türk edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2016 Çarşamba

Halk Plâjı


Kemal Tahir, İthaki Yayınları


Halk Plâjı'nı Kemal Tahir, geçinmek için ayda bir roman yazmak mecburiyetinde olduğu yıllarda, Samim Aşkın mahlasıyla kaleme almış. Yani adamcağızın hiç ara vermeden, boşluk bırakmadan haldır haldır kitap yazması gerekiyormuş. O yüzden belki daha derinleştirilebilecek bir mevzuyu, yüzeysel, kısaca anlatıp geçmesi gerekmiş.


Bu kısa haliyle bile kitabımız bizi 1950'lerin Istanbuluna götürüyor ve o günlerin bakış açısı hakkında fikir edinmemizi sağlıyor. Romandaki tipler ve plâjın canlı, cıvıl cıvıl hali gayet gözümüzün önünde canlanıyor. Yine de çok sevdiğimi söyleyemem Halk Plâjı'nı.


Sebebi de şu, kitaptaki bütün tipler olumsuz. Sevilecek tek Allahın kulu yok. Artık gerçekçi olmak kaygısından mıdır, bütün adamlar haydut, namussuz, terbiyesiz; bütün kadınlar kızışık, kocasını aldatıyor, yoksa da sevici.


Kitabın ilk basımındaki kapağı ile yayınlanması hoş olmuş. Ama yani okumasam da olurdu.






29 Aralık 2014 Pazartesi

Maktülün Şansı


Algan Sezgintüredi, April Yayıncılık


Bana çok uzun gelen bir bekleyişin ardından, yılın son günlerinde Algan Sezgintüredi bize nefis bir armağan verdi, sağolsun. Aslında romanımızı Kitap Fuarına yetiştirmişlerdi, gelgelelim biz fuara ilk günü kapılar açılır açılmaz gittiğimiz için Maktulün Şansını görememiştik. Sonuçta ben kitabı İdefix Sanal Fuardan aldım ve 2014'ün kapanış kitabı olarak okudum. Ne iyi etmişim dostlar!


Eski dostlarımız Vedat, karaböceği Tefo ve de yavuklusu Nilgün bu sefer bir kayıp vakasına karışıyorlar. Avukat arkadaşları Seyfo'nun, uzak bir akrabasının oğlu Seyfo'yu arayıp "ölüm kalım meselesi, illa konuşmamız lazım" demiş; ardından Seyfo'nun hiç bir aramasına cevap vermemiştir. Şehir dışındaki Seyfo, bizimkilerden yardım isteyince kahramanlarımız kayıp delikanlının dairesine yasa dışı bir baskın düzenler. Daire bal dök yala cinsinden temiz ve bomboştur. Delikanlıya ait bulabildikleri yegane şeyler, anlaşılmaz görünen bir dizi matematik formülüdür. Formülün peşine düşen kahramanlarımız, nasıl olduysa birden kendilerini derin devletin bulanık sularında buluverirler.


Enfes bir polisiye Maktulün Şansı. Merak duygusu son sayfaya kadar hiç bitmiyor bir kere, ne oldu ne olacak diye sayfaları heyecanla çeviriyoruz. Beri yandan şu Yeni Türkiye'nin pek sağlam bir eleştirisini içimizin yağları eriyerek okuyoruz. Yazarımızın eline sağlık. Vedat Kurdel'in kendine has mizahı da gayet yerinde. Sonuçta bence serinin en iyi kitabı olmuş Maktulün Şansı.


Polisiye seviyorsanız kesinlikle kaçırmamanız gereken pek leziz bir kitap.


Söylemeden geçemeyeceğim; kitabın ithaf cümlesi içimi titretti:

"Alt tarafı üç ağaç demeyen, her biri ayrı ciğer yakan maktul çocuklarımıza, elbette eşimle oğluma ve gönül rahatlığıyla her ana öyledir ama benimki çok daha öyledir diyebileceğim anacığıma..."






15 Kasım 2014 Cumartesi

İstanbul'da Kedi


Gündüz Vassaf, Yapı Kredi Yayınları


Şiir hiç hakkını veremediğim bir tür. Gelgelelim söz konusu kedi külliyatı olunca, hiç düşünmeden aldım İstanbul Kedileri'ni.

