30 Kasım 2015 Pazartesi
Eleanor & Park
Rainbow Rowell, Pegasus Yayınları
Çeviri : Müge Kocaman Özçelik
Eleanor karman çorman kızıl saçları, iri bedeni ve tuhaf giysileri ile okul otobüsüne meteor gibi düşüyor. Eleanor'a oturması için tek yer veren de Park, çizgi roman düşkünü, yarım kan Koreli, müzik düşkünü bir delikanlı. Bu ikisi, hiç konuşmasalar da yavaş yavaş yakınlamaya başlıyorlar. Eleanor her gün okul yolunda Park'ın çizgi romanlarına göz atarken bir bakıyor kafa kafaya vermişler, beraber okuyorlar X Men'i Batman'i...
O kadar güzel yazmış ki Rainbow Rowell, gayet doğal bir şekilde ilerliyor gençlerin muhabbeti. Ayrıca Eleanor'un tuhaf hallerinin, saçının bile açıklaması var ilerleyen sayfalarda. Hikayenin arka fonunu da 80'lerin güzel şarkıları oluşturuyor. Kaset doldurup karışık kasetlerden walkman'de müzik dinliyor kahramanlarımız. Aah ah!
Son derece naif, içinize işleyecek bir aşkın öyküsü bu. Harika bir kitap, bayıldım. Eleanor ve Park'tan sonra en çok Park'ın annesiyle babasını sevdiğimi de söylemek isterim:)
29 Kasım 2015 Pazar
Kingdom Come
Mark Waid, Alex Ross ve Todd Klein, JBC Yayıncılık
Çeviri : İlke Keskin
Harikulade, karanlık bir çizgi roman. Okuduklarımın belki de en iyisi. Batman Kara Şövalye Dönüyor ile kapışır, o derece.
İnsanlar süper kahramanlara sırtını dönünce, kahramanlarımız da uzaklara gidip inzivaya çekilmiş. Onların boşluğunda süper insan türü kahramanlığa soyunmuş ama hiç sorumluluk almadan. İnsan hayatı esastır diyen ve bu yüzden eski kafalı bulunan kahramanlarımıza karşılık süper insanlar ne olursa olsun diyerek saldırmakta, hareketlerinin sonuçlarını düşünmeden dünyayı kaosa sürüklemekte. Sonunda bu hareketleri geri dönülemez bir felakete sebep olunca, Adalet Takımı Justice League'i yeniden toplamak için Wonder woman Diana harekete geçiyor. İlk ikna etmesi gerekense, insanlığa küsmüş olan Superman.
Bayıldım dostlar, gerçek bir çizgi roman şaheseri.
Zamanın Efendisi Hugo Cabret ve Buluşu (The Invention of Hugo Cabret)
Brian Selznick, Artemis Yayınları
Çeviri : Merve Solmaz
Hugo Cabret bir resimli roman. Metinler sadece çok gerekli yerlerde giriyor. Olayları Brian Selznick resimlerle anlatmayı tercih etmiş.
Hugo Cabret, 1931 yılında Paris'teki Montparnasse Tren İstasyonunda yaşayan kimsesiz bir çocuktur. Gizlice istasyondaki saatlerin bakımını yapar. Bir yandan da tavan arasındaki küçük odada sakladığı robotu tamir etmeye uğraşır. Bunun için gerekli parçaları, istasyondaki oyuncakçı dükkanından çalar. Dükkanın sahibi yaşlı adam bir gün Hugo'yu yakalar ve böylece kahramanımızın hayatını değiştirecek serüvenler başlamış olur.
Harikulade bir kitap Hugo. Hikayesinden çok etkilendim. Çizimleri okşadım okurken, okuması inanılmaz zevkliydi. Paris atmosferi, sinemanın sihri, mekanik oyuncakların cazibesi beni büyüledi.
Bu arada Martin Scorsese'in Hugo filmi bu kitaptan uyarlanmış meğersem. Hemen izlemeli.
28 Kasım 2015 Cumartesi
Batman Dedektif Hikayeleri : İmparator Penguen (Batman Detective Comics Volume 3 Emperor Penguin)
John Layman, JBC Yayıncılık
Çeviri : İlke Keskin
Penguen olarak bilinen suçlu Oswald Cobblepot, aile ismini Gotham şehrine yadigar bırakmaya kararlıdır. Öncelikle büyük bağış yaparak Martha Wayne Çocuk Merkezinin ismini kendi annesinin adıyla değiştirir. Sonra Bruce Wayne'i suikastten kurtarıp günün kahramanı haline gelir ki suikastı zaten kendi düzenlemiştir. Fakat sağ kolu Ignatius Ogilvy, Cobblepot'u devirip İmparator Penguen ismiyle onun suç şebekesinin başına geçmeyi planlamaktadır. Bu esnada Joker'den etkilenen psikopat çeteler ve Poison Ivy Gotham'ı karıştırmaktadır.
Fena değildi ama çok da bayılmadım. Arada bir de Merrymaker (Cümbüşçü) ve Clayface de hikayeye katıldılar. Çok karışınca ben pek sevmiyorum hikayeyi sanırım.
Baskı kalitesi ve çeviri her zamanki gibi mükemmel.
Küller Ve Kor (An Ember in the Ashes)
Sabaa Tahir, Epsilon Yayınları
Çeviri : Kübra Tekneci
Savaş alanı mabedimdir. Kılıcın ucu rahibimdir. Ölüm dansı duamdır. Öldürücü darbe kurtuluşumdur.
