zamanda yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zamanda yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Kasım 2014 Salı
Sisli Dağların Ötesinde (Beyond The Highland Mist)
Karen Marie Moning, Epsilon Yayınları
Çeviri : Özge Burçak Aydınalp
16.yüzyılda, İskoçya'da pek cesur ve yakışıklı bir Lord yaşarmış, bu adamın yatakta periler kraliçesini bir baştan çıkarttığı ama asla kimselere aşık olmadığı - bizzat periler kraliçesi tarafından- dile getirilince, peri kral çok kızmış ve karısını baştan çıkartan adamdan intikam almak için, günümüzden bir kadını geçmişe getirip Lord'un başına salmış. Tabii Lord bu modern kadına anında aşık olmuş, Adrienne ise yakışıklı erkeklerden nefret ettiği için Lord'u peşinden koşturmuş da koşturmuş.
Beyaz dizinin fantastik öğelerle karışmış bir versiyonu. Meraklısına bu minvalde başka romanları da var yazarımızın. Günümüzden bir genç kadın geçmişe gidip İskoç lordla aşk yaşıyor. Buna da İskoçyalı Serisi diyoruz:))
Meraklısına...
31 Ağustos 2014 Pazar
Zümrüt Yeşil (Smaragdgrün)
Kerstin Gier, Pegasus Yayınları
Çeviri : Firuzan Gürbüz
Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer - 3
Serinin son kitabı da ilk ikisi gibi bir çırpıda okunacak cinsten. Bu macerada artık bütün sırlar açığa çıkıyor. Saint Germain Kontunun kötücül emellerine engel olmaya çalışan kahramanlarımız hem hayatta kalmaya, hem de kronografın esrarını öğrenmeye çalışıyorlar. Bu esnada geçmişe gidip büyükbaba Lucas ile konuşan Gwendolyn, aile evinde gizlenmiş sırları da ortaya çıkarıyor. tabii bu da başına daha çok işler açıyor.
Okuduktan sonra unutulacak türden, hafifcecik, çıtır çerez serimizin son kitabı, ilk ikisini okuduysanız kaçınılmaz olarak okuyacaksınız benim gibi:)
Safir Mavi (Saphirblau)
Kerstin Gier, Pegasus Yayınları
Çeviri : Firuzan Gürbüz
Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer - 2
Bu serinin ilk kitabını okuyalı epey olmuştu, o yüzden devamını okumadan önce ilkine şöyle bir göz gezdirdim. (İlk kitap Yakut Kırmızı) Yalnız Pegasus serinin devamını basarken çok güzel ciltli kapaklar hazırlamış. Şimdi bendeki ilk kitap süklüm püklüm kalmışken, diğer iki volüm, ciltli ve pek havalı görünüyor. Serinin kapakları gerçekten çok güzel.
Bu ikinci macerada, Gwendolyn geçmişe seyahat edip son derece önemli suarelere katılıyor, üstelik doğru davranmayı, menuet dansı yapmayı ve yelpazesini gerektiği gibi kullanmayı da öğrenmek zorunda. Gideon ile ilişkileri karmaşıklaşırken, geçmişte Paul ve Lucy'nin yaşadıklarına dair yeni bilgiler öğreniyor. Üstelik çok sevdiği ölmüş büyükbaba Lucas ile yeniden karşılaşıp onunla sohbet ederek yapıyor bunu..
İlki gibi bir çırpıda okunan, hafif, çıtır çerez bir kitap. Eğleniyorum ben bu seriyi okurken.
20 Nisan 2014 Pazar
Geber Anne!
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Lucky ile tanıyıp çarpıldığım Sezgin Kaymaz'ın külliyatını okumaya devam ediyorum. Geber Anne, Sezgin Kaymaz'ın kendine has fantastik ve eğlenceli üslubuyla yazdığı ikinci romanı. Kahramanımız Tayfun'un 17.yaş gününde başlıyor olaylar. Arkadaşlarının düzenlediği sürpriz partiden erken ayrılan gencimiz, eve geldiğinde annesi Melek'i bir adamla yakalıyor. Melek Hanım o gece intihar ediyor, Tayfun da ömür boyu azap içinde yaşıyor derken tabii elimizdeki bir Sezgin Kayman romanı olunca her şey tepetaklak oluveriyor. Beklenmedik şekilde ortaya çıkan çocuk kahraman, Tayfun'un olan biten her şeyi başka bir açıdan değerlendirmesini sağlıyor.
