
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Sevinç Kuşları - 1.Kitap
Sezgin Kaymaz ne şahane yazıyor, nasıl nefis tipler yaratıyor sözcükleriyle zihnimizde. Ve bütün karakterleri, harikulade hikayesiyle nasıl da müthiş bağlıyor birbirine. Bayılıyorum Sezgin Kaymaz romanlarına, onun kitaplarını okumak çok büyük bir zevk benim için.
Deccal'in Hatırı, okuduğum toplam 7 Kaymaz romanından en farklı olanı. Bir kere bu romanda bizi kanırtarak ağlatan bir köpek yok. Yazarımızın o kendine has büyülü gerçeklik öğelerine de rastlamıyoruz bu hikayede. bambaşka bir roman Deccal'in Hatırı.
Olaylar, gece vakti şişle deşilen, yüzü gözü parçalanan, asitle yakılmış perişan haldeki bir fahişenin hastaneye yetiştirilmesi ile başlıyor. Başhekim Naim, kadıncağızla karnındaki bebeyi kurtarsın diye, dahi doktor arkadaşı Veysel'i çağırıyor hastaneye. Veysel, benim kitapta en sevdiğim karakter, Deccal'den bile çok sevdim bu ağzı bozuk, aşık, olağandışı yöntemlerle hastaları iyi eden, her aman diyene ikiletmeden yetişen deli dahi doktoru! Nitekim, söylene küfrede bebeyi kurtarıyor Veysel. Bu esnada olaya komiser Hayri de katılıyor, çünkü adli bir dava bu.
Kadını şişleyen pezevenkleri bütün alemlerin en gaddar, en kan içici babası Deccal ortalıktan kaldırıyor, gen haritalarından siliniyor adamlar, o derece. Komiser Hayri, Deccal'i ziyaret edince, bu tuhaf karakter de dahil oluyor hikayemize. Beri yandan, Veysel'in aile doktorluğunu yaptığı, o dolaylardaki tüm mahallelerin tapusunu elinde tutan, zengin mi zengin Teoman Kemani'nin oğlu intihar ediyor. Veysel aileyi ziyaret edince Kemani ailesi de karıştı mı olanlara? Allahım, ne şahane bir roman bu, nasıl yazıyor bu adam hissiyle okumaya devam ediyorsunuz böylece.
Deccal'in Hatırı, evet o çarpıcı Deccal ağanın, mafyanın, Ankara'nın, Doktor Veysel ve Doktor Naim'in, komiser Hayri ile Celil amirimin; bebek İrfan ile Seher'in, Berna'nın, Teoman Kemani ve ailesinin, Zila'nın romanı. Ama hepsinden öte AŞK'ın romanı bence Deccal'in Hatırı! Aşkı anlatan en güzel metinlerden birini kaleme almış Sezgin Kaymaz. Çarpıcı, harikulade bir roman! Büyülendim'
29 Haziran 2014 Pazar
Zindankale
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Lucky ile tanıştığım Sezgin Kaymaz'ın külliyatını okumaya devam ediyorum. Ayrıca kendisini tanımayan, okumayan kalmasın istiyorum:)
Zindankale harikulade bir roman. Kalın ve yazıları da küçük olduğu halde, en son cümleye kadar sonsuz bir merakla, elinizden bırakamadan okuduğunuz bir roman. karakterler capacanlı, üslup pek leziz.Atmosfer o kadar müthiş kurulmuş ki, olan biten her şeyde, her sahne de biz de oradayız, sayfanın içindeyiz adeta, soluk soluğa hikayeyi takip ediyoruz.
Bir rüya ile başlıyor kitabımız. Birbirlerinden habersiz, 3 gece üst üste aynı rüyayı gören güzel Çiğdem ve yakışıklı Davut, altlarını ıslatarak uyanıyor 3 sabahtır. Davut'un dedesi Şadıman Beyefendi, dedenin dostları, ihtiyar heyeti Buzdolapçı Ali Fuat, Uzun Sedat, Sağlık Kabinci Kamil telaşlı. Bu rüya ne demektir, Davut'un gördüğü rüya onlara mı gösterilmektedir? Geçmişin sırları açıklanmayı mı talep etmekte peki?
Beri yandan, yemyeşil gözlü Çiğdem, acar Çiğdem, erkek Fatma Çiğdem pek telaşlı. Rüyanın kerametini çözmek istiyor. Tabii hikaye mükemmel şekilde karakterleri birbirine bağlayacak. Bize de, ışık topunun peşindeki gölge gibi hikayenin ardı sıra koşmak kalıyor.
Mükemmel bir kitap, Zindankale. Kurgu tıkır tıkır işliyor; Türkçe kusursuz; hikaye dibine kadar meraklı. Çok severek tavsiye ediyorum!
