duygusal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duygusal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Haziran 2014 Salı
Ölüm İlanı Yazarı (The Obituary Writer)
Ann Hood, Can Yayınları
Çeviri : Sibel Sakacı
Bu kitabı da, Can Yayınlarının 5 TL kampanyasından aldım. Duygusal sayılabilecek romanımızda, farklı dönemlerde yaşayan iki kadının öykülerini okuyoruz. Bu tarz kitaplarda adet olduğu üzere, kahramanlarımızın hayatı bir noktada kesişiyor tabii.
Claire, 60'ların tutucu Amerikasında, bir zamanlar çalışan kızken evlenip, evinin kadını, çocuğunun anası olmuş hoş bir genç kadın. Fakat artık kocası için yaşadığı, tekdüze, her günü rutin hale gelmiş hayatı onu boğmaya başlamış. Bu yavan ev kadını hayatından kaçmak için de ilişki yaşıyor ama hamile kalınca karışıyor ortalık.
Beri yandan 30'larda geçen diğer hikayenin kahramanı Vivien, büyük aşk yaşadığı sevgilisini kaybedince kendi başına ayakta kalmaya çabalayan genç ve güzel bir kadın. Aşk acısını tedavi etmenin yolunu, gazeteye ölüm ilanları yazmakta bulmuş. Ama onun ölüm ilanları kimselerinkine benzemiyor. İlan verenleri ofisinde ağırlayıp cankulağı ile dinleyen Vivien, en uygun şiiri seçiyor ilan için daima. Böylece kendi çapında ün bile kazanıyor.
Kitabımız bu iki kadının hayatlarındaki gerçekle yüzleşmelerini, cesaretlerini ve yeniden başlamalarını anlatıyor. İkisi de bir nevi hapiste aslında kadınların. Claire, evliliğinin hapishanesinde; Vivien ise ölümsüz aşkının...
5 Liraya alınıp okunacak fena olmayan, hoşça bir roman. Eğer kampanya esnasında rastlarsanız siz de deneyebilirsiniz.
5 Mart 2014 Çarşamba
Medcezir (The Understudy)
David Nicholls, Pegasus Yayınları
Çeviri : Mehmet Boran Evren
Bir Gün ile tanıdığımız David Nicholls'un, daha önce yayınladığı kitaplarından bir Medcezir. Kitabımızın kahramanı Stephen, ömür boyu aktör olmak için yanıp tutuşmuş; ancak çocuk filmlerinde sincap; televizyon dizilerinde otopsi masalarındaki ölü adam olmaktan öteye gidememiş. Şimdi de bir tiyatro oyununda, büyük yıldız Josh Harper'ın yedekliğini yapıyor. Kitabın orijinal adı da yedek oyuncu manasında Understudy iken, Medcezir'i nerelerinden uydurmuşlar, onu hiç bilemedim sevgili dostlar.
Neyse, kitap Stephen'ın yedek oyuncu olarak hayatının bir dönemini anlatıyor. Bir türlü büyük çıkışını yapamadığı için başarılı olamadığını düşünen iyi niyetli, silik kahramanımız; muhteşem Josh Harper'ın güzel karısına aşık olunca işler karışıyor.
Kitapta takıldığım nokta şu; Stephen'ın tam adı Stephen McQueen. Herkes onu Steve McQueen ile karıştırıp duruyor. O zaman bu kitap kaç senesinde geçiyor? O kadar merak ettim ki anlatamam. DVD'ler, cep telefonları filan kullanıyorlar kitapta. Ama McQueen 1980'de ölmüştü, herkes Stephen'ın adını duyduğunda nasıl onunla karıştırabilir anlayamadım.
Çok kolay okunan bir kitap Medcezir. Ama Bir Gün'ün tırnağı olamaz. Çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Ne hikayede ne karakterlerde vurucu bir yan bulabildim. Biraz manasız buldum açıkçası. Ne diyelim? Bazen olmaz!