Biraz Kün'ü anımsattı bu kitap, kronolojik olarak yazarın külliyatında daha ileride Kün amma ben onu Lucky'den hemen sonra okumuştum. Evlere şenlik çocuk kahraman Kerem'i, Kün'deki Ömer'e benzettim azıcık, ne bileyim.
Okuması çok zevkli, zihin açıcı bir roman Geber Anne! Adı sizi yanıltmasın:)
"Vaktini, saatini bilmelisin sarım. Dünya'nın direği, saatinin zembereğinde gizlidir."
3 Şubat 2014 Pazartesi
Yaylı Bacak Jack (The Strange Affair of Spring Heeled Jack)
Mark Hodder, Altıkırkbeş Yayınları
Çeviri : Gonca Gülbey
Burton & Swinburne 1.kitap
Yaylı Bacak Jack, Kraliçe Viktorya dönemi Londrasında geçen tuhaf bir macerayı anlatıyor. Tuhaflık da buradan başlıyor, çünkü genç kraliçe; bizim bildiğimiz tarihe göre kurtulmuş olduğu suikast girişiminde öldürülmüş. Kocası Prens Albert ise kral ilan edilmiş. Görülmemiş, buharlı icatlar almış başını gitmiş. Sokak temizleyen yengeç robotlar; havadan giden atmosferik trenler, pervaneli iskemleler...
Kahramanımız Sör Richard Burton, 1856-1860 senelerinde Afrika'da Nil nehrinin kaynağını aramış bir kaşif. Nefis bir karakter. Zaten kitaptaki karakterlerin çoğu gerçek kişilikler ancak bu romanın alternatif tarihinde değişik bir versiyonları ile bulunuyorlar. Misal, Hemşire Florence Nightingale, kaçık bir genetikçi. Charles Darwin, vücuduna monte edilmiş başka bir beyinle yaşayan bir yarı makine vs. Bütün sırlar romanın ilerleyen sayfalarında açığa kavuşacak, korkmayın:)
![]() |
| Sir Richard Francis Burton |
Cesur kaşifimiz, bir gece Yaylı Bacak Jack ile karşılaşınca, çocukları korkutmak için anlatılan bir masal zannettiği bu efsanenin gerçek olduğunu anlıyor. Yaylı Bacak'ın, yıllar boyu kızlara saldırdığı ortaya çıkıp, yeni vakalar da duyulunca; Burton, resmen kral tarafından bu davayı çözmek için atanıyor ve sis basmış Viktoryen Londra sokaklarında müthiş tekinsiz bir macera başlıyor. Şair Algernon Charles Swinburne ise, kaşifimizin asistanlığını üstleniyor. Oscar Wilde isimli gazeteci çocuktan, şehirde müthiş bir sistem kurmuş kitap kurdu baca temizleyicilerinden bilgi toplayarak araştırmaya koyuluyorlar.
Çok sevdim ben bu macerayı. Yazarımız Burton ile Swinburne'ün iki macerasını daha yayınlamış. Keşke onları da çevirse Altıkırkbeş Yayın.
Fantastik ve harikulade bir roman, bayıla bayıla okudum resmen:)
23 Aralık 2013 Pazartesi
Sil Baştan (Replay)
Ken Grimwood, Koridor Yayıncılık
Çeviri : Seçil Ersek
Sil Baştan, ilk Ken Grimwood kitabım. Elimde okunacak 2 tane daha olmasından memnunum, çünkü epey meraklı, sürükleyici, akıcı bir kitaptı Sil Baştan.
Romanımız, baş kahramanımız Jeff'in ölümüyle açılıyor. 1988 senesinin 18 Ekim'inde, Jeff ölüyor. Kalp krizi geçirip, ağrılarla acı içinde, öldüğünü bilerek ölüyor. Sonra gözünü açıyor ve kendini 1963 senesinde, 18 yaşında, üniversitede buluyor. Jeff, hayatını tekrar yaşamakta olduğunu anlıyor. Hem de bu sefer gelecekte olacak her şeyi bilerek... Kennedy'nin öldürüleceğini, Kentucky derbisini hangi atın kazanacağını ve Apple diye bir firmanın dünya devi olacağını biliyor. Üniversiteyi bırakıp bahis oynayarak çok zengin oluyor. Ancak, 1988 yılı geldiğinde, 18 Ekim'de yine ölüyor ve kendini bir kere daha üniversitede buluyor. Bu sefer hayatını daha farklı yaşamaya çalışıyor fakat zamanla, bu yeniden başa dönmeler derin bir umutsuzluğa sürüklüyor Jeff'i. Her şeyi yapabilir, dünyayı değiştirebilir, ama ne pahasına? Ölecek ve yaptığı hiç bir şeyin manası kalmayacak. Bir tekrarda, çocuk sahibi olacak ama ölüp de yeni baştan hayata başladığında, o çocuk hiç varolmamış olacak.