Antik Roma'yı andıran, acımasız imparatorun yumruğu altında ezilen bir dünyaya götürüyor bizi Küller ve Kor. Laia, bu imparatorluğun en çok ezilen Alimler ırkına mensup, büyük annesi ve büyük babası ve erkek kardeşi ile göze batmamaya çalışarak yaşayıp giderken, kardeşi Darin imparatorluğa ihanetten tutuklanıyor. Laia, Darin'i kurtarmak için Direnişçilerle anlaşma yaparak onların casusu olup Savaşçılar kalesi Blackcliff'e giriyor.
Uzun yıllar süren yabanıl eğitimlerle imparatorluğa sadık maskeli askerler yetiştiren Blackcliff Akademisinin en parlak öğrencisi Elias ise imparatordan nefret ediyor, tek amacı okuldan kaçmak ve özgürlüğe kavuşmak. Elias'ın en yakın dostu, okulun tek kadın öğrencisi Helene ise daima onun arkasını kollasa da asla imparatorluğa ihanet etmeyi düşünmeyen inançlı bir asker..
Çok geçmeden Elias ve Laia karşılaşıyorlar ve kaderlerine birbirine geçiyor.
Kitabın iki anlatıcısı var. Bir yandan Laia'nın gözünden Darin'i kurtarmak için yaşadıklarını, köle kız olarak casusluk yapmaya çalışırken yavaş yavaş cesaretini bulmasını okuyoruz. Beri yandan Elias bize imparatorluk düzenini, Blackcliff okulundaki acımasız sistemi, ruhen ve bedenen özgür olma arzusunu, Helene ile dostluğunu anlatıyor. Bir de kahinler var, kırmızı gözlü ve asla ölemeyen bu varlıklar, geleceğe dair kehanetleri ile hikayeye yön veriyorlar.
Kitabın teması, imparator ve onu devirmeye çalışan direnişçiler, Laia, çöl memleketi, geleceği gören kahinler bana hep Star Wars'ı anımsattı. En başta bu yüzden kitabı okumak istemiştim. Tabii kitap bambaşka diyarlarda geçiyor ve umut etmeyi, direnmeyi, vazgeçmemeyi temel alan temasıyla zevkle okunuyor.
Beğendim, serinin devamını bekliyorum. Özellikle Helene hayranlık uyandıran bir karakter. Bu arada ikinci kitabın adı da açıklandı : A Torch Against The Night.
23 Kasım 2015 Pazartesi
Kızıl Kraliçe (Red Queen)
Victoria Aveyard, Pegasus Yayınları
Çeviri : Onur Kınacı Birler
Kızıl Kraliçe'yi Pegasus Yayınları bir tantana ile Kitap Fuarında özel kutusuyla satışa sürdü. Goodreads'deki yorumları da iyiydi, ben de alıp hemen okudum.
Kızıl Kraliçe'nin anlattığı dünyada insanlar kanlarının rengine göre ikiye ayrılmış. Gümüş kanlılar üstün ırk sayılırken, kırmızı kana sahip kalabalıklar ezilmiş, ölsünler diye bitmek bilmeyen savaşa gönderilmiş, en ağır işlerde kullanılmış. Gümüşlerin her birinin özel bir yeteneği var, kimi akıl okuyor, kiminin fiziksel kuvveti ölümcül, kimi suyu kimi ateşi bükebiliyor. Kızıllara hükmetmeyi hak bilmişler, berikiler de ezilmeyi kabul etmiş.
Kahramanımız Mare hizmetçi olarak girdiği Gümüş kralın sarayında beklenmedik olaylar sonucu bir prensese dönüşüyor. Fakat entrikalarla dolu saray hayatında kime güveneceğini de zor yoldan öğrenmesi gerekiyor.
Kitap akıcı yazılmış, çevirisi de düzgün. Fakat benim iki sıkıntım var.
Bir, kitabın dünyasını çok algılayamadım. Yani teknolojinin neresinde duruyorlar, zeplin uçuyor, jetler gidiyor ama neden masalımsı elmas camdan sarayda yaşıyorlar. O konuda biraz kafa karışıklığı oldu.
İki, kitap okuduğumuz başka bir sürü bu ip kitaba benziyor. Özel yetenekler, elektriğe hükmeden kız, en başta arenadaki oyunlar.. Ne bileyim insanın aklına Açlık Oyunları, Taht Oyunları, Yetenek, Ateş Laneti gibi kitaplar geliyor. Daha da gider bu liste.
İyi hoş, sıkılmadan okudum ama illa okumalısınız diyemem.
22 Kasım 2015 Pazar
Mezardan Uyanan (Up From the Grave)
Jeaniene Frost, Artemis Yayınları
Çeviri : Bilge Gündüz
Gece Avcısı Serisi, 7.ve son kitap.
Usta Vampir Bones ile ölümcül karısı Azrail Kedicik'in maceraları bu kitap ile sona eriyor. Oldukça rahat okunan bu serinin her kitabında olduğu gibi, son bölümde de nefes alma arası vermeden olaylar art arda geliyor. Kahramanlarımız maceradan tehlikeye koşuyorlar. Ya da onların durumunda uçuyorlar desek daha doğru.
Bu kitapta Cat ile Bones, Cat'in eski takım arkadaşlarının ortadan kaybolduğunu öğreniyorlar ve arkadaşlarını kurtarmaya çalışırken şimdiye kadarki en tehlikeli serüvenlerini yaşıyorlar. Üstelik, vampirler ve gulyabaniler arasında dünya savaşı çıkmasına sebep olacak bir sırrı öğreniyorlar. Bu savaşı engellemek içinse hayatlarını ortaya koyuyor evlere şenlik çiftimiz.
