yky etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yky etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Kasım 2016 Pazar
Harry Potter ve Lanetli Çocuk (Harry Potter and the Cursed Child)
J. K. Rowling, John Tiffany, Jack Thorne; Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu
Londra'da sahnelenen tiyatro oyununun metni bu kitap. O yüzden çok hızlı okunuyor. Ben sevmedim bu hikâyeyi. Seveni vardır elbet. Bana saçma geldi, Delphi özellikle imkansız yani olmamalıydı.
harry Potter serisini birkaç yılda bir baştan sona okuru, bunu bir daha okuyacağımı sanmıyorum. Bir Harry Potter hikâyesi değil de Fanfiction.net'te yayınlanan bir hayran kurgusu olabilir bence bu ancak.
26 Eylül 2016 Pazartesi
Justice League Cilt 3 : Atlantis Tahtı (Justice League Volume 3 : Throne of Atlantis)
Geoff Johns, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Anıl Bilge
Atlantis'in Orduları Ayağa Kalkın!
Aquaman olmadan önce Arthur Curry, Atlantis Kralı'ydı. Ama yüzey insanlarından nefret eden batıl inançlı Atlantisliler için yarın insan olan bir kralı sevmek çok zordu.
Arthur, Justice League'e katıldığında Atlantis'i terketti ve tahtını kardeşi Orm'a, Ocean Master'a bıraktı. O günden beri, suların altındaki dünya yüzeydeki dünyayla zorlu bir barış dönemi sürdürdü. Şu ana kadar.
Dünya'nın süper kahramanlarının dikkati başka yönlere dağılmışken, gizemli bir güç Atlantis ve yüzey dünyasını savaşın eşiğine itiyordu. Ölü sayısı artarken ve büyük bir istila başlamak üzereyken sadece Justice League uygarlığın yarısını suların altındaki bir mezara gömecek kanlı bir çarpışmayı engelleyebilecekti. Bu uyarıya kulak verin: Atlantis Tahtı'nın sahibi dünyanın kaderine karar verecek...
Bu macera tamamen Aquaman üzerine kurulmuş. O kim ya? Sen kimsin? :))) Batman için okuyordum Justice Leauge maceralarını. Bıraksam mı acaba okumayı? Aquaman umrumda bile değildi. Koca macera onu okumak zorunda kaldım. Üff.
23 Eylül 2016 Cuma
Justice League Cilt 2 : Hainin Yolculuğu (Justice League Volume 2 : The Villain's Journey)
Geoff Johns, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Anıl Bilge
Justıce league, iyilik adına şimdiye kadar dünyanın gördüğü en büyük güçtü. Ama herkes onlara aynı gözle bakmıyordu. Kötülüğe karşı hiç bitmeyen savaşları, süper güçlü ve kostümlü tarafların ötesinde kayıplar ve ölümlerle sonuçlanıyordu. Justice League'in masum hayatları koruma çabaları herkesi kurtarmaya yetmiyordu. Dünya'nın şampiyonları, en büyük zaferlerinin en büyük yenilgilerinin tohumlarını ektiğinden habersizdi. Çünkü trajediyle yüz yüze geldikten sonra, bir zamanlarki hallerinden daha yüce bir varlık olarak yeniden doğanlar sadece kahramanlar değildir. Kötüler de bu yolculuğa çıkabilir. Ve onlar bu karanlık yola çıktıklarında, o yolculuğun sonu Justice League'in yok oluşu olabilir. Geoff Johns (Green Lantern) ve Jim Lee'den (Batman: Hush) oluşan New York Times Çok Satanı ekibine, çizerler Gene Ha (Top 10) ve Carlos D'Anda (Deathblow) Justice League: Hainin Yolcuğu için katılıyor. Dünyanın en büyük süper kahramanları karanlığın kalbine inen bu yolculuktan kurtulabilecekler mi? Bu hikâye DC COMICS tarihin en şok edici ve şaşırtıcı anlarından biriyle bitiyor!
Justice Leaugue içinde Batman var diye okuduğum bir seri. İlk macerayı çok beğenmiştim. Bu macerada Batman fazla ortalarda değildi,tabii çok kahraman olunca sıra pek bizimkine gelmedi. Ama zevkli bir çizgi romandı.
30 Ağustos 2015 Pazar
Superman Yeni Dünya 2 (Superman Earth One Volume Two)
J.Michael Straczynski, YKY Yayınları
Çizer : Shane Davis
Çeviri : Anıl Bilge
Yeni nesil Superman hikayesinin ikinci bölümünü daha çok beğendim. Bu bölümde Superman'in enerji emen bir canavarla mücadelesini okuduk. Öyle ki Superman'in uzaylı gücü yaratığı daha da güçlendiriyor idi. Ayrıca Lex Luthor ortaya çıktı ama yine bildiğimiz eski hikayeden çok çok farklı bir şekilde.
Zevkli bir çizgi roman.
29 Ağustos 2015 Cumartesi
Justice League 1 Başlangıç (Justice League - Volume 1 Origin)
Geoff Johns, Yapı Kredi Yayınları
Çizer : Jim Lee
Çeviri : Anıl Bilge
Okuduğum ilk Justice League macerası idi. Süper kahramanlar grubunun nasıl kurulduğunu anlatan epik bir maceraydı, çok beğendim.
