3 Ekim 2010 Pazar

Kader Kapısı (Postern Of Faith)

Yazar : Agatha Christie, Altın Kitaplar

Bir Tommy ve Tuppence polisiyesi. Gençliklerinde çok heyecanlı olaylara karışmış olan yaşlı bir çift yeni aldıkları köşke taşınırlar. Köşkün eski sahiplerinden kalan eşyaları karıştırırken onları geçmişte işlenmiş bir cinayete yönlendiren ipuçları ile karşılaşırlar ve bu esrarı çözmek için araştırmalara başlarlar. Ne var ki geçmişten gelen tehlike, çiftimizi bugün de tehdit etmektedir.

Biraz kopuk kopuk, tam toparlanmamış hissi veren bir roman. Pek bayıldığımı söyleyemem.



Ölümle Randevu (Appointment With Death)

Yazar : Agatha Christie, Altın Kitaplar

Bir Hercule Poirot polisiyesi. Birbiriyle alakasız görünen bir grup yabancı Kudüs seyahatinde Süleyman Otelinde biraraya gelirler. Daha sonra düzenlenen Petra gezisinde, grupta herkesin nefret ettiği, çocuklarını psikolojik baskı ile ezerek hayatlarını mahveden Bayan Boynton öldürülür. Hercule Poirot'nun olayı çözmek için sadece bir günü vardır.

Biraz psikolojik bir roman, sebepler ve sonuçlar insan psikolojisi ile ilişkilendirilmiş.



Şampanyadaki Zehir (Sparkling Cyanide)

Yazar : Agatha Christie, Altın Kitaplar

Olağanüstü güzellikteki Rosemary Barton doğumgünü kutlamasında içtiği şampanyadan zehirlenerek ölür. Aradan 1 yıl geçer, kocası o gece masada oturan herkesi tekrar bir araya toplayarak aynı restoranda yeni bir yemek düzenler ve karısı gibi acayip şekilde morararak ölüverir. Albay Race ve Başmüfettiş Kemp bu acayip ölümlerin esrarını araştırmaya başlar.

Sonunda mutlu biten bir aşk da olan zevkli bir kitap. Agatha teyzenin en güzel polisiyelerinden biri.


Ölüden Mektup Var (Poirot Loses A Client / Dumb Witness)

Agatha Christie, Altın Kitaplar

Bir Hercule Poirot polisiyesi. Poirot yaşlı bir hanımefendiden mektup alır, yaşlı hanımın ailesi tarafından öldürüleceğine dair bazı şüpheleri vardır ve meşhur dedektif ile görüşmeyi talep etmektedir ancak işin ilginç yanı, mektup aylar önce yazılmış ve bir şekilde Poirot'ya gönderilmeden önce mektubu yazan kadın ölmüştür. Yoksa yaşlı bayan Arundell aslında korktuğu üzre bir cinayete mi kurban gitmiştir. Poirot vakayı çözmek için yaşlı Emily Arundell'in evine gider ve akrabaları ile tanışır.

Cinayet tanığının bir köpek olduğu, güzel bir Poirot polisiyesi.


Fotoğraftaki Lekeler (Mrs McGinty's Dead)

Agatha Christie, Altın Kitaplar

Bir Hercule Poirot polisiyesi. Taşrada bir cinayet işlenir ve katil idam cezasına çarptırılır. Suçlanan adamın gerçek katil olduğuna inanmayan Müfettiş Spence, Londra'ya iner ve Poirot'dan gerçek katili bulmasını rica eder. Poirot kasabaya gidip evlere şenlik bir pansiyonda oda kiralar ve cinayeti araştırmaya başlar.

Pek sevdiğim, zevkli bir polisiye roman Fotoğraftaki Lekeler. Hercule Poirot'nun kaldığı pansiyon, ufak kasabadaki karakterler çok renkli, eğlenceli ve ilgi çekiciler. Bu kitap aynı zamanda Ariadne Oliver ile tanıştığım kitaptır. Madam Oliver meşhur bir cinayet romanları yazarıdır, adeta Agatha'nın kendi karikatürüdür. Finli bir dedektif karakter yaratmıştır, evhamlıdır, elmaya da bayılır, habire elma yer, etrafa elmalar saçarak dolaşır. Cinayetin başından itibaren katili tahmin etmesi ve yanlış tahmin etmesi de çok hoş bir ayrıntıdır. Bu macerada Ariadne Oliver romanlarından birini sahneye uyarlamak için kasabadaki yönetmenle çalışmaya gelmiştir ve böylece Poirot ile Madam Oliver eğlenceli bir ikili  olarak cinayeti çözmek üzere beraber çalışırlar.


Ceset Dedi Ki (Why Didn't They Ask Evans?)

Agatha Christie, Altın Kitaplar

Küçük bir kasabada dağda yürüyüş yapan yabancı bir adam yamaçtan düşer. Zavallı adamı rahibin küçük oğlu Bobby bulur, adam "ama Evans'a neden sormadılar?" der ve ölür. Olaydan sonra trenle Londra'ya giden Bobby trende kasabanın zengin ailesinin kızı, çocukluk arkadaşı Lady Frances ile karşılaşır. Frankie olayın cinayet olduğuna kanaat getirir ve iki genç bu ölümün ve Evans'ın esrarını çözmeye kalkışırlar. Bu esnada birbirlerine aşık olmayı da ihmal etmezler.

Pek şirin ve defalarca okuduğum bir polisiye. Sonu da epey sürprizlidir. Tavsiye olunur.



