sezgin kaymaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sezgin kaymaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2016 Pazartesi

BUGÜN BİZE KİM GELDİ


Sezgin Kaymaz, April Yayınları


Sezgin Kaymaz'ın yeni kitabının bir hikâye kitabı, isminin de "Bugün Bize Kim Geldi" olacağını öğrendikten sonra heyecanlı bekleyiş başlamıştı. Nihayet April Yayın, kitabın raflara olacağını duyurduğu vakit ise, bekleyiş sabırsızlığa dönüştü.


Gelgelelim, geçen hafta İzmir'de Tüyap Kitap Fuarı düzenlenmişti ve kitap öncelikle fuara gitmiş; İstanbul'daki kitapçılara dağıtılmamıştı henüz. Perşembe günü iş seyahatine çıkmadan kitabıma kavuşmayı o denli çok istiyordum ki, sonunda pek sevgili April ekibi, "ofisimize gelin, kitabımızı hediye edelim" deyince dünyalar benim oldu! Tin tin ofisten kaçıp bulduğum ilk taksiye atlayarak April'e geldim ve sevgili Nazlı Berivan Ak bana 2 tane birden "Bugün Bize Kim Geldi" hediye etti. Yeni bir Sezgin Kaymaz kitabına her kavuştuğumda yaptığım gibi, sevinçten zıp zıp zıpladım. Ve tabii o akşam eve gelir gelmez okumaya başladım kitabı. Seyahate giderken, otelde ve dönüş yolunda olmak üzere üç kere okudum öyküleri.


Kitabımızda sekiz hikâye var, Sezgin Kaymaz kitabı bir kere daha mektupkardeşlerine adarken; onlarla (bizlerle) paylaştığı hikâyeleri gün yüzüne çıkartıyor. Bence, hiç olmadığı kadar kendini su yüzüne çıkartıyor bu kitapta Sezgin Kaymaz. İnanılmaz bir açıklık ve cesaretle kendini anlatıyor, bu denli açık kalpli ve yürekli oluşuna hayran kaldım açıkçası.


Kitaptaki hikâyeler Sandık Odası'ndaki gibi uzun uzun, çok zevk alacaksınız okurken.


-Yanlış Anlama Ömer Faruk
-Sen Söylemezsen Ben De Söylemem
-Tercüme Sanattır
-Sokakta Köpekler Evlenir : Bir saat güldüm, üç kere okudum yine güldüm. Sezgin Kaymaz kapıp koyvermiş, harikulade.
-Tanrım, Kötü Kullarını...
-Ben Çok Sinirliymişim
-Bugün Bize Kim Geldi : En çok koyan bu, sebebi var.
-Sevgili Mektupkardeşim


Sevgili Sezgin Kaymaz. Bizim olduğun için, yazdığın için, hikâyelerini bizimle paylaştığın için sonsuz teşekkürler!


Ne bir ses ne bir soluk, iş bitince çekip gitti hep roman kahramanları, o kadar özledim.

Bir de gitmeyenler vardı.

Mektupkardeşlerim.

Yazdık, cızdık, ağladık, gülüştük sayfalar dolusu.
Buradaki hikâyeleri paylaştık... ve dostluğu, içtenliği, dürüstlüğü.

Gözünüz kahraman görsün; benim en fantastik kahramanlarım onlar.

Hiçbirini özlemeyeceğim, çünkü hiç gitmeyecekler.

İyi ki varlar,

Ne güzel varlar...

Bir kere daha


Mektupkardeşlerime...



17 Aralık 2015 Perşembe

Sandık Odası


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları


Sezgin Kaymaz'ın ikinci hikâye kitabının yayınlanmasının üzerinden 10 sene geçmiş. Ben yeni okudum bu  acıtıcı, komik ve gerçek üstü hikayelerle dolu kitabı. Ne bileyim, öykü okumaya karşı hep mesafeliyimdir. Roman severim ben, Aziz Nesin'den sonra öykü okumayı bıraktım diyebilirim. Ama söz konusu Sezgin Kaymaz ise, telefon rehberi bile yazsa okuyacağım için, kitabı hevesle aldım elime. Ve tabii söz konusu Sezgin Kaymaz olunca hayal kırıklığı mümkün olmuyor. Elleri dert görmesin.