Mencheres, Ian, Spade ve Denise yine karşımıza çıkan sevdiğimiz karakterlerden. Medyum Tyler ile salyalı köpeği de bu kitapta yeniden hizmetlerini Kedicik'e sunuyorlar. Tabii yeraltı dünyasının kraliçesi Marie de olaylara karışıyor. Tek eksik, efsanevi Voyvoda Tepesh, onun da mazereti büyük.
Okuması çok zevkli bu seri bittiği için üzgünüm, acayip kafa dağıtıcı kitaplardı.
21 Kasım 2015 Cumartesi
Simirna Cinayetleri -1 : Düello
Suphi Varım, Labirent Yayınları
Düello, her şeyden önce atmosferi ile akıl çelen bir kitap. Olaylar 1890 senesinde İzmir'de geçiyor. Kahramanlarımız o cafe senin, bu restoran benim gezip Belle Vue'de yürüyüş yaptıkça içimiz gidiyor, İzmir nasıl da Paris imiş bir vakitler diye.
İşte bu Levanten İzmirin tanınmış simalarından; dillere destan koleksiyonu ile herkesi kıskandıran Sör Charles Williams bir gece öldürülünce, aile dostu arkeolog Ronald Morgan cinayeti çözmek için uğraşmaya başlıyor.
Fakat bu kitabı zor okudum ben, sayfalar geçmek bilmedi, sebebi de cinayetin işlenmesi ve kahramanımızın cinayetin peşine düşmesi için 70. sayfaya dek beklememiz. Buraya kadar da sürekli yeni karakterler ekleniyor hikayeye. O kadar çok isim ardı ardınca geliyor ki, onun nişanlısı, bunun arkadaşı, evin oğlu, dul kızı, İtalyan, Amerikalı, Alman, İngiliz derken takip etmek epey zorlaşıyor. Çünkü bu isimlerin hiç birini gözümüzde canlandıramıyoruz. Bu kadar karaktere gerek var mıydı bilmedim. Keşke kitabın başında Agatha Christie hikayelerindeki gibi bir "Bu romandaki karakterler" listesi olsa idi. Eminim çok işe yarayacaktı.
Bir diğer hoşlanmadığım yönü de diyaloglar oldu, bana yapay gelen bir tarzda konuşturmuş yazarımız karakterleri. Hiç birine ısınamadığım gibi kitabın içine de giremedim bir türlü.
Serinin devamında 2 kitap daha var: Kabus ve Gölge. Onları da almıştım ve okumayı planlıyordum. Fakat karakterlere sempati hissetmediğim için salt 19.yüzyıl İzmiri uğruna kitapları okuyabilecek miyim, orası meçhul:(
15 Kasım 2015 Pazar
Son Şura
Sezgin Kaymaz, April Yayıncılık
Sevinç Kuşları, 3.kitap
Sezgin Kaymaz'ın Sevinç Kuşları üçlemesi, Son Şura ile tamamlanıyor. Kahramanlarımızla son kez buluşuyoruz artık, onları bir daha görmeyeceğiz. Başka bir gerçeklikte, onlar yaşamlarına devam edecekler. Canım Veysel, Naim, Hayri, Celil, Zila, Kübra, Gıyas, Deccal, Nazlı, Kıvırcık, Uğur, Taşkın ve daha onlarca rengarenk karakter kuşlarını uçurup gidiyorlar artık.
Kitap 7 Kasım'da fuarda ilk kez yayınlandı. Satın alan ilk kişi de benim:) Fakat şaşırtıcı, hemen okuyamadım kitabı. Ne bileyim, bunu da okuyunca bir başka Sezgin Kaymaz kitabı için daha ne kadar bekleyeceğiz, bilmiyorum ki? Neyse, sabrım 1 hafta bile sürmedi, kitabı aldığımın haftası okuyup bitirdim.
İkinci romanda olanların üzerinden 20 sene geçiyor ama bu 20 senenin geçişini ve 20 senede Ankara'nın ne biçim değiştiğini o denli akıcı anlatmış ki yazarımız, Ankaralı olmadığım halde onun özlemini paylaştım. Biz de Istanbul'da şehrimizi kaybettik çünkü. Bir Taksim Meydanımız bile yok.
20 sene sonra, Deccal Ağam ceketini asıp gitmişken, Japon namlı bir bela türüyor Ankara'da. Japon; Zila ile İrfan'ın; Kübra ana ile Gülhan'ın yaşadığı meşhur apartmanı almaya kalkışınca Gülbahçe İş Takip işe karışıyor. Böylece tüm kahramanlarımız son şurada bir araya gelip son oyunu oynuyorlar.
Serinin final kitabı olmasına rağmen yeni katakterler ekleniyor hikayeye: Ramazan Şerif, müdür Cüneyt, şöför Turna (allah onun binbir türlü belasını versin:), Ziya Amirim. Önceden tanıdıklarımız da adeta resmi geçit yapıyor. Ve finalde tüm hikaye bağlanıyor.
