jane rizzoli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jane rizzoli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2012 Perşembe

Buz Gibi Soğuk (Ice Cold)

Tess Gerritsen, Doğan Kitap

Bir Jane Rizzoli polisiyesi. Rizzoli & Isles serisinin sekizinci kitabı.

Kitabımızı Ekim ayında çıktığı gibi almış ve bir nefeste okumuştum. Benim adıma hayal kırıklığı yaşatan bir roman olunca yazısını yazmayı erteledikçe erteledim. Ama yapacak bir şey yok. ben bu kitabı sevmedim. Bence Rizzoli & Isles serisinin en zayıf halkası, en sıkıcı olanı idi bu kitap. Tess ablanın yazdığı iki Rizzoli romanı daha var, bakalım onlar ne zaman yayınlanacak ve ne derece doyurucu olacaklar? Belki de problem serinin fazla uzamış olmasıdır. Yani bu kadınlar daha kaç tane evlere şenlik, korkunç cinayetle karşılaşabilirler, bilemedim.

Buz Gibi Soğuk, Maura'nın macerası. Bir konferansa katılan doktorumuz, eski bir arkadaşıyla karşılaşınca haftasonunda onunla kayak merkezine gitmeyi kabul eder. ne var ki, kar tipisine yakalanarak Stephen King romanlarından fırlamışa benzeyen bir köyde mahsur kalırlar. Kurtulmak için Maura'nın ümidi Jane tarafından bulunmaktır. Jane ise bölgede arkadaşını ararken bambaşka şeyler bulacaktır.

Sadece seriyi sıkı sıkı takip eden okurlara yönelik bir kitap. Diğerleri gönül rahatlığıyla uzak durabilir bence.



8 Ocak 2012 Pazar

Ruh Koleksiyoncusu (Keeping The Dead)

Tess Gerritsen, Doğan Kitap

Bir Jane Rizzoli polisiyesi. Rizzoli & Isles serisinin yedinci kitabı.

Kitaplar boyu Doktor Maura Isles'ın etrafında dönen maceralar okuduktan sonra nihayet Ruh Koleksiyoncusu'nda Dedektif Rizzoli bütün acarlığı, öfkesi ve zekasıyla hikayede başrolü alıyor.

Boston'da kendi halinde özel bir müze olan Crispin Müzesi'nin kuratörü, müzenin yıllardır el değmemiş demirbaş listesini güncelleştirmeye çalışırken inanılmaz bir şey keşfeder, bodrum katında atılmış duran ve belki 2000 yıllık bir mumya bulunmaktadır. Kuratör ve arkeolog asistanı, mumya hakkında bilgi edinebilmek için bir hastanede bilgisayarlı tomografi yaparak sargıların altındaki cesedi incelerler. Taramada mumyanın bacağında kesinlikle 2000 yıllık olmayan bir nesne bulunur, bir kurşun! 2000 yıllık sargıların altında kimliği belirsiz bir ceset vardır ve Doktor Isles kendini bir mumyaya otopsi yaparken bulur. Müzede araştırma yapan Jane Rizzoli ise çok daha korkunç bir kalıntı keşfedecektir : Kesik bir kafa!

Ruh Koleksiyoncusu, klasik Tess Gerritsen olay örgüsüne sahip, geçmişte işlenen günahlar, korkunç bir cani katil ve günümüzde katilin peşinde koşan Dedektifimiz Rizzoli'nin heyecanlı macerası akıcı bir şekilde anlatılıyor; geçmiş ve gelecek çok güzel birbirine giriyor. Ayrıca önceki kitaptan tanıdığımız Mefisto Kulübü başkanı Anthony Sansone de yine ortalarda dolanarak ipuçları veriyor kahramanlarımıza. Ama beni en sevindiren, Doktor Isles ve aşk hayatı problemlerinin minimize edilerek, Dedektif Rizzoli'nin macerasına ağırlık verilmiş olması. Kitaplardaki aşk maduru Maura'yı pek sevmiyorum ben sanırım.

Bu sene okuduğum ilk kitap güzel bir polisiye oldu, biraz da arkeolojiyle ilgili, oldukça zevkli bir macera idi Ruh Koleksiyoncusu, tavsiye ederim. Finali de güzel ve sürprizli, kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor. Ayrıca kitabın Türkçe ismini çok ama çok başarılı bulduğumu söylemeliyim.




31 Aralık 2011 Cumartesi

Mefisto Kulübü (The Mephisto Club)

Tess Gerritsen, Doğan Kitap

Bir Jane Rizzoli polisiyesi. Rizzoli & Isles serisinin altıncı kitabı.