Kahramanlarımız: Adamın dibi Batman, Superman, gereksiz ve manasız Green Lantern, şahane Amazon prensesi Wonder Woman, Atlantisli Aquaman, sempatik Barry Allen yani The Flash ve önceden tanımadığım Cyborg. Hepsi bir olup Darkseid'e karşı savaştılar.Çok güzeldi, devamını da okuyacağım.
Superman Yeni Dünya (Superman Earth One)
J.Michael Straczynski, YKY Yayınları
Çizer : Shane Davis
Çeviri : Anıl Bilge
Yeni Dünya, Superman hikayesinin en başına giderek bize hikayeyi sıfırdan tekrar anlatıyor. Metropolis'e gelen genç Clark kendine iş bulup normal bir hayat yaşamayı hayal ederken kendini dünyayı istila eden uzaylı güçlerle karşı karşıya buluyor.
Bu yeni nesil Superman hikayesini pek sevmesem de çizimleri hoş, devamını da okurum.
16 Ağustos 2015 Pazar
Superman ve Çelik Adamlar (Superman and the Men of Steele)
Grant Morrison, Yapı Kredi Yayınları
Çizerler : Rags Morales, Andy Kubert
Çeviri : Anıl Bilge
Superman ve Çelik Adamlar aslında Superman'in hikayesinin reboot edilmesi için yazılmış. Yani Batman gibi 70 küsur senedir onlarca farklı hikayeye konu olmuş Superman'in öyküsü sıfırlayıp her şeye baştan başlamışlar. Bu yeni Superman'in gücü biraz azaltılmış. Adamımız blucin ve tişört giyiyor, üzerine de kısa bir pelerin çekiyor. Pejmürde genç muhabir Clark Kent ise henüz Daily Planet gazetesinde çalışmıyor.
Çizgi romanın hikayesi biraz karışık. Brainiac'ın Metropolis kentini minyatür hale getirip yok olacak uygarlıklar koleksiyonuna katmasına karşılık Superman'in kenti kurtarma mücadelesi diyebiliriz.
YKY çizgiromanı çok kaliteli basmış. Mis gibi kuşe kağıda basılmış bu çizgi romanlara bayılıyorum:)
Fakat süper kahraman olarak ben hala Batman'i tercih ediyorum:)
1 Ağustos 2015 Cumartesi
Afrikalı Leo ( Léon, l'Africain)
Amin Maalouf, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Sevim Raşa
Harikulade bir kitap! En az Semerkand kadar büyüleyici bir roman bu.Tıpkı Semerkand gibi, yıllardır kitaplıkta sararıp solan, geç keşfedilmiş bir başka hazine.
Granada'da doğan; İspanyolların Endülüs'ü ele geçirmesiyle ailesi ile Fas'a göç eden Hasan İbn Muhammed'in, Binbir Gece masallarını aratmayan macerasını kendimden geçerek okudum. Granda'da gezdim, Elhamra Sarayının eşsiz süslemelerine son kez göz attım, Fas'ta Karaviyyin Camii'nde derslere girdim, kervanlarla seyahatlere çıktım, çadırlarda uyudum, Timbuktu'ya gittim, Osmanlı İstanbuluna elçi geldim. Roma'ya köle olarak satılıp Papa'nın evlatlığı olarak Afrikalı Leo adını alan kahramanımızın serüvenleri ile kendimden geçtim kısacası. Şahane bir kitapmış, bunca sene neden okumamışım muamma!
Çok sevdim!
20 Aralık 2014 Cumartesi
Kedinizle Tanışın (Catwatching)
Desmond Morris, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Kutlukhan Kutlu - Sevin Okyay
Çevirmenlerin ismini görünce bu kitabı okumaya karar vermiştim. Tabii kediler hakkında olması da cezbediciydi benim için. Sonuçta alır almaz pıt diye bitti, minik tefek bir kitap. Yazarımız dünyaca ünlü bir zoolog imiş ve çocukluğundan beri kediler gözlemlemekte imiş. Kitabın orijinal ismi de buradan geliyor herhalde.
Kitap kısa kısa bölümlerle kediniz hakkında merak ettiğiniz konuları açıklıyor. Bazı bilgiler bana oldukça şaşırtıcı geldi, yepyeni şeyler öğrendim bu minik kitaptan. Mesela yetişkin de olsa evde baktığımız kedi kendini hep yavru sanıyormuş. Sonra oyuncakları yolmasının sebebi yaramazlık değil, o genetik olarak minik vahşi bir avcı ve içinde tüy yolma dürtüleri varmış.
Kedinizi daha yakından tanımak için severek okuyabileceğiniz tatlı bir kitap.
15 Kasım 2014 Cumartesi
İstanbul'da Kedi
Gündüz Vassaf, Yapı Kredi Yayınları
Şiir hiç hakkını veremediğim bir tür. Gelgelelim söz konusu kedi külliyatı olunca, hiç düşünmeden aldım İstanbul Kedileri'ni.
Aslında kedilerin tarihte ve Istanbul'da varoluşlarını anlatan bir kedi kitabı bu, ancak manzum şekilde yazılmış. Istanbul'un kedi şehri olarak lanse edilip şehirde muazzam bir turizm kampanyası başlatılmasını hikaye ediyor. Bu fantaziyi anlatırken de geçmişe uzanıp kedilerin dünya tarihindeki yerinden başlayıp Istanbul kedilerine kadar getiriyor lafı.
Su gibi okunan bir eser, kedi çizimleri ve desenleriyle bezeli.
