polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Aralık 2016 Cumartesi
Hayalet Koşucu (The Ghost Runner)
Parker Bilal, Kırmızı Kedi Yayınevi
Çeviri : İdil Dündar
Makana 3.Kitap
Melankolik kahramanımız Makana, bu macerada yine çapraşık bir vakanın göbeğinde buluyor kendini. Aslında başlangıçta işi gayet basit, kodaman bir avukatı takip ederek karısını aldatıp aldatmadığını karısına rapor etmek. Avukatın feci şekilde yanmış bir kızla alakasını keşfedince işler karışmaya başlıyor. Bu kızın babası, avukatın da müvekkili olan Musab, yıllar önce Mısır'dan kaçıp cihatçılara katılmış, aranan bir suçlu. Musab'ın bir şekilde ülkeye dönerek kızını öldürdüğünü düşünen Makana, adamın köyüne giderek çöl kumlarını eşeleyince geçmişe uzanan bir cinayetler zincirini tetikliyor.
Kitabın atmosferi yine olağanüstü, önce Kahire'nin curcunası, ardından Makana'nın cinayetlerle karşılaştığı ufak, derbeder Siva kasabası mükemmel bir şekilde yazılmış, Makana ile kavurucu güneşin altında, tozlu çöl yollarda geziniyoruz; o ikiyüzlü kasaba halkının sakladığı sırrı beraber eşeliyoruz. Kahramanımız alabildiğine gerçek, dinmek bilmeyen acısı ile elle tutulabilecek, gözle görülebilecek hakiki bir karakter. Diğer tipler de çok başarılı, komiser muavini Hamama, alkolik doktor Medine, otelci Naci, görmüş geçirmiş Lokman; hepsi de capcanlı karşımızdalar.
Okuması çok zevkli, çok güzel yazılmış nefis bir roman Hayalet Koşucu, çok sevdim.
1 Ekim 2016 Cumartesi
13.Oda (Room 13)
Edgar Wallace, Labirent Yayınları
Çeviri : Seda Çıngay
1920'lerin gangsterler dünyasında geçen klasik bir İngiliz polisiyesi. Sevdim.
29 Eylül 2016 Perşembe
Ayçöreği
Piraye Şengel, Labirent Yayınları
Kahramanımız Servet, sevimsiz bir adam. Genellikle kahramanımızı sevmek isteriz, yoksa kitapla aramıza mesafe girer, servet pek sevilesi bir tip değil. İşte bu ukala,, sevimsiz Servet, eski mahalleden komşusu Azade'ye iş teklif ediyor ve ikisi beraber Ayçöreği Dedektiflik Bürosu'nu kurup çalışmaya başlıyorlar.
Kitabın devamında bir sürü karakter işin içine giriyor, hepsine detaylıca yer verilmiş ama sorun şu ki kitap kısacık. Karakterleri anlatarak sayfalar geçiyor ve son birkaç sayfada dava çözülüyor. Bence finali çok aceleye gelmiş kitabın.
Pek beğenmedim.
15 Eylül 2016 Perşembe
Aşk Komandoları Vakası (Vish Puri 4.Kitap)
Tarquin Hall, Büyülü Fener Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bir Vish Puri Polisiyesi
Kast sisteminde yaşanan çağdaş bir Romeo ve Juliet öyküsü Vish Puri'yi (ve dolayısıyla bizi) Hindistan tarihinin ve kültürünün en derinlerine götürüyor. Ram ve Tulsi birbirlerine âşık olduklarında genç kadının ailesi ölümüne bu birlikteliğe karşı çıkar. Çünkü Ram, Hint toplumunun en alt katmanı olan Dokunulmazlardandır. Neyse ki, kendilerini farklı kastlardan olan çiftlere yardıma adayan Hindistan'ın Aşk Komandoları adlı gönüllülerden oluşan bir grup çıkagelir. Tulsi'yi kurtarırlar, ama bu sefer Ram saklandığı yerden gizemli bir biçimde kaybolmuştur. Bütün bunlar yetmezmiş gibi başrakibi olan tatlı dilli Hari Kumar da Ram'i bulmaya çalışmaktadır. Puri ve ekibi Ram'in köyüne sızmak ve binlerce yıllık önyargılarla biçimlenen kast politikasında yollarını bulmak zorundadır. Ve hep olduğu gibi, Tarquin Hall'un Pencaplı obur-ötesi dedektifi iyi bir köriden de asla elini çekemez.