Siliniş'te yükselmeye başlayan tempo, serinin altıncı kitabında azalmadan devam ediyor. Bu maceralarında Dedektif Rizzoli ve Doktor Isles bilmedikleri sulara yelken açıyorlar ve insanlık tarihi kadar eski bir kötülükle mücadele etmeye çalışıyorlar : Şeytan'ın ta kendisi. Şeytanı ya da yeryüzündeki iblisleri avlamayı amaçlayan, son derece güçlü bir grup bu maceralarında Rizzoli ve Isles'ı destekliyor. Kendilerine Mefisto Kulübü diyen bu insanlar kendilerini şeytanı bulmaya, mistik olaylara, kadim sembollere adamışlardır. Bir toplantı gecesinde kapılarına vahşice katledilmiş bir ceset bulurlar. Kahramanlarımız olayı polisiye yöntemlerle çözmeye çalışırken, Mefisto kulübü metafiziğe yönelir. Saldırılar devam edip kulüp üyelerine sıra gelmeye başlayınca, geçmişte yaşanmış karanlık olayların üstü açılacak, nihayet cinayetlerin ortak noktası ortaya çıkacaktır.

Mefisto Kulübü'nde katilin cinayet mahallerine bir takım semboller çizmesi, kulüp üyelerinin bu sembolleri anlamlandırıp dedektiflere yardımcı olmaya çalışması bana biraz Da Vinci Şifresi'ni anımsattı. Tabii bu benzerlikten şikayetim yok, mistik konular kitabın çekiciliğini arttırmıştı bence.

Mefisto Kulübü oldukça zevkli bir polisiye, sembol bilimle tatlandırılmış, paralel kurgu ile hem Jane'nin macerasını hem de İtalya'da nefes nefese bir kovalamacayı anlatıyor. Serinin Cerrah'dan sonraki en sevdiğim kitabı bu oldu.



25 Aralık 2011 Pazar

Siliniş (Vanish)

Tess Gerritsen, Martı Yayınları

Bir Jane Rizzoli polisiyesi. Rizzoli & Isles serisinin beşinci kitabı.

Kahramanlarımızın yeni macerası yine morgda Doktor Isles'ın başına gelen tüyler ürpertici bir olayla başlıyor. Yoğun ve de yorgun doktorumuz, rapor yazarken son incelediği cesede dair ufak bir detayı anımsayamaz ve morga iner. Morgda az önce kesip biçtiği cesedi kontrol ederken başka bir ceset tuhaf sesler  çıkartmeya başlar. Maura Isles'ın en büyük kabusu gerçek olmuş, ölü diye getirilip morga konan genç bir kadın canlanmıştır. Maura kadını ceset torbasından çıkartıp acil servise yetiştirir. Birkaç gün sonra kadın hastanede terör estirip rehinelerle kendini içeri kapatacaktır. Bilmediği ise rehinelerden birinin esaslı cinayet masası dedektifi Jane Rizzoli olduğudur.

İkiz Bedenler'e nazaran Siliniş'i daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Kafasının dikine giden inatçı Rizzoli'yi olay üstünde izlemek zevkliydi. Serinin önceki kitapta düşen ivmesi bu kitapta yeniden yükselmişti. Tek sıkıntım fazlasıyla uzatılmış final oldu, kitabın son kısmı bence gereksiz yere uzundu, bitmek bilmedi bir türlü, ters köşelerden köşe beğeneyim derken heyecanını, anlamını kaybetti benim için.


3 Aralık 2011 Cumartesi

İkiz Bedenler (Body Double)

Tess Gerritsen, Martı Yayınları

Bir Jane Rizzoli polisiyesi. Rizzoli & Isles serisinin dördüncü kitabı.

İkiz Bedenler, gerçekten insanın ağzını kurutacak bir olayla açılıyor. Meşhur Adli Tıp doktoru, Ölüm Kraliçesi lakabıyla tanınan güzel ve soğuk Maura Isles, Paris'e bir konferansa gitmiştir. Gece vakti, yorgun argın evine döndüğünde, mahallesinin polis kaynadığını, evinin önüne olay yeri şeridi çekildiğini görür. Dedektif Rizzoli, doktora hayalet görmüş gibi bakmaktadır. Nihayet ısrarlarına dayanamayıp olan biteni doktora anlatırlar. Maura'nın evinin önünde bir kadın öldürülmüştür. Kadın Maura'nın tıpkısıdır, öyle ki herkes onu doktor zannetmiştir. Maura maktülün otopsisine girer. Otopsi masasında bir dehşet sahnesi yaşanır, doktor adeta kendi kendini kesip biçmekte, kendi vücudunu parçalayıp iç organlarını çıkarmaktadır. Evlat edinilmiş olan Doktor Isles varlığından haberdar olmadığı ikiz kardeşini bulmuştur! Rizzoli ve Isles, esrarlı kadının cinayetinin peşine düşerler.

