29 Eylül 2016 Perşembe
Ayçöreği
Piraye Şengel, Labirent Yayınları
Kahramanımız Servet, sevimsiz bir adam. Genellikle kahramanımızı sevmek isteriz, yoksa kitapla aramıza mesafe girer, servet pek sevilesi bir tip değil. İşte bu ukala,, sevimsiz Servet, eski mahalleden komşusu Azade'ye iş teklif ediyor ve ikisi beraber Ayçöreği Dedektiflik Bürosu'nu kurup çalışmaya başlıyorlar.
Kitabın devamında bir sürü karakter işin içine giriyor, hepsine detaylıca yer verilmiş ama sorun şu ki kitap kısacık. Karakterleri anlatarak sayfalar geçiyor ve son birkaç sayfada dava çözülüyor. Bence finali çok aceleye gelmiş kitabın.
Pek beğenmedim.
Miyav! Yarın Yeni Bir Hayata Başlıyorum (Demain j'arrête!)
Gilles Legardinier, Pegasus Yayınları
Çeviri : Hakan Tansel
Amelie filmi gibi tatlı bir Fransız romanı Yarın Yeni Bir Hayata Başlıyorum. Miyav kısmını yayınevi eklemiş, kitabın kapağındaki Peru şapkası takmış kediyi düşününce, eh mantıklı geldi. Zaten kitaba dikkatimi bu kapak ve isim çekti kesinlikle. Okuyunca da hiç hayal kırıklığına uğramadım.
Kitabımız Julie'nin hikâyesini anlatıyor. Şaşkın kahramanımızın apartmanına son derece yakışıklı ve de esrarengiz bir adam taşınıyor. Julie bu adama kafayı takıyor hatta adamın hayatının aşkı olduğuna inanıyor (yüzünü bile görmeden). Adamı gözetlemek için kendini saçma hallere sokup pek komik şekilde yakalanınca tanışmış oluyorlar neyse. Tabii adamın sakladığı birşey var ve Julie bu sefer esrarı çözmek için olmadık işler peşine düşüyor.
Çok hoşuma gitti bu roman, hem romantik hem komik; asla bayağı veya vıcık vıcık değil, insana iyi gelen, pek tatlı bir kitap.
28 Eylül 2016 Çarşamba
Lilly Aphrodite'in Fırtınalı Hayatı (The Glimmer Palace)
Beatrice Colin, Epsilon Yayınları
Çeviri : Pınar Turanlı
Kitabımız Lilly'nin doğumuyla başlıyor, 1900 senesinde. Ve 1935'e dek süren dönemde Lilly'nin hayatını okuyoruz. Berlin'in o yıllardaki atmosferini çok güzel kurmuş yazarımız. Savaş dönemi acılarını bize hisettirerek anlatmış. Nazilerin yükselişini de güzelce betimlemiş. Fakat Lilly'nin fırtınalı hayatındaki fırtınalar bana biraz fazla geldi. Yani bir kızın başına gelebilecek ne varsa bı kızın başına geldi herhalde. Tam bir melodramdı Lilly'nin yaşadığı. O yüzden kitabı beklediğim kadar sevmedim.
26 Eylül 2016 Pazartesi
Vader Down
Jason Aaron, Kieron Gillen, yazarlar
Mike Deodato, Salvador Larroca, çizerler
Marvel'in Star Wars çizgi romanları evreninden bir başka Vader macerası. Olaylar A New Hope filminden hemen sonra geçiyor. Orijinal karakterleri görmek çok güzel. Sadece Leia'yı biraz karakter dışı buldum.
Justice League Cilt 3 : Atlantis Tahtı (Justice League Volume 3 : Throne of Atlantis)
Geoff Johns, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Anıl Bilge
Atlantis'in Orduları Ayağa Kalkın!
Aquaman olmadan önce Arthur Curry, Atlantis Kralı'ydı. Ama yüzey insanlarından nefret eden batıl inançlı Atlantisliler için yarın insan olan bir kralı sevmek çok zordu.
Arthur, Justice League'e katıldığında Atlantis'i terketti ve tahtını kardeşi Orm'a, Ocean Master'a bıraktı. O günden beri, suların altındaki dünya yüzeydeki dünyayla zorlu bir barış dönemi sürdürdü. Şu ana kadar.
Dünya'nın süper kahramanlarının dikkati başka yönlere dağılmışken, gizemli bir güç Atlantis ve yüzey dünyasını savaşın eşiğine itiyordu. Ölü sayısı artarken ve büyük bir istila başlamak üzereyken sadece Justice League uygarlığın yarısını suların altındaki bir mezara gömecek kanlı bir çarpışmayı engelleyebilecekti. Bu uyarıya kulak verin: Atlantis Tahtı'nın sahibi dünyanın kaderine karar verecek...
Bu macera tamamen Aquaman üzerine kurulmuş. O kim ya? Sen kimsin? :))) Batman için okuyordum Justice Leauge maceralarını. Bıraksam mı acaba okumayı? Aquaman umrumda bile değildi. Koca macera onu okumak zorunda kaldım. Üff.
25 Eylül 2016 Pazar
Star Wars: Darth Vader, Vol. 1: Vader
Kieron Gillen, Salvador Larroca, Marvel
Marvel'in Star Wars çizgi romanlarını epeydir merak ediyordum, sonunda ICAF - İstanbul Çizgi roman ve Sanat Festivalinde buldum bir iki tane.
Bu ciltte Vader serisinin ilk 6 fasikülünü bir araya getirmişler. Hikâye, Episode IV sonrasında Vader'ı takip ediyor. Çok beğendim. Devamını sanırım Amazon'dan almak gerek :(
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları (Miss Peregrine's Peculiar Children)
Ransom Riggs, İthaki Yayınları
Çeviri : Aslı Dağlı
Bu kitabı Sayfa6 diye bir yayıncı basmıştı yıllar evvel, o zaman okumuştum. İthaki yeni çeviri ve müthiş bir ciltli kapak yaparak hem de serinin devamıyla beraber tekrar basınca ben de kitabı bir kere daha alıp okudum.
Yazar eski fotoğraf meraklısı ve bu fotoğrafları sergilemek için kurgulanmış bir hikâye elimizdeki de. Aslında neden üç kocacilt boyu devam ettiğini anlamıyorum, tek kitapta iş bitebilirmiş sanki.
