hikmet hükümenoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikmet hükümenoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ağustos 2016 Pazartesi
Körburun
Hikmet Hükümenoğlu, Can Yayınları
En başta söyleyeyim, bu sene okuduğum en güzel romanlardan biri Körburun. Yaklaşık 600 sayfalık dev bir roman bu, yine de bir oturuşta okudum kitabı. Sayfalar su gibi akıp gitti.
Körburun, yazarın kurguladığı bir ada, bizim İstanbul'un Prens adalarından biri, misal Heybeli gibi. Bu adanın 1960'lardan günümüze yakın tarihini anlatıyor yazarımız bize, adada yaşayan çeşitli karakterler üzerinden. Tabii ada Türkiye'nin aynası, küçük bir modeli gibi. Bol karakterli ve bol hikâyeli bir roman bu, sonunda tümü mükemmel şekilde birbirine bağlanıyor.
6-7 Eylül olayları esnasında Fener'de yaşayan ve en iyi dostlarını evlerinin bodrum katında saklayan bir ailenin evlâdı olarak; kitabın belirli bir kısmı beni çok etkiledi. Zaman zaman elimden bıraktım, kabaran duyguların yatışmasını bekledim. Bir noktada, yazarın bir önceki romanından kedi Herkül ile karşılaşmak da çok ama çok hoşuma gitti.
Çok güzel bir kitap.
20 Ağustos 2016 Cumartesi
04:00
Hikmet Hükümenoğlu, Everest Yayınları
Hikmet Hükümenoğlu sevdiğim bir yazar. Bu kitabını epeydir bekletiyordum okumak için, nihayet yeni romanını yayınlayınca elime aldım 04:00 kitabını.
04:00 yakın gelecekteki İstanbul'da geçiyor. Şehir aşırı kalabalık. Etrafta tek bir ağaç bile kalmamış. Taksim meydanı dahil her yer devasa bir şantiyeye dönmüş. Şehri dev reklam ekranlar, mafyalaşmış işportacılar ve neofosforlu renkler istila etmiş. Bir de askerler salgın bahanesi ile kısım kısım semtleri yakıyorlar. Bu yangınların dumanıyla atmosfer zehirlenmiş. Yağmurda kalırsanız siz de zehirlenip ölüyorsunuz. Kuşlar delirmiş, topluca intihar ediyorlar. Tuhaf bir yeteneğe sahip olan kahramanımız da bu şehirde kaybolan bir çocuğu arıyor.
Her zamanki gibi yazarımız gayet akıcı bir roman kaleme almış, sonuna dek zevkle okudum kitabı ancak önceki romanlara göre epey karanlık buldum 04:00'ı. Bu yüzden daha mı az sevdim peki? Hayır tabii ki de. Bu ülke bizleri daha mutsuz, daha umutsz hâle getiriyor günbegün. Bir yazarın da bu gidişattan etkilenmemesi beklenemez. Ayrıca İstabul'un geleceğine baktığımızda aydınlık bir roma hiç de ciddiye alınacak bir çaba olmazdı zaten.
17 Temmuz 2013 Çarşamba
Küçük Yalanlar Kitabı
Hikmet Hükümenoğlu, Everest Yayınları
Kar Kuyusu ile tanıyıp sevdiğim, 47 Numaraları Kamara ile hayranlığı ilerlettiğim Hikmet Hükümenoğlu'nun elimdeki üçüncü kitabını da ayıla bayıla okudum nihayet. Bir tek 04:00 kaldı geriye.
Kitabımızda olaylar henüz Cumhuriyetin ilk yıllarında; 1930'ların Istanbulunda geçmekte. Kitabın en lezzetli yönü bu bence, o yılların atmosferi harika canlandırılmış. Olayları 3 kişi anlatıyor bize : Rezan; yeni evlenmiş, üst kattaki madam'dan başka arkadaşı olmayan, radyo piyesleri ile dünyayı tanımaya çalışan genç kadın. Tevfik; Kurtuluş Savaşı'na katılmak için evden kaçıp bir Rus kızına aşık olmuş, savaşa hiç gidememiş, şimdi de Kanlıca tepelerindeki köşkten çıkamayan, kalabalıktan korkan adam. Faruk; misafir karşılama ofisinde devlet memuru, tek derdi işini düzgün yaparak vatana millete hayırlı bir memur olabilmek. Ve bir de Nicolas Delvin var, tüm dünyanın peşinde olduğu, ne olduğunu bilemediğimiz son derece kıymetli bir hazinenin peşinde Istanbul'a geliyor Bay Delvin romanın başında. Üç koldan anlatılan hikayeyi karıştıran, kahramanlarımızı birbirine bağlayan düğüm o.