Kediseverlere tavsiye ederim.
kitabın açılış sayfası:
7 Ağustos 2014 Perşembe
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Harry Potter and the Prisoner of Azkaban)
J.K. Rowling, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Sevin Okyay - Kutlukhan Kutlu
EXPECTO PATRONUM!
İşte benim Harry Potter serisine vurulmam bu kitapla başlamıştır dostlar. Harry'nin üçüncü yılında maceralar birbiri ardına gelirken, kitabın harikulade kurgusu beni büyülemişti özellikle ilk okuduğumda.
Harry, Marge halayı balon gibi şişirip siniri burnunda evden kaçar hemen kitabın başında. Büyücü ve cadıların yardımcısı Hızır Otobüs yetişince Çatlak Kazan'a gidip yerleşir. Sihir Bakanı burada Harry'i beklemektedir. Harry, büyü kullandığı için cezalandırılmaz, aksine Bakan Fudge, Harry Çatlak Kazan'da kaldığı için memnundur. Bu esnada büyü dünyası, azılı katil Sirius Black'in Azkaban Hapishanesinden kaçtığı haberiyle çalkalanmaktadır. Üstelik, Harry'nin bilmediği bir sebepten, Sirius Black'in Harry'nin peşinde olduğunu düşünmektedir herkes.
Ron ve Hermione ile trene bindiğinde Harry'i başka bir nahoş sürpriz beklemektedir. Azkaban'ın gardiyanları Ruh Emiciler, Black'i aramak üzere trene binmişlerdir. Böylece Harry bu feci yaratıklarla karşılaşır ilk kez. Neyse ki Hogwarts'da güzel sürprizler de vardır; yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni Profesör Lupin; Harry'e Ruh Emicilerle nasıl başedeceğini öğretecektir. Fred ve George Weasley; Hogsmeade köyüne gidebilmesi için o efsanevi Çapulcu Haritasını vereceklerdir Harry'e. Hagrid ise Sihirli Yaratıkların Bakımı dersinin öğretmeni olmuştur. Çocuklar hipogrif Şahgaga ile tanışırlar. Şahgagacık, olayların tam ortasında yer alacağından habersizdir.
Azkaban Tutsağı mükemmel bir roman. Bu romanın olay örgüsü ve hikaye kurgusu kesinlikle Harry Potter serisine seviye atlatıyor. Tabii yine Harry, Ron ve Hermione ile beraber derslere giriyor; Quidditch maçından sonra Oliver Wood ile ağlıyoruz. Ayrıca Rowling'in kurduğu büyü dünyasına dair o rengarenk detaylar müthiş, Hogsmeade köyü sayesinde bu dünyaya dair pek çok detay öğreniyoruz. Benim için dönüm noktasıdır bu seride Azkaban Tutsağı.
Çeviri : Sevin Okyay - Kutlukhan Kutlu
EXPECTO PATRONUM!
İşte benim Harry Potter serisine vurulmam bu kitapla başlamıştır dostlar. Harry'nin üçüncü yılında maceralar birbiri ardına gelirken, kitabın harikulade kurgusu beni büyülemişti özellikle ilk okuduğumda.
Harry, Marge halayı balon gibi şişirip siniri burnunda evden kaçar hemen kitabın başında. Büyücü ve cadıların yardımcısı Hızır Otobüs yetişince Çatlak Kazan'a gidip yerleşir. Sihir Bakanı burada Harry'i beklemektedir. Harry, büyü kullandığı için cezalandırılmaz, aksine Bakan Fudge, Harry Çatlak Kazan'da kaldığı için memnundur. Bu esnada büyü dünyası, azılı katil Sirius Black'in Azkaban Hapishanesinden kaçtığı haberiyle çalkalanmaktadır. Üstelik, Harry'nin bilmediği bir sebepten, Sirius Black'in Harry'nin peşinde olduğunu düşünmektedir herkes.
Ron ve Hermione ile trene bindiğinde Harry'i başka bir nahoş sürpriz beklemektedir. Azkaban'ın gardiyanları Ruh Emiciler, Black'i aramak üzere trene binmişlerdir. Böylece Harry bu feci yaratıklarla karşılaşır ilk kez. Neyse ki Hogwarts'da güzel sürprizler de vardır; yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni Profesör Lupin; Harry'e Ruh Emicilerle nasıl başedeceğini öğretecektir. Fred ve George Weasley; Hogsmeade köyüne gidebilmesi için o efsanevi Çapulcu Haritasını vereceklerdir Harry'e. Hagrid ise Sihirli Yaratıkların Bakımı dersinin öğretmeni olmuştur. Çocuklar hipogrif Şahgaga ile tanışırlar. Şahgagacık, olayların tam ortasında yer alacağından habersizdir.
Azkaban Tutsağı mükemmel bir roman. Bu romanın olay örgüsü ve hikaye kurgusu kesinlikle Harry Potter serisine seviye atlatıyor. Tabii yine Harry, Ron ve Hermione ile beraber derslere giriyor; Quidditch maçından sonra Oliver Wood ile ağlıyoruz. Ayrıca Rowling'in kurduğu büyü dünyasına dair o rengarenk detaylar müthiş, Hogsmeade köyü sayesinde bu dünyaya dair pek çok detay öğreniyoruz. Benim için dönüm noktasıdır bu seride Azkaban Tutsağı.