Yine de eski fotoğraflar çok ilgi çekici, en başta bu kitabı okuma sebebim de onlardı zaten.
Not : Filmini de hiç beğenmedim :(
Tanıtım Bülteni :
Gizemli bir ada. Terk edilmiş bir yetimhane. Fazlasıyla tuhaf fotoğraflardan oluşan bir koleksiyon.
Tüm bunlar kurgu ile fotoğrafçılığı nefes kesici bir şekilde bir araya getiren ve unutulmaz bir okuma deneyimi sunan Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları romanında keşfedilmeyi bekliyor.
Yaşadığı korkunç aile trajedisi yüzünden Galler kıyılarındaki, dünyadan uzakta kalmış bir adaya yolculuk eden on altı yaşındaki Jacob, burada Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocuklar Yetimhanesi'nin yıkıntılarını keşfetmekle kalmayıp, Bayan Peregrine'in çocuklarının sadece tuhaf olmaktan çok daha fazlası olduğunun farkına varır.
24 Eylül 2016 Cumartesi
Batman : Arkham Tımarhanesi (Batman : Arkham Asylum The 25th Anniversary Edition)
Grant Morrison (yazar) ve Dave McKean (illüstratör), JBC Yayıncılık
Çeviri : Güneş Becerik Demirel
Seçkin psikolog Amadeus Arkham, akıl hastası annesinin 1920 yılında ölmesinin ardından ata yadigârı evini akıl hastalarının tedavi edileceği bir hastaneye çevirmeye girişir.
Yarım yüzyıldan fazla bir süre sonra, Arkham Tımarhanesi kasvetli koridorlarla ve tekinsiz gölgelerle dolu bir yer haline gelmiştir. Taş ve ahşaptan oluşan bu karanlık mesken, çözülmeden bırakılması herkesin yararına olan bir bilmecedir.
Yıllar boyunca, Batman'in çıldıran ve sakatlanan düşmanları bu klostrofobik duvarların arasına hapsolmuşlardır. Ses yalıtımlı hücrelerde ve ışıksız mahzenlerde kara kara düşünerek planlar yapmışlar, tekrar güçlerine kavuşacakları ve sağduyu dünyasını alaşağı edecekleri günün hayalini kurmuşlardır.
Derken o gün gelip çatar.
1 Nisan'da kaçıklar tımarhaneyi ele geçirir. Joker'in önderliğinde, hapsolmalarından sorumlu olan adama, Batman'e karşı amansız bir mücadele başlatırlar.
En büyük düşmanlarıyla asap bozucu bir zekâ yarışına girişen Batman şimdi karanlığın kalbine inmeli, en büyük düşmanlarıyla yüzleşmeli ve kendi bölünmüş kişiliği hakkındaki gerçeği öğrenmelidir - aksi halde kaçıklarla aynı kaderi paylaşmaya mahkûm olacaktır.
Bu klasik macera, okuduğum en farklı Batman hikâyelerinden biriydi. Her bir çizime uzun uzun bakmak, incelemek istiyorsunuz. Değişik bir tarzı var. Çizgi roman değil de sanat eseri adeta.
23 Eylül 2016 Cuma
Justice League Cilt 2 : Hainin Yolculuğu (Justice League Volume 2 : The Villain's Journey)
Geoff Johns, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Anıl Bilge
Justıce league, iyilik adına şimdiye kadar dünyanın gördüğü en büyük güçtü. Ama herkes onlara aynı gözle bakmıyordu. Kötülüğe karşı hiç bitmeyen savaşları, süper güçlü ve kostümlü tarafların ötesinde kayıplar ve ölümlerle sonuçlanıyordu. Justice League'in masum hayatları koruma çabaları herkesi kurtarmaya yetmiyordu. Dünya'nın şampiyonları, en büyük zaferlerinin en büyük yenilgilerinin tohumlarını ektiğinden habersizdi. Çünkü trajediyle yüz yüze geldikten sonra, bir zamanlarki hallerinden daha yüce bir varlık olarak yeniden doğanlar sadece kahramanlar değildir. Kötüler de bu yolculuğa çıkabilir. Ve onlar bu karanlık yola çıktıklarında, o yolculuğun sonu Justice League'in yok oluşu olabilir. Geoff Johns (Green Lantern) ve Jim Lee'den (Batman: Hush) oluşan New York Times Çok Satanı ekibine, çizerler Gene Ha (Top 10) ve Carlos D'Anda (Deathblow) Justice League: Hainin Yolcuğu için katılıyor. Dünyanın en büyük süper kahramanları karanlığın kalbine inen bu yolculuktan kurtulabilecekler mi? Bu hikâye DC COMICS tarihin en şok edici ve şaşırtıcı anlarından biriyle bitiyor!
Justice Leaugue içinde Batman var diye okuduğum bir seri. İlk macerayı çok beğenmiştim. Bu macerada Batman fazla ortalarda değildi,tabii çok kahraman olunca sıra pek bizimkine gelmedi. Ama zevkli bir çizgi romandı.
Batman/Superman Cilt 1 : Dünyalar Arası (Batman/Superman Volume 1 : Cross World)
Greg Pak, JBC Yayıncılık
Çeviri : S.Emre Taşkrıan
Dostluklarından, Justice League ve Darkseid'dan, hatta Superman henüz uçmayı öğrenmeden önce Batman ve Superman, düzenbaz bir tanrıça tarafından başka bir dünyaya gönderilirler. Çoğu şeyin aynı olduğu ama aynı olmayan şeylerin tehlikeli bir şekilde farklı olduğu bu acayip paralel dünyada, Dünya'nın en büyük iki kahramanı ilk kez bir ekip olmak zorundadır. Ama eve dönebilmek için aynı zamanda Dünya 2'nin en büyük kahramanları, Batman ve Superman ile de işbirliği yapmaları gerekmektedir...
Greg Pak, Jae Lee, Paulo Sıqueıra, Ben Olıver Ve Yıldıray Çınar gibi çizgi roman dünyasının süper starlarının yaratıcılığını üstlendiği Batman / Superman: Dünyalar Arası cildinde, yeryüzünün en büyük iki kahramanı ilk tanışmalarından en zor saatlerine kadar başrolü paylaşıyor.