20 Nisan 2014 Pazar
Geber Anne!
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Lucky ile tanıyıp çarpıldığım Sezgin Kaymaz'ın külliyatını okumaya devam ediyorum. Geber Anne, Sezgin Kaymaz'ın kendine has fantastik ve eğlenceli üslubuyla yazdığı ikinci romanı. Kahramanımız Tayfun'un 17.yaş gününde başlıyor olaylar. Arkadaşlarının düzenlediği sürpriz partiden erken ayrılan gencimiz, eve geldiğinde annesi Melek'i bir adamla yakalıyor. Melek Hanım o gece intihar ediyor, Tayfun da ömür boyu azap içinde yaşıyor derken tabii elimizdeki bir Sezgin Kayman romanı olunca her şey tepetaklak oluveriyor. Beklenmedik şekilde ortaya çıkan çocuk kahraman, Tayfun'un olan biten her şeyi başka bir açıdan değerlendirmesini sağlıyor.
Biraz Kün'ü anımsattı bu kitap, kronolojik olarak yazarın külliyatında daha ileride Kün amma ben onu Lucky'den hemen sonra okumuştum. Evlere şenlik çocuk kahraman Kerem'i, Kün'deki Ömer'e benzettim azıcık, ne bileyim.
Okuması çok zevkli, zihin açıcı bir roman Geber Anne! Adı sizi yanıltmasın:)
"Vaktini, saatini bilmelisin sarım. Dünya'nın direği, saatinin zembereğinde gizlidir."
30 Mart 2014 Pazar
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Lucky ve Kün'ü yutarcasına okuduktan sonra; ismine nedense bayıldığım Uzunharmanlar'da ile Sezgin Kaymaz okumalarıma devam ettim. Bunca senedir nasıl keşfedememişim Sezgin Kaymaz'ı hayret ediyorum. Harikulade yazıyor, okudukça okumak istiyorum Kaymaz külliyatını. Sırada Geber Anne ve Deccal'in Hatırı var ama onlardan önce başka kitaplar okuyacağım.
Musa isimli gençten bir vatandaş, Ankara'nın Uzunharmanlar Mahallesinde bekar evi kiralar kendine. Kutular dolusu kitabıyla geldiği evdeki amacı, ailesinden uzaklaşıp kafa dinlemektir. Fakat daha ilk geceden, ( töbe, süpanallah, dinimiz amin), evde tuhaf sesler duyulur... Kapılar açılıp kapanınca; hele ışıklar da yanıp sönünce bizimkinin iyice ödü patlar. Çok geçmeden mahallelinin tuhaf davranışları kulağına su kaçırınca, kahramanımız ev sahibi Beyabi'nin yakasına yapışır ve meseleyi öğrenir. Musa'nın evinde esrarengiz bir hayalet yaşamaktadır!
Nefis, eğlenceli,okuması çok zevkli bir roman Uzunharmanlar. Bayıldım!
29 Mart 2014 Cumartesi
Kün
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Lucky'i okuduktan sonra Leylak Dalı, muhakkak Kün'ü de okumam gerektiğini söylemişti. Ben de kitapçıya koşup hem onu, hem de bulduğum diğer Sezgin Kaymaz kitaplarını topladım. Hedefim komple külliyatını okumak yazarımızın.
Her sayfası sürprizlerle ve fantastik öğelerle bezeli romanımızın keyfini kaçırmayı hiç istemem. O yüzden çok yüzeysel bahsedeceğim.
Hikaye iki kanattan ilerliyor, Ankara'da ve Konya'da geçiyor olaylar. Lehçeler enfes kullanılmış, zaten Sezgin Kaymaz Türkçe ile dans ediyor bence. Efendim, tabii beklenmedik hadiseler sonucunda, Ankara ve Konya'daki hikayeler birleşiyor.
Kahramanlarımızdan biri Çeto isimli Konyalı bir köpek. Hem de konuşan cinsten:) Gelgelelim, Konya lehçesi konuşuyor bizimki:)) Misal, "Ekmeen üstüne çorba dökmeyon mu?" diye mama istiyor."Hüdai Aaaa... Var yaaa.. Bunun götünü dişledimidi demin" diye derdini anlatıyor bıdır bıdır. Tabii herkes duymuyor Çeto'yu, sadece birkaç seçilmiş:) Lucky gibi yine çok seveceğiniz bir köpek karakter yaratmış doğrusu Sezgin Kaymaz.
Çok güzel bir roman, KÜN.