Aaa, allaa allaa, bak yaa diyerek okudum romanı, sonunda yüreğim kabardı yine:)
Kitabın kapağı hakkında da bir iki laf edeyim. İlk gördüğümde epey yadırgadım. Yazarın diğer kitapları (Bakele'den evveli) İletişim Yayınlarından çıkmıştı ve kapak tasarımları daha farklı idi. Daha klasik seçimlerdi ve çok hoşuma gidiyordu o kapaklar. Son Şura biraz tuhaf geldi o yüzden gözüme. Ankara detayları ile bezeli bir kapak. Yavaş yavaş alıştım diyebilirim:)
Sonuç olarak, tekrar diyorum ki : İyi ki Sezgin Kaymaz var ve iyi ki roman yazıyor:)
![]() |
| Algan Sezgintüredi, Judy, Sezgin Kaymaz |
![]() |
| İmzalı kitabım:) |
8 Kasım 2015 Pazar
Mart Menekşeleri (March Violets)
Philip Kerr, Alfa Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bernie Günther 1. Kitap
1936.. İkinci Dünya Savaşından önceki son altın günlerde Berlin. Nasyonal Sosyalist partinin yasakları ve baskıları artmakta. Kadınlara iş hayatından el çektiriliyor. Yahudiler mücevherlerini satıp ülkeden kaçmalarını sağlayacak pasaportların peşinde. Beri yandan şehir meşhur Olimpiyat Oyunlarına hazırlanmakta. Nazi yöneticiler Aryan ırkının üstünlüğünü göstermesini beklerken Amerikalı zenci atlet Jesse Owens 100 metrede kanatlanıp uçacak halbuki.
Birinci Dünya Savaşında Türkiye'de cephede savaşmış, ardından polislik de yapan kahramanımız Bernhard Günther bu şehirde bir özel dedektif. Son zamanlarda en çok kayıp insan vakası alıyor, SS'lerin elinde kaybolup giden insanların peşinde koşuyor. Eski sekreterinin düğününden çıktığı bir gece, oldukça zengin bir sanayicinin evine davet ediliyor ve sanayici Bernie'ye reddedemeyeceği bir teklifte bulunuyor. Sanayicinin kızı ve damadı evlerinde öldürülmüş, ardından ev kundaklanmış, kasadaki değerli mücevherler kaybolmuştur. Bernie'den istenen bu mücevherleri özellikle de paha biçilmez elmas kolyeyi bulmasıdır. Kahramanımız arayışında ilerledikçe, bir yanda Hitler'in sağ kolu Himmler'in beri yanda Nazi generali Göring'in bulunduğu akılalmaz tehlikelerin ortasına düşer.
Nefis bir kitap, çok beğendim. Özellikle Nazi Almanyası atmosferi inanılmaz gerçekçi ve bazen o kadar benzerlikler görüyorsunuz ki, insan ürpermeden edemiyor. Müthiş bir dönem romanı. Alfa Yayınları da tüm seriyi basıyor, hepsini okuyacağım.
31 Ekim 2015 Cumartesi
Ölüm Işığı (Dying Light)
Stuart MacBride, Artemis Yayınları
Çeviri : Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Logan McRae 2.Kitap
Soğuk Granit ile tanıştığımız Logan McRae'nin ikinci macerası, rıhtımda emektar bir fahişenin feci şekilde dövülmesi ile başlıyor. Kahramanımızın başında başka dertler var, bir operasyon düzenlemiş, ihbar yalan çıkmış, operasyonda bir polis memuru ölümcül derecede yaralanmış. Ceza olarak Logan'ı yine geçen kitaptan tanıdığımız Müfettiş Steel'in emrine, ezikler takımına veriyorlar. Logan da davanın peşine Steel ile düşmekten başka çare bulamıyor. Sonunda kadının başarısının üzerine yatacağını da biliyor.
Bu seriyi çok sevdim, çünkü karakterler çok eğlenceli. Logan habire yanlış kararlar veriyor. Steel çok evlere şenlik, pislik bir kadın. Bir kaç lafında çok güldüm. Gazeteci Miller ilk kitaba nazaran daha az görünse de yine olayların göbeğinde.
Umarım Artemis seriye devam eder.
25 Ekim 2015 Pazar
Batman : Kara Şövalye Dönüyor (Batman : The Dark Knight Returns)
Frank Miller, JBC Yayıncılık
Çeviri : Burç Üner
Batman çizgi romanlarını mükemmel çeviri, kaliteli pırıl pırıl baskı ile yayınlayıp uygun fiyatla satışa sunan canımız JBC Yayıncılık, Batman külliyatının en efsane eserlerinden Kara Şövalye Dönüyor'u nihayet yayınladı.
Frank Miller'ın 1986 senesinde yazdığı eser, gelmiş geçmiş en iyi çizgi roman hikayelerinden biri ve aynı zamanda Batman efsanesinde yeni bir dönem başlatarak kahramanın popüler kültürde yeniden doğuşunu başlatan eser kabul ediliyor.
Çizgi romanımızda, Bruce Wayne 55 yaşında ve 10 yıldır kendini emekliliğe ayırmış. Gotham şehrinde suç oranı artmakta ve Jim Gordon'ın emekli olmasına da günler kalmış. Kendiyle hesaplaşan Bruce tekrar kostümü giyiyor ve Batman geri dönüyor.
Okuduğum en güzel şeylerden biriydi, çizgi roman sevenler kaçırmamalı.
11 Ekim 2015 Pazar
Bahçemdeki Yabancı (A Robot In The Garden)
Deborah Install, Altın Kitaplar
Çeviri : Esat Ören
Kahramanımız Ben'in karısıyla sorunları var, aslında kendiyle de sorunları var. Pek amaçsız, gevşek biri. Üşengeç mi desem? Veteriner hekim olmak istemiş yarım bırakmış. Eski püskü hurda arabasını değiştirmemiş, bahçe kapısını bir türlü tamir etmiyor vs vs. Bir gün Ben'in bahçesine minnacık bir robot geliyor, atları seyreden robotun yanına giden Ben robotçukla konuşmaya başlıyor. Zamanla robotla yakınlaşan Ben, ufaklığın içindeki cam silindirin çatladığını ve bir sıvı sızdırdığını fark ediyor. Böylece üşengeçliğini yenerek robot Tang ile beraber inanılmaz bir yolculuğa çıkıyor.