Zamanda yolculuk, müthiş derecede ilgimi çeken bir mevzu. Sil Baştan, bu konuda okuduğum en zevkli kitaplardandı. Çok beğendim!
23 Nisan 2013 Salı
Kıyamet Kitabı (Doomsday Book)
Connie Willis, İthaki Yayınları
Zamanda yolculuk teması her zaman ilgimi çekmiştir. İthaki yayınları Ortaçağa yolculuk eden bir tarihçi hakkında roman yayınlayınca hemen alıp okudum tabii. Çarpıcı kapağın da etkisi oldu seçimimde.
Kitabın maşallahı var, 600 sayfaya yakın. Fakat ne olacak diye merakla, hiç bırakmadan okudum. Olaylar 2054 yılı sonunda İngiltere'de başlıyor. Gelişen teknoloji zamanda yolculuk etmeyi olanaklı kılmış. Ama kimse Ortaçağ'a gitmemiş henüz. Gencecik tarihçi Kivrin, herşeyi göze alıp insansız deney yapılmasını dahi beklemeden kendini 1320'ye göndertiyor. Bu tarihte henüz ortada Avrupa'nın yarı nüfusunu yok eden veba salgını başlamamış, o yüzden daha güvenli olacağını düşünüyorlar. Tabii ne geçmişte, ne günümüzde olaylar beklendiği gibi gidiyor.
Roman 1992'de yazılmış.Yazarımız 2054'de zaman yolculuğu olacağını hayal etmiş ama cep telefonu olabileceğini düşünememiş. Kitabın günümüzde geçen kısmında bitmek bilmeyen bir telekomünikasyon problemi var. Sürekli birileri başkalarını arayıp ulaşamıyor. hatlar kesiliyor, insanlar evlerinde durmuyor ve bulunamıyorlar. Bu yüzden olay çözülemiyor. Telefonlar görüntülü ama telesekreterleri yok:)) Hatta kahramanımız odasına adam dikip mesaj gelirse almasını istiyor. 2054'deyiz yahu! Bebelerin bile cep telefonu varmıştır eminim:)) O noktada biraz sıkıcı olabilir yani kitap. (Ben sıkılmadım)
Kitabı, Ortaçağ'a giden Kivrin'in macerası olarak okudum, bilimsel ya da fütüristik-fantastik bir tarafı yoktu benim için. Gerçekten çok zevkli bir okumaydı benim adıma. Çünkü önceden de söylediğim gibi çok akıcı ancak biraz fazla detaylı anlatılmış olaylar. Olayların geçtiği 2 haftalık zamanı gün gün, an an yaşıyoruz. Üstelik de etkilendim ben, veba salgını hakkında o kadar çok şey anlatılıyor ki, hapşıran birini gördüğümde aklıma korkunç şeyler gelmeye başladı:)
Özellikle Ortaçağ merakınız varsa mutlaka okuyun derim. Ben çok keyifle okudum.
Zamanda yolculuk teması her zaman ilgimi çekmiştir. İthaki yayınları Ortaçağa yolculuk eden bir tarihçi hakkında roman yayınlayınca hemen alıp okudum tabii. Çarpıcı kapağın da etkisi oldu seçimimde.
Kitabın maşallahı var, 600 sayfaya yakın. Fakat ne olacak diye merakla, hiç bırakmadan okudum. Olaylar 2054 yılı sonunda İngiltere'de başlıyor. Gelişen teknoloji zamanda yolculuk etmeyi olanaklı kılmış. Ama kimse Ortaçağ'a gitmemiş henüz. Gencecik tarihçi Kivrin, herşeyi göze alıp insansız deney yapılmasını dahi beklemeden kendini 1320'ye göndertiyor. Bu tarihte henüz ortada Avrupa'nın yarı nüfusunu yok eden veba salgını başlamamış, o yüzden daha güvenli olacağını düşünüyorlar. Tabii ne geçmişte, ne günümüzde olaylar beklendiği gibi gidiyor.