13 Ocak 2014 Pazartesi
Lucky
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Ve nihayet, Sezgin Kaymaz'ı keşfettim! Hem de ne keşfetmek! Yıllar evvel, Arzu arkadaşımın "harika bir kitap" dediği, daha geçenlerde Kitap Delisi Gizem'in "tam sana göre" diye tavsiye ettiği Lucky epeydir aklımdayken, son İdefix sanal fuarından yaptığım hunhar alışverişe ekleyerek kitabıma kavuştum. Yeni kitaplarımı etrafıma dizdikten sonra da Lucky'i okumaya başladım hemen. Daha başlangıçta "Allah Allah, kim bu adam" diyerek yazarı araştırdım ve akabinde kitaplarının alayını bir sonraki alışverişte edinmek üzere İdefix listeme ekledim.
Gelelim sevgili Lucky'e... Lucky safkan bir doberman, 40 göbek şeceresi belli. Huyu suyu da pek antika, pek nazlı bir kız. Hemen küsüyor, darılıyor. Küsünce bir güzel etrafa işeyip, işemiğinin üzerinde yuvarlanıp patronunu delirtmekten imtina etmiyor. Daha 1 yaşında değil ama mükemmel yapılı ve güçlü. Bir kaç saniyede evinizi alt üst eder yani.
Lucky'i emekli milletvekili Tahsin bey, taa İsviçre'den biricik kızı Ayşın için almış. Ayşın, kocası ve çocukları ile kaza geçirip ölünce, Tahsin bey Lucky'i bir taksi durağına veriyor. Taksi şoförlerinin her biri bir alem, Lucky'e tapıyorlar, şarkı bile besteliyorlar köpeğe:
LAK-LUK-LAKİ-ZIKKIMIN KÖKÜ!
LAK-LUK-LAKİ-ZIKKIMIN KÖKÜ!
Taksi durağında daha fazla bakamayınca Lucky'i Kemalettin Bey'e veriyor şoför Osman. Kemoş'un "doğumgünümde köpek isterim" diye tutturan şımarık, güzel ve zengin karısı Buse'nin babası Yaşar Yazıcı köpeğe bayılıyor. Buse'nin sonradan görme anası ile sapık abisi ise ifrit oluyorlar Lucky'e. Ama iş onlarla bitmiyor tabii, bir de Buselerin komşusu Elvan abla ve minik Kısmet var ki evlere şenlik:))
İşte romanımız bize, ortak noktaları Lucky olan bu insanların başına gelenleri anlatıyor tatlı tatlı. O taksi şoförleri, hayat kadınları, acılı ihtiyarlar, saf gençler... Hepsinin hayatına girip çıkıyoruz inanılmaz şekilde. O kadar güldüm ki kitabı okurken okurken anlatamam.... Sonunda da üstüme başıma ağladım tabii:))
Harikulade bir roman, bayıldım, bayıldım! Ah, sevgili Lucky!
31 Temmuz 2012 Salı
Kaplanın Karısı (The Tiger's Wife)
Téa Obreht, Siren Yayınları
Genç doktor Natalia, savaşın parçaladığı Balkanlarda, sınırın öte tarafındaki ufak bir kasabaya çocuklar için ilaç götürmektedir. Yolda evi arar ve kötü haberi alır: Onu büyütmüş olan büyükbabası, kimselere haber vermeden evden ayrılmış; sonra ad sanı duyulmamış bir kasabada öldüğü haberi gelmiştir. Büyükbabanın bedenini yollamışlar ama kişisel eşyaları ortada yoktur. Natalia, hem savaşta yetim kalmış çocuklara aşı yapmalı, hem de adamın ölümündeki gizemi aydınlatmalıdır. Böylece genç doktorumuz, büyükbabasının anlattığı hikayeleri anımsar.
Kitaba 3 kere baştan başladım. Benim için kısa olmasına rağmen (355 sayfa) 2 haftada zor bitirdim, yer yer sıkıntıdan patladım, ama okumayı kafama koymuştum. Gencecik yazar çok başarılı, savaşın korkunçluğunu, yıkıcılığını, acımasızlığını çarpıcı şekilde anlatmış. Ama kitabın büyük kısmını bu kısımlar değil; büyükbabanın anlattığı, Balkanlara özgü, tekinsiz, tuhaf hikayeler dolduruyor. Ve bütün bu hikayelerin, ya da büyükbabanın kaybolmasının bir sonucu yok. Daha doğrusu merak duygusu yok, hikayeleri okuyoruz ama sonunda merak ettiğimiz bir gelişme ya da ana hikaye yoktu, bence eksiklik bu idi.
Okumuş olanlar düşüncelerini paylaşırlarsa sevinirim.