Polisiye sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir seri bu. Aynı zamanda Hindistan'ın o kaotik, bol baharatlı, parlak renklerle bezeli kadim geleneklerle örülmüş büyüleyici dünyasına girmek isteyenler de benim gibi müthiş bir zevk alacaklar bu kitaptan eminim. Harika bir kitap ve enfes bir polisiye. Bayıldım.
13 Eylül 2016 Salı
Karakol Cİnayetleri (Metin Çakır 4.Kitap)
Armağan Tunaboylu, Maceraperest Kitaplar
Bir Metin Çakır polisiyesi.
Karakol Cinayetleri serinin geri kalanından oldukça farklı, bu defa başı belaya pezevenk kahramanımız Metin Çakır değil de, namlı komiserimiz Asım Ağbi. Üstelik Asım Ağbi bizzat Metin'in yardımına muhtaç ve Metin'den karakolda üzerine yıkılan cinayet davasını çözmesini istiyor. Zanlı bizim komiser, maktül de bir başka polis, hem de Asım Ağbi'niniş dışı ilişkilerinden şüphelendiği bir polis.
Emir tepeden gelince, Metin de o leş haliyle gelip karakola çörekleniyor ve bir yandan Yavuz Başkomiser ile cebelleşir beri yandan Sarı Ekrem'in suyuna gitmeye çalışırken cinayeti çözmeye uğraşıyor, elbet mesele cinayetin ötesine geçiyor kısa zamanda.
Kahkahalar atarak okudum bu pek zevkli polisiyeyi. Ama en unutamadığım Metin'e yardım eden jigolo Dursun'un "Uskumruluk hayatım bitti" diye ağlaması idi.
Umarım bu leş kahramanın başka maceralarını da okuruz.
10 Eylül 2016 Cumartesi
Konsey Cinayetleri (Metin Çakır 3.Kitap)
Armağan Tunaboylu, Maceraperest Kitaplar
Bir Metin Çakır polisiyesi.
Mahallenin namlı pezevengi, tiksinerek sevdiğimiz kahramanımız Metin Çakır bu macerasında boyundan büyük belalara bulaşıyor. Mahallenin pezevenkleriyle katıldığı Puştlar Konseyi oturumunda Fenerbahçe maç skorunu öğrenmek niyeti ile kahveden dışarı çıkan kahramanımız, gözlerinin önünde kahve taranınca neye uğradığını şaşırıyor. Tabii Asım Ağbi anında Metin'in suçlu olduğuna kanaat getirince bizimki çareyi yine kaçmakta buluyor.
Korktukça donuna işeyen, cahil pis yalancı kahramanımız bu sefer çok müşkül hâllere düştüğü için kitap bana öncekilerden bile eğlenceli geldi. Serinin tamamı zaten müthiş zevkli ancak bu macerada defalarca kahkaha attım.
Sırada Karakol Cinayetleri var.
Resim Cinayetleri (Metin Çakır 2.Kitap)
Armağan Tunaboylu, Maceraperest Kitaplar
Bir Metin Çakır polisiyesi.
Polisiye diyorum ama bu seri bence başlı başına komedi. Başı bitten götü boktan bir türlü kurtulamayan namlı pezevenk Metin Çakır'ın peşinden İstanbul'un altını üstüne getiriyoruz. Kendisi cahil, pis, yalancı, korkak, korktukça da şırıl şırıl donuna işeyen leş bir adam ama kafası çalışıyor, bir de samimi. Tiksinerek seviyoruz Metin Çakır'ı.
Bu macerada Metin Çakır üstüne yıkılan çifte cinayetten yırtmaya çalışıyor. Biz de nefes nefese peşinden koşturuyoruz. Bu adam yüzünden dilime "Galerici karı" lafı da dolanmasın mı, galerici karı aşağı, galerici karı yukarı. Ne yapalım adam öyle konuşuyor.
Çok çok eğlenceli bir kitap.