****** SPOILER ALINTI ******
****** SPOILER ALINTI ******
6 Ağustos 2014 Çarşamba
Harry Potter ve Sırlar Odası (Harry Potter and the Chamber of Secrets)
J.K. Rowling, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Sevin Okyay
SIRLAR ODASI AÇILDI
VÂRİSİN DÜŞMANLARI. KENDİNİZİ KOLLAYIN.
Harry Potter serisinin ikinci kitabında artık çeviri Sevin Okyay'a emanet. (Teşekkürler edebiyat tanrıları!) Harry'nin de başı fena belada.
Yaz tatili sona ererken, Dursleyler'in evinde Harry'i ziyaret eden iyi kalpli ev cini Dobby, Harry'i, ikinci senesi için Hogwarts'a dönmekten caydırmaya çalışmaktadır. Dobby'nin başına ördüğü çoraplar sağolsun, Vernon enişte Harry'i odasına kilitler. Ama büyücülerin dünyasında, kilitli kapılar evden kaçmaya engel teşkil etmez! Ron ve ikizler Fred ile George, uçan bir Ford Anglia ile gelip Harry'i Weasleyler'in aile evi Kovuk'a kaçırırlar. Neyse, bizimkiler yine de okula giderken epey bir varta atlatırlar.
Okulda yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, evlere şenlik Gilderoy Lockhart kahramanlarımız beklemektedir. Ne var ki dertleri derslerden ibaret kalamaz. Efsanelerde, Hogwarts Şatosunda, kimsenin keşfedemediği Sırlar Odasında yaşadığı anlatılan korkunç bir canavar, ansızın ortaya çıkar ve öğrencilere saldırmaya başlar. Harry, Ron ve Hermione odanın esrarını çözmek ve canavarın izini bulabilmek için bir kez daha şatonun sonsuz koridorlarında, yer değiştiren merdivenlerinde koşturmaya başlarlar.
Sırlar Odası, çok güzel kitap. İlk kitabın tatlı çocuksuluğu burada da devam ediyor ama ürkütücü maceralar yaşıyor kahramanlarımız. Epey karanlık olaylarla dolu, hiç bir dakika sarkmayan temposuyla, okurken soluk soluğa serüven ve gizem peşinde koştuğumuz bir roman. Taa yıllar sonra, son kitapta karşımıza çıkacak bazı olayların ipuçlarını Sırlar Odası'nda bulmamız da, yazarımızın hikayesini ne mükemmel kurguladığını ispat ediyor.
İlk kitapla beraber pıt diye okunası:)
Çeviri : Sevin Okyay
SIRLAR ODASI AÇILDI
VÂRİSİN DÜŞMANLARI. KENDİNİZİ KOLLAYIN.
Harry Potter serisinin ikinci kitabında artık çeviri Sevin Okyay'a emanet. (Teşekkürler edebiyat tanrıları!) Harry'nin de başı fena belada.
Yaz tatili sona ererken, Dursleyler'in evinde Harry'i ziyaret eden iyi kalpli ev cini Dobby, Harry'i, ikinci senesi için Hogwarts'a dönmekten caydırmaya çalışmaktadır. Dobby'nin başına ördüğü çoraplar sağolsun, Vernon enişte Harry'i odasına kilitler. Ama büyücülerin dünyasında, kilitli kapılar evden kaçmaya engel teşkil etmez! Ron ve ikizler Fred ile George, uçan bir Ford Anglia ile gelip Harry'i Weasleyler'in aile evi Kovuk'a kaçırırlar. Neyse, bizimkiler yine de okula giderken epey bir varta atlatırlar.
Okulda yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, evlere şenlik Gilderoy Lockhart kahramanlarımız beklemektedir. Ne var ki dertleri derslerden ibaret kalamaz. Efsanelerde, Hogwarts Şatosunda, kimsenin keşfedemediği Sırlar Odasında yaşadığı anlatılan korkunç bir canavar, ansızın ortaya çıkar ve öğrencilere saldırmaya başlar. Harry, Ron ve Hermione odanın esrarını çözmek ve canavarın izini bulabilmek için bir kez daha şatonun sonsuz koridorlarında, yer değiştiren merdivenlerinde koşturmaya başlarlar.
Sırlar Odası, çok güzel kitap. İlk kitabın tatlı çocuksuluğu burada da devam ediyor ama ürkütücü maceralar yaşıyor kahramanlarımız. Epey karanlık olaylarla dolu, hiç bir dakika sarkmayan temposuyla, okurken soluk soluğa serüven ve gizem peşinde koştuğumuz bir roman. Taa yıllar sonra, son kitapta karşımıza çıkacak bazı olayların ipuçlarını Sırlar Odası'nda bulmamız da, yazarımızın hikayesini ne mükemmel kurguladığını ispat ediyor.