Pek sevmedim ben bu macerayı. Kahramanlarımız paralel evrendeki benlikleri ile el ele verip Darkseid ile savaşıyorlar ama hikayeyi takip etmek zordu, kopuk kopuk geldi bana biraz.
Batman - Yıl Sıfır Gizli Şehir (Batman Volume 4 : Zero Year - Secret City
Scott Snyder ve James Tynion, JBC Yayıncılık
Çeviri : Cenk Könül
Süper kahramanlar çağı başlamadan önce Batman masumları korumak ve kötüleri cezalandırmak için kanatlarını açmadan önce Gotham Şehri'nin başına buyruk oğlu Bruce Wayne yıllarca ortalıkta görünmedi. Ancak bu tam da onun ihtiyacı olan karanlık perdesiydi. Bruce, Gotham'ın sokaklarında bir sürü farklı kılıkta devriyeye çıkıp yüzü olmayan bir kahraman olarak kariyerine başlıyor.
Scott Snyder, Greg Capullo, Danny Mıkı Ve Rafael Albuquerque'den oluşan çok satan yaratıcı ekip Batman: Yıl Sıfır - Gizli Şehir'de Kara Şövalye'nin kökenine ve onun Riddler, Red Hood ve daha fazlasıyla olan ilk karşılaşmalarına dudak uçuklatan yepyeni bir bakış sunuyor.
Bu macera Batman'den çok Bruce Wayne karakterine ağırlık veriyor. Çok beğendim, çok severek okudum. Çevirisi ve baskı kalitesi de her zamanki gibi mükemmel.
21 Eylül 2016 Çarşamba
Üç Cisim Problem (The Three-Body Problem)
Cixin Liu, İthaki Yayınları
Çeviri : Zeynep Özmeral
Kitabın özeti kısaca şöyle : Gizli bir askeri proje, uzaylılarla iletişime geçmek için uzaya sinyal gönderir. Bu sinyali yakalayan, yıkımın eşiğindeki bir uygarlık ise Dünya'yı kendisi için istemektedir.
Tabii hikâye daha karmaşık. nasıl anlatacağımı bilemiyorum açıkçası. 1967'de başlıyor olaylar, öldürülen aydınlık bir bilim adamının kızını takip ediyoruz önce. Ye Wenjie beklenmedik olaylar sonucu kendini Kızıl Sahil isminde gizli bir askeri üste buluyor. Günümüzde ise Profesör Wang Savaş Komuta Merkezinde olanları anlamaya çalışmakta, Çinli ve işbirliği yaptıkları yabancı komutanlar neyi önlemeye çalışıyorlar? Komutanlar Wang'dan peşpeşe ölen fizikçilerin izini sürmesi için gizli bir örgüte katılmasını isterler. Örgüte sızmak için Wang bir sanal gerçeklik oyunu oynamaya başlar ve yavaş yavaş Kızıl Sahil'de neler olduğunu öğrenir.
Müthiş bir bilim kurgu Üç Cisim Problemi. Bir sürü yerinde anlattığı fizikle ilgili olguları anlayamadım. Yine de okudum, müthiş bir kitap bana kalırsa. Umarım devamını da okuyabiliriz.
19 Eylül 2016 Pazartesi
Dünyanın En Şanslı Kızı
Jessica Knoll, Yabancı Yayınları
Çeviri : Murat Karlıdağ
Kahramanımız Ani, görünüşte mükemmel hayatı yaşıyor. İyi bir okuldan mezun olmuş, güzel bir işi var, zengin ve asil bir adamla nişanlı. Ama aslında, ömrünce başkaları onu sevsin diye hesaplı kitaplı davranmış, kendini kaybetmiş biri. Geçmişte başına gerçekten çok korkunç bir olay gelmiş ve geri dönüşlerle Ani'nin bu olayla yüzleşmesini okuyoruz. Sonunda olmadığı biri gibi davranmaya devam edecek mi? Yoksa gerçek benliğine kavuşup özgürleşecek mi?
Bu gerilim benim kitabı zevkle okumama yetmedi doğrusu. Kahramanı da sevmedim. Bir de kitap baştan aşağı yazım hataları ile doluydu, zevkli bir okuma olmadı benim için.
18 Eylül 2016 Pazar
Çinli Zengin Sevgilim (China Rich Girlfriend)
Kevin Kwan, Mona Kitap
Çeviri : Sibel Alaş
Bu kitap tam yazın deniz kenarında okunacak, çok eğlenceli, hiç kafa yormak gerektirmeyen bir kitap. Kitabı kötülemiyorum, okurken çok eğlendim. Devamı çıkarsa koşa koşa gider alır onu da okurum, çünkü eğlenceli kitapları çok severim. Ama öyle derin edebi anlamlar, müthiş bir edebiyat ziyafeti filan arıyorsanız tabii size boş gelecektir. O durumda okuyup da bana küfretmeyin diye şimdiden uyarıyorum.
Kitap Singapur yüksek sosyetesine mensup bir grup ultra zengin Çinli arasında geçen hikâyeleri anlatıyor. Ancak bunların zenginliği bizim bildiğimiz zenginlik değil. (Hoş ne kadar zenginlik gördük de sanki). Bunlarınki artık poposunu yüz dolarlık banknotlara silme derecesinde bokunu çıkartmış bir zenginlik. Kitap sizi alıp bunların inanılmaz dünyasına götürüyor ve birkaç saat boyunca hiç sıkılmadan o hayatları takip ediyorsunuz. Arada Sabancı ismini görünce gülümsüyorsunuz hatta. Zengin gençlerden birinin en yakın arkadaşı "Mehmet Sabancı" da kitapta karşımıza çıkan karakterlerden.
Yalan Rüzgarı tadında , Gossip Girl gibilerden hafif, eğlencelik kitapları seviyorsanız kaçırmayın derim ben. Yayınevi de özen göstermiş bu kitaba, Sibel Alaş yapmış çevirisini. Gayet hoş.