5 Ocak 2014 Pazar
Kağıttan Kentler (Paper Towns)
John Green, Pegasus Yayınları
Çeviri : Banu Talu
Lise son sınıftaki Quentin, çocukluğundan beri kaşı komşunun kızı Margo'ya aşıktır. Margo bir gece Quentin'in odasına gelir, onu annesinin minivanıyla şehirde bir gece turu atmaya ikna eder. Gençler beraberce Margo'nun 11 aşamalı heyecanlı planını gerçekleştirirler. Ertesi gün Margo ortadan kaybolur. Günler sonra Quentin, Margo'nun bazı ipuçları bıraktığını fark eder ve ipuçlarını takip ederek genç kızın peşine düşer. Ne var ki, takibi ilerledikçe aslında Margo'yu hiç tanımadığını anlayacaktır.
Güzel bir gençlik romanı Kağıttan Kentler. John Green, o güzelim Aynı Yıldızın Altında romanından önce yayınlamış bu kitabı. Üslubu beni yine mutlu etti. Demek istediğim, kitabın verdiği bir his var ve o hissi çok sevdim. Lise sonda olmak; bir şeylerin bitiyor, yeni hayatın başlıyor olması... Quentin'in arkadaşlarıyla muhabbetleri, Margo'nun peşinde yaptıkları heyecanlı yolculuk... hepsi çok hoşuma gitti.
Durduk yerde John Green fanı oldum, iyi mi? :)
10 Kasım 2013 Pazar
Aynı Yıldızın Altında (The Fault In Our Stars)
John Green, Pegasus Yayınları
Çeviri : Çiçek Eriş
Şu sıralar ortalığı kasıp kavuran, filme çekilen son popüler romanımız Aynı Yıldızın Altında. Kitabı okumaya geçen pazar gecesi başladım. Ne hata! Kitabı o kadar sevdim ki, bitirmeden yatmama imkan yoktu, böylece 1'de yatıp işe zombi gibi gidecek aldırmadan kitabı bitirdim 3,5 saatte. Zaten su gibi akıp giden, sade ve genç bir dili var kitabın.
16 yaşındaki Hazel Grace; kanser hastası. Mucize bir ilaçla ömrü biraz uzamış (İlaç kurgusal, gerçekte yok maalesef). Hazel çoktan ölümü kabullenmiş, o aşamaları geçip gitmiş. Zaten kitap öleceğini anlayan Hazel'ın trajedisi tadında bir kitap değil kesinlikle. Hazel, kanserli çocuklar destek grubunda Augustus Waters ile tanışıyor. O da bir bacak vermiş kansere. Aşık oluyorlar. Bol bol muhabbet ediyorlar, o kadar güzel, dolu dolu ve gerçek ki bu muhabbetleri, iki genci de sevmemek elde değil:) Gençler beraber serüven bile yaşıyorlar, Hazel'ın hayran olduğu efsanevi yazar Peter Van Houten ile tanışabilmek için Amsterdam'a uçuyorlar. Hazel'ın beraber gezmek zorunda olduğu oksijen tüpünü de taşıyorlar tabii.
Bende çok güzel, buruk bir tad bıraktı bu kitap. Çok sevdim. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum mutlaka.
Çeviri : Çiçek Eriş
Şu sıralar ortalığı kasıp kavuran, filme çekilen son popüler romanımız Aynı Yıldızın Altında. Kitabı okumaya geçen pazar gecesi başladım. Ne hata! Kitabı o kadar sevdim ki, bitirmeden yatmama imkan yoktu, böylece 1'de yatıp işe zombi gibi gidecek aldırmadan kitabı bitirdim 3,5 saatte. Zaten su gibi akıp giden, sade ve genç bir dili var kitabın.
16 yaşındaki Hazel Grace; kanser hastası. Mucize bir ilaçla ömrü biraz uzamış (İlaç kurgusal, gerçekte yok maalesef). Hazel çoktan ölümü kabullenmiş, o aşamaları geçip gitmiş. Zaten kitap öleceğini anlayan Hazel'ın trajedisi tadında bir kitap değil kesinlikle. Hazel, kanserli çocuklar destek grubunda Augustus Waters ile tanışıyor. O da bir bacak vermiş kansere. Aşık oluyorlar. Bol bol muhabbet ediyorlar, o kadar güzel, dolu dolu ve gerçek ki bu muhabbetleri, iki genci de sevmemek elde değil:) Gençler beraber serüven bile yaşıyorlar, Hazel'ın hayran olduğu efsanevi yazar Peter Van Houten ile tanışabilmek için Amsterdam'a uçuyorlar. Hazel'ın beraber gezmek zorunda olduğu oksijen tüpünü de taşıyorlar tabii.