İlk kitapla beraber pıt diye okunası:)
*****AŞIRI SPOILER İÇEREN ALINTI *****
*****AŞIRI SPOILER İÇEREN ALINTI *****
31 Temmuz 2014 Perşembe
Harry Potter ve Felsefe Taşı (Harry Potter and the Philosopher's Stone)
J.K. Rowling, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Ülkü Tamer
Harry Potter serisini ilki 2010 senesinde, 2 kere okudum. 2 hafta önce, bir kere daha okumak istedim, o dünyaya yeni baştan gidebilmek, Slytherin ile iki ders üst üstüste İksir'e girmek, Hupplepuff ile 3 nolu serada Bitkibilim'e koşturmak istedim. Son kitabı bayramın ikinci günü bitirdim. Hem de, bir kere daha, salya sümük ağlayarak:) Sonunda, çok uygun bir şekilde, Harry'nin doğumgününde yazı serisini başlatmak kısmet oldu:)
Harry Potter'ın annesi ile babası, Lily ve James Potter, karanlık büyücü Lord Voldemort tarafından öldürülür. Karanlık lord, henüz 1 yaşındaki bebek Harry'i öldürmeye kalkışınca, büyüsü seker ve Voldemort tüm gücünü kaybederek ortadan kaybolur. Minik bebeğin öldüren lanetten nasıl olup da kurtulduğunu kimse anlamamıştır. Tarih boyunca bu büyüden kurtulmuş olan tek kişidir Harry! Aydınlık tarafın lideri Albus Dumbledore, çocuğun yaşayan tek akrabası olan teyzesine bırakılmasını ister. Teyze, kocası ve onların Harry'den 1 ay büyük oğulları su katılmamış muggle'lardır, yani alelade, sihirsiz, büyü dışı insanlar. Vakit gelene kadar Harry onların yanında kalacaktır, sadece Dumbledore'un bildiği sebeplerden ötürü!
Harry 11 yaşına geldiğinde, kim olduğunu öğrenir: O bir büyücüdür ve Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na çağırılmaktadır. Ne olsa,daha doğduğu gün ezber edilmiştir onun adı. Böylece Harry, yanısıra biz, sihir dünyasına adım atarız. Büyücüler, dünyalarını biz sıradan insanlardan özenle saklamaktadır. Kendi okulları, kendi çarşıları, kendi sporları ve kendi savaşları vardır onların. Harry aslında doğuştan ait olduğu ama hakkında hiç bir şey bilmediği bu dünyayı keşfederken, yanında yeni dostları Ron ve Hermione olacaktır. Üç arkadaş, Hogwarts Şatosunun karanlık, upuzun, esrarengiz koridorlarında, kulelerinde, zindanlarında hayal edemeyecekleri maceralarla karşılaşırlar. Kızlar tuvaletine girmiş korkunç ifritler, 3 başlı köpekler, okulun dibindeki Yasak Orman, ne zaman serüven yaşamaya çıksan sakınmak gereken hademe Filtch bir kaçı sadece:)
Barındırdığı karanlık öğelere rağmen, ilk kitabın mükemmel bir çocuk romanı olduğunu düşünüyorum. Ülkü Tamer'in çevirisinin de bu yüzden kitaba çok uygun kanaatindeyim. Gelgelelim seri giderek daha karanlık bir hal alacağından, edebiyat tanrılarına şükürler olsun ki, Yapı Kredi diğer kitapları Sevin Okyay'a teslim etmiş. Onun harikulade çevirisi olmaksızın, bu kitaplar aynı etkiyi vermezdi, sanmıyorum. Kitabın dili su gibi akıp gidiyor. Beri yandan yazarımız yepyeni fantastik bir dünya meydana getirmekte ve yarattığı değişik kelimelerin Türkçe çevirileri için Sevin Okyay'a (ve Kutlukhan Kutlu'ya elbet) ne denli teşekkür etsek azdır. Onların bu dünyayı Türkçe'de yaratma çabaları göz ardı edilemez!
J.K. Rowling'in üslubu bence bir harika; benim en sevdiğim, cümle aralarına serpiştirilmiş minicik espriler, bayılıyorum onlara! Yarattığı dünya şahane; büyücü ve cadıların süpürge üzerinde oynadıkları popüler Quidditch sporu, kaçınılmaz olarak ejderhalar, o harikulade büyülü sözler (Wingardium Leviosa), hatta karakterlerin isimleri, bütün detaylar bu dünyayı mükemmel şekilde gerçek ve sihirli kılıyor.
Hayatta en sevdiğim kitaplardan Harry Potter. Okuyun, okuyun, okuyun! :)
İyi ki doğdun Harry Potter! Sağ kalan çocuk!
Alıntı **** SPOILER ****
**** SPOILER ****
5 Haziran 2014 Perşembe
Başkasının Mezarı (Standing In Another Man's Grave)
Ian Rankin, YKY Yayınları
Çeviri : Dilek Şendil
Bir John Rebus polisiyesi. Olaylar İskoçya'da geçiyor. Kahramanımız emekli dedektif John Rebus, nefis bir karakter. İskoçların göğsünü kabartacak şekilde içiyor, derbeder ve pervasız. Ama zehir gibi, korkusuz, zeki. Kimselere müdanası olmayan bir eski tabanca.
John Rebus, faili meçhul cinayetler biriminde gün geçirirken, gözü yaşlı bir kadınla görüşür. Kadının kızı 12 yıl önce kaybolmuştur. Kadın aslında aynı bölgede kaybolan başka kızlar olduğunu iddia etmektedir. Rebus eski dosyaları indirip araştırınca kadının doğru söylediğini farkeder. Üstüne bir de yeni cinayet işlenip, Rebus önceki vakalarla bu cinayeti ilişkilendirince dava dallanıp budaklanır. Kahramanımız da kendi usulleri ile davanın peşine düşer.
Çok zevkli bir polisiye, Başkasının Mezarı. Depresif İskoçya atmosferi, derbeder yaşlı dedektifi, mafya babası yan karakterleri ile oldukça zengin ve gerçekçi bir roman olmuş. Ben çok beğendim. Başka romanı basılırsa hemen okurum.