15 Eylül 2016 Perşembe
Aşk Komandoları Vakası (Vish Puri 4.Kitap)
Tarquin Hall, Büyülü Fener Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bir Vish Puri Polisiyesi
Kast sisteminde yaşanan çağdaş bir Romeo ve Juliet öyküsü Vish Puri'yi (ve dolayısıyla bizi) Hindistan tarihinin ve kültürünün en derinlerine götürüyor. Ram ve Tulsi birbirlerine âşık olduklarında genç kadının ailesi ölümüne bu birlikteliğe karşı çıkar. Çünkü Ram, Hint toplumunun en alt katmanı olan Dokunulmazlardandır. Neyse ki, kendilerini farklı kastlardan olan çiftlere yardıma adayan Hindistan'ın Aşk Komandoları adlı gönüllülerden oluşan bir grup çıkagelir. Tulsi'yi kurtarırlar, ama bu sefer Ram saklandığı yerden gizemli bir biçimde kaybolmuştur. Bütün bunlar yetmezmiş gibi başrakibi olan tatlı dilli Hari Kumar da Ram'i bulmaya çalışmaktadır. Puri ve ekibi Ram'in köyüne sızmak ve binlerce yıllık önyargılarla biçimlenen kast politikasında yollarını bulmak zorundadır. Ve hep olduğu gibi, Tarquin Hall'un Pencaplı obur-ötesi dedektifi iyi bir köriden de asla elini çekemez.
Polisiye sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir seri bu. Aynı zamanda Hindistan'ın o kaotik, bol baharatlı, parlak renklerle bezeli kadim geleneklerle örülmüş büyüleyici dünyasına girmek isteyenler de benim gibi müthiş bir zevk alacaklar bu kitaptan eminim. Harika bir kitap ve enfes bir polisiye. Bayıldım.
13 Eylül 2016 Salı
Karakol Cİnayetleri (Metin Çakır 4.Kitap)
Armağan Tunaboylu, Maceraperest Kitaplar
Bir Metin Çakır polisiyesi.
Karakol Cinayetleri serinin geri kalanından oldukça farklı, bu defa başı belaya pezevenk kahramanımız Metin Çakır değil de, namlı komiserimiz Asım Ağbi. Üstelik Asım Ağbi bizzat Metin'in yardımına muhtaç ve Metin'den karakolda üzerine yıkılan cinayet davasını çözmesini istiyor. Zanlı bizim komiser, maktül de bir başka polis, hem de Asım Ağbi'niniş dışı ilişkilerinden şüphelendiği bir polis.
Emir tepeden gelince, Metin de o leş haliyle gelip karakola çörekleniyor ve bir yandan Yavuz Başkomiser ile cebelleşir beri yandan Sarı Ekrem'in suyuna gitmeye çalışırken cinayeti çözmeye uğraşıyor, elbet mesele cinayetin ötesine geçiyor kısa zamanda.
Kahkahalar atarak okudum bu pek zevkli polisiyeyi. Ama en unutamadığım Metin'e yardım eden jigolo Dursun'un "Uskumruluk hayatım bitti" diye ağlaması idi.
Umarım bu leş kahramanın başka maceralarını da okuruz.
10 Eylül 2016 Cumartesi
Konsey Cinayetleri (Metin Çakır 3.Kitap)
Armağan Tunaboylu, Maceraperest Kitaplar
Bir Metin Çakır polisiyesi.
Mahallenin namlı pezevengi, tiksinerek sevdiğimiz kahramanımız Metin Çakır bu macerasında boyundan büyük belalara bulaşıyor. Mahallenin pezevenkleriyle katıldığı Puştlar Konseyi oturumunda Fenerbahçe maç skorunu öğrenmek niyeti ile kahveden dışarı çıkan kahramanımız, gözlerinin önünde kahve taranınca neye uğradığını şaşırıyor. Tabii Asım Ağbi anında Metin'in suçlu olduğuna kanaat getirince bizimki çareyi yine kaçmakta buluyor.
Korktukça donuna işeyen, cahil pis yalancı kahramanımız bu sefer çok müşkül hâllere düştüğü için kitap bana öncekilerden bile eğlenceli geldi. Serinin tamamı zaten müthiş zevkli ancak bu macerada defalarca kahkaha attım.
Sırada Karakol Cinayetleri var.
Resim Cinayetleri (Metin Çakır 2.Kitap)
Armağan Tunaboylu, Maceraperest Kitaplar
Bir Metin Çakır polisiyesi.
Polisiye diyorum ama bu seri bence başlı başına komedi. Başı bitten götü boktan bir türlü kurtulamayan namlı pezevenk Metin Çakır'ın peşinden İstanbul'un altını üstüne getiriyoruz. Kendisi cahil, pis, yalancı, korkak, korktukça da şırıl şırıl donuna işeyen leş bir adam ama kafası çalışıyor, bir de samimi. Tiksinerek seviyoruz Metin Çakır'ı.
Bu macerada Metin Çakır üstüne yıkılan çifte cinayetten yırtmaya çalışıyor. Biz de nefes nefese peşinden koşturuyoruz. Bu adam yüzünden dilime "Galerici karı" lafı da dolanmasın mı, galerici karı aşağı, galerici karı yukarı. Ne yapalım adam öyle konuşuyor.
Çok çok eğlenceli bir kitap.
3 Eylül 2016 Cumartesi
Elric: Ruh Hırsızı (Chronicles of the Last Emperor of Melniboné #1)
Michael Moorcock, İthaki Yayınları
Çeviri : Barış Tanyeri
Elric çok meşhur bir fantastik edebiyat karakteriymiş. Bilmiyordum. Bu kitap yazarın ilk Elric hikâyelerinden oluşuyor. Yani adamın gençliğinde yazdığı ve fantazya dergilerinde yayınlanan öyküler bunlar. Dolayısıyla sevmedim. Tabii haksızlık ediyor olabilirim, ne bileyim adamın 20 yaşında yazdığı hikâyeleri beğenmediğim için yargılamak manasız. Yıllar sonra adam çok iyi bir yazar olmuştur belki. Ne de olsa 2 tane daha Elric cildi yayınladı bunun üzerine İthaki. Yine de şu sıralar bu ciltlere bir şans vermeyi düşünmüyorum.