Aslında kedilerin tarihte ve Istanbul'da varoluşlarını anlatan bir kedi kitabı bu, ancak manzum şekilde yazılmış. Istanbul'un kedi şehri olarak lanse edilip şehirde muazzam bir turizm kampanyası başlatılmasını hikaye ediyor. Bu fantaziyi anlatırken de geçmişe uzanıp kedilerin dünya tarihindeki yerinden başlayıp Istanbul kedilerine kadar getiriyor lafı.

Su gibi okunan bir eser, kedi çizimleri ve desenleriyle bezeli.

Kediseverlere tavsiye ederim.




kitabın açılış sayfası:





27 Şubat 2014 Perşembe

Katilin Şahidi


Algan Sezgintüredi, Aylak Kitap


Ve geldik, yayınlanmış son Vedat Kurdel & Tefo Dağdelen macerasına. Off, şimdi ben her Pazar günü bayıla bayıla hangi polisiyeyi okuyacağım? Yeni macera ne zaman yayınlanır? Kafamda deli sorular:)

Bu sefer 2011 senesinin son günündeyiz. Tefo ile karısı Ayla, evde kalmış Vedat ile sekreter Nilgün'ün arasını yapmaya karar vermişler; geleneksel yılbaşı yemeğine Nilgün'ü davet etmişler. O da bir güzel hindi dolması yapmış. Tefo da Vedat'a gidip kızı ve de hindiyi alıp eve getirmesini söylemiş. Nilgün taşımasınmış koca hindiyi.

İşte bizimki söylene söylene hindiyi yüklenip, Nilgün de peşinde, kızın apartmanından tam çıkacaklarken, dan dan dan dan; 4 el silah sesi  duyuyorlar ve Tefo'nun da aranıp gelmesi ile, kahramanlarımız, yılbaşı gecesi cinayet davasının tam ortasında buluyorlar kendilerini.

Enfes bir kitap, bayıldım. Ancak ilk kitaptan sonra volümün git gide düşmesi beni çok üzüyor. Katilin Şahidi, neredeyse Agatha Christie kitabı inceliğine inmiş. Tabii olay bir gece yaşandığı için kısa olması normal de, tadı damağımızda kaldı, biz de ne yapalım?

Kitapta en sevdiğim detay, cinayetin işlendiği apartmanda, Vedat kiracıları sorgularken pek pejmürde bir adama denk geliyor. Adam tercümanmış, Ursula Le Guin'den Yaban Kızlar'ı çevirmiş misal. İdefix'e gidip bakarsanız, bu kitabı Türkçeye kim çevirmiş görürsünüz. Tabii, Algan Sezgintüredi:)





25 Şubat 2014 Salı

Katilin Uşağı


Algan Sezgintüredi, Versus Kitap


Vedat Kurdel ile biricik ortağı, can dostu Tefo'nun üçüncü maceraları diğerlerinden daha farklı bir hikaye anlatıyor. Kahramanlarımız çok zengin ve çok güçlülerin dünyasına dalıyorlar bu macerada. O dünyada adalet sisteminin farklı çalıştığını anlıyorlar.


Vedat ile Tefo, karısının ihanetinden şüphelenen bir kalantor için çalışmaktadırlar. Kadın, Haracı ailesinin muazzam malikanelerinde verdikleri bahar partisine katılınca, bizimkiler hop peşinden, sosyeteye karışırlar. Fakat partiye baskın yapılır, ateş yağmuru altında bir sürü insan ölür, bizimkiler canlarını zor kurtarırlar. Sonra da kendilerini bu işin içinde iş ararken buluverirler. Üstelik Tefo, hamile karısı Ayla korkmasın diye dedektiflik işlerini bırakmaya karar vermiştir. Vedat tek başına zengin ve güçlülerin dünyasında suçlu ararken bulur kendini.


Diğerlerinden daha derin, söyleyecek daha çok meselesi olan bir kitap. Ne yazık ki volümü daha az ilk iki kitaba göre. Halbuki biz, daha çok, daha uzun okumak istiyoruz.



23 Şubat 2014 Pazar

Katilin Meselesi


Algan Sezgintüredi, Versus Kitap


Katilin Şeyi ile tanıştığımız acemi dedektifler Vedat ile Tefo'nun maceraları bu kez Ege sahillerinde devam ediyor.