30 Ağustos 2016 Salı
Ölüler Sır Saklamaz (Silent Witnesses)
Nigel McCrery, NTV Yayınları
Çeviri : Algan Sezgintüredi
Ölüler Sır Saklamaz polisiye düşkünleri için biçilmiş kaftan. Adli tıbbın teşhis yöntemlerinin yüzyıllar içindeki keşif ve gelişmelerini üstelik gerçek vakalar eşliğinde anlatıyor kitabımız. Parmak izi, balistik, kan grubu ve günümüzde DNA yöntemlerinin keşiflerini ve gelişmelerini okuyoruz kitapta. İlginç bilgilerle dolu bir kitap bu; misal insan kanı ile hayvan kanı 1901 senesine dek ayırt bile edilemiyormuş. Kitabı okurken bizim de ne denli geri kalmış bir toplum olduğumuzu düşünmemek elde değil. Avrupa'da 1794 senesinde balistik araştırması ile suçlu yakalanıyormuş.
Tanıtım bülteni:
İngiltere'de 1996 yılında başlayan, bugün 18. sezonu yayınlanan Silent Witness dizisinin yaratıcısı,
yazar Nigel McCrery'den solukları kesen bir kitap.
ÖLÜLER SIR SAKLAMAZ adlı kitabında adli bilimler tarihine göz atan McCrery, heyecanlı mı heyecanlı bu geçmişi gerçek vakalarla süslüyor.
Bu büyüleyici ve ürpertici eserinde adli bilimler tarihine dalan Nigel McCrery, suç mahallerinde bulunan delilleri okumaya yönelik inanılmaz tekniklerin gelişimini inceliyor. Kimlik tespiti, balistik, kan, deliller, ceset, zehirler ve DNA bölümlerinden oluşan ÖLÜLER SIR SAKLAMAZ adli bilimlerin bütün ana dallarını ele alıyor.
Adli bilimler tarihindeki her bir gelişme ve keşfin rüştünü ispatladığı vakaları anlatan yazar okura gizemleri uzmanlarla birlikte çözme hazzı da tattırarak bilimsel ilkelerin uygulamalarını gösteriyor.
12 Temmuz 2016 Salı
Ölümcül Terayağlı Tavuk Vakası (Vish Puri 3.Kitap)
Tarquin Hall, Büyülü Fener Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bir Vish Puri Polisiyesi
Hindistan Birinci Ligi'nde oynayan, Pakistan'ın önde gelen kriketçisi Kamran Khan'ın babası, bir kriket karşılaşması sonrasında düzenlenen ziyafet sırasında ölür. Ölüm nedeni tereyağlı tavuğunun konan zehirdir. Puri'nin bu davayı çözmesi için bölgedeki organize suç çetelerinin izini sürmesi gerekmektedir. Ve sadece Hindistan'da kalarak bir sonuca varamayacağı için istemeye istemeye de olsa Pakistan'ın yolunu tutmak zorunda kalır. Bu da onu Pakistan'ın Hindistan'dan ayrıldığı 1947'ye ve iki ülke arasındaki savaşların iç burkan hatıralarına götürür. Yapbozun son parçasını bulacak, katilin kim olduğunu ortaya çıkaracak olan ise, Puri'nin birlikte çalışmak isteyebileceği son kişi, yani Anne-ji'dir.
Kitabı büyük zevkle okudum. Seri ilerledikçe Puri'nin maceraları daha derinlikli ve katmanlı hâle geliyor. Cinayetin yanı sıra Hindistan ve Pakistan arasındaki husumetin tarihçesini de kitabın hikâyesi içine çok güzel yedirmiş. Tabii Hint yaşam tarzı ve yemekleri yine olağanüstü anlatılmış. ne oldğunu bilmediğimiz yemekler ağzımızı sulandırıyor bu kitapta da. Üstelik kitabın arkasına yemek tarifleri eklenmiş, çok hoş bir detay bence:)
Çok güzel kitap.
10 Temmuz 2016 Pazar
Gülmekten Ölen Adam Vakası (Vish Puri 2.Kitap)
Tarquin Hall, Büyülü Fener Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bir Vish Puri Polisiyesi
Hintli Dr Jha ömrünü fakir halkı kandıran sahte guruları ifşa etmeye adamış bir bilim adamıdır. Fakat tam da mümkün olmadığını söylediği şekilde cinayete kurban gider, parkta güpegündüz, kahkaha kulübüyle beraber katılarak gülerken, korkunç tanrıça Kali yoktan belirip doktora kılıcı saplar. Kali ve kılıç ortadan kaybolur, doktor ise ruhunu teslim eder. Kahramanımız boğazına düşkün ve son derece zeki, Hindistan'ın En Özel Dedektifi Vish Puri, bir turistin kamerasına kaydettiği cinayeti izleyince vaka üzerinde çalışmaya koyulur.