Yazarımız hikayeleri bir birine dolayışı yine müthiş, kurgusu mükemmel. Finali zaten aklımı aldı, bu olan bitenlerin hangisi acaba gerçekti, ne kadarı yalandı diye düşündürdü beni. Hatta 30'lu yıllarda Galata Kulesi'ne hakikaten zeplin yanaştı mı diye epeyce aradım Google'da :)) Yanaşmamış herhalde ama beri yandan ... yanaşmış da olabilir!
Nefis bir roman Küçük Yalanlar Kitabı. Çok sevdim!
Kar Kuyusu ile tanıyıp sevdiğim, 47 Numaraları Kamara ile hayranlığı ilerlettiğim Hikmet Hükümenoğlu'nun elimdeki üçüncü kitabını da ayıla bayıla okudum nihayet. Bir tek 04:00 kaldı geriye.
Kitabımızda olaylar henüz Cumhuriyetin ilk yıllarında; 1930'ların Istanbulunda geçmekte. Kitabın en lezzetli yönü bu bence, o yılların atmosferi harika canlandırılmış. Olayları 3 kişi anlatıyor bize : Rezan; yeni evlenmiş, üst kattaki madam'dan başka arkadaşı olmayan, radyo piyesleri ile dünyayı tanımaya çalışan genç kadın. Tevfik; Kurtuluş Savaşı'na katılmak için evden kaçıp bir Rus kızına aşık olmuş, savaşa hiç gidememiş, şimdi de Kanlıca tepelerindeki köşkten çıkamayan, kalabalıktan korkan adam. Faruk; misafir karşılama ofisinde devlet memuru, tek derdi işini düzgün yaparak vatana millete hayırlı bir memur olabilmek. Ve bir de Nicolas Delvin var, tüm dünyanın peşinde olduğu, ne olduğunu bilemediğimiz son derece kıymetli bir hazinenin peşinde Istanbul'a geliyor Bay Delvin romanın başında. Üç koldan anlatılan hikayeyi karıştıran, kahramanlarımızı birbirine bağlayan düğüm o.
Yazarımız hikayeleri bir birine dolayışı yine müthiş, kurgusu mükemmel. Finali zaten aklımı aldı, bu olan bitenlerin hangisi acaba gerçekti, ne kadarı yalandı diye düşündürdü beni. Hatta 30'lu yıllarda Galata Kulesi'ne hakikaten zeplin yanaştı mı diye epeyce aradım Google'da :)) Yanaşmamış herhalde ama beri yandan ... yanaşmış da olabilir!
Nefis bir roman Küçük Yalanlar Kitabı. Çok sevdim!
8 Ocak 2013 Salı
47 Numaralı Kamara
Hikmet Hükümenoğlu, Everest Yayınları
Kar Kuyusu ile kalbimizi fetheden Hikmet Hükümenoğlu'nun okuduğum ikinci kitabı 47 Numaralı Kamara, enteresan anlatımıyla kendini okutan bir roman.
Meşhur yazar Hikmet Bey, güzel ve zarif eşi Merve ve ezik asistanı Murat ile, eski Efes gemisi ile Napoli'den İstanbul'a dönmektedir. Murat yazardan nefret etmektedir, Hikmet Bey'in olağanüstü başarı kazanan son romanını aslında Merve'nin gençlik aşkı Murat yazmıştır ve şimdi Hikmet Bey'den kendine ait olması gereken şöhreti ve kadını geri almak istemektedir. Yeni roman üzerinde çalışırken, her gün Hikmet Bey'e bir bölüm yazıp verir, bu bölümler aslında Merve ile Murat'ın aşkını anlatmaktadır, böylece oyun oynamaktadır Murat Hikmet Bey'e. Ama o da ne? Hikmet Bey, taslakları değiştirip geri vererek oyunda karşı atağa geçer.