Tefo, sevdiceği Ayla ile evlenmiş, balayında Bodrum'da iken; can dostunu evlilik kurumuna kaybetmenin acısına daha fazla dayanamayan Vedat, haftasonu için çifte kumruların yanına uçar. Tabii bir güzel haşlanıp acılar içinde kavrulurken, askerlikten eski bir arkadaşının çağrısıyla, minik tefek Pınarkesen kasabasına seyahat eder tek başına.

Pınarkesen kasabasının zengin ve nüfuzlu beyi Şaduman Bey apansız ölmüş; mülklerin ve de şarap işinin başına da kardeşi geçmiştir. Fakat olacak şey değil, gel zaman git zaman Şaduman Bey'in hayaleti, tövbe estağfurullah, haşa huzurdan, kasabaya musallat olmasın mı? Şaduman Beyin yurtdışında okumuş delikanlı oğlu Selçuk'un nişanlısı; aynı zamanda çiftliğin kahyası Osman ağanın biricik kızı güzel Filiz; Selçuk'un amcasını öldüreceğinden korkmaya başlar. Neden derseniz, babanın ölmesi, amcanın işlerin başına geçmesi ve babanın hayaletinin ortaya çıkması bildiğiniz Hamlet trajedisidir! Filiz, Vedat'ın asker arkadaşı Davut'u doğduğundan beri tanıdığı için ondan yardım ister. Davut'un aklına da hemen, seri katil olayı ile ün kazanan Vedat Çavuşu geliverir.

Kitap harika, hem heyecanlı hem de merakla okunuyor. Çok da eğlenceli. Fakat kitabın giriş kısmında bir "Pastoral Diyalektik" var ki.... Sırf bu giriş bölümü için bile okunası bir roman:)

Algan Sezgintüredi polisiyelerine devam!





15 Şubat 2014 Cumartesi

Katilin Şeyi

Algan Sezgintüredi, Versus Kitap


Harika bir serinin ilk kitabı, Katilin Şeyi. Bana Leylak Dalımın tavsiyesi idi. Diğer tüm tavsiyeleri gibi buna da bayıldım. Sıradan okumaya başladım seriyi.

Şimdiye kadar seriden çıkan romanlar :

Katilin Şeyi
Katilin Meselesi
Katilin Uşağı
Katilin Şahidi.


Üçüncü kitaptayım bugünlerde. Pek lezzetli gidiyor. Hepsi bitince boşluk oluşacak bende, o kesin.


Efendim, kahramanlarımız, çocukluk dostları, 10 yaşından beri yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen Vedat ile Tefo. Aslında Tevfik ama kimde düzgün telaffuz edemediğinden Tefo dedirtiyor arkadaş kendine. Vedat, 2015 senesinde, 12 yıldır icra ettiği özel dedektiflik mesleğinde başına gelenleri yazmaya başlamış, bize de 2005'de başlayan maceralarını anlatıyor işte.

Vedat Kurdel, üniversite okumuş, 35 yaşında, ailesi ile yaşayan ve bir baltaya sap olamamış arkadaşımız. Anlattığı hayat bizim yaş grubuna pek yakın geliyor. Bizim hayatımızı yaşıyor işte diyoruz.  Kankası Tefo ise son derece zeki fakat liseden sonra okumamış, zehir gibi zekasını Kapalıçarşı'da turistleri kazıklayarak köreltirken; Tefo'nun babası, tüm teşkilatta herkesin sevip saydığı efsane komiser Nezih bey amca, yeni çıkartılan kanundan faydalanıp özel dedektiflik bürosu kuruyor. Gençler de büronun başına geçip esrarlı bir sarışının içeri girerek onları afili olaylara çekmesini bekliyorlar.

Acemi dedektiflerimiz, ilk büyük vakaları ile bizzat burun buruna gelerek karşılaşıyorlar. Bir akşam eve dönerken buldukları ceset, onları bir seri katil vakasının tam da göbeğine atıveriyor. Kendilerine has tarzları ve de Vedat Kurdel'in ironik üslubuyla katilin peşine düşüyor kahramanlarımız.

Okurken pek keyiflendim, çok tatlı bir üslubu var yazarımızın.  Zevkle tavsiye ediyorum.