Sandık Odası'ndaki hikâyeler Bakele'deki gibi kısa kısa değil, daha uzun, dolayısıyla daha çok sevdim bunları.


Medet kadar da uzun değiller. Tam 18 tane hikâye var Sandık Odası'nda:

-Ateşin Var mı Birader? : Süper, yüzsüzlük ve dostluk hakkında:)
-Eşşek Şakası : Şaka yapmaya meraklı bir genç tıp fakültesine girer ve olaylar gelişir.
-Çok Oldu Kız Gideli : İçinize oturan bir hikaye
-Geleneksel Kömüş Günü Şenlikleri : Harika bir hikaye, zayıflamaya kararlı bir obez ailenin başına gelenler:) Çok güldüm.
-Ümit : Ümit etmek ve şükretmek hakkında bir mesel.
-Elmaların Yongası : Bir türkü nasıl söylenir, saz nasıl çalınır?
-Kuduz : İnsanlar nasıl birbirini gaza getirip berikini linç ediyorlar.
-Biz Geldik : Yine bir ölüm hikayesi.
-Kaybedenler : Fakir ile zengin, aşağıdakiler ile yukarıdakiler hikayesi.
-Helva : Bir kaç arkadaş, mezarlıkta bir oyun oynarlar ama...
-Bakar mısınız : Birini koşulsuz sevebilir misiniz? Çok iç acıtıcı bir hikaye.
-Hayat Devam Ediyor : Aşk nedir?
-Çık Ordan! : Ayyy müthiş bir hikaye, çık çık! çık!
-Sakarlık Bulaşıcıdır : Hayatımda okuduğum en komik hikaye, koltuktan düştüm resmen gülmekten.
-Bak Postacı Geliyor : Önyargı hakkında bir hikaye, tabii bir de Julia var:)
-Sen Alkol Kokuyorsun! : Yine önyargı, yargısız infaz hakkında nefis bir hikaye.
-Hayırlı Evlat : Nasıl mafya olunur:)
-Yakın Hafıza : Unutkanlık hakkında, aklım döndü okurken:)


Sezgin Kaymaz'ın harikulade Türkçesi ve müthiş mizahı ile bezenmiş bu öyküleri kaçırmayın!




13 Aralık 2015 Pazar

Medet


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları


Canım Sezgin Kaymaz'ın kitaplarını okurken hikayeleri en sona bırakmıştım. Pek hikaye okumak alışkanlığım yok, okudum mu uzun uzun, doyasıya roman olsun istiyorum. Medet'teki hikayeler de uzun ve çok lezzetliler. Çok severek okudum.

Kitapta 5 tane hikaye var:

Medet : Çok çarpıcı bir köpek hikayesi, ağlatır. Beni ağlattı.
Gelip Giderler : Ölüm ve ölüm sonrası hakkında, altı çizilesi bilge satırlarla bezeli bir hikaye.
Hayırlı Yolculuklar : Bir lise hentbol takımının otobüs yolculuğunu anlatan bu hikayedeki bir paragraf, Türkiye'nin çok partili dönemini müthiş bir şekilde anlatıyor. Bir de takımın idarecisinin anlattığı bir fıkra var ki, hala gülüyorum o fıkraya:)
Alo? : Kaderin oyunlarına dair gerçek üstü bir hikaye.
Tevzadze Kim : Bir şaheser, hiç bir bedduası tutmayan Münevver ebenin hikayesi harikulade. O şahane beddualarını da bir kenara not ettim, lazım oldukça bilmek lazım:)





6 Aralık 2015 Pazar

Ateş Canına Yapışsın


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları



ÖNEMLİ BİLGİ : 20 Aralık 2015 Pazar günü, Kadıköy'deki Akademi Kitabevinde Sezgin Kaymaz'ın imza ve söyleşisi olacak. Kaçırmayın dostlar.