4 Aralık 2013 Çarşamba
Yüz Karası (The Abomination)
Jonathan Holt, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Duygu Akın
Carnivia serisi 1.kitap. Venedik'de karnaval gecesinde, rahip kıyafeti giymiş bir kadın cesedi bulunur. Cesur ve güzel dedektif Katerina Tapo, vakayı deneyimli eski toprak Albay Aldo Piola ile takip etmeye başlar. Genç teğmen Holly Boland, babasının akerliği sırasında büyüdüğü ve asla unutmadığı İtalya'ya 4 yıllığına atanmış, Venedik civarındaki üsse gelmiştir. Daha ilk günden beklemediği bir ziyaretçi, Holly'i Bosna Savaşında dönen komploların içine çeker. Daniele Barbo; soylu bir Venedik ailesinin son ferdi ve bilgisayar dehasıdır. Carnivia adında sanal bir Venedik kenti kurmuştur ve Carnivia'da herkes anonim olarak ikinci bir hayat sürebilmektedir. Tuhaf sembollerle bezeli cinayet işte bu insanları şaşırtıcı olaylar sonucu bir araya getirecektir.
Epey katmanlı, heyecanlı ve zevkli bir roman Yüz Karası. Venedik'de geçmesi ayrı güzel, kitabın enfes bir arka fonu var. Yazarımız İtalyan ruhunu ise nefis şekilde aktarıyor. Kahramanlarımız her yemek yediğinde benim ağzımın suları aktı misal:)
Çok sevdim ben bu macerayı. Kitapla ilgili kötü haber ise, bir serinin ilki olması! Ve ikinci kitap ancak seneye yayınlanacak.
4 Mart 2012 Pazar
Yüzüncü Ad, Baldassare'nin Yolculuğu (Le Péeriple de Baldassare)
Amin Maalouf, Yapı Kredi Yayınları
Amin Maalouf'un Semerkant'ını, uzun yıllar kütüphanede bekletip, anca kitap sararıp solduktan sonra okumuş ve kendimden geçmiştim. Yazarın diğer kitaplarını da keşfetmek istedim ve ikinci olarak Yüzüncü Ad'ı okudum.
Yüzüncü Ad, 17. yüzyılda, Osmanlı toprağı Lübnan'da yaşayan, aslen Cenevizli bir adamın, Baldassare Embriaco'nun seyahat güncelerinden oluşuyor. Baldassare, yaşadığı Cübeyl kentinde antika kitaplar ve eşyalar satan tanınmış bir tüccar. Günün birinde mağazasına giren Moskovalı haci Evdokim, ona Yüzüncü Ad kitabından bahseder. Tanrı'nın Kuran'da zikredilen 99. isminden öte, ulu bir yüzüncü adı daha vardır. Bu adın bulunabileceği tek kaynak da, Baldassare'nin varlığına inanmadığı, batıl görüp güldüğü bu kitaptır. Hacı, Baldassare'ye dünyanın sonunun geldiğini anlatır. Bir sene sonra 1666 yılı, canavarın yılı ve zamanın sonu olacaktır. Bunu durdurmanın tek yolu da yüzüncü adı bulmaktır.
Baldassare bir takım olaylardan sonra yanına iki yeğeni ve uşağını da alarak, eskiden varlığına inanmadığı bu kitabın peşinde yollara düşer. Bu seyahat onu İstanbul'a, oradan İzmir'e, Sakız Adasına, Amsterdam'a, Londra'ya sürükler. Yol boyu Baldassare karşılaştığı insanları, inançları, düşünceleri defterlerine özenle not alır. Peki ama yolculuktan sonra döneceği yer neresi olacaktır?
Yüzüncü Ad, 17. yüzyılda geçen bir seyahat öyküsü, biraz insanın kendini araması, vatanına dönmesi hakkında diyebilirim. Benim açımdan bir Semerkant çıkmadı. Oldukça yavaş tempolu bir kıtap, öyle egzotik, oryantal bir anlatımı yok. Yarım bırakmadan sonuna kadar okudum. 17. yüzyılda Osmanlı topraklarında ve Avrupa'da uzun ince bir yolda yürüyen Baldassare'nin macerasında kurgu ile gerçek tarihi kişilik ve olayların harmanlanması da güzel olmuş. Yine de çok sevdiğimi söyleyemeceğim. Buna rağmen yazarın kitaplarını okumaya devam edeceğim.
Amin Maalouf'un Semerkant'ını, uzun yıllar kütüphanede bekletip, anca kitap sararıp solduktan sonra okumuş ve kendimden geçmiştim. Yazarın diğer kitaplarını da keşfetmek istedim ve ikinci olarak Yüzüncü Ad'ı okudum.
Yüzüncü Ad, 17. yüzyılda, Osmanlı toprağı Lübnan'da yaşayan, aslen Cenevizli bir adamın, Baldassare Embriaco'nun seyahat güncelerinden oluşuyor. Baldassare, yaşadığı Cübeyl kentinde antika kitaplar ve eşyalar satan tanınmış bir tüccar. Günün birinde mağazasına giren Moskovalı haci Evdokim, ona Yüzüncü Ad kitabından bahseder. Tanrı'nın Kuran'da zikredilen 99. isminden öte, ulu bir yüzüncü adı daha vardır. Bu adın bulunabileceği tek kaynak da, Baldassare'nin varlığına inanmadığı, batıl görüp güldüğü bu kitaptır. Hacı, Baldassare'ye dünyanın sonunun geldiğini anlatır. Bir sene sonra 1666 yılı, canavarın yılı ve zamanın sonu olacaktır. Bunu durdurmanın tek yolu da yüzüncü adı bulmaktır.
