atticus finch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atticus finch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2016 Pazartesi

Tespih Ağacının Gölgesinde (Go Set a Watchman)


Harper Lee, Sel Yayıncılık

Çeviri : Püren Özgören


To Set A Watchman ilk çıktığında İngilizcesini alıp okumuştum meraktan. Tabii Püren Özgören'in harikulade Türkçesi ile Sel Yayıncılıktan çıkan kitabı da okumasam olmazdı.


Öncelikle kitabın Türkçe ismine bayıldığımı söyleyeyim. Daha güzel bir isim bulunamazdı herhalde. Kitabın kendisine gelince, düşüncem değişmiş değil. Güzel kısımları var, özellikle Jean Louise'in hâlâ Scout olduğu günlere dair anıları kitabın en sevdiğim yerleri idi. Bunun dışında asla Bülbül'ün şiirselliğine sahip değil bu kitap. Bülbül'ü tekrar tekrar okuyabilirim ama Tespih Ağacı'nı bir daha okur muyum bilmem.



25 Temmuz 2015 Cumartesi

Go Set a Watchman

Harper Lee



Go Set a Watchman, Bülbülü Öldürmek'in devamı gibi lanse edilmişti. Aslında Bülbül'ün ilk taslağı imiş. Harper Lee bu romanı daha önce yazmış. Sonunda Bülbül'e evrilmiş roman.


Kitap yayınlandıktan yaklaşık 1 hafta sonra orijinali Remzi Kitabevinde görünce hemen alıp okudum. Türkçesini de Sel Yayıncılık sene sonuna kitap fuarına yetiştirecek. Tabii onu da okurum.


Watchman Bülbül'den 20 sene sonrasında, New York'dan eve dönen Jean Louise'in yaşadıklarını anlatıyor. Bülbül'ün aksine olayları Scout'ın ağzından dinlemiyoruz bu sefer. Maycomb Kasabası, Güneyli yaşam tarzı, zenci politikaları ve Jack amca kitaptaki başlıca konular. Benim en hoşuma giden, geçmişi düşünen Scout'ın yaz tatilinde Jem ve Gil ile kilisecilik oynadıklarını hatırladığı kısım oldu. Zaten en çok Scout'ın küçüklüğünden bahsedilen bölümleri sevdim. (ilk dansı, bebeklerin nasıl yapıldığını öğrenmesi). Finaldeki Atticus & Scout yüzleşmesi ve sonunda Jack Amca ile geçenler de çarpıcıydı.

Kitabı Bülbül'ün devamı olarak düşünmeden okuyun. O amaçla yazılmamış zaten. Devamı olsaydı kalbim kırılırdı. Ama değil. Bülbül'ün ilk taslağı sadece.





4 Ocak 2015 Pazar

Bülbülü Öldürmek (To Kill A Mockingbird)


Harper Lee, Sel Yayıncılık

Çeviri :Ülker İnce



Bülbülü Öldürmek kitabının daha önce Altın Kitaplardan çıkan baskısını okumuştum. Sel Yayınlarının yeni bir çeviriyle tekrar bastığını görünce, bir kere daha alıp okumadan edemedim. Haliyle iki basım arasında karşılaştırma yapmak kaçınılmaz oldu.


Altın Kitaplar baskısı 319 sayfa, Sel Yayıncılık baskısı 355 sayfa. Biliyoruz ki, Altın Kitaplardan okuduğumuz Agatha Christie kitapları yıllarca kuşa çevrilerek tercüme edilmiş dilimize. Dolayısı ile bu kitapta da bazı kısaltmalara gidilmiş olabileceğini varsayıyorum. Rastgele bir bölüm açıp kontrol ettim. Anlaşılan o ki, Altın Kitaplar kimi detayları gereksiz görüp kitaptan kaldırmış. Bazı noktalarda da çok incelikli bir çeviri yapılmamış.



DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Altın Kitaplar, Özay Süsoy çevirisi

Geri kalan okul günlerim, ilk günkünden farklı geçmedi. Dewey Ondalık Sistemi adı verilen sistem, ilk yılın sonunda bütün okula yayılmıştı. Onun için, bu yöntemi başka eğitim yöntemleriyle kıyaslama imkanım olmadı. Yalnızca çevreme bakıyordum: Atticus ve amcam hiç okula gitmedikleri halde her şeyi biliyorlardı.