Vish Puri'nin ikinci kitabında çıta biraz daha yükselmiş, son derece zevkli bir polisiye okuyoruz. Yazarımız Hindistan'da yaşıyor ve karısı da Hintliymiş. Bunu yarattığı mükemmel atmosferden anlıyoruz, bizi Delhi sokaklarında gezdiriyor, sokak satıcılarının sattığı ve her seyahat rehberinde "aman sakın yemeyin" dedikleri yerel lezzetleri enfes bir şekilde anlatıyor. Tabii Hint geleneklerine de aşina oluyoruz.
Kitapta tek bir vaka yok, Vish Puri'nin inatçı annesi de yine bir başka suçlu peşinde koşuyor. katıldığı "kitty party"de, yani Hintli kadınların altın günü, toplanan parayı çalan komşu teyzeyi bulmak için uğraşıyor Anne-ji.
Harika bir polisiye.
3 Temmuz 2016 Pazar
Yıldız Cinayetleri (Metin Çakır 1.Kitap)
Armağan Tunaboylu, Maceraperest Kitaplar
Metin Çakır namlı bir pezevenktir. Kızlarını Kürdo lâkaplı bir kabadayıya devredip, karşılığında edindiği harabe evinde ilk gecesinde, Güzel Marmara içip sarhoşlanırken, komiser Asım Ağbi'nin tokatları ile ayılır. Tekme tokat karakola götürülen kahramanımız, Kürdo'ya bıraktığı sermayelerinden birinin öldürüldüğünü öğrenir, hem de feci şekilde. Üstelik zanlı da bizzat kendisidir. Bir punduna getirip Asım Ağbi'den kaçmayı beceren kahramanımız, katili bulup kendini kurtarmak için didinmeye başlar.
Metin Çakır herhalde okuduğum en rezil, en müptezel polisiye kahramanı. Korktukça donuna işeyen, kadın döven, pis, gerilince çekinmeden gaz salan, çabucacık duygulanıp ağlayan, yankesicilikten imtina etmeyen bu tipten nefret edeceğinizi düşünmeyin. kendisine bir şekilde sempati besleyip, nefes nefese peşinden koşuyoruz leş kahramanımızın.
Son derece eğlenceli, temposu hiç düşmeyen, çok renkli ve keyifli bir polisiye Yıldız Cinayetleri. İlk kez 2004 yılında yayınlanmış. benim aldığım yeni baskısı. Bu baskının cildini, boyutunu ve şömizli olmasını da çok sevdim.
Çok eğlenerek okudum, harika bir polisiye :)
Kayıp Hizmetçi Vakası (Vish Puri 1.Kitap)
Tarquin Hall, Büyülü Fener Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bir Vish Puri Polisiyesi
Vish Puri Hindistan'ın bir numaralı özel dedektifi. Ufak tefek, tombul, gırtlağına düşkün, aynı zamanda kılık kıyafetine son derece özenen, İngiltere'de yapılmış şapkalarını takmadan çıkmayan, şık takımlarını terziye diktiren, biraz da kendini beğenmiş dedektifimiz adeta Hindistan'ın Hercule Poirot'su. Üstün gözlem gücü sebebiyle kendisini Sherlock Holmes'e benzetenlerden hiç hazetmiyor. Çünkü o kurgu, Puri ise gerçek.
Puri, En Özel Dedektifler Bürosunun kurucusu ve patronu. Küçük ve yetenekli bir ekibi var. Pencaplı olmak öyle gerektirdiğinden, Puri her birine lâkap takmış : Kılıktan kılığa girebilen güzel Yüz Kremi, Şoför El Freni, sabahları zorlukla uyanabilen Floresan, sifonu olan evde yaşadığı için Sifon. Puri saldırıya uğradığında koşarak gelen ve saldırganın peşine düşen, dedektif olmaya meraklı inatçı annesi ile evi çekip çeviren, Puri'ye rejim yaptırmaya çalışan tatlı karısı Rumpi de diğer sevdiğimiz karakterler.