30 Ağustos 2016 Salı
Ölüler Sır Saklamaz (Silent Witnesses)
Nigel McCrery, NTV Yayınları
Çeviri : Algan Sezgintüredi
Ölüler Sır Saklamaz polisiye düşkünleri için biçilmiş kaftan. Adli tıbbın teşhis yöntemlerinin yüzyıllar içindeki keşif ve gelişmelerini üstelik gerçek vakalar eşliğinde anlatıyor kitabımız. Parmak izi, balistik, kan grubu ve günümüzde DNA yöntemlerinin keşiflerini ve gelişmelerini okuyoruz kitapta. İlginç bilgilerle dolu bir kitap bu; misal insan kanı ile hayvan kanı 1901 senesine dek ayırt bile edilemiyormuş. Kitabı okurken bizim de ne denli geri kalmış bir toplum olduğumuzu düşünmemek elde değil. Avrupa'da 1794 senesinde balistik araştırması ile suçlu yakalanıyormuş.
Tanıtım bülteni:
İngiltere'de 1996 yılında başlayan, bugün 18. sezonu yayınlanan Silent Witness dizisinin yaratıcısı,
yazar Nigel McCrery'den solukları kesen bir kitap.
ÖLÜLER SIR SAKLAMAZ adlı kitabında adli bilimler tarihine göz atan McCrery, heyecanlı mı heyecanlı bu geçmişi gerçek vakalarla süslüyor.
Bu büyüleyici ve ürpertici eserinde adli bilimler tarihine dalan Nigel McCrery, suç mahallerinde bulunan delilleri okumaya yönelik inanılmaz tekniklerin gelişimini inceliyor. Kimlik tespiti, balistik, kan, deliller, ceset, zehirler ve DNA bölümlerinden oluşan ÖLÜLER SIR SAKLAMAZ adli bilimlerin bütün ana dallarını ele alıyor.
Adli bilimler tarihindeki her bir gelişme ve keşfin rüştünü ispatladığı vakaları anlatan yazar okura gizemleri uzmanlarla birlikte çözme hazzı da tattırarak bilimsel ilkelerin uygulamalarını gösteriyor.
29 Ağustos 2016 Pazartesi
Körburun
Hikmet Hükümenoğlu, Can Yayınları
En başta söyleyeyim, bu sene okuduğum en güzel romanlardan biri Körburun. Yaklaşık 600 sayfalık dev bir roman bu, yine de bir oturuşta okudum kitabı. Sayfalar su gibi akıp gitti.
Körburun, yazarın kurguladığı bir ada, bizim İstanbul'un Prens adalarından biri, misal Heybeli gibi. Bu adanın 1960'lardan günümüze yakın tarihini anlatıyor yazarımız bize, adada yaşayan çeşitli karakterler üzerinden. Tabii ada Türkiye'nin aynası, küçük bir modeli gibi. Bol karakterli ve bol hikâyeli bir roman bu, sonunda tümü mükemmel şekilde birbirine bağlanıyor.
6-7 Eylül olayları esnasında Fener'de yaşayan ve en iyi dostlarını evlerinin bodrum katında saklayan bir ailenin evlâdı olarak; kitabın belirli bir kısmı beni çok etkiledi. Zaman zaman elimden bıraktım, kabaran duyguların yatışmasını bekledim. Bir noktada, yazarın bir önceki romanından kedi Herkül ile karşılaşmak da çok ama çok hoşuma gitti.
Çok güzel bir kitap.
28 Ağustos 2016 Pazar
Taşlarda Gizli Tanrılar (A God in Every Stone)
Kamila Shamsie, Kırmızı Kedi Yayınları
Çeviri : Olcay Boynudelik
Temmuz 1914. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yılları.
Genç İngiliz arkeolog Vivian Rose, Muğla yakınlarındaki antik kent Labranda'da Zeus tapınağını keşfeder. Ardından Türk arkeolog Tahsin Bey'in izinde, efsanevi Karyalı gezgin Skylaks'ın incirli tacını bulmak için Peşaver'e doğru yola çıkar.
İngiliz sömürgesi Peşaver'de, Vivian Rose'un yolu genç savaş gazisi Kayyûm ile kesişir. Her ikisi de kendilerini sömürgeciliğe karşı bir özgürlük savaşının içinde bulurlar. Bu savaşta kendilerinin ve memleketlerinin karanlık sırlarıyla da yüzleşeceklerdir.
Ben bu romanı çok seveceğimi umarak almıştım ama hiç sevmedim dostlar. Kahramanımız Vivian'a en ufak bir sempati duymadım. Paralel şekilde hikâyesi anlatılan Kayyum ile Vivian arasında ilişki mi doğacak diye bekledim o da olmadı. Sıkıldım okurken açıkçası.
20 Ağustos 2016 Cumartesi
04:00
Hikmet Hükümenoğlu, Everest Yayınları
Hikmet Hükümenoğlu sevdiğim bir yazar. Bu kitabını epeydir bekletiyordum okumak için, nihayet yeni romanını yayınlayınca elime aldım 04:00 kitabını.
04:00 yakın gelecekteki İstanbul'da geçiyor. Şehir aşırı kalabalık. Etrafta tek bir ağaç bile kalmamış. Taksim meydanı dahil her yer devasa bir şantiyeye dönmüş. Şehri dev reklam ekranlar, mafyalaşmış işportacılar ve neofosforlu renkler istila etmiş. Bir de askerler salgın bahanesi ile kısım kısım semtleri yakıyorlar. Bu yangınların dumanıyla atmosfer zehirlenmiş. Yağmurda kalırsanız siz de zehirlenip ölüyorsunuz. Kuşlar delirmiş, topluca intihar ediyorlar. Tuhaf bir yeteneğe sahip olan kahramanımız da bu şehirde kaybolan bir çocuğu arıyor.
Her zamanki gibi yazarımız gayet akıcı bir roman kaleme almış, sonuna dek zevkle okudum kitabı ancak önceki romanlara göre epey karanlık buldum 04:00'ı. Bu yüzden daha mı az sevdim peki? Hayır tabii ki de. Bu ülke bizleri daha mutsuz, daha umutsz hâle getiriyor günbegün. Bir yazarın da bu gidişattan etkilenmemesi beklenemez. Ayrıca İstabul'un geleceğine baktığımızda aydınlık bir roma hiç de ciddiye alınacak bir çaba olmazdı zaten.