Kapı Tekrar Vuruldu (Cat Among The Pigeons)

Yazar : Agatha Christie, Altın Kitaplar

Bir Hercule Poirot polisiyesi. Zengin ve seçkin kızların devam ettiği özel bir yatılı okulda beden eğitmeni öğretmeni öldürülür. Zeki bir kız olan Julia olaylara ve detaylara dikkat ederek bazı sonuçlara ulaşır ve nihayet cinayeti çözmesi için okuldan kaçıp Mösyö Poirot'yu ziyarete giderek olan biteni anlatır. Bu esnada bir başka öğretmen daha öldürülmüştür. Poirot cinayetleri araştırmaya başlar.

Birden fazla sefer okuduğum ve yatılı okulda geçtiği için sevdiğim bir roman. Tavsiye olunur.



Ve Perde İndi (Curtain)

Agatha Christie, Altın Kitaplar

Bir Hercule Poirot polisiyesi. Agatha teyzenin ve Hercule Poirot'nun şaheseri olan bu kitap, Poirot külliyatının da son eseridir. Doksanlı yıllarda, bu kitabı ilk kez okurken finalde oldukça heyecanlanarak çığlık atmış, evdekileri epey şaşırtmıştım. Gerçekten bu derece çarpıcı, sürprizli ve şaşırtıcı bir romandır.

İyice yaşlanmış olan Poirot, Styles köşkünde kalmaktadır. Styles Köşkü aynı zamanda Poirot ile tanıştığımız ilk macera olan "Ölüm Sessiz Geldi" romanındaki köşktür.  Poirot, köşkte kusursuz cinayetler işleyen bir katil bulunduğunu düşünmektedir. Poirot'nun eski dostu Albay Hastings ise evlenip Afrika'ya gitmeye yeltenen kızından dolayı dertlidir. Poirot'yu bu denli yaşlı ve hasta görmek de Hastings'i ayrıca üzer. Ancak 2 eski dost her şeyi bir kenara bırakıp köşkteki esrarlı katili bulmak zorundadırlar.


Tüm Poirot külliyatı okunduktan sonra okumanız gereken bir kitap. Unutulmaz bir klasik. Efsane roman. Hararetle tavsiye olunur.


On Küçük Zenci (Ten Little Niggers)

Agatha Christie, Altın Kitaplar

Agatha Christie'nin dehasını konuşturduğu efsane roman. Birbiriyle hiç alakası olmayan 10 kişi esrarlı bir şekilde Zenci Adasına davet edilirler. Hepsi farklı sebeplerden daveti kabul etmiştir ve güzel bir tatil yapma beklentisi ile adaya giderler. Gelgelelim adaya ulaştıklarında misafirler teker teker öldürülmeye başlanır. Katil içlerinden biri midir? Yoksa adada deli bir canavar mı vardır? Adaya bu insanları çağıran kimdir? Ve masanın üzerindeki 10 küçük zenci heykelleri her bir cinayette nasıl eksilmektedir?

Kesinlikle okunması gereken harika bir cinayet romanı. Sürprizli finali ile insanda soğuk duş etkisi bırakıyor.


Doğu Ekspresinde Cinayet (Murder On The Orient Express)

Yazar : Agatha Christie, Altın Kitaplar

Bir Hercule Poirot polisiyesi. Agatha teyzenin en meşhur romanı, akla hayale gelmeyecek bir cinayet ve onun dahice çözümü. Defalarca okuduğum bu kitapta, İstanbul'dan kalkan Doğu Ekspresi Balkanlarda kara saplanıp yolda kalır ve bu esnada trende bir cinayet işlenir. Trende birbiriyle alakasız, çeşitli milliyetlerden ve meslek gruplarından yolcular bulunmaktadır. Tren tekrar yola çıkana kadar cinayeti çözmek Poirot'ya kalır. Poirot davayı inceledikçe imkansız görünenin gerçek olduğunu keşfedecektir.

Kesinlikle okunması gereken en meşhur Christie romanı. Nil'de Ölüm ve Roger Ackroyd Cinayeti ile Agatha Christie külliyatının başyapıtı olan klasik bir roman.



Ölüm Oyunu (Evil Under The Sun)

Agatha Christie, Altın Kitaplar

Bir Hercule Poirot polisiyesi. Hercule Poirot sakin bir tatil geçirmek maksadıyla Korsan Roger Oteline gider ancak, otelde kocasıyla kalmakta olan kızıl saçlı, çok güzel bir kadın öldürülür. Zaten Agatha teyze biraz cinsiyetçi ya da kıskanç mıydı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Kitaplarında anlattığı kızıl saçlı ya da sarışın muhteşem kadınlar ya düşük ahlaklı ya da boş kafalı tiplerdir ve illa cinayete kurban giderler. Pek gösterişli olmayan, ciddi, esmer, kişilikli kızlar da yakışıklı müfettişle evlenirler kitabın sonunda. Bu da Agatha Christie klişelerinden biridir.

Herneyse, kızıl saçlı ve boş kafalı Arlena öldürülmüştür. Poirot'nun elinde tuhaf ipuçları ve otelde kalan şüpheliler vardır. Bunların bazıları göründüğü kişiler değil midir? Yumurta kafalı dedektifimiz gerçeği araştırmaya başlar.

Birkaç kere okuduğum oldukça zevkli bir Poirot macerası. Tavsiye olunur.