Bu ilk macerada Puri, gri hücrelerini çalıştırıp ekibini görevlendirerek meşhur bir avukatı cinayet davasından beraat ettirmeye uğraşıyor. Avukatın evinde çalışan genç ve güzel hizmetçi kız kayıplara karışmış, cinayet şüphesiyle avukat tutuklanmıştır. Allahtan, hiç bir davasında yenilgiye uğramayan Vish Puri vakanın peşine düşer.
Çok keyifli bir polisiye serisi bu. Tabii en özel yanı, günümüz Hindistan'ında geçiyor olması. Uzaklardaki o kocaman, rengarenk, egzotik, bir yanı sefalet derecesinde fakir, bir yanı ultra zengin ülkenin tüm rengini, lezzetlerini, kokularını ve sosyal yaşamını mükemmel anlatıyor bu kitap. Benim için kitabın en çekici yönü bu idi, polisiye olması yanı sıra, Hindistan'ın olağanüstü atmosferini mükemmel anlatması. Serinin yayınlanmış kitaplarının kapakları da enfes güzellikte.
Kitapta geçen Hintçe kelimeler için kitabın arkasına bir sözlük eklenmiş. Keşke bu açıklamalar dipnot olarak eklenseymiş sayfalara. Bence o şekilde okuması daha rahat olabilirdi.
Çok sevdim :)
Burada çok güzel bir de web sayfası var : Vish Puri
10 Nisan 2016 Pazar
Siyah Bira
Vassilis Danellis, Labirent Yayınları
Yunancadan Çeviren : Mustafa Fotumacı
Kahramanımız Andreas, Atina sokaklarında gitar çalarak geçinmeye çalışan, ekseri bir bira parasını zor toplayan, sadece gitarını seven depresif bir genç. Bir gece sokakta gösteriler yapan Lazaros ile barda karşılaşıyorlar. Lazaros fütursuzca para harcıyor, bir sürü bira ısmarlıyor Andreas'a. Ertesi gün bir takım olaylar sonucu Andreas kendini morgda, Lazaros'u teşhis ederken buluyor. Üstelik kimi kimsesi olmadığından, cinayet değil intihar denerek kimsesizler mezarlığına gömülecek Lazaros. Bunun üzerine Andreas kendi imkanları ile katili aramaya koyuluyor.
Güzel bir acemi hafiye romanı Siyah Bira. Yine gayet sıradan, hatta toplumun dışlanan, gariban kesiminden bir kahramanımız var; kendince insanları sorguya çekip ipuçları peşinden koşarak olayı aydınlatmaya çalışıyor. Atmosfer çok tanıdık, Atina vr insanların genel haleti ruhiyesi de gayet bizden. Hiç yabancı bir şehirde hissetmedim kendimi, sanki Istanbul'da, Kadıköy'de, Şile'de filan dolaşıp duruyordu Andreas.
Keşke kitapta birazcık, azıcık mizah unsuru bulunsa idi. Benim zevkime göre Andreas fazlaca karamsar ve depresif. İyimser hiç bir şey yok hikayede. Belki olayların Mart soğuğunda, pek fena havada geçmesi de böyle hissetmeme neden olmuştur.
9 Nisan 2016 Cumartesi
Cadıbostanı Cinayeti
Esra Türkekul, Mylos Kitap
O güzelim Kapalıçarşı Cinayeti'ni okuyalı üç sene olmuş. O denli keyifli bir polisiye kitaptı ki, anımsadıkça sanki dün okumuşum gibi hâlâ gülümsüyorum, özellikle de Berna'nın halka açık yerlerde kakasını yapan adi insanlar hakkındaki yorumuna:)
Açıkçası Kapalıçarşı Cinayeti'ni bitirir bitirmez Berna'nın yeni bir macerasını okumak istemiştim. Sonsuz bekleyişimiz nihayet sona erdi ve artık enikonu dedektifliği ilerletmiş becerikli kahramanımıza kavuştuk.
Berna depresyondan çıkmış, hatta azıcık kilo vermiş ve pek isabetli bir kararla viskiye dadanmış. Aferin kız! Evinin hemen ilerisinde, Caddebostan sahilinde bir ceset bulunduğunu işitince, içinde bulunduğu amaçsız boşluktan sıyrılmak için bunu fırsat biliyor ve kendi başına katili bulmak üzere harekete geçiyor. Kitabımız pek hoş şekilde, senin benim gibi sıradan bir kadının dedektifliğe soyunursa vakayı nasıl araştırabileceğini gösteriyor. Herhangi bir polis desteği ya da bilgisayar uzmanlığı, iz sürücülük gibi yeteneklere sahip dedektiflik bürosu elemanları olmadan, Bernacık akıl yürüterek ve tabana kuvvet delil peşinde koşarak katili bulmak için uğraşıyor. Tabii yine Berna'nın, dolayısıyla yazarımızın o pek samimi ve son derece eğlenceli dilinden okuyoruz bu serüveni.