14 Ağustos 2016 Pazar
Winter (Ay Günlükleri 4.Kitap)
Marissa Meyer, Artemis Yayınları
Çeviri : Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Ay Günlükleri serisini çok severek okudum. Yazarın yarattığı dünyayı, Ay Halkı ile dünyada yaşayan insanların çekişmesini, androidleri, kahramanlarımız Cinder, Scarlet, Cress ve tabii Kaptan Thorne'u çok sevdim. Wolf ile Prens Kai'yi de unutmayalım. Yine de 800 sayfalık Winter'ı elime aldığımda bir oha çektim. Bu kadar kalın gençlik romanı mı olur insafsızlar bile dedim. Ama kitap o kadar hoşuma gitti ki, 800 sayfayı bir çırpıda okudum.
Serinin son romanında heyecan, macera ayyuka çıkıyor artık. Kahramanlarımız Levana'yı devirip Prenses Selene'yi Ay Ülkesinin tahtına çıkartmak için Ay'da bir devrim yapmaya uğraşıyorlar. Üstelik ekibe yeni katılan bir arkadaşları var : (Pamuk) Prenses Winter. Yüzündeki yara izlerinden gocunmayan, ay sihrini hiç kullanmadığı için buhranlar geçiren bu delişmen kızı Ay Halkı çok seviyor. Tabii bu Levana'nın Winter'dan kurtulmak istemesi için yeterli bir sebep.
Kahramanlarımız Ay Ülkesine gelip planlarını uygulamaya koymaya başladıkları an işler de ters gidiyor. 800 sayfa boyunca hareket, serüven bir an bile dur durak vermiyor. Levana ve sihirbazlarına karşılık halkı ayaklandırmaya çalışarak var güçleri ile mücadele ediyor kahramanlarımız. Sonunda tüm hikayelerimiz bağlanarak müthiş bir finale ulaşıyor.
Çok ama çok sevdim bu seriyi. Gençlik romanıymış, kahramanları benim yarı yaşımdaymış umrumda olmadı. Kitabın dünyası harikaydı ve ben o dünyada kaybolmaktan çok zevk aldım.
7 Ağustos 2016 Pazar
Gölgelerin Kanı (Kan Günlükleri 3.Kitap)
Samantha Young, Martı Yayınları
Çeviri : Gülfem Çırak
Tırt serimizin tırt finalinde kahramanımız nihayet kendini buldu, biz de rahatladık. Bu kitapları da kütüphanemden kaldırdım :)
31 Temmuz 2016 Pazar
Geçmişin Kanı (Kan Günlükleri 2.Kitap)
Samantha Young, Martı Yayınları
Çeviri : Gülfem Çırak
Bu kitapta Eden, soyunu sopunu gelmişini geçmişini öğrenmek için İskoçya'ya gidip ailenin diğer doğaüstü güçlere sahip üyeleri ile tanışıyor.
Almış olduğumu için okudum. Tavsiye etmiyorum.
24 Temmuz 2016 Pazar
Kutsanmış Kan (Kan Günlükleri 1.Kitap)
Samantha Young, Martı Yayınları
Çeviri : Gülfem Çırak
Bu seriyi Kitap Fuarından geçen sene almıştım. Kafamın allak bullak olduğu bir dönem okudum. Daha nitelikli bir şey hayatta okuyamazdım o ara.
Yine kimselere benzemeyen ah vah pek yalnız kahramanımız, onu tek seven oğlan, paranormal hadiselerle dolu bir kitap. Sıkıldım bunları okumaktan. Bu kitabın hoş yanı Mısır mitolojisinden esinlendiği kısımlardı.
Eden, insan ruhu yiyerek yaşayan, bir de kendilerine Kutsanmış diyen Ruh Emiciler'in kızı. Sevdiği çocuk da bunları avlamakla görevli kadim Ankh sülalesinden bir oğlan. Tabii sonunda olaylar gelişiyor.
Gereksiz bir kitap.
23 Temmuz 2016 Cumartesi
Karanlık Zihinler (The Darkest Minds #1)
Alexandra Bracken, Parodi Yayınları
Çeviri : Handan Sağlanmak
Bu kitabı çok duymuştum , keşke almadan önce biraz daa araştırsaymışım. Hiç beğenmedim.
Amerika'da bir virüs çıkmış ve çocuklar birden bire hastalanıp patır patır ölmeye başlamışlar. Büyükler de çare olarak hayatta kalan çocukları hapsetmeye karar vermişler. Kahramanımız da bu çocuklardan biri. Kendisi de evlat olsa sevilmeyecek pek mızmız bir tip olduğundan kitaptan hoşlanamadım sevgili okuyucular.
Karar sizin.
13 Temmuz 2016 Çarşamba
Fangirl
Rainbow Rowell, Pegasus Yayınları
Çeviri : Müge Kocaman Özçelik
Aslında artık genç yetişkin kitapları okumak istemiyordum, ama Rainbow Rowell'in Eleanor ve Park kitabını çok beğenmiştim. Bunu da okumak istedim. Fena değil, güzeldi, hpştu. Ama Eleanor ve Park kadar sevdiğimi söylemem.
Kahramanımız ikiz kızkardeşi ile üniversiteye başlayan Cath, deli bir Simon Snow hayranı. Yani güya Harry Potter gibi bir fenomen seri işte. Aslında direkt Harry Potter da kullanılabilirdi, çok bariz olmuş bu şekilde. İşte bu Cath çok içine kapanık bir kız ama Simon Snow fanfiction'ları yazıyor. hayran kurgusu yani. Kitabımız da bu kızın üniversitenin ilk yılında yavaş yavaş kabak çiçeği gibi açılmasını anlatıyor. Hoş, eğlenceli ama iz bırakmayan bir gençlik romanı.