Ateş Canına Yapışsın, bize en eski hikayeyi, ilk hikayeyi anlatıyor: Adem'in haram meyveyi yiyerek cennetten kovuluş hikayesini. Fakat bu hikayeyi Sezgin Kaymaz'ın o kendine has, zengin, deli dolu, renkli Türkçesinden ve de bizzat Azazil'in bakış açısından  okuyoruz.


Azazil, Cennet'te huzur içinde yaşayan büyük meleklerden biri. Ama yazarımız Cennet'i nasıl anlatmış hikayenin arka planında okumanız lazım. Ağzım açık kaldı o capcanlı tasvirlere, gidip gördün mü be adam? Ben görmüş kadar oldum, sağ olsun.


İşte Azazil bu binbir türlü mahlukatın, küçük meleklerin, meleciklerin ve tabii ağır abiler Azrail, İsrafil, Cebrail ve Mikail'in gül gibi yaşayıp gittiği Cennet'te, meleciklere ders verirken beklenmedik bir anonsla cümle Cennet ahalisi Kükreyen Çimenler Platosuna çağrılır. İsrafil burada surunu ilk kez üfler ve o meşum anonsu yapar Cebrail: Tanrı Âdem'i yaratmıştır ve tüm Cennet ahalisinin Âdem'e secde etmesini buyurmaktadır.  Tabii Hocaların Hocası, Büyük Usta, dumansız ateşten yaratılmış Azazil kilden yaratılmış Âdem'e secde etmeyi kabullenemez.


Kitap Azazil'in gözünden ilerliyor, o kendine has esprisi, akıl yürütmeleri ve son derece zengin tasvirleri ile isimlerini hep bildiğimiz Cennet ahalisini yepyeni bir gözle görüyoruz. O denli detaylarla bezeli ki bu ince kitap, bütün gece yatmayı unutup okudum da okudum. Azazil'in varlığındaki ateş canına yapıştıkça, yani İblis'e dönüştükçe dünyevi kelimeler ile konuşması; ama her ettiği lafta ne dediğini kendi de bilememesi... Kitabın en başında verdiği sabır dersi... Güzel ile çok güzelin arasındaki farkı meleciklere anlattığı an... İlle de Provokatif Didaktif ders verme yöntemi ile devir devirebildiğin kadar konuşmaları.... Hele Âdemelmasının hikayesi nasıl ince bir düşüncedir? Sağ olsun yazarımız Havva'nın üzerinden bir yükü almış:)


Müthiş bir edebiyat şöleni, Ateş Canına Yapışsın. Türkçenin zenginliğine hayran olacağınız bir eser. Harikulade.




15 Kasım 2015 Pazar

Son Şura


Sezgin Kaymaz, April Yayıncılık


Sevinç Kuşları, 3.kitap


Sezgin Kaymaz'ın Sevinç Kuşları üçlemesi, Son Şura ile tamamlanıyor. Kahramanlarımızla son kez buluşuyoruz artık, onları bir daha görmeyeceğiz. Başka bir gerçeklikte, onlar yaşamlarına devam edecekler. Canım Veysel, Naim, Hayri, Celil, Zila, Kübra, Gıyas, Deccal, Nazlı, Kıvırcık, Uğur, Taşkın ve daha onlarca rengarenk karakter kuşlarını uçurup gidiyorlar artık.


Kitap 7 Kasım'da fuarda ilk kez yayınlandı. Satın alan ilk kişi de benim:) Fakat şaşırtıcı, hemen okuyamadım kitabı. Ne bileyim, bunu da okuyunca bir başka Sezgin Kaymaz kitabı için daha ne kadar bekleyeceğiz, bilmiyorum ki? Neyse, sabrım 1 hafta bile sürmedi, kitabı aldığımın haftası okuyup bitirdim.