Zevkli bir kitaptı, sevdim. Dostluk hikayesi ya da yol macerası olarak okuyabilirsiniz. Ben her iki türü de severim. Bunu da beğendim.
Çeviri : Esat Ören
Kahramanımız Ben'in karısıyla sorunları var, aslında kendiyle de sorunları var. Pek amaçsız, gevşek biri. Üşengeç mi desem? Veteriner hekim olmak istemiş yarım bırakmış. Eski püskü hurda arabasını değiştirmemiş, bahçe kapısını bir türlü tamir etmiyor vs vs. Bir gün Ben'in bahçesine minnacık bir robot geliyor, atları seyreden robotun yanına giden Ben robotçukla konuşmaya başlıyor. Zamanla robotla yakınlaşan Ben, ufaklığın içindeki cam silindirin çatladığını ve bir sıvı sızdırdığını fark ediyor. Böylece üşengeçliğini yenerek robot Tang ile beraber inanılmaz bir yolculuğa çıkıyor.
Zevkli bir kitaptı, sevdim. Dostluk hikayesi ya da yol macerası olarak okuyabilirsiniz. Ben her iki türü de severim. Bunu da beğendim.
9 Ekim 2015 Cuma
Dörtlerin İmzası (The Sign of the Four)
Sir Arthur Conan Doyle, İthaki Yayınları
Çeviri : Aslıhan Kuzucan
Bu maceranın Sherlock Holmes tarihinde önemi büyük. Sevgili Doktor Watson, biricik Mary'si ile bu dava sayesinde tanışıyor. Mary, kahramanlarımızdan yıllardır kayıp olan babasını bulmalarını isteyince, danışman dedektif ve doktor arkadaşı, egzotik bir maceraya girişiyorlar.İşin içinde hazine sandığı, Hindistan ve tek bacaklı bir adam da var.
Klasik bir Sherlock Holmes polisiyesi.
Çeviri : Aslıhan Kuzucan
Bu maceranın Sherlock Holmes tarihinde önemi büyük. Sevgili Doktor Watson, biricik Mary'si ile bu dava sayesinde tanışıyor. Mary, kahramanlarımızdan yıllardır kayıp olan babasını bulmalarını isteyince, danışman dedektif ve doktor arkadaşı, egzotik bir maceraya girişiyorlar.İşin içinde hazine sandığı, Hindistan ve tek bacaklı bir adam da var.
Klasik bir Sherlock Holmes polisiyesi.
2 Ekim 2015 Cuma
Al Pacino
Lawrence Grobel, Zodyak Kitap
Çeviri : Merve Namlı
Bu bir biyografi değil. Lawrence Grobel'in yıllar boyu Pacino ile yaptığı röportajların toplu halde sunulduğu bir kitap. Her nasılsa Grobel, Pacino ile özel hayatında yakın dost olmuş. Böylece içe kapanık canımız aktörümüz ile samimi konuşmalar yapabilmiş.
İlk röportaj 1979 tarihli, sonrasında 80'ler, 90'lar ve 2000'li yıllarda Pacino'nun kariyerini takip ediyor röportajlar. Al Pacino'yu çok sevdiğim için merakla okudum ve ne denli derinlikli bir sanatçı olduğuna hayret ettim.
27 Eylül 2015 Pazar
Sağdan Birinci Mezar (First Grave on the Right)
Darynda Jones, Doğan Kitap
Çeviri : Bilge Gündüz
Kahramanımız özel dedektif Charley Davidson, oldukça esprili, pek eğlenceli bir karakter. Kendisiyle de dalga geçebildiği için onun ağzından maceralarını okumak zevkliydi.
Charley'in fantastik özelliği ise ölüm meleği olması! Bir sebepten öteki tarafa geçemeyen ruhlarla konuşup onları ışığa yürütüyor. Böyle bir dizi vardı, Ghost Whisperer diye ama oradaki kadın mıymıy uyuz bir şeydi. Charley pek bıcır bıcır ve becerikli. Zaten o polis departmanı için danışmanlık yapan bir dedektif ve aynı gün öldürülen 3 avukat cinayetini çözmeye çalışıyor.
Bir de Charley'e musallat olan, salt dokunuşlarını hissedebildiği gizli bir sevgilisi var. Beri yandan da onun peşine düşüyor kızımız. İşte bu noktada kitabın olay örgüsünde kopukluk ortaya çıkıyor. Avukatların davası neredeyse unutuluyor, biz esrarlı sevgilinin peşine düşüyoruz. Yani bu kitabı bir polisiye gibi okuyamazsınız. Günümüzde geçen doğa üstü olaylar içeren bir aşk ve macera romanı. Pazar günlerinizi neşelendirmek için ideal.
Çeviri : Bilge Gündüz
Kahramanımız özel dedektif Charley Davidson, oldukça esprili, pek eğlenceli bir karakter. Kendisiyle de dalga geçebildiği için onun ağzından maceralarını okumak zevkliydi.
Charley'in fantastik özelliği ise ölüm meleği olması! Bir sebepten öteki tarafa geçemeyen ruhlarla konuşup onları ışığa yürütüyor. Böyle bir dizi vardı, Ghost Whisperer diye ama oradaki kadın mıymıy uyuz bir şeydi. Charley pek bıcır bıcır ve becerikli. Zaten o polis departmanı için danışmanlık yapan bir dedektif ve aynı gün öldürülen 3 avukat cinayetini çözmeye çalışıyor.
