Julie Garwood, Epsilon Yayınları
Çeviri: Timur Avarkan
Kitap, çok küçük yaşta tanışan İskoç ve İngiliz iki kızın, uluslarının düşmanlığına aldırış etmeden derin bir dostluk kurmaları ile başlıyor. Yıllar sonra İskoç kızı Frances Catherine, ilk çocuğunu doğuracağı vakit arkadaşını yanında istiyor ve Lady Judith, yabanıl İskoç topraklarına bir seyahate çıkıyor. Tabii ki de gri gözlü, delice yakışıklı İskoç beyi Iain'a aşık oluyor. benim saçlarım ağardı yıllardır aşk romanı okumaktan, bu romanlardaki adamlar neden illa gri gözlüdür, çözemedim henüz.
Neyse işte, ortalama bir aşk romanı. İlla okuyun diyemem. İyi ki sahaflardan 5 liraya almışım. Etiket fiyatı 25 lira verilmez bu kitaba.
ortaçağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ortaçağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Eylül 2015 Perşembe
22 Şubat 2015 Pazar
Huzursuz Kemikler (The Unquiet Bones)
Melvin R. Starr, Ephesus Yayınları
Çeviri : İlker Sevinç
Cerrah Hugh de Singleton'ın ilk günlüğü.
Huzursuz Kemikler, Ortaçağ İngilteresinde geçen nefis bir roman. Kahramanımız ufak bir arazi sahibi şövalyenin küçük oğlu, dolayısı ile kendisine toprak kalmayacak olan genç Hugh. Hugh avukat veya rahip olmak üzere Oxford'da öğrenim görürken fikir değiştirip cerrah olmaya karar verir ve Paris'te eğitim aldıktan sonra Oxford'a dönerek hasta beklemeye başlar. İşleri kesat giderken, attan düşen Lord Gilbert'i güzelce tedavi ederek adamın dikkatini çeker. Lord Gilbert, kahramanımızı Bampton köyündeki kalesine çağırır ve köyün hekimi olmasını ister. Böylece kahramanımızın maceraları başlayacaktır.
Hugh, Bampton'a yerleştikten kısa süre sonra, kalenin lağımlarında insan kemikleri bulunur. Herkes bu kemiklerin yakın zamanda kaybolan Sör Robert Mallory'e ait olduğunu düşünürken Hugh karşı çıkar. Böylece Lord Gilbert'ın emriyle kemiklerin gerçek sahibini ve cinayeti kimin işlediğini araştırmaya koyulur.
Kitabı çok sevdim çünkü Ortaçağ'da bir kasabanın işleyişi, insanların gündelik hayatı çok güzel anlatılmış. Kahramanımız sempatik ve olayı en ilkel yollarla çözmeye çalışıyor, doğal olarak elinde başka bir imkan yok. Yazarın dili çok sade ve akıcı, kitabın başlangıcında bulunan Ortaçağ terimleri sözlüğü de çok güzel.
Bu döneme ilginiz varsa özellikle bayılacağınız bir kitap.
23 Nisan 2013 Salı
Kıyamet Kitabı (Doomsday Book)
Connie Willis, İthaki Yayınları
Zamanda yolculuk teması her zaman ilgimi çekmiştir. İthaki yayınları Ortaçağa yolculuk eden bir tarihçi hakkında roman yayınlayınca hemen alıp okudum tabii. Çarpıcı kapağın da etkisi oldu seçimimde.
Kitabın maşallahı var, 600 sayfaya yakın. Fakat ne olacak diye merakla, hiç bırakmadan okudum. Olaylar 2054 yılı sonunda İngiltere'de başlıyor. Gelişen teknoloji zamanda yolculuk etmeyi olanaklı kılmış. Ama kimse Ortaçağ'a gitmemiş henüz. Gencecik tarihçi Kivrin, herşeyi göze alıp insansız deney yapılmasını dahi beklemeden kendini 1320'ye göndertiyor. Bu tarihte henüz ortada Avrupa'nın yarı nüfusunu yok eden veba salgını başlamamış, o yüzden daha güvenli olacağını düşünüyorlar. Tabii ne geçmişte, ne günümüzde olaylar beklendiği gibi gidiyor.