İkinci romanda olanların üzerinden 20 sene geçiyor ama bu 20 senenin geçişini ve 20 senede Ankara'nın ne biçim değiştiğini o denli akıcı anlatmış ki yazarımız, Ankaralı olmadığım halde onun özlemini paylaştım. Biz de Istanbul'da şehrimizi kaybettik çünkü. Bir Taksim Meydanımız bile yok.


20 sene sonra, Deccal Ağam ceketini asıp gitmişken, Japon namlı bir bela türüyor Ankara'da. Japon; Zila ile İrfan'ın; Kübra ana ile Gülhan'ın yaşadığı meşhur apartmanı almaya kalkışınca Gülbahçe İş Takip işe karışıyor. Böylece tüm kahramanlarımız son şurada bir araya gelip son oyunu oynuyorlar.


Serinin final kitabı olmasına rağmen yeni katakterler ekleniyor hikayeye: Ramazan Şerif, müdür Cüneyt, şöför Turna (allah onun binbir türlü belasını versin:), Ziya Amirim. Önceden tanıdıklarımız da adeta resmi geçit yapıyor. Ve finalde tüm hikaye bağlanıyor.


Aaa, allaa allaa, bak yaa diyerek okudum romanı, sonunda yüreğim kabardı yine:)


Kitabın kapağı hakkında da bir iki laf edeyim. İlk gördüğümde epey yadırgadım. Yazarın diğer kitapları (Bakele'den evveli) İletişim Yayınlarından çıkmıştı ve kapak tasarımları daha farklı idi. Daha klasik seçimlerdi ve çok hoşuma gidiyordu o kapaklar. Son Şura biraz tuhaf geldi o yüzden gözüme. Ankara detayları ile bezeli bir kapak. Yavaş yavaş alıştım diyebilirim:)


Sonuç olarak, tekrar diyorum ki : İyi ki Sezgin Kaymaz var ve iyi ki roman yazıyor:)


Algan Sezgintüredi, Judy, Sezgin Kaymaz

İmzalı kitabım:)




8 Mart 2015 Pazar

BAKELE


Sezgin Kaymaz, April Yayıncılık


Sezgin Kaymaz'ın yeni yayın evinden çıkarttığı ilk kitabı, yazarın öykü seçkisinden oluşuyor. Öykülerin bir kısmını Sezgin Kaymaz'ın Facebook sayfasında okumuştum. Daha sonra sayfada öykü yayınlanmayacağı duyuruldu, belki de bu kitap basılacağı içindir.


Kitap 198 sayfa, yani benim zevkime göre çok kısa. Öyküler çok tatlı. Sezgin Kaymaz'ın kendine has, fantastik demek istemiyorum, büyülü gerçeklik üslubuyla yazdığı her satırı okumak çok zevkli. Bence kitabın tek kötü yanı çok çabuk bitmesi.


Şimdi heyecanla Sevinç Kuşları üçlemesinin finalini bekliyoruz ustadan.

Burada da Tempo Dergisinde yayınlanmış, Sezgin Kaymaz'dan okuma önerileri bulunuyor. Çok güzel bir liste.





2 Kasım 2014 Pazar

Kısas


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları

Sevinç Kuşları - 2.Kitap


Sağolsun, Sezgin Kaymaz, yana yakıla beklediğimiz üçlemenin ikinci bölümünü bizi üzmeden yayınladı. Deccal'in Hatırı Şubat'ta çıkmıştı sanırım; Kısas da Ekim'de geldi. Yayınlandığını görünce hemen alıp okuduğumu söylemeye gerek yok herhalde:)


Kısas, Deccal'de hikayenin kaldığı yerden devam ediyor. Bu yüzden ilk kitabı okumak şart. Hikayeye eklenen yeni karakterler var:

Hayri'nin sokak kedilerim diye sevdiği kayıp çocuklar. Hikayenin ana akışı bu çocukların başından geçenler üzerinden işliyor. Bu anlamda Sezgin Kaymaz'ın okuduğum en acıtıcı, en sert, en gerçekçi kitabı olduğunu söyleyebilirim. Deccal'in Hatırı bence aşk üzerine yazılmış en çarpıcı metinlerden biriydi. Kısas'da ise acı var, kötülük var, intikam var. Deccal'den intikam almaya çalışan yer altı dünyasının prensleri, yani müteveffa mafya babalarının oğulları katılıyor hikayeye. Bunların arasından Uğur, pek evlere şenlik, şaşırtıcı bir karakter.Sonra hikayeye hem bir köpek hem de ona aşık kedi ekleniyor Kısas'da. Memiş'le Okan. Vayoovvv diye ortalığı birbirine katıyor dişi kedi Okan.

Tabii ilk kitaptan bildiğimiz canım, en sevdiğim dahi doktor Veysel, Celil & Hayri ikilisi, Zila ve İrfan bebek; kıçı ayrı başı ayrı oynayan tikli Kübra teyze, Berna bacımız maceralarına devam ediyorlar Kısas'a. En önde de ölü gözlü ve hareketinin esrarını çözemediğimiz Deccal Ağa gidiyor. Doktor Veysel'e dua etsin Deccal Ağa:)

Anlatmalara doyamıyorum bu kitabı. Üçlemenin finalini ise hayal bile edemiyorum.

İyi ki varsın Sezgin Kaymaz.

Ve kaçınılmaz olarak " Ay nasıl bi adamlarsınız siz anam?"








19 Ağustos 2014 Salı

Kaptanın Teknesi


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları


Kaptanın Teknesi bize Selen'in 3 gününü anlatıyor. Üniversite öğrencisi Selen ve can dostu Cavidan, kafa kızlar. Muhabbetleri harikulade, kesinlikle aralarına oturup o kankalığa katılmak istiyorsunuz. Müthişler. Bizim şahit olduğumuz üç günün ilkinde, Fonetik dersinde Selen Cavidan'a sataşır, dakikaları sayarken,  tuhaf bir öğrenci giriyor sınıfa. Baştan aşağı siyahlar giymiş, gözleri sapsarı bu adama ilk görüşte aşık oluyor Selen. Sonraki üç gün, O'nunla her karşılaştığında olağanüstü işler geliyor başlarına. Adamın her nasılsa Selen'in hayallerindeki eve sahip olmasından tut,  evlere şenlik rüyalara, neler görüyor neler Selen. Ve değişmeye başlıyor; o ketum, kimselere içini dökmeyen, sevmeyi bilmeyen Selen; ablasıyla sabahlara kadar ayıla bayıla dertleşip (lafın gelişi değil, patır kütür bayılıyorlar, nedenini bilmek için kitabı okumak gerek) annesini nasıl da sevdiğini anlıyor.

Peki kim bu kara giysili, sarı gözlü yabancı? O, bunları nasıl mümkün kılıyor?


Müthiş bir romandı Kaptanın Teknesi, benim için o iki kızın muhabbeti en güzel yanıydı. Bir de kitabın sonuna kadar hiç bitmeyen merak duygusu ve sürükleyiciliği harikaydı. Sayfalar rüzgar gibi geçti. En sevdiğim Sezgin Kaymaz romanlarından biri artık Kaptanın Teknesi.




17 Ağustos 2014 Pazar

Deccal'in Hatırı


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları

Sevinç Kuşları - 1.Kitap


Sezgin Kaymaz ne şahane yazıyor, nasıl nefis tipler yaratıyor sözcükleriyle zihnimizde. Ve bütün karakterleri, harikulade hikayesiyle nasıl da müthiş bağlıyor birbirine. Bayılıyorum Sezgin Kaymaz romanlarına, onun kitaplarını okumak çok büyük bir zevk benim için.