İkiz Bedenler'de, ekibimizin ibresi biraz daha Doktor Isles'a kayıyor. Hikaye onun üzerinden daha ağırlıklı anlatılmış. Rizzoli'nin biraz ağırdan almasının da sebebi var tabii, makul bir bahanesi olduğu için bu sefer kızmıyorum ama gelecek maceralarda lütfen artık eski acar, ateşli Rizzoli olarak geri dönmesini bekliyorum.

Martı Yayınları'nın çevirisini özensiz ve dağınık buldum. Bu kitaptan sonraki  5. macera Siliniş de Martı'dan çıkmış ne yazık ki, sonraki 2 macera ise çok şükür Doğan Yayınları'nda. Gerçekten Martı'nın bastığı kitaplar bitsin diye beklemekteyim. Tess Gerritsen'e Doğan Kitaplar yakışır.

Seriye devam etmek isteyenlere tavsiye edilir.


22 Kasım 2011 Salı

Günahkar (The Sinner)

Tess Gerritsen, Martı Yayınları

Bir Jane Rizzoli polisiyesi. Rizzoli & Isles serisinin üçüncü kitabı.

Serinin bu kitabında nihayet Boston şehrinin yapış yapış yaz mevsiminden kurtuluyor ve bu sefer de dondurucu Aralık ayında bir manastırda işlenen korkunç cinayetlerle karşılaşıyoruz. (Zaten artık bana üste para verseler Boston'a gitmem, yazı ayrı pis, berbat bir sıcak; kışı göz açtırmıyor, kar buz; sapık seri katiller şehirde fink atıyor, bu ne be?)

Dedektif Rizzoli ve Adli Tıp Doktoru, ölüm kraliçesi Dr Isles şehirdeki eski manastırda öldürülen rahibeleri bulurlar. Dünyadan elini eteğini çekmiş, kimseye bir zararı olmayan bu kadınlara kim saldırmıştır? Dr Isles'ın yaptığı otopside ise inanılmaz bir gerçekle karşılaşırlar.Doktor rahibelerden genç olanının yeni doğum yapmış olduğunu ortaya çıkartır. Rizzoli ve Isles cinayeti araştırmaya başlarlar.

Açıkçası bu macerada ilk ikisinin nefes nefese temposunu bulamadım. Serinin bu 3. kitabında, anlatının odağı Rizzoli'den Maura Isles'a kayıyor. Bir önceki kitapta nasıl Rizzoli'yi daha yakından tanıdıysak, burada da Maura Isles'ın geçmişini öğrenmeye başlıyoruz. Dr Isles, dedektifimiz gibi acar, ateşli ve cerzebeli değil; evlere şenlik gürültücü İtalyan ailesi de yok. Gayet cool tabir edeceğimiz, soğukkanlı biri Doktor. Kitabın odak merkezi Doktor olunca da,  hızı da ilk iki maceraya göre daha düşük olmuş sanırım. Daha yavaş, heyecanı daha az bir macera bu. Diğerleri gibi nefes nefese okunmuyor Günahkar. Biraz hayal kırıklığı oldu açıkçası.

Bu kitabı türün tüm meraklılarına değilse de benim gibi Rizzoli & Isles severlere tavsiye ediyorum. Her şeye rağmen, seriyi merakla okumaya devam ettiğimi söylemeliyim.


19 Kasım 2011 Cumartesi

Çırak (The Apprentice)

Tess Gerritsen, Martı Yayınları

Bir Jane Rizzoli polisiyesi. Rizzoli & Isles serisinin ikinci kitabı.

Tess Gerritsen'in kitaplarının yarısı Doğan Kitap'tan yarısı Martı Yayıncılık'tan çıkmış nedense. Kahramanımızın korkunç seri katil Cerrah ile ilk macerasını Doğan'da; maceranın devamını Martı'dan okuyoruz, ilginç tabii.

Çırak, Cerrah romanının devamı, onu tamamlayıp bitiren bir kitap. Eğer Cerrah'ı okuyup bayıldıysanız Çırak da mutlaka okunmalı.