Bir de Charley'e musallat olan, salt dokunuşlarını hissedebildiği gizli bir sevgilisi var. Beri yandan da onun peşine düşüyor kızımız. İşte bu noktada kitabın olay örgüsünde kopukluk ortaya çıkıyor. Avukatların davası neredeyse unutuluyor, biz esrarlı sevgilinin peşine düşüyoruz. Yani bu kitabı bir polisiye gibi okuyamazsınız. Günümüzde geçen doğa üstü olaylar içeren bir aşk ve macera romanı. Pazar günlerinizi neşelendirmek için ideal.
26 Eylül 2015 Cumartesi
Baskerville'lerin Köpeği (The Hound of the Baskervilles)
Sir Arthur Conan Doyle, İthaki Yayınları
Çeviri : Filiz Sarıalioğlu
İthaki'den çıkan Sherlock Holmes'un klasik maceralarını okumaya devam ediyorum. Baskerville'lerin Köpeği, en bilinen Sherlock maceralarından. Holmes ile Watson, tekinsiz Devonshire bozkırında, köylülere dehşet saçan ve Baskerville malikanesi sahiplerine musallat olan canavar köpeğin peşindeler. Malikanenin intikal ettiği yeni baroneti atalarının ölümcül kaderinden korumaya çalışıyorlar.
Kitabın atmosferine bayıldım, o karamsar, boğucu havayı tamamen hissettim. Malikanenin huzursuz ortamı, kırların tekdüze, rahatsız edici havasını soludum adeta. Gayet güzel bir polisiye.
Çeviri : Filiz Sarıalioğlu
İthaki'den çıkan Sherlock Holmes'un klasik maceralarını okumaya devam ediyorum. Baskerville'lerin Köpeği, en bilinen Sherlock maceralarından. Holmes ile Watson, tekinsiz Devonshire bozkırında, köylülere dehşet saçan ve Baskerville malikanesi sahiplerine musallat olan canavar köpeğin peşindeler. Malikanenin intikal ettiği yeni baroneti atalarının ölümcül kaderinden korumaya çalışıyorlar.
Kitabın atmosferine bayıldım, o karamsar, boğucu havayı tamamen hissettim. Malikanenin huzursuz ortamı, kırların tekdüze, rahatsız edici havasını soludum adeta. Gayet güzel bir polisiye.
24 Eylül 2015 Perşembe
Sır (The Secret)
Julie Garwood, Epsilon Yayınları
Çeviri: Timur Avarkan
Kitap, çok küçük yaşta tanışan İskoç ve İngiliz iki kızın, uluslarının düşmanlığına aldırış etmeden derin bir dostluk kurmaları ile başlıyor. Yıllar sonra İskoç kızı Frances Catherine, ilk çocuğunu doğuracağı vakit arkadaşını yanında istiyor ve Lady Judith, yabanıl İskoç topraklarına bir seyahate çıkıyor. Tabii ki de gri gözlü, delice yakışıklı İskoç beyi Iain'a aşık oluyor. benim saçlarım ağardı yıllardır aşk romanı okumaktan, bu romanlardaki adamlar neden illa gri gözlüdür, çözemedim henüz.
Neyse işte, ortalama bir aşk romanı. İlla okuyun diyemem. İyi ki sahaflardan 5 liraya almışım. Etiket fiyatı 25 lira verilmez bu kitaba.
Çeviri: Timur Avarkan
Kitap, çok küçük yaşta tanışan İskoç ve İngiliz iki kızın, uluslarının düşmanlığına aldırış etmeden derin bir dostluk kurmaları ile başlıyor. Yıllar sonra İskoç kızı Frances Catherine, ilk çocuğunu doğuracağı vakit arkadaşını yanında istiyor ve Lady Judith, yabanıl İskoç topraklarına bir seyahate çıkıyor. Tabii ki de gri gözlü, delice yakışıklı İskoç beyi Iain'a aşık oluyor. benim saçlarım ağardı yıllardır aşk romanı okumaktan, bu romanlardaki adamlar neden illa gri gözlüdür, çözemedim henüz.
Neyse işte, ortalama bir aşk romanı. İlla okuyun diyemem. İyi ki sahaflardan 5 liraya almışım. Etiket fiyatı 25 lira verilmez bu kitaba.
19 Eylül 2015 Cumartesi
Her Gün (Every Day)
David Levithan, Pegasus Yayınları
Çeviri: Derya İmer Aydınlık
Kitabın hikayesi gerçekten çok enteresan ve ilgi çekici. Kahramanımız A., her sabah bir başka bedende uyanıyor. Doğduğundan beri bu böyle. Sebebi muamma. Bebekken tabii anlamamış bunu, çocukken ise normal zannetmiş. Büyüdükçe, insanların hayatındaki sürekliliği ayrımsamış. Şimdi 16 yaşında ve her sabah 16 yaşında bir başka kız veya oğlanın bedeninde uyanıyor. O bedenin hafızasına erişip o kişi adına günü yaşıyor. Ama kendi benliğine sahip, kendinin bilincinde. E-postası bile var. Bir sabah bedeninde uyandığı bir delikanlının kız arkadaşına aşık oluveriyor. Kızın adı Rhiannon. (Ben kitabı okurken bu isim her karşıma çıktığında Riyanna diye okuyup geçtim) Bizimki aşık oldu ya, sonraki günlerde hangi bedende uyanırsa uyansın, bir yolunu bulup Rhiannon'a gidiyor.