Kitabın iki farklı anlatıcısı var, gemideki olayları Murat naklederken, Murat ve Hikmet Bey'in yazdıkları kitabı dışarıdan, yazarın gözünden okuyoruz. Sonunda gerçekten çarpıcı şekilde 2 anlatı birbirine geçiyor. Kitabın sonunda ne olduğunu anladım derken aslında birşey anlamamış olduğumu görmek pek zevkli idi. Açıkçası ben gemide geçen bir cinayet romanı sanmıştım, bunun yerine modern bir anlatı çıktı 47 Numaralı Kamara. Ama kendini çok rahat ve merakla okutan, akıcı bir roman.
Kar Kuyusu ile kalbimizi fetheden Hikmet Hükümenoğlu'nun okuduğum ikinci kitabı 47 Numaralı Kamara, enteresan anlatımıyla kendini okutan bir roman.
Meşhur yazar Hikmet Bey, güzel ve zarif eşi Merve ve ezik asistanı Murat ile, eski Efes gemisi ile Napoli'den İstanbul'a dönmektedir. Murat yazardan nefret etmektedir, Hikmet Bey'in olağanüstü başarı kazanan son romanını aslında Merve'nin gençlik aşkı Murat yazmıştır ve şimdi Hikmet Bey'den kendine ait olması gereken şöhreti ve kadını geri almak istemektedir. Yeni roman üzerinde çalışırken, her gün Hikmet Bey'e bir bölüm yazıp verir, bu bölümler aslında Merve ile Murat'ın aşkını anlatmaktadır, böylece oyun oynamaktadır Murat Hikmet Bey'e. Ama o da ne? Hikmet Bey, taslakları değiştirip geri vererek oyunda karşı atağa geçer.
Kitabın iki farklı anlatıcısı var, gemideki olayları Murat naklederken, Murat ve Hikmet Bey'in yazdıkları kitabı dışarıdan, yazarın gözünden okuyoruz. Sonunda gerçekten çarpıcı şekilde 2 anlatı birbirine geçiyor. Kitabın sonunda ne olduğunu anladım derken aslında birşey anlamamış olduğumu görmek pek zevkli idi. Açıkçası ben gemide geçen bir cinayet romanı sanmıştım, bunun yerine modern bir anlatı çıktı 47 Numaralı Kamara. Ama kendini çok rahat ve merakla okutan, akıcı bir roman.
22 Temmuz 2012 Pazar
Kar Kuyusu
Hikmet Hükümenoğlu, Everest Yayınları
Sevgili adaşım Aslısın'ın tavsiye ettiği Kar Kuyusu, yılın en güzel keşiflerinden biri oldu benim için. Kitap yeni değil, 2005'de basılmış. Yazarımız, Kar Kuyusu'ndan sonra 2007'de "Küçük Yalanlar Kitabı" ve 2010'da "47 Numaralı Kamara" isimli romanlarını yayınlamış ki, ikisini de hemencecik okunacak kitaplar listeme ekledim.
Kitabımız hafiften gerilim, birazcık romantik komedi, az buçuk cinayet romanı. Kahramanımız Nur, kocasını boşamış, işini bırakmış, gelmiş İstiklal Caddesi'nin ara sokaklarından birine takı dükkanı açmış. Bir kere kahramanımıza bayıldığımı söylemeliyim, hikaye Nur'un ağzından anlatılıyor ve okurken "aaa tıpkı ben" deyip durdum. Yazar, doğrusu pimpirikli bir kadının düşünüş şeklini mükemmel şekilde yansıtmış. Nur tıpkı çoğumuz gibi tam bir "kurkur", kafasından habire olmayan şeyler kurup dertleniyor. Başka evde, yabancı yataklarda yatmayı sevmiyor, ne bileyim, tıpkı benim gibi yağmurdan hiç hoşlanmıyor:
"Pis bir yağmur yağıyordu. Yıllar önce, hiç durmadan şiir okuduğum bir dönemde, yağmurun her çeşidini sevmenin çok romantik bir şey olduğunu düşünürdüm. Ama birkaç defa iliklerime kadar ıslandıktan ve kendimi hiç de romantik hissetmediğimi farkettikten sonra sadece tek bir cins yağmuru sevmeye karar verdim : bardaktan boşanırcasına, hatta kiremitleri kırarcasına yağan sağanak yağmur. O da, sadece evde battaniyeme sarınmış, sıcak kahvemi yudumlayarak pencereden dışarıyı seyrediyorsam hoşuma gidiyordu. Böyle günlerce yağan ve hayatımın bir parçası haline gelen pis yağmurların sevilecek hiçbir yanı yoktu. Hele akşam oluyorsa ve gideceğim yere ulaşmak için hiçbir vasıta bulamıyorsam, -ki bu havalarda vasıta bulabilen şanslı insanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez- işte o zaman sadece yağmurdan değil, karşıma çıkan her şeyden nefret ediyordum."