29 Eylül 2010 Çarşamba

Harry Potter serisi

Yazar : J.K. Rowling, Yapı Kredi Yayınları

Harry Potter serisini başından itibaren takip eden, Harry ile büyüyüp, bir sonraki kitabı delicesine bekleyenlerden değildim. Geçen yıla kadar Harry ile tek tanışıklığım birkaç filmden ibaretti. Sonra birgün, idefix'in %35 indirimine rasgelip bütün seriyi aldım.

Şimdi düşünüyorum, ya ben ömrümce Harry Potter serisini hiç okumamış olsaydım, bunun ne denli korkunç bir kayıp olduğunu bile anlayamayacaktım.

Serimiz teyzesi, eniştesi ve kuzeni ile yaşam yetim Harry'nin öyküsünü anlatıyor. Harry 11. yaş gününde aslında bir büyücü olduğunu öğreniyor ve Hogwarts Cadılık ve Büyücülük okuluna davet ediliyor. harry öğreniyor ki, araba kazasında öldüğünü sandığı ailesi kara büyücü Voldemort tarafından katledilmiştir aslında, o geceden tek kurtulan Harry olmuş, alnında şimşek şeklinde bir yara iziyle.

Kitaplar, acımasız bir dünyada yeni öğrendiği güçleriyle ayakta durmaya, hem de korkunç bir kaderle bağlı olduğu Voldemort ile savaşmaya çalışan Harry'nin , arkadaşları Ron ile Hermione'nin maceralarını anlatıyor.

İlk iki kitaptan sonra olaylar ciddileşmeye başlıyor. 3. kitap Azkaban Tutsağı sanırım en sevdiğim, Hogwarts'da adeta kahramanlarımızla beraber derslere girip, bütün maceraları şahsen yaşıyoruz. Son kitap olan Ölüm Yadigarları ise hayatım boyunca hüngür hüngür ağlayarak okuduğum tek kitap olma özelliğini koruyor.

Harry ve arkadaşları ile tanışın, bu muhteşem maceraların; harikulade bir hayalgücünün eseri olan rengarenk dünyanın tadına varın. Hayatınız biraz daha güzelleşecek eminim.

Harry Potter ve Felsefe Taşı (Çeviri : Ülkü Tamer)
Harry Potter ve Sırlar Odası (Çeviri : Sevin Okyay)
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Ateş Kadehi (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Melez Prens (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları (Çeviri : Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu)









15 Temmuz 2009 Çarşamba

Dehşetengiz (Furioso)

Yazar : Voldemar Lestienne, E Yayınları

Okuduğum en dehşet kitap bu olsa gerek. 2. Dünya Savaşı sırasında geçen bu roman aslında "Üç Silahşörler"in 2.Dünya savaşına uyarlanmış haliydi. İşte mesela Kardinal de Richelieu yerine Winston Churchill, hain Milady yerine nazi ajanı Maria Eberhart... Bütün karakterlerin bir karşılığı vardı.  Mükmmel bir savaş romanı, ne yazık ki devam kitabını ne gördüm ne duydum.


Benim Adım Kırmızı

Yazar : Orhan Pamuk, İletişim Yayınları

16 yüzyılın İstanbulunda geçen bu harikulade kitap bence Orhan Pamuk'un en güzel romanıdır. Padişahın kitabını desenleyen nakkaşların hikayesini okurken resmen o devirlere gidip, bir hayal aleminin İstanbul sokaklarında gezdiğimi hissediyordum. Çok güzel bir kitap. Bu kitaptan sonra Yeni Hayat isimli romanı okumaya çalışmıştım ama ilk sayfadan ileri gidememiştim dostlar.

Masumiyet Müzesi

Yazar : Orhan Pamuk, İletişim Yayınları

Orhan Pambık'ın Nobel ödülü kazandıktan sonra çıkarttığı bu ilk romanını merakla aldım ama okurken o kadar içim daraldı ki, 3 günde zor bitirmiştim.

Kitapta Nişantaşı'lı zengin Kemal Beyin, fakir uzak akraba kızı Füsun'a duyduğu kahredici aşk hikayesi anlatılıyor. Kitabın başı güzeldi, ama sonra Kemal Bey "Füsuuunn, Füsuuun" diye adeta dellenince bana da fenalık bastı, yok işte Füsun'un donu, seviştiklerinde içtiği sigaranın izmaritini filan toplayıp müze kurdu Kemal Bey. Allah belanı versin Kemal Bey, başını yedi Füsun'un. Sonra bu sıkıntılı yerler bitince, yazar girdi işin içine, merhaba ben Orhan Pambık diye başladı anlatmaya, hahaahah, burası güzeldi kitabın. Sonları yine akıcıydı, ama en çok sonunu beğendim. Orhan Pamuk seviyorsanız tavsiye olunur.


Melekler ve Şeytanlar (Angels & Demons)

Dan Brown , Altın Kitaplar

Bu kitap Dan Brown'ın maceraperest arkeoloji profesörü Indiana Jones benzeri kahramanı Robert Langdon'ı ilk yarattığı romandı ama biz Da Vinci Şifresi'nden sonra bu kahramanı keşfetmiştik.

Bu macerada Profesör Langdon, Vatikan'a giderek Papa seçimlerine karışıyor ve esrarlı cinayetleri çözmeye çalışıyordu.

Katolik dünyası sarsıntı içindedir. Papa vefat etmiş ve kardinaller yeni papalık seçimi için Vatikan'da toplanmışlardır. Ne var ki papalığa en kuvvetli aday olan 4 kardinal kaçırılmışlardır. Kardinallerin cesetleri ortaya çıktıkça, Vatikan'da panik yükselir. Cinayetlerin ortak noktası, kurbanlara dağlanan kadim illuminati simgeleridir. Bu simgelerin arkasındaki esrarı çözebilecek tek kişi ise Robert Langdon'dır.