Roman 1992'de yazılmış.Yazarımız 2054'de zaman yolculuğu olacağını hayal etmiş ama cep telefonu olabileceğini düşünememiş. Kitabın günümüzde geçen kısmında bitmek bilmeyen bir telekomünikasyon problemi var. Sürekli birileri başkalarını arayıp ulaşamıyor. hatlar kesiliyor, insanlar evlerinde durmuyor ve bulunamıyorlar. Bu yüzden olay çözülemiyor. Telefonlar görüntülü ama telesekreterleri yok:)) Hatta kahramanımız odasına adam dikip mesaj gelirse almasını istiyor. 2054'deyiz yahu! Bebelerin bile cep telefonu varmıştır eminim:)) O noktada biraz sıkıcı olabilir yani kitap. (Ben sıkılmadım)
Kitabı, Ortaçağ'a giden Kivrin'in macerası olarak okudum, bilimsel ya da fütüristik-fantastik bir tarafı yoktu benim için. Gerçekten çok zevkli bir okumaydı benim adıma. Çünkü önceden de söylediğim gibi çok akıcı ancak biraz fazla detaylı anlatılmış olaylar. Olayların geçtiği 2 haftalık zamanı gün gün, an an yaşıyoruz. Üstelik de etkilendim ben, veba salgını hakkında o kadar çok şey anlatılıyor ki, hapşıran birini gördüğümde aklıma korkunç şeyler gelmeye başladı:)
Özellikle Ortaçağ merakınız varsa mutlaka okuyun derim. Ben çok keyifle okudum.
Zamanda yolculuk teması her zaman ilgimi çekmiştir. İthaki yayınları Ortaçağa yolculuk eden bir tarihçi hakkında roman yayınlayınca hemen alıp okudum tabii. Çarpıcı kapağın da etkisi oldu seçimimde.
Kitabın maşallahı var, 600 sayfaya yakın. Fakat ne olacak diye merakla, hiç bırakmadan okudum. Olaylar 2054 yılı sonunda İngiltere'de başlıyor. Gelişen teknoloji zamanda yolculuk etmeyi olanaklı kılmış. Ama kimse Ortaçağ'a gitmemiş henüz. Gencecik tarihçi Kivrin, herşeyi göze alıp insansız deney yapılmasını dahi beklemeden kendini 1320'ye göndertiyor. Bu tarihte henüz ortada Avrupa'nın yarı nüfusunu yok eden veba salgını başlamamış, o yüzden daha güvenli olacağını düşünüyorlar. Tabii ne geçmişte, ne günümüzde olaylar beklendiği gibi gidiyor.
Roman 1992'de yazılmış.Yazarımız 2054'de zaman yolculuğu olacağını hayal etmiş ama cep telefonu olabileceğini düşünememiş. Kitabın günümüzde geçen kısmında bitmek bilmeyen bir telekomünikasyon problemi var. Sürekli birileri başkalarını arayıp ulaşamıyor. hatlar kesiliyor, insanlar evlerinde durmuyor ve bulunamıyorlar. Bu yüzden olay çözülemiyor. Telefonlar görüntülü ama telesekreterleri yok:)) Hatta kahramanımız odasına adam dikip mesaj gelirse almasını istiyor. 2054'deyiz yahu! Bebelerin bile cep telefonu varmıştır eminim:)) O noktada biraz sıkıcı olabilir yani kitap. (Ben sıkılmadım)
Kitabı, Ortaçağ'a giden Kivrin'in macerası olarak okudum, bilimsel ya da fütüristik-fantastik bir tarafı yoktu benim için. Gerçekten çok zevkli bir okumaydı benim adıma. Çünkü önceden de söylediğim gibi çok akıcı ancak biraz fazla detaylı anlatılmış olaylar. Olayların geçtiği 2 haftalık zamanı gün gün, an an yaşıyoruz. Üstelik de etkilendim ben, veba salgını hakkında o kadar çok şey anlatılıyor ki, hapşıran birini gördüğümde aklıma korkunç şeyler gelmeye başladı:)
Özellikle Ortaçağ merakınız varsa mutlaka okuyun derim. Ben çok keyifle okudum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