Berna'nın ilk kitapta evde olmayan tombiş teyzesi de ev ahalisine katılmış bu kitapta ve pek tatlı cadı bir tip olmuş. Saha ajanı olarak harikaydı:) Cinayet silahı ise bana Katilin Şeyi kitabını anımsattı. 40 yıl düşünsem böyle bir şey aklıma gelmezdi:)
Bayıldım, son derece eğlenceli, nefis bir polisiye Cadıbostanı Cinayeti. Bu kitabı okumak için ilk macerayı okuma şartı yok, hikayeler tamamen birbirinden bağımsız. Ama ben Kapalıçarşı Cinayeti'ni de mutlaka okumanızı öneririm. Esra Türkekul'un samimi ve esprili anlatımına bayılacaksınız.
"Estağfurullah, anne yarısı ne demek, sen anne iki katısın teyzeciğim."
"Su ve sabunun en az iki yüz metre mesafedeki umumi helada olduğu bu ortamda, çiğ tavuk etindeki bakteri popülasyonunun süratle ürediğini gözlerimle görmüş kadar oldum."
"Yetişkin bir kadın olarak, cinsel cazibemle hitap ettiğim yegâne kitlenin birkaç yıl sonra çişini tutamayacak olması böğrüme bir hançer gibi saplansa da bu düşünceleri aklımdan kovaladım."
"Ben de abazayım ama onun gibi ağlak değilim. Kardeşim sen de kendini alkole vursana, her düşünceli insan gibi. Neden milletin beynini yiyorsun?"
21 Şubat 2016 Pazar
Oscar Wilde ve Mum Işığı Cinayetleri (Oscar Wilde and the Candlelight Murders)
Gyles Brandreth, Sel Yayıncılık
Çeviri : Ahu Sıla Bayer
![]() |
| Oscar Wilde |
Kitabımız 1889 senesinde Viktorya dönemi Londrasında geçiyor. meşhur ve nevi şahsına münhasır yazar Oscar Wilde, hayran olduğu genç Billy Wood'un cesedini bulunca cinayeti çözmeyi kafasına koyuyor. O dönemde Arthur Conan Doyle ise Kızıl Dosya isimli ilk Sherlock Holmes macerasını yayınlamış, Oscar tanışıp dost olduğu Arthur'a ve kahramanı Sherlock'a duyduğu hayranlıkla aynen Sherlock gibi ipuçlarını takip etmeye başlıyor.
![]() |
| Arthur Conan Doyle |
Kitabı Robert Sherard'ın yazdığı bir hatırat gibi kaleme almış yazarımız. Aslında Sherard da gerçek biri, Oscar Wilde'ın dostu ve biyografi yazarıymış. Bu kitapta ise ona düşen Oscar'ın Mon Ami Hastings'i ve sevgili Watson'ı olmak.
![]() |
| Robert Sherard |
Bu kitaba bayıldığımı söylememe gerek yok herhalde, 19.yüzyıl Londrasında Oscar Wilde ile Arthur Conan Doyle beraber cinayet davası soruşturuyorlar. Atmosfer harika, Oscar büyüleyici bir kişilik, kitabı okumak büyük zevkti doğrusu.
Bu kitabı yazar bir seri olarak devam ettirmiş ama diğer serüvenler ülkemizde basılmamış ne yazık ki. Ah keşke devamı da basılsa idi. bense bu kitabı ta 2012'de Tüyap Kitap Fuarından almışım. 4 sene sonra okuma sırası gelmiş, bu kadar seveceğimi tahmin etmemişim herhalde, ne bileyim.
Nefis bir kitap, klasik polisiye tadında.