Gerçekten çok zevkli olan bu macera romanını okurken Roma sokaklarında gezmiş kadar oluyorsunuz. Tavsiye olunur.

Da Vinci Şifresi (The Da Vinci Code)

Dan Brown, Altın Kitaplar

Bu meşhur kitabı bir Pazar akşamı okumaya başlamış, ama bırakamayıp ertesi gün işe uykusuz gitmek zorunda kalmıştım. Bilmeceler ve tarihi komplo teorileri ile dolu bu çok zevkli kitap, Paris'de Louvre Müzesinde işlenen bir cinayetle başlıyor ve kahramanımız Harvardlı profesör Robert Langdon, tarihin en büyük esrarını çözmeye çalışıyordu : Kutsal Kasenin sırrı! Bu kitabın çok da güzel bir web sitesi vardı, Lady Charlotte ile o web sitesindeki bulmacaları çözerken çok eğlenmiş idik.

Louvre Müzesinin kuratörü Jacques Saunere, müzenin muazzam galerisinde öldürülmüştür. Yaşlı adam ölürken kendine akıl almaz bir şeyler yapmış ve geride oldukça sembolik bir mesaj bırakmıştır. Konferans için Paris'te bulunan Simgebilim Profesörü Robert Langdon; Saunere'in mesajını çözmek için Fransız polislerce müzeye getirilir. Langdon, genç ve güzel polis kriptologu Sophie Neveu ile sembolik mesajı çözer. Mesaj onları çok daha büyük bir sırra, dünya tarihinde en çok aranılan şeye yönlendirecektir : İsa'nın kayıp kutsal kasesi.

Çok zevkli ve akıcı bir macera romanı, kesinlikle tavsiye olunur.


Garip

Yazar : Kemalettin Tuğcu

Ben bu kitapları nereden bulup da okumuşum anımsamıyorum ama Kemalettin Tuğcu'nun kitapları gerçekten hayalgücünü zorlayan cinstendi.

Garip isimli romanda, çok zengin bir ailenin gelini çirkin bir bebek doğuruyor, bebekten tisssskindiği için çocuğu başından atıyor. Garip dadısıyla köye gidiyor, büyüyüp daktır oluyor, zengin bir kızın gözlerini açıyor, bu arada fakir düşen annesiyle yüzleşiyor falan filannnn ... Allahhh uzak durunn


Çocuk Kalbi (Cuore)

Yazar Edmondo De Amicis

Edmondo De Amicis'in yazdığı bu meşhur romanını çocukken hepimiz okumuş idik. Sanırsam çoğumuza zorla okuttular. Siz sakın okumayın, çocuğunuza da okutmayın. Hani bunun yerine KemalettinTuğcu okusanız yeğdir. Böyle iç bayıcı, duygu sömürüsü, klişe bir romandı. Küçük bir oğlanın bir sene boyunca yaşadıkları anlatılıyordu kitapta. Sonunda tabii bir yığın iyilik dersi veriliyordu.Tek kelimeyle bayık.


Amelia Peabody - Mısır Polisiyeleri Serisi

Yazar : Elizabeth Peters, Oğlak Yayıncılık

Elizabeth Peters'ın yazdığı bu seri, muhteşem romantik polisiye eserlerden oluşuyor. Kahramanımız evde kalmış Amelia Peabody isimli cevval İngiliz hanım, babasından kalan mirasla dünyayı gezmeye başlar ama Mısır'da yaşadığı esrarlı olaylar onu bu ülkeye bağlar. Kendi kadar çılgın Mısırbilimci Emerson ile komik ve esrarlı cinayetleri çözerken bir yandan da kadim Mısır topraklarında kazı yapmayı ihmal etmezler.

Agatha Christie tarzı polisiye olaylar ve olayları çözen Mısır bilimcileri ile hem polisiye sevenlerin hem de antik Mısır meraklılarının bayılacağı bir seri. Ne yazık ki Oğlak Yayınları yarım bıraktı bu seriyi.

Serinin ülkemizde yayınlanan kitapları :

Kumsaldaki Timsah
Firavunların Laneti
Mumya Sandukası
Vadideki Aslan
İsis Rahibesinin Esrarı

Çok severek okuyorum , harika bir seri, kesinlikle okuyun.






Brandenburg

 Glenn Meade, Doğan Kitap

İşte çok sevdiğim Glenn Meade'in en mükemmel romanı, Branderburg. Nazilerin, Almanya'nın hakimiyetini ele geçirmek için Güney Amerika'da başlattıkları operasyonu anlatıyor. Taa son sayfasına kadar o kadar heyecanlı ki, neonazilerin projesini yoketmeye kararlı kahramanlarımızın maceralarını soluk almadan okuyoruz. Glenn Meade'in özellikle bu casusiye temalı romanlarının şahikası işte bu kitap, mutlaka okuyun.