Roman 1992'de yazılmış.Yazarımız 2054'de zaman yolculuğu olacağını hayal etmiş ama cep telefonu olabileceğini düşünememiş. Kitabın günümüzde geçen kısmında bitmek bilmeyen bir telekomünikasyon problemi var. Sürekli birileri başkalarını arayıp ulaşamıyor. hatlar kesiliyor, insanlar evlerinde durmuyor ve bulunamıyorlar. Bu yüzden olay çözülemiyor. Telefonlar görüntülü ama telesekreterleri yok:)) Hatta kahramanımız odasına adam dikip mesaj gelirse almasını istiyor. 2054'deyiz yahu! Bebelerin bile cep telefonu varmıştır eminim:)) O noktada biraz sıkıcı olabilir yani kitap. (Ben sıkılmadım)
Kitabı, Ortaçağ'a giden Kivrin'in macerası olarak okudum, bilimsel ya da fütüristik-fantastik bir tarafı yoktu benim için. Gerçekten çok zevkli bir okumaydı benim adıma. Çünkü önceden de söylediğim gibi çok akıcı ancak biraz fazla detaylı anlatılmış olaylar. Olayların geçtiği 2 haftalık zamanı gün gün, an an yaşıyoruz. Üstelik de etkilendim ben, veba salgını hakkında o kadar çok şey anlatılıyor ki, hapşıran birini gördüğümde aklıma korkunç şeyler gelmeye başladı:)
Özellikle Ortaçağ merakınız varsa mutlaka okuyun derim. Ben çok keyifle okudum.
6 Ocak 2013 Pazar
Yakut Kırmızı (Rubinrot)
Kerstin Gier, Pegasus Yayınları
Çeviri : Firuzan Gürbüz
Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer - 1
Yılın ilk kitabı, rahat okunan hafif tarzıyla çıtır çerez bir roman idi. Zaman yolculuğu teması sebebiyle ilgimi çeken kitap aslında bir serinin ilk bölümü imiş.
Kahramanımız Gwendolin, Londra'da yaşayan genç bir kız. Ailesinde tuhaf işler döndüğünün farkında çünkü sülalesinde "zaman yolculuğu geni" taşıyor bu aile. Ama işin iç yüzü asla anlatılmamış Gwen'e. Herkes sıranın Gwen'in kuzeni Charlotte'ta olduğunu düşündüğü için, Charlotte geçmişe gitmeye başladığında zorluk çekmesin diye sürekli gizli eğitimler alıyor. Fakat zamanı geldiğinde geçmişe giden Gwen oluyor.
Kitabımız, Gwen geçmişe gittiğinde olanları anlatmıyor. Bir şey olduğu da yok zaten. Önemli olan zaman yolculuğunun sebebi, nedeni nasılı ve tarihçesi... zaman yolculuğunun tüm esrarını saklayan kronografın ve cihazın bulunduğu mabedin muhafızlarından yakışıklı Gideon de Villiers, Gwen ile yolculuk yapıyor, ikili kronografın sırrını çözmeye çalışıyorlar. Gwen ise ailesinin sırlarını öğrenmeye başlıyor.
Çıtır çerez ve hızla rahatça okunan bir kitap. Devam kitapları Safir Mavisi ve Zümrüt Yeşili basılırsa mutlaka okurum. Böyle bir kafamı rahatlattı bu kitap.
17 Haziran 2012 Pazar
22 / 11 / 63 (11 / 22 / 63)
Stephen King, Altın Kitaplar
Stephen King, lise yıllarımın vazgeçilmezi idi, Agatha Christie ile beraber. En son 90'ların başında Oyun ve Ruhlar Dükkanı kitaplarını okumuştum, ikisini de çok sevdiğim halde tekrar bu yazarın bir kitabını okumam için 20 sene geçmesi gerekti.
Yazarımızın son çıkan kitabında zamanda yolculuğu konu ettiğini öğrenince hemen okumak istedim, oldukça ilgimi çeken bir mevzu zaman yolculuğu. Kitabı Remzi'de görür görmez aldım ve okudum.
22/11/63 epey kalın, 808 sayfa. Okuduğum en kalın Stephen King romanı olsa gerek. Başı ve ortalara kadar çok hevesle okudum, epeydir işten eve gelip televizyonu kapatmamı sağlayan, 22/11/63 gibi uykuya meydan okutan bir kitap okumamıştım diyebilirim. Kitabı bitirebilmek içinse Cumartesi günü öğlenden gece 2'ye kadar okumam gerekti. Çünkü gerçekten oku oku bitmiyor, ortalarını geçtikten sonra "azıcık daha kısa olsaymış iyiymiş" dedim. Ama son 200 sayfada kendimden geçtim, o kadar heyecanlandım ki, ara vere vere okudum kitabı. Sanki müthiş bir aksiyon filmi gözlerimin önünde canlanıyordu. Bir an bile sıkılmadan okudum. Kitabın geneli için de bunu söyleyebiliriz, biraz uzun tutulmuş birkaç kısım olduğunu kabul ederek.