7 Şubat 2016 Pazar
Karanlık Barselona (La Mala Dona)
Marc Pastor, Esen Kitap
Editör : Algan Sezgintüredi
1911 senesinde, Akdenizin incisi Barselona kenti göçmenlerle gelen nüfus artışı ve savaşlarda verdiği kayıplarla baş etmeye çalışmaktadır. Bu keşmekeş içinde, kentin varoşlarında yaşayan fahişelerin çocukları kaybolmaya başladığında emniyet müdürü olayı dikkate almak istemez. Kadınlar korkudan polise şikayette bulunamazlar, eh, şikayet yoksa dava da yok demektir diye sıyrılır emniyet müdürü işin içinden.
Polisiye sever Komiser Moisés Corvo, düzenli ziyaret ettiği fahişelerden Barselona Canavarının çocuklarını kaçırdığını öğrenince, vicdanı olayı görmezden gelmesine engel olur. Ortağı Malsano ile kayıp çocukların peşine düşen Moisés; çok önemli insanlar tarafından korunan korkunç suçluyu yakalamak için emniyet amirinin emirlerine karşı çıkmayı göze alır.
Tüyler ürpertici bir polisiye Karanlık Barselona. Hikaye gerçekten yaşanmış bir olaydan esinlenmiş. Okuduğum en kötü, en yabani, en karanlık ruhlu katillerden biri anlatılıyor kitapta. Ne bileyim Hannibal Lecter'da bile bir nebze insancıllık, sevgi kırıntısı vardır değil mi? Enriqueta'da yok işte. Enriqueta Marti'nin yaptıklarını okurken zaman zaman kitabı kapatıp kenara bıraktım. Okumaya devam etmek için biraz bekledim, epey sarsıldım.
Kitabın atmosferi harika, 20. yüzyıl başlarında Barsolana'nın gözden çıkartılmış arka mahallelerini olanca kiri, kokusu, keşmekeşi ile gezdiğimi hissettim. Algan Sezgintüredi'nin alameti farikası dipnotları ise, o dönemin İspanyasını, ismi geçen ve tanımadığımız kişileri bize kısaca anlatarak romanın dünyasına girmemizi kolaylaştırıyor. Kahramanımız Moisés enfes bir karakter, polisiye kitap tutkusu, paraya düşkünlüğü, yine de para için bile bir noktayı aşmaması, çocuk istismarına göz yummayı reddetmesi ile kusurlu ve aynı zamanda harika bir karakter.
Kitabın anlatım tarzı da çok hoşuma gitti. Roman anlatıcısı, tıpkı Kitap Hırsızı'ndaki gibi, Ölüm. Ama anlatı sürekli Ölüm'ün gözünden de değil, yer değiştiriyor kitap boyu. Olayları Moisés'in, Enriqueta'nın hatta küçük çocukların gözünden takip ediyoruz ve yazarın yani roman anlatıcısının ortaya çıktığı kısımlarda Ölüm alıyor anlatıyı eline. Gerçekten çok başarılı buldum yazarın bu tarzını.
Okumaya cesareti olanlara, nefis bir karanlık polisiye.
![]() |
| Barselona Canavarı Enriqueta Marti |
10 Ocak 2016 Pazar
Hafiyenin El Kitabı (The Manual of Detection )
Jedediah Berry, Siren Yayınlrı
Çeviri : Algan Sezgintüredi
Bu kitap hakkında ne yazayım bilemiyorum. hayatımda okuduğum en sıkıcı kitaptı. Sıkıntıdan ağladım diyebilirim. Uzak durun!
21 Kasım 2015 Cumartesi
Simirna Cinayetleri -1 : Düello
Suphi Varım, Labirent Yayınları
Düello, her şeyden önce atmosferi ile akıl çelen bir kitap. Olaylar 1890 senesinde İzmir'de geçiyor. Kahramanlarımız o cafe senin, bu restoran benim gezip Belle Vue'de yürüyüş yaptıkça içimiz gidiyor, İzmir nasıl da Paris imiş bir vakitler diye.
İşte bu Levanten İzmirin tanınmış simalarından; dillere destan koleksiyonu ile herkesi kıskandıran Sör Charles Williams bir gece öldürülünce, aile dostu arkeolog Ronald Morgan cinayeti çözmek için uğraşmaya başlıyor.