Deccal'in Hatırı, okuduğum toplam 7 Kaymaz romanından en farklı olanı. Bir kere bu romanda bizi kanırtarak ağlatan bir köpek yok. Yazarımızın o kendine has büyülü gerçeklik öğelerine de rastlamıyoruz bu hikayede. bambaşka bir roman Deccal'in Hatırı.

Olaylar, gece vakti şişle deşilen, yüzü gözü parçalanan, asitle yakılmış perişan haldeki bir fahişenin hastaneye yetiştirilmesi ile başlıyor. Başhekim Naim, kadıncağızla karnındaki bebeyi kurtarsın diye, dahi doktor arkadaşı Veysel'i çağırıyor hastaneye. Veysel, benim kitapta en sevdiğim karakter, Deccal'den bile çok sevdim bu ağzı bozuk, aşık, olağandışı yöntemlerle hastaları iyi eden, her aman diyene ikiletmeden yetişen deli dahi doktoru! Nitekim, söylene küfrede bebeyi kurtarıyor Veysel. Bu esnada olaya komiser Hayri de katılıyor, çünkü adli bir dava bu.

Kadını şişleyen pezevenkleri bütün alemlerin en gaddar, en kan içici babası Deccal ortalıktan kaldırıyor, gen haritalarından siliniyor adamlar, o derece. Komiser Hayri, Deccal'i ziyaret edince, bu tuhaf karakter de dahil oluyor hikayemize. Beri yandan, Veysel'in aile doktorluğunu yaptığı, o dolaylardaki tüm mahallelerin tapusunu elinde tutan, zengin mi zengin Teoman Kemani'nin oğlu intihar ediyor. Veysel aileyi ziyaret edince Kemani ailesi de karıştı mı olanlara? Allahım, ne şahane bir roman bu, nasıl yazıyor bu adam hissiyle okumaya devam ediyorsunuz böylece.


Deccal'in Hatırı, evet o çarpıcı Deccal ağanın, mafyanın, Ankara'nın, Doktor Veysel ve Doktor Naim'in, komiser Hayri ile Celil amirimin; bebek İrfan ile Seher'in, Berna'nın, Teoman Kemani ve ailesinin, Zila'nın romanı. Ama hepsinden öte AŞK'ın romanı bence Deccal'in Hatırı! Aşkı anlatan en güzel metinlerden birini kaleme almış Sezgin Kaymaz. Çarpıcı, harikulade bir roman! Büyülendim'




29 Haziran 2014 Pazar

Zindankale


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları


Lucky ile tanıştığım Sezgin Kaymaz'ın külliyatını okumaya devam ediyorum. Ayrıca kendisini tanımayan, okumayan kalmasın istiyorum:)

Zindankale harikulade bir roman. Kalın ve yazıları da küçük olduğu halde, en son cümleye kadar sonsuz bir merakla, elinizden bırakamadan okuduğunuz bir roman. karakterler capacanlı, üslup pek leziz.Atmosfer o kadar müthiş kurulmuş ki, olan biten her şeyde, her sahne de biz de oradayız, sayfanın içindeyiz adeta, soluk soluğa hikayeyi takip ediyoruz.


Bir rüya ile başlıyor kitabımız. Birbirlerinden habersiz, 3 gece üst üste aynı rüyayı gören güzel Çiğdem ve yakışıklı Davut, altlarını ıslatarak uyanıyor 3 sabahtır. Davut'un dedesi Şadıman Beyefendi, dedenin dostları, ihtiyar heyeti Buzdolapçı Ali Fuat, Uzun Sedat, Sağlık Kabinci Kamil telaşlı. Bu rüya ne demektir, Davut'un gördüğü rüya onlara mı gösterilmektedir? Geçmişin sırları açıklanmayı mı talep etmekte peki?