Alacakaranlık Serisi - Twilight Saga

Yazar : Stephenie Meyer, Epsilon Yayınları

Geçen sene Tüyap Kitap Fuarından , o dönemde sürekli kitap eklerinde pompalanan Alacakaranlık ve Yeni Ay kitaplarını almıştım. Sonra kitaplığa bıraktım ve epey yüzlerine bakmadım. Derken bir cumartesi gecesi, saat olmuş 11, uyumak için erken, bari şu kitapları okuyayım dedim. İlk sayfalarda başımdan aşağı kaynar sular indi, ulan Allah kahretmesin çocuk kitabıymış beaa diye kendime kızdım, fakat sonra kitabın akıcılığına kapıldım ve sabahın 5'iydi kitap bitip ben yattığımda. Gerçekten sayfaları yutarcasına okuyorsunuz, böyle bir özelliği var bu kitapların. Pazar sabahı da erkenden kalkıp ikinci kitabı okumuştum. Sonra da Amazon.com'dan sipariş verip orijinalleri getirttim ve bütün seriyi herkesten önce bitirdim. Maalesef zaten evet akıcı ama basit olan ilk kitaptan sona çıta gayet düşüyor, artık son kitaba geldiğimde resmen elimden fırlatmıştım , oeehhh diyerek, halbuki kitaplara asla böyle davranmam. Ancak insana zaman geçirten, hafif kitaplar. Stephenie Meyer daha birşey yazamaz herhalde çünkü JK Rowling zeka ve yaratıcılığına sahip değil. Para basan bir endüstri haline gelen Alacakaranlık'ın ekmeği ona yeter de artar.

Bu serideki kitaplar :

Alacakaranlık
Yeni Ay
Tutulma
Şafak Vakti


20 Eylül 2008 Cumartesi

Sararmış Bir Fotoğraf (Retrato en Sepia)

Yazar : Isabel Allende, Can Yayınları

Bu romanda Del Valle ailesinin geçmişini okumaya devam ediyoruz. Kaderin Kızı isimli romanın devamı olan bu kitap, Eliza ve Tao Çien'in torunları Aurora Del Valle'nin maceralarını anlatıyor. Böylece Ruhlar Evi romanındaki Del Valle ailesine ulaşamış oluyoruz.
Aurora fotoğrafçı olur, zengin bir adamla evlenir, sonunda onu terkeder ve bir aşık bulur kendine. Bu arada ailesinin oku oku bitmeyen geçmişini de keşfedecektir.

Kaderin Kızı (Hija de la fortuna)

Yazar : Isabel Allende , Can Yayınları
Isabel Allende'nın Ruhlar Evi kitabında hikayesinin bir kısmını öğrendiğimiz Del Valle ailesinin geçmişine Kaderin Kızı ile dönüyoruz. Olağanüstü güzellikteki Bayan Rosa , birgün kapısının önünde sepetle bırakılmış bir kız bebek bulur, ağabeyi ile bu kıza Eliza ismini verip büyütürler. Eliza büyür ve aşık olur ama sevgilisi onu bırakıp altın aramaya gidince onun peşinden yollara düşer. Yolda ona Çinli medyum Tao Çien yardımcı olur, sonunda ikisi dillere destan bir aşk yaşarlar.

Ruhlar Evi (La casa de los espíritus)

Yazar : Isabel Allende, Can Yayınları

Romanda en sevdiğim ekol, Güney Amerikalı yazarların büyülü gerçeklik ekolüdür. Bu ekolde en usta yazar ise Gabriel Garcia Marquez'dir bence. Isabel Allende'nin Ruhlar evi isimli epik romanı da Marquez'den geri kalmıyor.
Romanda Del Valle ve Trueba ailelerinin maceraları anlatılıyor. Del Valle ailesinin akıl almaz güzellikteki yeşil saçlı kızları Rosa ölünce, nişanlısı Esteban Trueba ailesinin çiftliğine kapanıyor. Burada civar köylerin kızlarıyla al takke ver külah bir sürü velet peydahladıktan yıllar sonra, Rosa'nın artık büyümüş olan kardeşi Clara'ya aşık oluyor ve ikisi evleniyorlar. Clara estirikli, bir takım geleceği görme yetenekleri var. Giderek Esteban'ın kızkardeşi Ferula hikayeye dahil oluyor. Onunki de ayrı bir hikaye.

Roman Clara ve Esteban'ın en büyük çocukları Blanca, ve onun kızı Alba üzerinden devam ediyor. Mesela Blanca babasının çiftliğindeki kahyanın oğluyla önüne engel konulamayan bir aşk yaşıyor. Alba devrim sırasında gözaltına alınıp işkencelere uğruyor. Arada aşk, intikam, trajedi, gerçekle karışık inanılmaz büyülü olaylar eşliğinde bu ailenin öyküsünü okuyoruz.

24 Şubat 2008 Pazar

Şeker Portakalı (O Meu pe de Laranja Lima)

Jose Mauro de Vasconcelos, Can Yayınları

Adeta lirik denecek kadar içli ve şiirsel anlatıma sahip; beri yandan gerçekliği ile insanın içini parçalayan otobiyografik bir roman. Çok fakir bir ailenin en minik oğlu Zeze'nin çocukluğunu anlatıyor bu kitap. Fakirlik ve  çocuk olmanın acıları üzerine, iç parçalayan bir roman. Zeze'nin yaşam savaşında ona kol kanat gerecek varlıklı ve sevecen bir Portekizli baba, Portuga'yı bulmasıyla, sanki güneç biraz olsun kendini gösteriyor bulutların arasında. Bu zeki ve guygulu çocuğun dünyasını mutlaka keşfedin. Herkesin okuması gereken unutulmaz bir roman.


Ah benim küçük şeker portakalı fidanım...

14 Şubat 2008 Perşembe

80 Günde Devri Alem (Le Tour du Monde en quatre-vingts jours)


Yazar : Jules Verne, İthaki Yayınları

Çeviri : Pınar Güzelyürek


Dünyanın en güzel seyahat kitaplarından biri bu şahane macera romanıdır.

