Travma'yı okumaya pazar akşamı başladım ve bitirene kadar elimden bırakamadım. Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici ve zevkli macera romanıydı diyebilirim.
Travma, baş kahramanımız Michael'ın ağzından anlatılıyor. Daha doğrusu biz Michael'ın yazdığı anılarını okuyoruz, Mike'ın anıları paylaşabilmesinin yegane yolu yazmak, çünkü 8 yaşından beri konuşmuyor. Mike 8 yaşındayken evde korkunç birşey olmuş ve o andan itibaren çocukcağız ağzından tek kelime çıkartmamış. Aslında bu durumu ona iş hayatında büyük avantaj sağlıyor. Çünkü Mike bir kutu adam, bir kilit ustası, her tür kilidi, kasayı, kapıyı büyük bir beceriyle açabilen enteresan bir yetenek. Üstelik çok güzel resimler çizebiliyor.
Mike, bize yazdığı öyküsünde, hikayesini 2 koldan anlatıyor. Bir yandan çocukluğu ve sessiz bir ergen olarak geçirdiği lise yılları, beri yandan 1999-2000'de yaşadığı maceraları anlatıyor. Tabii, geçmişin öyküsü bir noktada gelip o maceralarla birleşecek. Mike kilit açmayı nasıl öğrenmiş, bu işlere nasıl bulaşmış, esrarlı Bay Hayalet, güzel Amelia kimdir? Ve tabii Mike'ın yıllardır tek bir ses bile çıkartmamasına sebep olan o korkunç gecede neler olmuştur, Mike'ın travması nedir? Su gibi akan kitabı yutarcasına okuyarak bunları öğrenmeye çalışıyoruz. Bu esnada, Mike ile tehlikeli maceralara, pis işlere, kötü adamlara bulaşıyoruz.
Kahramanımız ancak 17 yaşında bir genç. O gençliğin naifliği, pırıl pırıl parlayan ruhu kitapta çok güzel yansıtılmış. Herşeyden öte güçlü bir umut var bu kitapta. Mike'ın hiç kaybetmediği ümidi var. Çok sevdim.
