şems etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şems etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2012 Salı

Aşk

Elif Şafak, Doğan Kitap

Konya'ya gidip Şeb-i Aruz şenliklerini izledikten sonra Elif Şafak'ın Aşk'ını okumaya karar vermiştim.Kitabın yarısını geçen ay, yarısını da bu haftasonu okuyup bitirdim.

Kitabımız Amerikalı, orta yaşlı, zengin ve ümitsiz evkadını Ella'nın hikayesi ile başlıyor. 20 yıllık evlilik, 3 çocuk ile hayatı dıştan mükemmel görünse de Ella mutsuzdur. Yaşamındaki boşluğu doldurmak için ufak bir editörlük işi alır. Mevlana ve Şems-i Tebrizi hakkında yazılmış Aşk Şeriatı isimli kitabı okuyup rapor edecektir yayınevine. Kitabı okurken fazlasıyla etkilenen Ella, bir İskoç olarak doğmuş, sonradan Sufiliği benimseyerek Müslümanlığı seçmiş olan kitabın yazarına email gönderir ve ikisi yazışmaya başlar.

Beri yandan kitabımız Mevlana ve Şems'in öyküsünü anlatır ama bunu tek düze şekilde değil, hikayeye karışmış çeşit çeşit kahramanların ağzından yapar. Olayları Şems'in, Mevlana'nın, Kerra'nın, Kimya'nın, Sultan Veled'in, Fahişe Çöl Çiçeği'nin, Sarhoş Süleyman'ın ağzından dinleriz. Şems'i sevenler kadar, ondan nefret edenlerin düşüncelerine tanık oluruz. Hikayeyi her açıdan dinlemiş oluruz.

Şems'in ve Mevlana'nın öyküsü tabii ki gerçek ve büyüleyici, kitabın bu kısımlarından oldukça zevk aldım. Gelişmelere koşut olarak Şems'in dile getirdiği Gönlü Geniş ve Ruhu Gezgin Sufi Mezheplilerin Kırk Kuralı çok hoş bir düşünce ve Sufi felsefesini güzelce özetliyorlar.

Bu güzel anlatımda maalesef bazı diyalogları çok modern buldum. Şems'in Kimya'ya "nasıl gidiyor?" diye sorması, kızın da "iyi gidiyor" diye cevap vermesi... 13. yüzyılda bu şekil bir hitap var mıdır, bilemedim.

Sonuç olarak hikayenin Ella kısmı çok ilgimi çekmese de, bu karakterin yaşadığı yolculuk, Mevlana ve Şems hikayesinin anlatılması için gerekli idi. Hiç sıkılmadan okudum kitabı ve dediğim gibi Şems ile Mevlana kısımlarını çok daha fazla beğendim. Bildiğimiz bir hikaye, farklı tiplemelerin gözünden çok hoş aktarılmıştı. Sevdim.

Şems ve Mevlana hakkında bir kitap okumak isteyenlere tavsiye olunur.


6 Haziran 2011 Pazartesi

Bab-ı Esrar

Ahmet Ümit, Doğan Kitap

Karen, Türk bir baba ile İngiliz annenin kızıdır. Hippi annesi 40 sene evvel Katmandu'dan evine dönerken Konya'ya uğramış, mevlevi tekkesinde derviş olan babası ile tanışarak aşk yaşamaya başlamış. Babası dergahı terkedip annesiyle Londra'a taşınmış ama Karen 12 yaşındayken ailesini terk ederek bir mürşidin peşinden aşk yoluna düşmüş.

Karen sigorta şirketinde eksperdir. Babasının onları terk edişini anlamamış ve affedememiştir. Bir dava için Konya'ya gelmesi gerekince bir kere daha geçmişi ve babası ile yüzleşme şansı olur. Konya'daki otel yangınını incelerken tuhaf deneyimler yaşamaya başlar. 700 yıl önce yaşamış Şems-i Tebrizi , Karen'a görünmekte, hatta Karen onun suretine büünerek geçmiş dönerek yüzlerce yıl önce Konya'da yaşananlara şahit olmaktadır. Peki bütün bu olanların amacı nedir?

Bab-ı Esrar bir polisiye değil. Bir gerilim romanı da değil. Mevlana ve Şems'i, Mevlevi felsefesini anlatmaya çalışan duygusal bir roman. Bunun için de yarı Türk yarı İngiliz bir kadının Şems'in içine girerek onun gözünden olaylara şahit olması yöntemi biraz zorlama ve çok paldır küldür geldi. Keşke doğrudan Mevlana'yı anlatan bir roman olsaymış, ya da günümüzle paralel kurgu giden cinayetli, heyecanlı bir çalışma olsaymış. Bu kitabı, belki bir kadının ağzından yazıldığı için heyecansız ve biraz bayık buldum. Açıkçası kitapta merak duygusu eksik. Sayfaları çevirtecek heyecan ve merak duygusu olmayınca da sıkıcı olmuş kitap haliyle. Ahmet Ümit'ten Kavim veya Beyoğlu Rapsodisi tadında bir çalışma okumak isteyenler Bab-ı Esrar'dan uzak durmalı .