Romanın kahramanı Phileas Fogg, Londra'da tek başına yaşayan, eksantrik bir adamdır. Çok zengindir ama zenginliğinin kaynağı bilinmez. Her gün aynı saatte aynı kulübe gider, aynı saatte yemek yer, tüm hayatını inanılmaz sistematik bir düzende sürdürür. Bir gün kulüpteki kalantor ahbaplarıyla bahse tutuşur, teknolojinin ve paranın sağladığı olanaklarla, dünyanın çevresini tam 80 günde dolaşıp gelecektir. Bu titiz, dakik, hayatının her saniyesi planlı beyefendi, gemi, tren, fillerle; beklenmedik olaylarla dolu harikulade bir serüvene atılır.

Fogg bu seyahate çıkarken yanına uşağı Paspartü ile ufacık bir valiz alır. Güzergahı da işte aynen şöyle olacaktır :

Londra'dan Süveyş Kanalı'na
Şüveyş Kanalı'ndan Hindistan'a
Hindistan'dan Hong Kong'a
Hong Kong'tan Yokohama'ya
Yokohama'dan San Fransisco'ya
San Fransisco'dan New York'a
New York'dan Londra'ya

Mister Fogg ile beraber dünyanın etrafında eşsiz serüvenler yaşamak;  maceradan maceraya seyahat etmek için bu şahane romanı İthaki yayınlarından çıkan tam çevirisinden okumayı unutmayın.



Bu da benim ilk okuduğum abilerimden kalan güzel kitabım:



12 Şubat 2008 Salı

My Secret

orion books yayınlarından çıkmış çok çapraşık bir grafik düşünce kitabı. malum biz aslında real fiesta ekibi olarak kitabın az yazılı bol resimlisini sevdiğimizden ben şahsen bizzat kendim olarak bu kitaba bayıldım , hastası oldum, yataklara düştüm...
şimdi Frank Warren diye bir abi postsecret project diye birşeye başlamış 2004 yılında. websitesi http://www.postsecret.com/ her ay yaklaşık 3 milyon ziyaretçiyi ağırlamakta ve bir takım cart curt ödüllerinden de almışlığı var.bu abi kendisine yollanan mesajlar arasından 10 lu ve 20 li yaşlardaki insanlara ait olanlarından bir seçim yaparak grafik destekli bir kitap haline getirmiş.

# bu sene korkularımın üstesinden geldim , dolap kapağı açıkken uyudum , 22 yaşındayım.
# insanlar değişmezler ,sadece size yalan söylemeninyeni bir yolunu bulurlar.
# ben kahkaha lideriyim ama gizliden uyuşturucu satıyorum.

kitapta yukarıdaki gibi okuru eğlendiren , düşünmek isteyenini düşündüren şahane görsellerle desteklenmiş bir avuç sır bulacaksınız.

kitabımızın fiyatı £12.99 - malm resim olunca çok mürekkep kaçtıından fiyatlar katlanarak artıyor..

Me and Mr Darcy

bilindiği gibi her genç kız Mr Darcy' sini arar; gerçekten bir tane bulduğunuzu hayal etsenize.... şahane....Alexandra Potter ın bu kitabında düşlerin eğlenceli bir şekilde gerçeğe dönüşmesini okuyor , okurken hayata daha bir pembe bakıyorsunuz. Kitabın ana kahramanı Emily , birçok kötü ilişki yaşayan , her genç kız gibi bir Mr Darcy hayaliylen en yakın arkadaşının Mexico margarita tatilini reddederek İngiliz kırsalındaki Jane Austen kitapları turuna katılır ki turun yaş ortalaması bizim yeniköy çay bahçesinin yaş ortalamasıyla aynı çıkar , ortamda bi tansiyoncu amca eksiktir ve hayallerin erkeği de ortalarda yoktur haliyle... Genc kız offf nerden geldim londraya sarkısı eşliğinde sıkıntıylan kapıdan çıkarken hayallerinin erkeğiyle göz göze gelir. birdenbire her kadının fantezisi bir kadının gerçekliğine dönüşür. keskin bir dille yazılan bu kitapla kendinizi eğlendirmeniz öyle kolay ki ama daha fazlasını beklemeyin. http://www.amazon.co.uk/ de sadece £6.99 .



11 Şubat 2008 Pazartesi

Oyun (Gerald's Game)

Yazar : Stephen King, Altın Kitaplar

Stephen King'den akıldan çıkmayan bir roman. Jessie kocası Gerald ile dağbaşındaki evlerine romantik bir haftasonu geçirmeye gitmiştir. Kocasının yeni zevki karısını yatağa kelepçelemektir, Jessie'yi yine kelepçeler ancak kadın kelepçelenmekten çok rahatsız olur ve kocasından kendisini serbest bırakmasını ister. Gerald oyunu sürdürmeye kararlı onu duymazdan gelince Jessie'nin tepesi atar ve tepesindeki Gerald'a bir tekme savurur. Gerald oracıkta kalp krizi geçirip ölür. Ve Jessie yatağa kelepçeli kalakalır. Jessie'nin başına ne gelecek, kelepçelerden kurtulabilecek mi? O çıkmazda kısılıp kalmış bir insan neler düşünür, neler yapar? Öğrenmek için bu kitabı okumak gerek.

