alternatif tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alternatif tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2016 Pazar

Barış Makinesi


Özgür Mumcu, April Yayıncılık


Özgür Mumcu'yu severim, yazılarını da Cumhuriyet'te takip ediyorum. O yüzden bu kitap için de çok ümitliydim ancak hiç beğenemedim. Hatta günlerce elimde süründü, bitirmem vakit aldı. Başlangıçta güzeldi ama sonradan çok dağıldı konu, bir türlü kafamda toparlayamadım.







11 Eylül 2015 Cuma

Ay ve Güneş (The Moon and The Sun)


Vonda McIntyre, İthaki Yayınları

Çeviri : Aslı Genç


Roman Fransa'nın meşhur güneş kralı 14.Louis'nin devrinde Versailles sarayında geçiyor. Saraya yeni gelen tecrübesiz genç kız Marie Josephe, kralın yeğenine nedimelik etmektedir. Marie Josephe'nin ağabeyi Yves ise kral için deniz canavarları avladığı seferinden başarıyla dönmüştür. Ölü erkek deniz canavarı ile canlı ele geçirdiği dişi deniz canavarını krala sunan Yves ile Marie Josephe bir anda sarayın ilgisini çekerler. Marie Josephe, harika Versailles bahçelerindeki bir havuzda esir tutulan dişi deniz canavarı ile anlaşmanın bir yolunu bulur. Çok geçmeden Şehrzad ile dost olan Marie Josephe, deniz kadınının hayatını kurtarmak için mücadele etmeye başlar.


Kitabı fantastik olarak tanımlamak ne denli doğru bilemedim. Kitataki tek fantastik şey deniz canavarı idi. Kitap daha çok 14.Louis ve asilzadelerin yaşadığı görkemli Versailles sarayına yeni gelen Marie Josephe'nin sarayın adabı muaşeret kanunlarını öğrenmesini ve aşkı bulmasını anlatıyor. Versailles'daki o debdebeli, şatafatlı hayat çok nefis ve detaylı tasvir ediliyor. Fransa tarihini ve saraylıların yaşamını sevdiğim için ben zevkle okudum. Ama herkese hitap etmeyebilir özellikle amaç fantastik roman okumaksa At ve Güneş'i pas geçebilirsiniz.


Tarihi roman sevenlerin zevk alacağı bir kitap.



26 Ekim 2014 Pazar

Kanlı Kızıl Baron (The Bloody Red Baron)


Kim Newman, İthaki Yayınları

Çeviri : Cihan Karamancı



Dracula Günlükleri ikinci kitap.


Kanlı Kızıl Baron, Dracula Günlükleri'nde anlatılan olaylardan 30 sene sonrasında başlıyor. İngiltere'den kaçan Karanlık Lord, bu sefer Kayzer ile yakınlaşmış ve Almanlarla birlik olup Birinci Dünya Savaşını başlatmıştır. Savaşın en civcivli zamanında, her iki taraf göklerin hakimiyetini ele geçirmek için mücadele etmektedir. İttifak Devletlerinin elinde korkunç bir silah vardır, Kızıl Baron olarak bilinen meşhur pilot Manfred von Richthofen. 80'den fazla uçağı tek başına düşürmüş bu efsane asker, savaşın gidişatını değiştirebilecek kudrete sahiptir. Gizli ve çok nüfuzlu bir İngiliz örgütü olan Diyojen Kulübü, Mata Hari'den Alman Hava Birliği hakkında bir şeyler öğrenir. Bunun üzerine Teğmen Edwin Winthrop'u Alman hava kuvvetlerinin ve tabii Baron'un konuşlandığı Malinbois şatosunda dönen dolapları öğrenmek üzere görevlendirirler. Winthrop şatonun ve pilotların esrarını keşfetmeye çalışırken, savaşın bütün acımasızlığına ve gaddarlığına da şahit olur.


Kim Newman, vampirlerle insanların beraber yaşadıkları, birlikte savaşıp öldükleri alternatif dünyasını mükemmel yaratmış. Milyonlarca insanın öldüğü Birinci Dünya Savaşı'nda, vampirler de kırılgan ölümsüzlerden başka bir şey değiller ve gümüş mermiler ile onlar da yok oluyorlar. Gerçek kişiler kurmacaya çok güzel yedirilmiş. Edgar Allen Poe, kaçınılmaz olarak bir vampir ve Kızıl Baron'un kahramanlık öyküsünü yazmaya çalışıyor. Gencecik Levazım Bakanı Winston Churchill, viskisini kanlı seviyor artık. Ve herkes, dünyanın kaderini belirleyecek bahar taarruzunu bekliyor.


Kanlı Kızıl Baron, Birinci Dünya Savaşı esnasında geçen bir vampir romanı. Hem de tarihi bir roman. Özellikle de pilotların yaşadıklarını -vampir de olsalar- müthiş anlatmış. İlk romandan tanıdığımız kızıl saçlı gazeteci Kate de bir harika. Ben çok zevkle okudum bu kitabı.





ARKA KAPAK


28 Eylül 2014 Pazar

Dracula Günlükleri (Anno Dracula)


Kim Newman, İthaki Yayınları

Çeviri : Cihan Karamancı



Bram Stoker'ın vampir edebiyatını yaratan klasik romanı Dracula'nın finalinde, kahramanlarımız Van Helsing, Jonathan Harker, Arthur Holmwood ve Jack Seward ; karanlık lordu yok ederek Mina'yı vampirlikten, Londra'yı da Kont'un işgalinden kurtarırlar. Elimizdeki roman ise gizli arzularımıza kulak verip, ya Dracula kazansaydı diyor ve bu alternatif son üzerinden devam ediyor.

Dracula, yüzyıllardır ölmeyen Eflak prensi Voyvoda Tepeş; Londra'da Van Helsing'i yenilgiye uğratmış, dölleriyle şehri istila etmiş, Kraliçe Victoria ile evlenip tahta kurulmuş, ülkeyi yönetmektedir. Ekseri yeni doğmuş vampirler, sıcaklarla (dönüşmemiş insanlar) beraber bu yozlaşmış şehirde yaşamaktadır. Kimi önemli mevkilere gelmiş, çoğu birkaç damla kan uğruna fahişelik yapmaktadır. Gümüş bıçaklı bir katil, fahişe vampirleri öldürmeye başlayınca, hem insanlar tarafında hem de ölmeyenler arasında huzursuzluk baş gösterir. Kahramanımız Charles Beauregard, cinayetlerin peşinden koşarken, Kazıklı'dan bile daha kadim ve soylu vampir Genevieve ile işbirliği yapar. Bu esnada katilden "Karındeşen Jack" imzalı mektuplar gelmeye başlamıştır.


Dracula Günlükler, temel olarak BramStoker'ın yarattığı romandan ve vampir mitinden yola çıksa da, Victoria dönemine ait sayısız detayı, gerçek ve kurgu kişilikleri hikaye içinde pek çok kez kullanıyor ve kitabı okurken bunları keşfetmek çok zevkli! Sherlock Holmes'dan Mycroft'a; Oscar Wilde'den Billy The Kid'e sayısız karakter geçiyor sayfalardan. Atmosfer nefis, o sis basmış, fuhuşun, ahlaksızlığın diz boyu gittiği Londra sokaklarını yaşarcasına okudum ben kitabı.

Vampirlere, alternatif tarih romanlarına, Victoria dönemine merakı olanların kesinlikle kaçırmaması gereken bir roman!