Dediğim gibi konu inanılmaz enteresan ve çok merak uyandırıcı. Ama sanki harcanmış konu, olmamış. A.'nın durumu hakkında daha çok detay olmalıydı, sonra nasıl hep aynı civardaki bedenlerde var oluyor, ne bileyim ülkenin başka bir yerindeki bir bedende neden uyanmıyor, hatta neden başka bir ülkede uyanmıyor eğer gezici bir benlikse A.?
Kaçırılmış bir fırsat diyorum Her Gün için.
Çeviri: Derya İmer Aydınlık
Kitabın hikayesi gerçekten çok enteresan ve ilgi çekici. Kahramanımız A., her sabah bir başka bedende uyanıyor. Doğduğundan beri bu böyle. Sebebi muamma. Bebekken tabii anlamamış bunu, çocukken ise normal zannetmiş. Büyüdükçe, insanların hayatındaki sürekliliği ayrımsamış. Şimdi 16 yaşında ve her sabah 16 yaşında bir başka kız veya oğlanın bedeninde uyanıyor. O bedenin hafızasına erişip o kişi adına günü yaşıyor. Ama kendi benliğine sahip, kendinin bilincinde. E-postası bile var. Bir sabah bedeninde uyandığı bir delikanlının kız arkadaşına aşık oluveriyor. Kızın adı Rhiannon. (Ben kitabı okurken bu isim her karşıma çıktığında Riyanna diye okuyup geçtim) Bizimki aşık oldu ya, sonraki günlerde hangi bedende uyanırsa uyansın, bir yolunu bulup Rhiannon'a gidiyor.
Dediğim gibi konu inanılmaz enteresan ve çok merak uyandırıcı. Ama sanki harcanmış konu, olmamış. A.'nın durumu hakkında daha çok detay olmalıydı, sonra nasıl hep aynı civardaki bedenlerde var oluyor, ne bileyim ülkenin başka bir yerindeki bir bedende neden uyanmıyor, hatta neden başka bir ülkede uyanmıyor eğer gezici bir benlikse A.?
Kaçırılmış bir fırsat diyorum Her Gün için.
15 Eylül 2015 Salı
Yeni Soyadının Hikayesi (Storia del nuovo cognome)
Elena Ferrante, Everest Yayınları
Çeviri : Eren Yücesan Cendey
İkinci Kitap : Gençlik
Sağolsun Everest Yayınları, Napoli romanları serisinin ikinci kitabını ilkinin ardından hemen yayınladı da Lenu ile Lila'nın hikayesini merak ederken tükenip gitmedik. Darısı üçüncü ve dördüncü kitaplara diyorum. Aslında hepsinin çıkmasını bekleyip bir anda okumak da çok güzel olabilir çünkü insan bittikçe daha da okumak istiyor bu romanları!
Yeni Soyadının Hikayesi, Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım'ın bittiği andan intibaren Lila ile Lenu'nun yaşadıklarını Lenu'nun ağzından anlatmaya devam ediyor. Lila 16 yaşında evlenmiştir fakat o bir soyadı ile tutsak edilemeyecek denli tutkulu, zeki, pervasız ve cüretkardır. Evlilik yoluyla edindiği parayı elinin kiri gibi savurmaktan imtina etmez. Lenu ise fakirlikten, mahelleden kurtulmak için var gücüyle çalışmaya, okumaya devam eder. Nino'yu gizliden gizliye sever. Lila ile beraber tatile çıktıklarında ikisinin de hayatı sarsılır.
Kızların hayatındaki gelişmeleri takip ederken, ilk romandan tanıdığımız mahallenin diğer gençlerinin de hikayeleri devam ediyor tabii. Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş bir hayat sürüyorlar. Lila evlilik, Lenu ise üniversite sayesinde bu iç içe olma halinden uzaklaşıyorlar ama birbirlerinden kopamıyorlar. Ve biz, biraz daha, biraz daha okumak istiyoruz bu hayatları.
Elena Ferrante harikulade yazıyor. Üçüncü kitabın bir an evvel yayınlanmasını bekliyorum.
Çeviri : Eren Yücesan Cendey
İkinci Kitap : Gençlik
Sağolsun Everest Yayınları, Napoli romanları serisinin ikinci kitabını ilkinin ardından hemen yayınladı da Lenu ile Lila'nın hikayesini merak ederken tükenip gitmedik. Darısı üçüncü ve dördüncü kitaplara diyorum. Aslında hepsinin çıkmasını bekleyip bir anda okumak da çok güzel olabilir çünkü insan bittikçe daha da okumak istiyor bu romanları!
Yeni Soyadının Hikayesi, Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım'ın bittiği andan intibaren Lila ile Lenu'nun yaşadıklarını Lenu'nun ağzından anlatmaya devam ediyor. Lila 16 yaşında evlenmiştir fakat o bir soyadı ile tutsak edilemeyecek denli tutkulu, zeki, pervasız ve cüretkardır. Evlilik yoluyla edindiği parayı elinin kiri gibi savurmaktan imtina etmez. Lenu ise fakirlikten, mahelleden kurtulmak için var gücüyle çalışmaya, okumaya devam eder. Nino'yu gizliden gizliye sever. Lila ile beraber tatile çıktıklarında ikisinin de hayatı sarsılır.
Kızların hayatındaki gelişmeleri takip ederken, ilk romandan tanıdığımız mahallenin diğer gençlerinin de hikayeleri devam ediyor tabii. Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş bir hayat sürüyorlar. Lila evlilik, Lenu ise üniversite sayesinde bu iç içe olma halinden uzaklaşıyorlar ama birbirlerinden kopamıyorlar. Ve biz, biraz daha, biraz daha okumak istiyoruz bu hayatları.