Ara mahallede, pek popüler olmayan dükkanını ayakta tutmaya çalışan Nur, sokakta tuhaf insanların yaşadığını farkeder. Yavaş yavaş geçmişte yaşanan olayları öğrendikçe, tekinsiz bir maceraya, istemeden olsa karışmış bulur kendini.
Okuması pek zevkli geldi bana bu kitabın, çok severek hatta coşkuyla tavsiye ediyorum:)
Yazarın web sayfası : http://www.hikmethukumenoglu.com/
Sevgili adaşım Aslısın'ın tavsiye ettiği Kar Kuyusu, yılın en güzel keşiflerinden biri oldu benim için. Kitap yeni değil, 2005'de basılmış. Yazarımız, Kar Kuyusu'ndan sonra 2007'de "Küçük Yalanlar Kitabı" ve 2010'da "47 Numaralı Kamara" isimli romanlarını yayınlamış ki, ikisini de hemencecik okunacak kitaplar listeme ekledim.
Kitabımız hafiften gerilim, birazcık romantik komedi, az buçuk cinayet romanı. Kahramanımız Nur, kocasını boşamış, işini bırakmış, gelmiş İstiklal Caddesi'nin ara sokaklarından birine takı dükkanı açmış. Bir kere kahramanımıza bayıldığımı söylemeliyim, hikaye Nur'un ağzından anlatılıyor ve okurken "aaa tıpkı ben" deyip durdum. Yazar, doğrusu pimpirikli bir kadının düşünüş şeklini mükemmel şekilde yansıtmış. Nur tıpkı çoğumuz gibi tam bir "kurkur", kafasından habire olmayan şeyler kurup dertleniyor. Başka evde, yabancı yataklarda yatmayı sevmiyor, ne bileyim, tıpkı benim gibi yağmurdan hiç hoşlanmıyor:
"Pis bir yağmur yağıyordu. Yıllar önce, hiç durmadan şiir okuduğum bir dönemde, yağmurun her çeşidini sevmenin çok romantik bir şey olduğunu düşünürdüm. Ama birkaç defa iliklerime kadar ıslandıktan ve kendimi hiç de romantik hissetmediğimi farkettikten sonra sadece tek bir cins yağmuru sevmeye karar verdim : bardaktan boşanırcasına, hatta kiremitleri kırarcasına yağan sağanak yağmur. O da, sadece evde battaniyeme sarınmış, sıcak kahvemi yudumlayarak pencereden dışarıyı seyrediyorsam hoşuma gidiyordu. Böyle günlerce yağan ve hayatımın bir parçası haline gelen pis yağmurların sevilecek hiçbir yanı yoktu. Hele akşam oluyorsa ve gideceğim yere ulaşmak için hiçbir vasıta bulamıyorsam, -ki bu havalarda vasıta bulabilen şanslı insanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez- işte o zaman sadece yağmurdan değil, karşıma çıkan her şeyden nefret ediyordum."
Ara mahallede, pek popüler olmayan dükkanını ayakta tutmaya çalışan Nur, sokakta tuhaf insanların yaşadığını farkeder. Yavaş yavaş geçmişte yaşanan olayları öğrendikçe, tekinsiz bir maceraya, istemeden olsa karışmış bulur kendini.
Okuması pek zevkli geldi bana bu kitabın, çok severek hatta coşkuyla tavsiye ediyorum:)
Yazarın web sayfası : http://www.hikmethukumenoglu.com/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