12 Temmuz 2016 Salı
Ölümcül Terayağlı Tavuk Vakası (Vish Puri 3.Kitap)
Tarquin Hall, Büyülü Fener Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bir Vish Puri Polisiyesi
Hindistan Birinci Ligi'nde oynayan, Pakistan'ın önde gelen kriketçisi Kamran Khan'ın babası, bir kriket karşılaşması sonrasında düzenlenen ziyafet sırasında ölür. Ölüm nedeni tereyağlı tavuğunun konan zehirdir. Puri'nin bu davayı çözmesi için bölgedeki organize suç çetelerinin izini sürmesi gerekmektedir. Ve sadece Hindistan'da kalarak bir sonuca varamayacağı için istemeye istemeye de olsa Pakistan'ın yolunu tutmak zorunda kalır. Bu da onu Pakistan'ın Hindistan'dan ayrıldığı 1947'ye ve iki ülke arasındaki savaşların iç burkan hatıralarına götürür. Yapbozun son parçasını bulacak, katilin kim olduğunu ortaya çıkaracak olan ise, Puri'nin birlikte çalışmak isteyebileceği son kişi, yani Anne-ji'dir.
Kitabı büyük zevkle okudum. Seri ilerledikçe Puri'nin maceraları daha derinlikli ve katmanlı hâle geliyor. Cinayetin yanı sıra Hindistan ve Pakistan arasındaki husumetin tarihçesini de kitabın hikâyesi içine çok güzel yedirmiş. Tabii Hint yaşam tarzı ve yemekleri yine olağanüstü anlatılmış. ne oldğunu bilmediğimiz yemekler ağzımızı sulandırıyor bu kitapta da. Üstelik kitabın arkasına yemek tarifleri eklenmiş, çok hoş bir detay bence:)
Çok güzel kitap.
10 Temmuz 2016 Pazar
Gülmekten Ölen Adam Vakası (Vish Puri 2.Kitap)
Tarquin Hall, Büyülü Fener Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bir Vish Puri Polisiyesi
Hintli Dr Jha ömrünü fakir halkı kandıran sahte guruları ifşa etmeye adamış bir bilim adamıdır. Fakat tam da mümkün olmadığını söylediği şekilde cinayete kurban gider, parkta güpegündüz, kahkaha kulübüyle beraber katılarak gülerken, korkunç tanrıça Kali yoktan belirip doktora kılıcı saplar. Kali ve kılıç ortadan kaybolur, doktor ise ruhunu teslim eder. Kahramanımız boğazına düşkün ve son derece zeki, Hindistan'ın En Özel Dedektifi Vish Puri, bir turistin kamerasına kaydettiği cinayeti izleyince vaka üzerinde çalışmaya koyulur.
Vish Puri'nin ikinci kitabında çıta biraz daha yükselmiş, son derece zevkli bir polisiye okuyoruz. Yazarımız Hindistan'da yaşıyor ve karısı da Hintliymiş. Bunu yarattığı mükemmel atmosferden anlıyoruz, bizi Delhi sokaklarında gezdiriyor, sokak satıcılarının sattığı ve her seyahat rehberinde "aman sakın yemeyin" dedikleri yerel lezzetleri enfes bir şekilde anlatıyor. Tabii Hint geleneklerine de aşina oluyoruz.
Kitapta tek bir vaka yok, Vish Puri'nin inatçı annesi de yine bir başka suçlu peşinde koşuyor. katıldığı "kitty party"de, yani Hintli kadınların altın günü, toplanan parayı çalan komşu teyzeyi bulmak için uğraşıyor Anne-ji.
Harika bir polisiye.
4 Temmuz 2016 Pazartesi
Burada Ayrılıyoruz (This Is Where I Leave You)
Jonathan Tropper, April Yayıncılık
Çeviri : Algan Sezgintüredi
Bu kitabı 2014'te almışım, 2 senedir okunacaklar sırasında bekliyordu yavrucak. Bayram tatilinde 10 gün eve kapanınca nihayet sırası geldi.
Burada Ayrılıyoruz bir Yahudi ailenin hikâyesini anlatıyor. Ailenin babası ölünce tüm kardeşler baba evine geri dönüyorlar ve anneleriyle 1 haftalık geleneksel şiva oturmasını yapıyorlar. Yani birbirinden uzaklaşmış, belki düşmanca duygular besleyen kardeşler, yedi gün boyunca hiç evden çıkmayacak ve geleneksel yas tutma adetini yerine getirecekler.
Olayları bize kardeşlerden Judd anlatıyor. Judd elinde doğum günü pastasıyla sürpriz yapmak için eve erken gelip karısını kendi patronu ile yatakta basmış. Ağabey Paul karısını yumurtlama zamanı hamile bırakmaya uğraşıyor. Abla Wendy'nin 3 çocuğu ve blackberry'sine yapışık yaşayan bir kocası var. Serseri küçük kardeş Phillip ise şiva'ya kendinden büyük yeni sevgilisi ile gelmiş. Anne ise bambaşka bir alem.
Kitap, şiva boyunca kardeşlerin birbirleriyle didişmelerini, Judd'ın hayatındaki krizle baş etmeye çalışmasını ve geçmişte aralarını açan olayları anlatıyor. Bu tip aile hikâyelerini çok sevdiğim için pek eğlenerek okudum. Zaman zaman gerçekten gülümsetiyor kitabımız.
Bu kitaptan uyarlanan bir film de çekilmiş, anneyi Jane Fonda, küçük kardeşi Adam Driver, Judd'ı Jason Bateman, ablayı da Tina Fey oynamış.
3 Temmuz 2016 Pazar
Yıldız Cinayetleri (Metin Çakır 1.Kitap)
Armağan Tunaboylu, Maceraperest Kitaplar
Metin Çakır namlı bir pezevenktir. Kızlarını Kürdo lâkaplı bir kabadayıya devredip, karşılığında edindiği harabe evinde ilk gecesinde, Güzel Marmara içip sarhoşlanırken, komiser Asım Ağbi'nin tokatları ile ayılır. Tekme tokat karakola götürülen kahramanımız, Kürdo'ya bıraktığı sermayelerinden birinin öldürüldüğünü öğrenir, hem de feci şekilde. Üstelik zanlı da bizzat kendisidir. Bir punduna getirip Asım Ağbi'den kaçmayı beceren kahramanımız, katili bulup kendini kurtarmak için didinmeye başlar.
Metin Çakır herhalde okuduğum en rezil, en müptezel polisiye kahramanı. Korktukça donuna işeyen, kadın döven, pis, gerilince çekinmeden gaz salan, çabucacık duygulanıp ağlayan, yankesicilikten imtina etmeyen bu tipten nefret edeceğinizi düşünmeyin. kendisine bir şekilde sempati besleyip, nefes nefese peşinden koşuyoruz leş kahramanımızın.