Cerrah'ın Boston'da estirdiği terörün üzerinden 1 sene geçmiştir ve şehir yine bir ateş gibi yaz mevsiminde kavrulmaktadır. Rizzoli'ye başka bölgede çalışan Dedektif Vince Korsak'dan çağrı gelir. Korsak'ın bölgesinde korkunç bir cinayet işlenmiştir ve Cerrah vakasıyla benzerlik taşıdığı için Korsak Rizzoli'nin olay yerini görmesini ister. Lüks malikanede işlenen cinayette Rizzoli adeta kan banyosuyla karşılaşır. Koca vahşice infaz edilmiş, karısı ortalarda yoktur.. Çok geçmeden kadının cesedi bulunur... ve diğerlerinin de. Bu sefer Dominatör adı takılan yeni bir seri katil ortaya çıkmıştır ve Rizzoli bu davanın başına geçirilir. Nedense FBI da bu olay üzerinde beraber çalışmak için Gabriel Dean isimli bir ajanı göndermiştir. Rizzoli bir yandan Dean ile didişirken, Korsak ile katilin peşine düşerler. Cesetleri inceleyen ölüm meleği diye tanınan karizmatik adli tıp doktoru Maura Isles ise onlara duymak bile istemedikleri korkunç bilgiler vermektedir. Dominatör cinayetlere devam ederken, en olmayacak şey olur, ustası hapisten kaçar! Rizzoli'nin kabus dolu günleri böylece başlar.

Kitabı çok akıcı ve heyecanlı buldum, özellikle ilk kısımlarda nefes almadan okuduğumu söyleyebilirim. Kitapta kan gölü sahneler, otopsi sahneleri yine büyük açıklıkla, en korkunç detaylar eksik kalmaksızın anlatılmış, gayet geriliyorsunuz okurken. Ayrıca Jane'i biraz daha yakından tanıdığımız, hayatına dair bireyler öğrenip karakterini daha iyi anladığımız bir kitap olmuş. Yani artık kahramanımızı sevmeye başlıyoruz Çırak'ta.

Adli tıp doktoru Maura Isles da bu kitapla sahneye çıkıyor, oldukça soğuk ve karizmatik bir karakter. Maura'nın otopsileri gayet detaylı yazılmış, sanki oradaymışçasına en iğrenç küçük detayı kaçırmıyoruz yani.

Kitapla ilgili bir şikayetim var, final bölümünde, çeviriden kaynaklı mı bilmiyorum, bir kopukluk var gibi geldi bana. Artık günahı Martı Yayıncılık'ın boynuna.Orada bir karışıklık olabilir. 

Cerrah'ı sevenlerin kaçırmaması gereken bir roman.


Cerrah (The Surgeon)

Tess Gerritsen, Doğan Kitap

Bir Jane Rizzoli polisiyesi. Rizzoli & Isles serisinin birinci kitabı.

Boston kentinde görülmemiş derecede korkunç bir seri katil türemiştir. Kurbanlarını savunmasız genç kadınlardan seçen katil, gece tek başınayken kurbanlarını kaçırır, ellerini ayaklarını bağlar, sonra kurban halen hayatta ve herşeyin farkında iken kadını canlı canlı keser.  Zanlıya kısa sürede Cerrah adı takılır. Boston cinayet masasının acar kadın dedektifi Jane Rizzoli katilin peşine düşer.

Cerrah, Rizzoli & Isles serisinin ilk kitabı; henüz Maura Isles ortada değilse de, olaylar bu kitapta başlıyor. Jane Rizzoli sorunlu, acı bir kahraman. Ufak tefek, alımsız bir kadın Jane ve cinayet masasındaki tek kadın dedektif o. Bu yüzden hep herkesten çok daha fazla çalışmış, bazen başarılarının başkalarınca sahiplenilmesine göz yummak zorunda kalmış. Departmandaki tek kadın olduğu için maruz kaldığı her türlü eşşek şakasını görmezden gelmek üzere kendine kalın bir zırh geliştirmiş ve o zırhın içinde tek başına çabalayıp duruyor. Bütün bu çabalama sonucunda sert, geçimsiz, aksi biri olup çıkmış. Televizyon dizisi Rizzoli & Isles ile aşinalığınız varsa, Jane o dizideki sempatik, sevimli, manken gibi biri değil. İşkolik, yalnız ve katı bir dedektif o. Peşinde koştuğu davalara bakınca, öyle olması daha hayırlı herhalde.

Cerrah bence okuyucuyu germeyi beceren, pek kanlı ve de ürkütücü sahneleri oldukça iyi anlatan sağlam bir polisiye. Bir cinayet vakasındaki katil kim sorusundan ziyade kanlı seri cinayetleri ve dedektiflerin katili yakalama çabalarını anlatıyor. Polisiye/gerilim sevenlere Rizzoli ile tanışmalarını öneririm.