Baldassare bir takım olaylardan sonra yanına iki yeğeni ve uşağını da alarak, eskiden varlığına inanmadığı bu kitabın peşinde yollara düşer. Bu seyahat onu İstanbul'a, oradan İzmir'e, Sakız Adasına, Amsterdam'a, Londra'ya sürükler. Yol boyu Baldassare karşılaştığı insanları, inançları, düşünceleri defterlerine özenle not alır. Peki ama yolculuktan sonra döneceği yer neresi olacaktır?
Yüzüncü Ad, 17. yüzyılda geçen bir seyahat öyküsü, biraz insanın kendini araması, vatanına dönmesi hakkında diyebilirim. Benim açımdan bir Semerkant çıkmadı. Oldukça yavaş tempolu bir kıtap, öyle egzotik, oryantal bir anlatımı yok. Yarım bırakmadan sonuna kadar okudum. 17. yüzyılda Osmanlı topraklarında ve Avrupa'da uzun ince bir yolda yürüyen Baldassare'nin macerasında kurgu ile gerçek tarihi kişilik ve olayların harmanlanması da güzel olmuş. Yine de çok sevdiğimi söyleyemeceğim. Buna rağmen yazarın kitaplarını okumaya devam edeceğim.
2 Nisan 2011 Cumartesi
Semerkant (Samarcande)
Amin Malouf, Yapı Kredi Yayınları
Semerkant yıllar önce alınmış bir kitap, 90'ların sonunda. Onca sene nedense okumadan kitaplıkta bekletmişim, ne kayıp! Enfes bir roman Semerkant, tarihi bir masal gibi.
Semerkant'ın merkez noktası, Ömer Hayyam'ın elleriyle yazdığı rubaileri, yeryüzünde tek bir kopyaı olan bu Elyazması'nı, Hayyam ömrü boyunca yanında dolaştırıyor. Biz romanda önce Ömer Hayyam'ın maceralarını okumaya başlıyoruz, sonra şaşırtıcı bir şekilde Hasan Sabbah giriyor hikayemize. Sadece o mu? O devirde yaşamış ve Semerkant 'ta hüküm sürmüş Selçuklu hanedanları katılıyor hikayemize, meşhur sadrazam Nizamülmülk'ün efsanevi maceralarını, Hasan Sabbah ile çekişmelerini okuyoruz.
Kitabın ilk 2 bölümü bu kahramanların etrafında geçiyor ve daha yüzlerce sayfa olsa okunabilecek lezette yazılmış. Çevirinin de ağızlara layık olduğunu söylemem lazım. Kitabın sonraki 2 bölümü ise yüzyıllarca ileri gidip 1800'lerin sonunda İran'da yaşanan ayaklanmalara ayrılmış ve en başından beri bize olayları anlatan; aslında tek amacı Elyazması'nı ele geçirmek olan Benjamin'in İran'da yaşadıklarına, Tebriz ayaklanmasında başına gelenlere tanık oluyoruz.
Ve en sonunda Elyazması'nı ele geçiren Benjamin, Amerika'ya dönmek için Titanic isimli bir gemiye biniyor...
Bunca senedir okumadığıma pişmanlık duyduğum harika bir kitap. Kitabın içine serpiştirilmiş Hayyam dörtlükleri de ayrı bir güzellikte.
Rengarenk Dünyada bir adam gezer,
Ne zengin, ne fakir, ne mümin, ne zındık,
Hiçbir gerçeğe dalkavukluk etmez,
Hiçbir yasayı tanımaz...
Bu alacalı dünyada kimdir bu adam, cesur ve üzgün?
Semerkant yıllar önce alınmış bir kitap, 90'ların sonunda. Onca sene nedense okumadan kitaplıkta bekletmişim, ne kayıp! Enfes bir roman Semerkant, tarihi bir masal gibi.
Semerkant'ın merkez noktası, Ömer Hayyam'ın elleriyle yazdığı rubaileri, yeryüzünde tek bir kopyaı olan bu Elyazması'nı, Hayyam ömrü boyunca yanında dolaştırıyor. Biz romanda önce Ömer Hayyam'ın maceralarını okumaya başlıyoruz, sonra şaşırtıcı bir şekilde Hasan Sabbah giriyor hikayemize. Sadece o mu? O devirde yaşamış ve Semerkant 'ta hüküm sürmüş Selçuklu hanedanları katılıyor hikayemize, meşhur sadrazam Nizamülmülk'ün efsanevi maceralarını, Hasan Sabbah ile çekişmelerini okuyoruz.
Kitabın ilk 2 bölümü bu kahramanların etrafında geçiyor ve daha yüzlerce sayfa olsa okunabilecek lezette yazılmış. Çevirinin de ağızlara layık olduğunu söylemem lazım. Kitabın sonraki 2 bölümü ise yüzyıllarca ileri gidip 1800'lerin sonunda İran'da yaşanan ayaklanmalara ayrılmış ve en başından beri bize olayları anlatan; aslında tek amacı Elyazması'nı ele geçirmek olan Benjamin'in İran'da yaşadıklarına, Tebriz ayaklanmasında başına gelenlere tanık oluyoruz.