Beri yandan, yemyeşil gözlü Çiğdem, acar Çiğdem, erkek Fatma Çiğdem pek telaşlı. Rüyanın kerametini çözmek istiyor. Tabii hikaye mükemmel şekilde karakterleri birbirine bağlayacak. Bize de, ışık topunun peşindeki gölge gibi hikayenin ardı sıra koşmak kalıyor.


Mükemmel bir kitap, Zindankale. Kurgu tıkır tıkır işliyor; Türkçe kusursuz; hikaye dibine kadar meraklı. Çok severek tavsiye ediyorum!


 

20 Nisan 2014 Pazar

Geber Anne!


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları


Lucky ile tanıyıp çarpıldığım Sezgin Kaymaz'ın külliyatını okumaya devam ediyorum. Geber Anne, Sezgin Kaymaz'ın kendine has fantastik ve eğlenceli üslubuyla yazdığı ikinci romanı. Kahramanımız Tayfun'un 17.yaş gününde başlıyor olaylar. Arkadaşlarının düzenlediği sürpriz partiden erken ayrılan gencimiz, eve geldiğinde annesi Melek'i bir adamla yakalıyor. Melek Hanım o gece intihar ediyor, Tayfun da ömür boyu azap içinde yaşıyor derken tabii elimizdeki bir Sezgin Kayman romanı olunca her şey tepetaklak oluveriyor. Beklenmedik şekilde ortaya çıkan çocuk kahraman, Tayfun'un olan biten her şeyi başka bir açıdan değerlendirmesini sağlıyor.

Biraz Kün'ü anımsattı bu kitap, kronolojik olarak yazarın külliyatında daha ileride Kün amma ben onu Lucky'den hemen sonra okumuştum. Evlere şenlik çocuk kahraman Kerem'i, Kün'deki Ömer'e benzettim azıcık, ne bileyim.

Okuması çok zevkli, zihin açıcı bir roman Geber Anne! Adı sizi yanıltmasın:)

"Vaktini, saatini bilmelisin sarım. Dünya'nın direği, saatinin zembereğinde gizlidir."



30 Mart 2014 Pazar

Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları


Lucky ve Kün'ü yutarcasına okuduktan sonra; ismine nedense bayıldığım Uzunharmanlar'da ile Sezgin Kaymaz okumalarıma devam ettim. Bunca senedir nasıl keşfedememişim Sezgin Kaymaz'ı hayret ediyorum. Harikulade yazıyor, okudukça okumak istiyorum Kaymaz külliyatını. Sırada Geber Anne ve Deccal'in Hatırı var ama onlardan önce başka kitaplar okuyacağım.


Musa isimli gençten bir vatandaş, Ankara'nın Uzunharmanlar Mahallesinde bekar evi kiralar kendine. Kutular dolusu kitabıyla geldiği evdeki amacı, ailesinden uzaklaşıp kafa dinlemektir. Fakat daha ilk geceden, ( töbe, süpanallah, dinimiz amin), evde tuhaf sesler duyulur... Kapılar açılıp kapanınca; hele ışıklar da yanıp sönünce bizimkinin iyice ödü patlar. Çok geçmeden mahallelinin tuhaf davranışları kulağına su kaçırınca, kahramanımız ev sahibi Beyabi'nin yakasına yapışır ve meseleyi öğrenir. Musa'nın evinde esrarengiz bir hayalet yaşamaktadır!


Nefis, eğlenceli,okuması çok zevkli bir roman Uzunharmanlar. Bayıldım!



29 Mart 2014 Cumartesi

Kün


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları


Lucky'i okuduktan sonra Leylak Dalı, muhakkak Kün'ü de okumam gerektiğini söylemişti. Ben de kitapçıya koşup hem onu, hem de bulduğum diğer Sezgin Kaymaz kitaplarını topladım. Hedefim komple külliyatını okumak yazarımızın.


Her sayfası sürprizlerle ve fantastik öğelerle bezeli romanımızın keyfini kaçırmayı hiç istemem. O yüzden çok yüzeysel bahsedeceğim.