Rüzgar Gibi Geçti (Gone With the Wind)

Yazar : Margaret Mitchell, Altın Kitaplar

Tuğla kalınlığına rağmen gelmiş geçmiş en çok satan romanlardan olmayı başaran, Amerikan İç Savaşı ekseninde Scarlett O'Hara'nın hayatını anlatan, çarpıcı bir kitap. Kahramanımız Scarlett, cazibeli ve dikbaşlı bir kızdır. Babasının çiftliği Tara'da refah içinde yaşar, komşu çiftliğin nazlı oğlu Ashley'e aşıktır. Fakat birgün Ashley kuzeni Melanie ile evleneceğini açıklar, tam o sırada Amerika'da kuzey ve güney eyaletleri arasında ayrılık savaşı patlar. Scarlett hırsından Melanie'nin kardeşi Charles'ın teklifini kabul eder ve evlenirler. Ne var ki savaşa giden Charles ölür. Scarlett Melly'nin yanına Atlanta'ya gelir, burada şehre uygulanan ablukayı yarıp bir kahraman haline gelen kaçakçı Rhett Butler ile görüşmeye başlar. Savaş tüm acımasızlığı ile hayatlarına egemen olurken, şehri bombalayan kuzey birliklerinden kaçmak için Scarlett Melly'i Tara'ya götürmek üzere çok tehlikli bir yolculuğa çıkar, Tara'da ise onu bekleyen yıkım ve yokluktur. İşte bu minvalde devam eden bu efsanevi aşk, savaş ve varolma destanını mutlaka okumalıdır.

10 Şubat 2008 Pazar

Kaptan Grant'ın Çocukları (Les Enfants du capitaine Grant)

Yazar : Jules Verne, İthaki Yayınları

Tam üç ciltlik devasa macera romanı. Herhalde bir Real Fiesta seyyahı olmamın sebebi bu romandır. Yiğit İskoç Lordu Glenarvan ve dostları, lordun genç ve güzel karısı şerefine yaptırdığı Duncan isimli yatla gezerlerken bir balık avlarlar. Balığın karnından bir şişe çıkar. Şişede İngilizce, Fransızca ve Almanca yazılmış kağıtlar vardır ancak bu metinler ne yazık ki sudan hasar görmüşlerdir. Kahramanlarımız bu üç metni bir araya getirince, kahraman kaptan Grant'ın bir felakete uğrayıp ıssız bir adaya düştüğünü öğrenirler. Bu ada 37. enlemde bulunmaktaysa da boylam bilgisi silinip gitmiştir. Lord ve Lady Glenarvan karaya çıkınca Kaptan Grant'ın kimsesiz kalmış çocukları Mary ile Robert şatoya gelirler. Bu ekibe sakar ve de unutkan Fransız coğrafyacı Paganel de katılır ve dostlarımız Duncan ile muhteşem bir maceraya atılırlar. Önce 37. enlem boyunca Patagonya'yı , sonra Avustralya ve en sonunda Yeni Zelanda'yı aşar; sayısız maceralar yaşarlar. Bize de Maria Theresa adasının Fransız haritalarında Tabor adası olarak isimlendirildiğini hiç unutmamak üzere öğrenmek düşer.

Baba (The Godfather)

Yazar : Mario Puzo, E Yayınları

Sicilya'nın Corleone köyünden kaçıp göçmen olarak Amerika'ya gelen küçük Vito'nun ve çocuklarının öyküsü. Bir aile destanı. Vito Corleone, italyan mahallesinde kendi halinde yaşayıp giden bir göçmenken, mahalleliyi haraca kesen zorba Don Fanucci'yi öldürür ve yavaş yavaş herkesin saygı duyup korktuğu bir Don haline gelir. Zeytinyağı işine girerek bir yandan da ekibini kurup yükselir ve organize bir suç imparatorluğunun efendisi olur. Fakat Tattaglia ailesinin uyuşturucu işine girme teklifini reddeden Don Corleone'yi düşman aile sokak ortasında kurşunlar. Don'un büyük oğlu Sonny ailenin başına geçer, ortanca oğlan Fredo Nevada'ya yollanır, babanın en ufak emirlerine karşı çıkan, aile işlerini bulaşmayan en küçük oğlu Michael ise babasını vuran adamların gözünü kırpmadan beyinlerini uçurur ve saklanmak için Sicilya'daki köye döner. Burada ateşli köylü güzeli Apollonia'ya aşık olıup evlenir ancak Amerika'dan gelen bir haberle sarsılacaktır. Düşman aileler Sonny'i öldürmüşlerdir. Michael eve dönmeye, babasının oğlu olmaya karar verir, ne var ki tam yola çıkacağı gün arabası havaya uçar, Apollonia ölür. Michael New York'a döner ve yavaş yavaş bir zamanlar hiç ilgilenmediği ailesinin tüm işlerinin başına geçerek soğukkanlı bir Don haline gelir. Ve tüm düşman ailelerden intikam almaya başlar.

Üç Silahşörler (Les Trois Mousquetaires)

Yazar : Alexandre Dumas, Oğlak Yayınları

Şövalyeliğin, dostluğun, Fransız saray entrikalarının unutulmaz romanı. Hayatta en sevdiğim kitap.