Fakat bu kitabı zor okudum ben, sayfalar geçmek bilmedi, sebebi de cinayetin işlenmesi ve kahramanımızın cinayetin peşine düşmesi için 70. sayfaya dek beklememiz. Buraya kadar da sürekli yeni karakterler ekleniyor hikayeye. O kadar çok isim ardı ardınca geliyor ki, onun nişanlısı, bunun arkadaşı, evin oğlu, dul kızı, İtalyan, Amerikalı, Alman, İngiliz derken takip etmek epey zorlaşıyor. Çünkü bu isimlerin hiç birini gözümüzde canlandıramıyoruz. Bu kadar karaktere gerek var mıydı bilmedim. Keşke kitabın başında Agatha Christie hikayelerindeki gibi bir "Bu romandaki karakterler" listesi olsa idi. Eminim çok işe yarayacaktı.
Bir diğer hoşlanmadığım yönü de diyaloglar oldu, bana yapay gelen bir tarzda konuşturmuş yazarımız karakterleri. Hiç birine ısınamadığım gibi kitabın içine de giremedim bir türlü.
Serinin devamında 2 kitap daha var: Kabus ve Gölge. Onları da almıştım ve okumayı planlıyordum. Fakat karakterlere sempati hissetmediğim için salt 19.yüzyıl İzmiri uğruna kitapları okuyabilecek miyim, orası meçhul:(
8 Kasım 2015 Pazar
Mart Menekşeleri (March Violets)
Philip Kerr, Alfa Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bernie Günther 1. Kitap
1936.. İkinci Dünya Savaşından önceki son altın günlerde Berlin. Nasyonal Sosyalist partinin yasakları ve baskıları artmakta. Kadınlara iş hayatından el çektiriliyor. Yahudiler mücevherlerini satıp ülkeden kaçmalarını sağlayacak pasaportların peşinde. Beri yandan şehir meşhur Olimpiyat Oyunlarına hazırlanmakta. Nazi yöneticiler Aryan ırkının üstünlüğünü göstermesini beklerken Amerikalı zenci atlet Jesse Owens 100 metrede kanatlanıp uçacak halbuki.
Birinci Dünya Savaşında Türkiye'de cephede savaşmış, ardından polislik de yapan kahramanımız Bernhard Günther bu şehirde bir özel dedektif. Son zamanlarda en çok kayıp insan vakası alıyor, SS'lerin elinde kaybolup giden insanların peşinde koşuyor. Eski sekreterinin düğününden çıktığı bir gece, oldukça zengin bir sanayicinin evine davet ediliyor ve sanayici Bernie'ye reddedemeyeceği bir teklifte bulunuyor. Sanayicinin kızı ve damadı evlerinde öldürülmüş, ardından ev kundaklanmış, kasadaki değerli mücevherler kaybolmuştur. Bernie'den istenen bu mücevherleri özellikle de paha biçilmez elmas kolyeyi bulmasıdır. Kahramanımız arayışında ilerledikçe, bir yanda Hitler'in sağ kolu Himmler'in beri yanda Nazi generali Göring'in bulunduğu akılalmaz tehlikelerin ortasına düşer.
Nefis bir kitap, çok beğendim. Özellikle Nazi Almanyası atmosferi inanılmaz gerçekçi ve bazen o kadar benzerlikler görüyorsunuz ki, insan ürpermeden edemiyor. Müthiş bir dönem romanı. Alfa Yayınları da tüm seriyi basıyor, hepsini okuyacağım.
31 Ekim 2015 Cumartesi
Ölüm Işığı (Dying Light)
Stuart MacBride, Artemis Yayınları
Çeviri : Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Logan McRae 2.Kitap
Soğuk Granit ile tanıştığımız Logan McRae'nin ikinci macerası, rıhtımda emektar bir fahişenin feci şekilde dövülmesi ile başlıyor. Kahramanımızın başında başka dertler var, bir operasyon düzenlemiş, ihbar yalan çıkmış, operasyonda bir polis memuru ölümcül derecede yaralanmış. Ceza olarak Logan'ı yine geçen kitaptan tanıdığımız Müfettiş Steel'in emrine, ezikler takımına veriyorlar. Logan da davanın peşine Steel ile düşmekten başka çare bulamıyor. Sonunda kadının başarısının üzerine yatacağını da biliyor.
Bu seriyi çok sevdim, çünkü karakterler çok eğlenceli. Logan habire yanlış kararlar veriyor. Steel çok evlere şenlik, pislik bir kadın. Bir kaç lafında çok güldüm. Gazeteci Miller ilk kitaba nazaran daha az görünse de yine olayların göbeğinde.
Umarım Artemis seriye devam eder.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