Hikaye iki kanattan ilerliyor, Ankara'da ve Konya'da geçiyor olaylar. Lehçeler enfes kullanılmış, zaten Sezgin Kaymaz Türkçe ile dans ediyor bence. Efendim, tabii beklenmedik hadiseler sonucunda, Ankara ve Konya'daki hikayeler birleşiyor.

Kahramanlarımızdan biri Çeto isimli Konyalı bir köpek. Hem de konuşan cinsten:) Gelgelelim, Konya lehçesi konuşuyor bizimki:)) Misal, "Ekmeen üstüne çorba dökmeyon mu?" diye mama istiyor."Hüdai Aaaa... Var yaaa.. Bunun götünü dişledimidi demin" diye derdini anlatıyor bıdır bıdır. Tabii herkes duymuyor Çeto'yu, sadece birkaç seçilmiş:) Lucky gibi yine çok seveceğiniz bir köpek karakter yaratmış doğrusu Sezgin Kaymaz.

Çok güzel bir roman, KÜN.




13 Ocak 2014 Pazartesi

Lucky


Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları


Ve nihayet, Sezgin Kaymaz'ı keşfettim! Hem de ne keşfetmek! Yıllar evvel, Arzu arkadaşımın "harika bir kitap" dediği, daha geçenlerde Kitap Delisi Gizem'in "tam sana göre" diye tavsiye ettiği Lucky epeydir aklımdayken, son İdefix sanal fuarından yaptığım hunhar alışverişe ekleyerek kitabıma kavuştum. Yeni kitaplarımı etrafıma dizdikten sonra da Lucky'i okumaya başladım hemen. Daha başlangıçta "Allah Allah, kim bu adam" diyerek yazarı araştırdım ve akabinde kitaplarının alayını bir sonraki alışverişte edinmek üzere İdefix listeme ekledim.

Gelelim sevgili Lucky'e... Lucky safkan bir doberman, 40 göbek şeceresi belli. Huyu suyu da pek antika, pek nazlı bir kız. Hemen küsüyor, darılıyor. Küsünce bir güzel etrafa işeyip, işemiğinin üzerinde yuvarlanıp patronunu delirtmekten imtina etmiyor. Daha 1 yaşında değil ama mükemmel yapılı ve güçlü. Bir kaç saniyede evinizi alt üst eder yani.

Lucky'i emekli milletvekili Tahsin bey, taa İsviçre'den biricik kızı Ayşın için almış. Ayşın, kocası ve çocukları ile kaza geçirip ölünce, Tahsin bey Lucky'i bir taksi durağına veriyor. Taksi şoförlerinin her biri bir alem, Lucky'e tapıyorlar, şarkı bile besteliyorlar köpeğe:

LAK-LUK-LAKİ-ZIKKIMIN KÖKÜ!
LAK-LUK-LAKİ-ZIKKIMIN KÖKÜ!

Taksi durağında daha fazla bakamayınca Lucky'i Kemalettin Bey'e veriyor şoför Osman. Kemoş'un "doğumgünümde köpek isterim" diye tutturan şımarık, güzel ve zengin karısı Buse'nin babası Yaşar Yazıcı köpeğe bayılıyor. Buse'nin sonradan görme anası ile sapık abisi ise ifrit oluyorlar Lucky'e. Ama iş onlarla bitmiyor tabii, bir de Buselerin komşusu Elvan abla ve minik Kısmet var ki evlere şenlik:))

İşte romanımız bize, ortak noktaları Lucky olan bu insanların başına gelenleri anlatıyor tatlı tatlı. O taksi şoförleri, hayat kadınları, acılı ihtiyarlar, saf gençler... Hepsinin hayatına girip çıkıyoruz inanılmaz şekilde. O kadar güldüm ki kitabı okurken okurken anlatamam.... Sonunda da üstüme başıma ağladım tabii:))

Harikulade bir roman, bayıldım, bayıldım! Ah, sevgili Lucky!