Gaskonyalı ateşli genç Dartanyan, babasının ölümünden sonra silahşör olmak için Paris'e doğru yola çıkar. Yolda babasının silahşörlerin komutanı Mösyü Trevil'e yazdığı tavsiye mektubu çalınır. Mektubu çalan Kont Roşfor'dur, karizmatik kardinal Rişliyö'nün adamı. Neyse, Dartanyan şehre inince silahşörlerin karargahına gider ve bir takım olayların sonucu üç meşhur silahşöre arka arkaya düello sözü vermek zorunda kalır. Bunlar Trevil'in en yiğit silahşörleri Athos, Porthos ve Aramis'tir. Bunlar takma isimleri, gerçekte hepsi birer asilzadedir . Tabii daha ilk kılıç çekildiğinde kardinalin askerleri bizimkileri basar, Dartanyan silahşörlerle bir olur, kardinalin adamlarını püskürtür ve bundan böyle birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz içindir, derler. Dartanyan kendine bir daire ve uşak tutar. Moruk evsahibinin karısı gencecik ve sevimli Konstanz Bonasiyö'dür. Madam Bonasiyö sarayda çalışmaktadır, 13. Lui'nin kraliçesi güzeller güzeli Avusturyalı Anne'nin çamaşırcısı ve sırdaşıdır. Kraliçe bunalımlarını Konstanz ile paylaşır: kocası kralın güvenini kazanamamıştır, kardinal sürekli ona karşı entrikalar çevirmektedir. Bu entrikalarda kardinale olağünüstü zekası ve çıldırtıcı güzelliği ile Milady de Winter yardımcı olur. Konstanz'a aşık olan Dartanyan saray entrikalarının da ortasına düşmüştür. Kraliçe, İngiliz Dükü Buchingham'a aşık olmuştur ve ona elmas kolyesinin bir parçasını verir. Fakat kardinal hemen bir balo tertipler, kral da karısına elmaslarını takmasını emreder, bunun üzerine Konstanz, Dartanyan'dan yardım ister. Dartanyan İngiltere'ye doğru yola çıkar ama Milady de Buckingham'ı öldürmek üzere yoldadır. Bir sürü maceradan sonra Dartanyan kraliçenin kolyesini geri getirir ve La Roşel kuşatmasında savaşan arkadaşlarına katılır. Ama artık Milady cazibesine kapılmıştır. Ne var ki bu büyüleyici kadınla geçirdiği aşk gecesinin sabahında korkunç bir gerçeği keşfeder, kadının omzunda "fleur de lys" işareti vardır!!! Olaylar gelişir…

Sakkara'nın Kumları (The Sands of Sakkara)

Glenn Meade, Doğan Kitap

İkinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da geçen çok akıcı ve heyecanlı bir macera ve casusluk romanı.

3 arkeolog arkadaşın yolları savaş sırasında bir kez daha kesişir ancak bu sefer ayrı saflardadırlar. Almanlar çılgın bir planla Kahire'de bir görüşme tertipleyen Churchill ve Roosevelt'e suikast düzenlemeye girişirler. Kitap boyunca bu suikasti gerçekleştirmeye çalışan Alman casusları ile onları durdurmak için uğraşan Amerikalı yüzbaşıyı takip ederiz.

Kitabı okurken Kahire'nin tozlu, kalabalıki sıcak sokaklarında gezdiğinizi hissediyorsunuz, sizi kolaylıkla içine alan mükemmel bir Mısır atmosferi ve son sayfaya kadar yaşattığı merak duygusu ile oldukça başarılı bir roman.

Ayrılık Şarkısı (Rosary)

Florence Barclay, Altın Kitaplar

Bu klasik, unutulmuş İngiliz romanında olaylar 1900lü yılların başında İngiltere'de geçiyor. Jane Champion 30 yaşında, zengin, bağımsız bir İngiliz asilzadesi, zaman zaman Halası Meldrum Düşesi'nin malikanesinde kalıp sosyeteden diğer ahbapları ile görüşüyor. Jane'in çok güzel bir vücudu ve alımsız bir yüzü, kuvvetli bir kişiliği var. Gel zaman git zaman, bir takım olaylardan sonra Jane genç ve yakışıklı ressam Garth Dalmain'e aşık oluyor. Ancak kendine güvensizliğinden Garth'ın evlenme teklifini reddedip depresyona girince iyileşmek için dünya gezisine çıkıyor. Ta ki Mısır'da Sfenksi seyrederken kötü bir haber alana dek... Garth bir kaza geçirip kör olmuş meğer. Jane geri dönüp Garth'a kavuşacak mı? Kör adam onu kabul edecek mi? Jane kendini nasıl affettirecek? İşte hepsi bu küçük güzel romanda anlatılıyor.

Yıllar önce şans eseri sahaflarda bulduğum bu kitap, defalarca okuduğum en sevdiğim romanlardan biridir. Tavsiye ederim.


Nöbet (The Watchers)

Yazar : Dean R. Koontz, Altın Kitaplar

Koontz'un efsane romanı. Doksanlı yıllarda Stephen King ve Dean Koontz dönemi geçirirken bu kitap elden ele dolaşırdı. Kitabın özellikle ilk bölümünü okuyanların takip edilme hissinden kurtulamadığı söylenirdi.

Kitabın kahramanı bunalımlı bir adam olan Travis idi. Travis bir gün ormanda gezerken bir köpek bulup yanına aldı, ancak köpeğin antikalıkları hemen ortaya çıktı, bu insan kadar zeki bir köpekti. Travis köpeğe Einstein adını taktı. Einstein geceleri hiç uyumuyor, nöbet tutarak bilinmeyen bir yabancıdan korunmaya çalışıyordu. Köpeğin bu kadar korktuğu bu yaratık neydi? Yaratığın ve köpeğin peşindeki diğer tehlikeli psikopatlar ne istiyorlardı? Bu köpecik nasıl bu kadar zeki olabilirdi? İşte bu soruların cevabını bulmak için son sayfalara kadar heyecanla okuduğumuz mükemmel bir gerilim romanıydı Nöbet.