Bende çok güzel, buruk bir tad bıraktı bu kitap. Çok sevdim. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum mutlaka.
20 Mayıs 2013 Pazartesi
Senden Önce Ben (Me Before You)
Jojo Moyes, Pegasus Yayınları
Yüzlerce yıllık bir şatonun eteklerine kurulmuş ufak İngiliz kasabasında genç bir kadın yaşar. 26 yaşında, renkli elbiseler ve çizgili çoraplar giymeyi seven Lou; ailesiyle beraber oturmakta, küçük hayatından memnun görünmektedir. Çalıştığı kafeterya kapanınca acil iş bulmak zorunda kalır ve 35 yaşındaki felçli Willl'e bakıcılık yapmayı kabul eder. Bir zamanlar karizmatik ve adrenalin düşkünü bir iş adamı olan Will, geçirdiği trafik kazasından sonra felçli kalmış ve hayattaki tüm umudunu yitirmiştir. Görmüş geçirmiş Will ile basit ve neşeli Lou; arkadaş olurlar. Lou, Will'e gülme sebebi vermektedir. Will ise Lou'ya hayatını değiştirme azmi kazandıracaktır.
Güzel kapağı ve Amazon'daki bol yıldızlı tavsiyelere kanarak bu kitabı aldım. Konusu bin kere izlediğimiz filmlere benziyor. Hatta en başta çok sevdiğim Ayrılık Şarkısı'ndan mı esinlenmiş diye düşünmedim değil. Aslında bir sürü benzer hikayeden esinlenerek rahatlıkla okunan, dokunaklı bir hikaye yazmış Jojo Moyes. Tekerlekli sandalye ile hayatın içine karışmanın aslında ne denli zor olabileceğini (olmayan rampalar, tekerleklerin saplandığı kum zeminler vs) anlatan kısımları da önemli buldum.
Olaylar ağırlıklı olarak Lou'nun ve zaman zaman öyküdeki diğer karakterlerin ağzından anlatılmış. Kitabın Türkçe çevirisini hiç sevmedim. Pratik hatalarla dolu. Yine de hikaye kendini okutuyor. Hatta sonunda ne olacak diye gayet hızlı okudum.. Duygusal bir roman okumak isteyenlere önerilir.
Yüzlerce yıllık bir şatonun eteklerine kurulmuş ufak İngiliz kasabasında genç bir kadın yaşar. 26 yaşında, renkli elbiseler ve çizgili çoraplar giymeyi seven Lou; ailesiyle beraber oturmakta, küçük hayatından memnun görünmektedir. Çalıştığı kafeterya kapanınca acil iş bulmak zorunda kalır ve 35 yaşındaki felçli Willl'e bakıcılık yapmayı kabul eder. Bir zamanlar karizmatik ve adrenalin düşkünü bir iş adamı olan Will, geçirdiği trafik kazasından sonra felçli kalmış ve hayattaki tüm umudunu yitirmiştir. Görmüş geçirmiş Will ile basit ve neşeli Lou; arkadaş olurlar. Lou, Will'e gülme sebebi vermektedir. Will ise Lou'ya hayatını değiştirme azmi kazandıracaktır.
Güzel kapağı ve Amazon'daki bol yıldızlı tavsiyelere kanarak bu kitabı aldım. Konusu bin kere izlediğimiz filmlere benziyor. Hatta en başta çok sevdiğim Ayrılık Şarkısı'ndan mı esinlenmiş diye düşünmedim değil. Aslında bir sürü benzer hikayeden esinlenerek rahatlıkla okunan, dokunaklı bir hikaye yazmış Jojo Moyes. Tekerlekli sandalye ile hayatın içine karışmanın aslında ne denli zor olabileceğini (olmayan rampalar, tekerleklerin saplandığı kum zeminler vs) anlatan kısımları da önemli buldum.
Olaylar ağırlıklı olarak Lou'nun ve zaman zaman öyküdeki diğer karakterlerin ağzından anlatılmış. Kitabın Türkçe çevirisini hiç sevmedim. Pratik hatalarla dolu. Yine de hikaye kendini okutuyor. Hatta sonunda ne olacak diye gayet hızlı okudum.. Duygusal bir roman okumak isteyenlere önerilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