Genç doktor Natalia, savaşın parçaladığı Balkanlarda, sınırın öte tarafındaki ufak bir kasabaya çocuklar için ilaç götürmektedir. Yolda evi arar ve kötü haberi alır: Onu büyütmüş olan büyükbabası, kimselere haber vermeden evden ayrılmış; sonra ad sanı duyulmamış bir kasabada öldüğü haberi gelmiştir. Büyükbabanın bedenini yollamışlar ama kişisel eşyaları ortada yoktur. Natalia, hem savaşta yetim kalmış çocuklara aşı yapmalı, hem de adamın ölümündeki gizemi aydınlatmalıdır. Böylece genç doktorumuz, büyükbabasının anlattığı hikayeleri anımsar.
Kitaba 3 kere baştan başladım. Benim için kısa olmasına rağmen (355 sayfa) 2 haftada zor bitirdim, yer yer sıkıntıdan patladım, ama okumayı kafama koymuştum. Gencecik yazar çok başarılı, savaşın korkunçluğunu, yıkıcılığını, acımasızlığını çarpıcı şekilde anlatmış. Ama kitabın büyük kısmını bu kısımlar değil; büyükbabanın anlattığı, Balkanlara özgü, tekinsiz, tuhaf hikayeler dolduruyor. Ve bütün bu hikayelerin, ya da büyükbabanın kaybolmasının bir sonucu yok. Daha doğrusu merak duygusu yok, hikayeleri okuyoruz ama sonunda merak ettiğimiz bir gelişme ya da ana hikaye yoktu, bence eksiklik bu idi.
Okumuş olanlar düşüncelerini paylaşırlarsa sevinirim.
20 Eylül 2008 Cumartesi
Sararmış Bir Fotoğraf (Retrato en Sepia)
Yazar : Isabel Allende, Can Yayınları

Bu romanda Del Valle ailesinin geçmişini okumaya devam ediyoruz. Kaderin Kızı isimli romanın devamı olan bu kitap, Eliza ve Tao Çien'in torunları Aurora Del Valle'nin maceralarını anlatıyor. Böylece Ruhlar Evi romanındaki Del Valle ailesine ulaşamış oluyoruz.
Aurora fotoğrafçı olur, zengin bir adamla evlenir, sonunda onu terkeder ve bir aşık bulur kendine. Bu arada ailesinin oku oku bitmeyen geçmişini de keşfedecektir.
Kaderin Kızı (Hija de la fortuna)
Yazar : Isabel Allende , Can Yayınları
Isabel Allende'nın Ruhlar Evi kitabında hikayesinin bir kısmını öğrendiğimiz Del Valle ailesinin geçmişine Kaderin Kızı ile dönüyoruz. Olağanüstü güzellikteki Bayan Rosa , birgün kapısının önünde sepetle bırakılmış bir kız bebek bulur, ağabeyi ile bu kıza Eliza ismini verip büyütürler. Eliza büyür ve aşık olur ama sevgilisi onu bırakıp altın aramaya gidince onun peşinden yollara düşer. Yolda ona Çinli medyum Tao Çien yardımcı olur, sonunda ikisi dillere destan bir aşk yaşarlar.
Ruhlar Evi (La casa de los espíritus)
Yazar : Isabel Allende, Can Yayınları

Romanda en sevdiğim ekol, Güney Amerikalı yazarların büyülü gerçeklik ekolüdür. Bu ekolde en usta yazar ise Gabriel Garcia Marquez'dir bence. Isabel Allende'nin Ruhlar evi isimli epik romanı da Marquez'den geri kalmıyor.
Romanda Del Valle ve Trueba ailelerinin maceraları anlatılıyor. Del Valle ailesinin akıl almaz güzellikteki yeşil saçlı kızları Rosa ölünce, nişanlısı Esteban Trueba ailesinin çiftliğine kapanıyor. Burada civar köylerin kızlarıyla al takke ver külah bir sürü velet peydahladıktan yıllar sonra, Rosa'nın artık büyümüş olan kardeşi Clara'ya aşık oluyor ve ikisi evleniyorlar. Clara estirikli, bir takım geleceği görme yetenekleri var. Giderek Esteban'ın kızkardeşi Ferula hikayeye dahil oluyor. Onunki de ayrı bir hikaye.
Roman Clara ve Esteban'ın en büyük çocukları Blanca, ve onun kızı Alba üzerinden devam ediyor. Mesela Blanca babasının çiftliğindeki kahyanın oğluyla önüne engel konulamayan bir aşk yaşıyor. Alba devrim sırasında gözaltına alınıp işkencelere uğruyor. Arada aşk, intikam, trajedi, gerçekle karışık inanılmaz büyülü olaylar eşliğinde bu ailenin öyküsünü okuyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