Sel Yayıncılık, Ülker İnce çevirisi 

Okul günlerimin geri kalanı ilk günden daha iyi geçmedi. Günlerim sonu gelmez bir proje oluşturuyordu, bu proje yavaş yavaş ilerleyip bir Ünite'ye dönüşmüştü ve bu proje sırasında bana Grup Dinamiği'ni öğretmek gibi iyi niyetli ama boşuna bir çabayla Alabama Eyaleti, kilometrelerce elişi kağıdı ve mum boya harcadı. Jem'in Dewey  Ondalık Sistemi dediği şey o yılın sonunda okul çapında uygulanmaya başladı, bu yüzden o yöntemi başka öğretim teknikleriyle karşılaştırma şansım olmadı. Tek yapabileceğim çevreme bakmaktı : Atticus ile eğitimini evde tamamlayan amcam her şeyi biliyordu; hiç değilse birinini bilmediğini, öteki biliyordu.


Bir örnek daha :

YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Altın Kitaplar, Özay Süsoy çevirisi

Calpurnia önlüklerinin en kolalısını takmıştı. Elinde bir tepsi çörek vardı. Yaylı kapıya doğru yürüdü. Hafifçe itti. Davranışlarındaki inceliğe ve rahatlığa hayran oldum. Alexandra hala da beğenmiş olacak ki bugün Calpurnia'nın servis yapmasına izin vermişti.


Sel Yayıncılık, Ülker İnce çevirisi 

Calpurnia en sert kolalı önlüğünü takmıştı. Tepside kremalı meyve keki taşıyordu. Geri geri yaylı kapıya yürüdü ve poposuyla kapıya hafifçe dokundu. Tatlılarla kurabiyelerle dolu ağır tepsileri bu kadar kolayca ve zarif bir şekilde taşımasına hayrandım. Alexandra Hala da hayran olsa gerekti ki bugün ikramları Calpurnia'nın yapmasına izin vermişti.


Sonra acaba orijinal metinde ne yazıyor diye merak ettim:

Chapter 24

Calpurnia wore her stiffest starched apron. She carried a tray of charlotte. She backed up to the swinging door and pressed gently. I admired the ease and grace with which she handled heavy loads of dainty things. So did Aunt Alexandra, I guess, because she had let Calpurnia serve today.


Ülker İnce'nin çevirisini çok daha incelikli ve aslına uygun buldum.


Eğer kitabı daha önce okumadıysanız zaten mutlaka okuyun. Benim gibi farklı bir baskı okuduysanız da Ülker İnce çevirisi ile bir kere daha okumanızı tavsiye ederim.







31 Mart 2013 Pazar

Bülbülü Öldürmek (To Kill A Mockingbird)

Harper Lee, Altın Kitaplar

Bülbülü Öldürmek, edebiyat tarihinin efsanevi kitaplarından biri. Başrolünde Gregory Peck'in oynadığı filmi izlemiştim, keşke filmi izlemeden önce kitabı okumuş olsaydım diye düşündüm. Film iyi güzel ama, kitabın o büyülü havasını veren bir sürü detayı atmak zorunda kalmışlar haliyle.

Kitabın büyüsü bence şu: Küçük kız çocuğu Scout'ın ağzından anlatılan olayları okurken, anında çocukluğunuza dönüyorsunuz. İnanılır gibi değil, sanki ilkokuldayım, o bitmek tükenmek bilmeyen yaz tatili başlamış. Tozlu ve sıcak mahallede koşturarak oyunlar oynuyorum. O kadar enfes yazılmış bir kitap Bülbülü Öldürmek. Şiir gibi akıp gidiyor.

Scout ve abisi Jem, avukat babaları Atticus ile Amerika'nın güney bölgesinde ufak Maycomb kasabasında yaşamaktadırlar. Kölelik yıllar önce kaldırılmış ama siyahlara karşı ırkçılık özellikle güneyde hiç bitmemiştir. Scout ve Jem, hayalgüçlerini alabildiğine kullandıkları oyunlar oynarlar, merakla dış dünyayı izlerler. Babaları beyaz bir kadına tecavüz etmekle suçlanan bir zencinin savunmasını üstlenince gerçek hayatla yüzyüze geleceklerdir.

İşte Scout bize, Jem ile oynadıkları oyunları, kavgalarını, büyüme sıkıntılarını,  babaları ile harikulade ilişkilerini, Maycomb kasabasında yaşayan tipleri anlatırken yavaş yavaş bir bulut gibi dava çöküyor olaysız günlerin üzerine. Dava meselesi kitapta olaylara çok güzel yedirilerek anlatılıyor. Filmde ise filmin ilk yarısı çocuklar, ikinci yarısı salt dava üzerine idi sanki. Kitap öyle değil. Scout ve Jem'in yaşadıkları birkaç yazı okurken davayı ve etrafında gelişen olayları da okuyoruz. Ama ayrı bir konu gibi değil, hayatlarının bir parçası olarak.

Yıllar boyu defalarca okunacak bir kitap. Sanırım çocuk olmak, büyümek, vicdan ve ırkçılığa dair yazılmış en güzel eser. Harikulade.