Elena Ferrante harikulade yazıyor. Üçüncü kitabın bir an evvel yayınlanmasını bekliyorum.
13 Eylül 2015 Pazar
İpekböceği (The Silkworm)
Robert Galbraith, Pegasus Yayınları
Çeviri : Zeynep Heyzen Ateş
Bir Cormoran Strike polisiyesi.
Kraliçemiz J.K. Rowling'in Robert Galbraith mahlası ile yayınladığı ikinci Cormoran Strike polisiyesini ilkinden daha çok sevdim. Takma bacaklı, esaslı kahramanımıza hayranım zaten. Bu macerada sekreter Robin'in işin içine biraz daha girmesi, Cormoran ile davada çalışması çok hoşuma gitti. Acaba aralarında bir şey olacak mı? İkili olup davaları beraber çözecekler mi diye merak ettim. İlerleyen maceralarda öğreneceğiz artık Robin ile Cormoran'ın ilişkisinin mahiyetini.
Bu davada Cormoran kayıp bir yazarın peşinde koşuyor. Pek ünlü olmayan yazar Owen Quine, skandal yaratan bir kitabı bomba gibi ortaya bırakıp kaybolmuştur. Edebiyat dünyasından tanınmış kişilerin berbat sırlarını mide bulandırıcı şekilde ifşa eden kitabın taslağı ortalığı karıştırmıştır. Strike, yayıncılık dünyasına dalarak yazarı bulmaya çalışır. Tabii dava kaçınılmaz olarak cinayet vakasına dönüşecektir.
Günümüz Londrası kitabın arka fonunu yine mükemmel dolduruyor. Zaten bu serinin en sevdiğim özelliklerinden biri Londra'da geçmesi. Cormoran'ın yürüdüğü sokaklarda, yemek yediği pub'larda onunla berabermişim hissi veriyor. Bir de Robin'in heyecanla Prens William ile Kate'in nişan haberinden bahsetmesine bayıldım tabii:)
Üçüncü kitabı bekliyorum:)
Çeviri : Zeynep Heyzen Ateş
Bir Cormoran Strike polisiyesi.
Kraliçemiz J.K. Rowling'in Robert Galbraith mahlası ile yayınladığı ikinci Cormoran Strike polisiyesini ilkinden daha çok sevdim. Takma bacaklı, esaslı kahramanımıza hayranım zaten. Bu macerada sekreter Robin'in işin içine biraz daha girmesi, Cormoran ile davada çalışması çok hoşuma gitti. Acaba aralarında bir şey olacak mı? İkili olup davaları beraber çözecekler mi diye merak ettim. İlerleyen maceralarda öğreneceğiz artık Robin ile Cormoran'ın ilişkisinin mahiyetini.
Bu davada Cormoran kayıp bir yazarın peşinde koşuyor. Pek ünlü olmayan yazar Owen Quine, skandal yaratan bir kitabı bomba gibi ortaya bırakıp kaybolmuştur. Edebiyat dünyasından tanınmış kişilerin berbat sırlarını mide bulandırıcı şekilde ifşa eden kitabın taslağı ortalığı karıştırmıştır. Strike, yayıncılık dünyasına dalarak yazarı bulmaya çalışır. Tabii dava kaçınılmaz olarak cinayet vakasına dönüşecektir.
Günümüz Londrası kitabın arka fonunu yine mükemmel dolduruyor. Zaten bu serinin en sevdiğim özelliklerinden biri Londra'da geçmesi. Cormoran'ın yürüdüğü sokaklarda, yemek yediği pub'larda onunla berabermişim hissi veriyor. Bir de Robin'in heyecanla Prens William ile Kate'in nişan haberinden bahsetmesine bayıldım tabii:)
Üçüncü kitabı bekliyorum:)
12 Eylül 2015 Cumartesi
Korsan Günlükleri (Pirate Latitudes)
Michael Crichton, Altın Kitaplar
Çeviri : Emil Selim Bayındır
Bu kitabı D&R'ın yaz kampanyasından 5 liraya almıştım. Neyse ki tam fiyatından almamışım. Büyük hayal kırıklığı yaşattı. Sonradan araştırınca öğrendim ki, Michael Crichton aslında bu kitabı yayınlamamış. Adamcağız öldükten sonra bilgisayarında bulup piyasaya sürmüşler. Yahu adam bunu bastırmadıysa bir bildiği vardır değil mi? Son derece sıkıcı, olmamış bir kitap bu. Motorsuz araba gibi. Ay Karayip Korsanları, hazine aman aman deyip okumaya değmez bence.
Vakit kaybı.
Çeviri : Emil Selim Bayındır
Bu kitabı D&R'ın yaz kampanyasından 5 liraya almıştım. Neyse ki tam fiyatından almamışım. Büyük hayal kırıklığı yaşattı. Sonradan araştırınca öğrendim ki, Michael Crichton aslında bu kitabı yayınlamamış. Adamcağız öldükten sonra bilgisayarında bulup piyasaya sürmüşler. Yahu adam bunu bastırmadıysa bir bildiği vardır değil mi? Son derece sıkıcı, olmamış bir kitap bu. Motorsuz araba gibi. Ay Karayip Korsanları, hazine aman aman deyip okumaya değmez bence.
Vakit kaybı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















