Ve en sonunda Elyazması'nı ele geçiren Benjamin, Amerika'ya dönmek için Titanic isimli bir gemiye biniyor...
Bunca senedir okumadığıma pişmanlık duyduğum harika bir kitap. Kitabın içine serpiştirilmiş Hayyam dörtlükleri de ayrı bir güzellikte.
Rengarenk Dünyada bir adam gezer,
Ne zengin, ne fakir, ne mümin, ne zındık,
Hiçbir gerçeğe dalkavukluk etmez,
Hiçbir yasayı tanımaz...
Bu alacalı dünyada kimdir bu adam, cesur ve üzgün?
29 Eylül 2010 Çarşamba
Harry Potter serisi
Yazar : J.K. Rowling, Yapı Kredi Yayınları
Harry Potter serisini başından itibaren takip eden, Harry ile büyüyüp, bir sonraki kitabı delicesine bekleyenlerden değildim. Geçen yıla kadar Harry ile tek tanışıklığım birkaç filmden ibaretti. Sonra birgün, idefix'in %35 indirimine rasgelip bütün seriyi aldım.
Şimdi düşünüyorum, ya ben ömrümce Harry Potter serisini hiç okumamış olsaydım, bunun ne denli korkunç bir kayıp olduğunu bile anlayamayacaktım.
Serimiz teyzesi, eniştesi ve kuzeni ile yaşam yetim Harry'nin öyküsünü anlatıyor. Harry 11. yaş gününde aslında bir büyücü olduğunu öğreniyor ve Hogwarts Cadılık ve Büyücülük okuluna davet ediliyor. harry öğreniyor ki, araba kazasında öldüğünü sandığı ailesi kara büyücü Voldemort tarafından katledilmiştir aslında, o geceden tek kurtulan Harry olmuş, alnında şimşek şeklinde bir yara iziyle.
Kitaplar, acımasız bir dünyada yeni öğrendiği güçleriyle ayakta durmaya, hem de korkunç bir kaderle bağlı olduğu Voldemort ile savaşmaya çalışan Harry'nin , arkadaşları Ron ile Hermione'nin maceralarını anlatıyor.
İlk iki kitaptan sonra olaylar ciddileşmeye başlıyor. 3. kitap Azkaban Tutsağı sanırım en sevdiğim, Hogwarts'da adeta kahramanlarımızla beraber derslere girip, bütün maceraları şahsen yaşıyoruz. Son kitap olan Ölüm Yadigarları ise hayatım boyunca hüngür hüngür ağlayarak okuduğum tek kitap olma özelliğini koruyor.
Harry ve arkadaşları ile tanışın, bu muhteşem maceraların; harikulade bir hayalgücünün eseri olan rengarenk dünyanın tadına varın. Hayatınız biraz daha güzelleşecek eminim.
Harry Potter ve Felsefe Taşı (Çeviri : Ülkü Tamer)
Harry Potter ve Sırlar Odası (Çeviri : Sevin Okyay)
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Ateş Kadehi (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Melez Prens (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter serisini başından itibaren takip eden, Harry ile büyüyüp, bir sonraki kitabı delicesine bekleyenlerden değildim. Geçen yıla kadar Harry ile tek tanışıklığım birkaç filmden ibaretti. Sonra birgün, idefix'in %35 indirimine rasgelip bütün seriyi aldım.
Şimdi düşünüyorum, ya ben ömrümce Harry Potter serisini hiç okumamış olsaydım, bunun ne denli korkunç bir kayıp olduğunu bile anlayamayacaktım.
Serimiz teyzesi, eniştesi ve kuzeni ile yaşam yetim Harry'nin öyküsünü anlatıyor. Harry 11. yaş gününde aslında bir büyücü olduğunu öğreniyor ve Hogwarts Cadılık ve Büyücülük okuluna davet ediliyor. harry öğreniyor ki, araba kazasında öldüğünü sandığı ailesi kara büyücü Voldemort tarafından katledilmiştir aslında, o geceden tek kurtulan Harry olmuş, alnında şimşek şeklinde bir yara iziyle.
Kitaplar, acımasız bir dünyada yeni öğrendiği güçleriyle ayakta durmaya, hem de korkunç bir kaderle bağlı olduğu Voldemort ile savaşmaya çalışan Harry'nin , arkadaşları Ron ile Hermione'nin maceralarını anlatıyor.
İlk iki kitaptan sonra olaylar ciddileşmeye başlıyor. 3. kitap Azkaban Tutsağı sanırım en sevdiğim, Hogwarts'da adeta kahramanlarımızla beraber derslere girip, bütün maceraları şahsen yaşıyoruz. Son kitap olan Ölüm Yadigarları ise hayatım boyunca hüngür hüngür ağlayarak okuduğum tek kitap olma özelliğini koruyor.
Harry ve arkadaşları ile tanışın, bu muhteşem maceraların; harikulade bir hayalgücünün eseri olan rengarenk dünyanın tadına varın. Hayatınız biraz daha güzelleşecek eminim.
Harry Potter ve Felsefe Taşı (Çeviri : Ülkü Tamer)
Harry Potter ve Sırlar Odası (Çeviri : Sevin Okyay)
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Ateş Kadehi (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Melez Prens (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)