Çok kısaca konusundan bahsedecek olursam, Jake Epping 30'larında, sıradan bir İngilizce öğretmenidir. Kasabadaki küçük burger lokantasında, Al'ın Yerinde şişkoburger yemeyi sever. Bir akşam Al onu restorana çağırdığında ise çok şaşıracaktır, daha dün gördüğü adam tanınmaz haldedir. Al, Jake'e büyük sırrını verir, restoranın kilerinde geçmişe, 1958 yılının 9 Eylül sabahına giden bir tavşan deliği vardır. Geçmişe gidip orada yıllarca kalan Al, hastadır ve Jake'den kendi yerine geçmişe gidip birkaç sene orada kalarak imkansız gibi görünen bir şey yapmasını ister: John F. Kennedy suikastını önlemesini. Jake geçmişten oldukça etkilenmiştir, uzun etekli şapkalı hanımlar, birbirine selam veren insanlar, sürekli çalan cep telefonu ya da zaman öldürten internetin olmaması onu büyülemiştir. Al'ın teklifini kabul edip tavşan deliğinden geçer ve JFK suikastini engellemek için çalışmaya başlar. Onu düşündüren tek şey ise Kelebek Etkisidir, yani yaptığı eylemlerin gelecekteki yansımaları...
Stephen King, lise yıllarımın vazgeçilmezi idi, Agatha Christie ile beraber. En son 90'ların başında Oyun ve Ruhlar Dükkanı kitaplarını okumuştum, ikisini de çok sevdiğim halde tekrar bu yazarın bir kitabını okumam için 20 sene geçmesi gerekti.
Yazarımızın son çıkan kitabında zamanda yolculuğu konu ettiğini öğrenince hemen okumak istedim, oldukça ilgimi çeken bir mevzu zaman yolculuğu. Kitabı Remzi'de görür görmez aldım ve okudum.
22/11/63 epey kalın, 808 sayfa. Okuduğum en kalın Stephen King romanı olsa gerek. Başı ve ortalara kadar çok hevesle okudum, epeydir işten eve gelip televizyonu kapatmamı sağlayan, 22/11/63 gibi uykuya meydan okutan bir kitap okumamıştım diyebilirim. Kitabı bitirebilmek içinse Cumartesi günü öğlenden gece 2'ye kadar okumam gerekti. Çünkü gerçekten oku oku bitmiyor, ortalarını geçtikten sonra "azıcık daha kısa olsaymış iyiymiş" dedim. Ama son 200 sayfada kendimden geçtim, o kadar heyecanlandım ki, ara vere vere okudum kitabı. Sanki müthiş bir aksiyon filmi gözlerimin önünde canlanıyordu. Bir an bile sıkılmadan okudum. Kitabın geneli için de bunu söyleyebiliriz, biraz uzun tutulmuş birkaç kısım olduğunu kabul ederek.
Çok kısaca konusundan bahsedecek olursam, Jake Epping 30'larında, sıradan bir İngilizce öğretmenidir. Kasabadaki küçük burger lokantasında, Al'ın Yerinde şişkoburger yemeyi sever. Bir akşam Al onu restorana çağırdığında ise çok şaşıracaktır, daha dün gördüğü adam tanınmaz haldedir. Al, Jake'e büyük sırrını verir, restoranın kilerinde geçmişe, 1958 yılının 9 Eylül sabahına giden bir tavşan deliği vardır. Geçmişe gidip orada yıllarca kalan Al, hastadır ve Jake'den kendi yerine geçmişe gidip birkaç sene orada kalarak imkansız gibi görünen bir şey yapmasını ister: John F. Kennedy suikastını önlemesini. Jake geçmişten oldukça etkilenmiştir, uzun etekli şapkalı hanımlar, birbirine selam veren insanlar, sürekli çalan cep telefonu ya da zaman öldürten internetin olmaması onu büyülemiştir. Al'ın teklifini kabul edip tavşan deliğinden geçer ve JFK suikastini engellemek için çalışmaya başlar. Onu düşündüren tek şey ise Kelebek Etkisidir, yani yaptığı eylemlerin gelecekteki yansımaları...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