Son derece eğlenceli, temposu hiç düşmeyen, çok renkli ve keyifli bir polisiye Yıldız Cinayetleri. İlk kez 2004 yılında yayınlanmış. benim aldığım yeni baskısı. Bu baskının cildini, boyutunu ve şömizli olmasını da çok sevdim.
Çok eğlenerek okudum, harika bir polisiye :)
Kayıp Hizmetçi Vakası (Vish Puri 1.Kitap)
Tarquin Hall, Büyülü Fener Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bir Vish Puri Polisiyesi
Vish Puri Hindistan'ın bir numaralı özel dedektifi. Ufak tefek, tombul, gırtlağına düşkün, aynı zamanda kılık kıyafetine son derece özenen, İngiltere'de yapılmış şapkalarını takmadan çıkmayan, şık takımlarını terziye diktiren, biraz da kendini beğenmiş dedektifimiz adeta Hindistan'ın Hercule Poirot'su. Üstün gözlem gücü sebebiyle kendisini Sherlock Holmes'e benzetenlerden hiç hazetmiyor. Çünkü o kurgu, Puri ise gerçek.
Puri, En Özel Dedektifler Bürosunun kurucusu ve patronu. Küçük ve yetenekli bir ekibi var. Pencaplı olmak öyle gerektirdiğinden, Puri her birine lâkap takmış : Kılıktan kılığa girebilen güzel Yüz Kremi, Şoför El Freni, sabahları zorlukla uyanabilen Floresan, sifonu olan evde yaşadığı için Sifon. Puri saldırıya uğradığında koşarak gelen ve saldırganın peşine düşen, dedektif olmaya meraklı inatçı annesi ile evi çekip çeviren, Puri'ye rejim yaptırmaya çalışan tatlı karısı Rumpi de diğer sevdiğimiz karakterler.
Bu ilk macerada Puri, gri hücrelerini çalıştırıp ekibini görevlendirerek meşhur bir avukatı cinayet davasından beraat ettirmeye uğraşıyor. Avukatın evinde çalışan genç ve güzel hizmetçi kız kayıplara karışmış, cinayet şüphesiyle avukat tutuklanmıştır. Allahtan, hiç bir davasında yenilgiye uğramayan Vish Puri vakanın peşine düşer.
Çok keyifli bir polisiye serisi bu. Tabii en özel yanı, günümüz Hindistan'ında geçiyor olması. Uzaklardaki o kocaman, rengarenk, egzotik, bir yanı sefalet derecesinde fakir, bir yanı ultra zengin ülkenin tüm rengini, lezzetlerini, kokularını ve sosyal yaşamını mükemmel anlatıyor bu kitap. Benim için kitabın en çekici yönü bu idi, polisiye olması yanı sıra, Hindistan'ın olağanüstü atmosferini mükemmel anlatması. Serinin yayınlanmış kitaplarının kapakları da enfes güzellikte.
Kitapta geçen Hintçe kelimeler için kitabın arkasına bir sözlük eklenmiş. Keşke bu açıklamalar dipnot olarak eklenseymiş sayfalara. Bence o şekilde okuması daha rahat olabilirdi.
Çok sevdim :)
Burada çok güzel bir de web sayfası var : Vish Puri
26 Haziran 2016 Pazar
Barış Makinesi
Özgür Mumcu, April Yayıncılık
Özgür Mumcu'yu severim, yazılarını da Cumhuriyet'te takip ediyorum. O yüzden bu kitap için de çok ümitliydim ancak hiç beğenemedim. Hatta günlerce elimde süründü, bitirmem vakit aldı. Başlangıçta güzeldi ama sonradan çok dağıldı konu, bir türlü kafamda toparlayamadım.
24 Haziran 2016 Cuma
OZ (OZ : Dorothy of Kansas)
Adam Fawer, April Yayıncılık
Çeviri : Algan Sezgintüredi
Oz Büyücüsü'nünün hikâyesini ve bu kitaptan uyarlanmış Judy Garland'ın oynadığı müzikal filmi hepimiz biliriz. Adam Fawer'in romanında bu hikâyenin ters yüz edilmiş bir versiyonunu okuyoruz. Dorothy yine bir hortuma tutulup kendini Oz Diyarında buluyor ve sarı yoldan giderek büyücüye ulaşmaya çalışıyor. Ama Oz Diyarı o denli farklı ki! Bu kitaptaki Oz, dünyamızın çarpıtılmış, paralel bir versiyonu. Renkler bile ters yüz olmuş, Çimenler kıpkırmızı, kan yeşil. Gökyüzü pembe, güneş mor. Yazarımız bu dünyayı kusursuz anlatıyor, öyle ki renk cümbüşünden başımız dönüyor adeta. Ve her dönemeçte, hikâye bildiğimiz akışında ilerlerken bir o kadar da farklılaşıyor. Bildiğimizi zannetiğimiz maceranın aslında ne denli farklı yaşandığını gördükçe afallıyoruz.
Adam Fawer Oz Büyücüsü'nü almış, bu hikâyenin aslı budur dercesine çok daha kanlı, yabanıl, ürkütücü, renkli ve sapkın yeni bir hikâye yazmış. Bence harikulade bir okuma deneyimi idi, o rengarenk dünyada kendimi kaybettim, kitap bittiğinde hortuma yakalanmış Dorothy gibiydim.
Algan Sezgintüredi'nin enfes çevirisi ile bu senenin en sevdiğim kitaplarından biri oldu OZ.
19 Haziran 2016 Pazar
Zenda Mahkumu (The Prisoner of Zenda)
Anthony Hope, Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Zuhal İnal Baycılı
Zenda Mahkumu gayet klâsik bir hikâye anlatıyor bize. Kahramanımız genç Rudolf Rassendyll, Ruritanya'nın taç giyecek kralı Rudolf'a tıpatıp benzemektedir. Ruritanya'da seyahat ederken kral ve maiyetiyle karşılaşır. Kralın kuzeni prens Michael, kralı bir komplo ile esir ederek Zenda kalesine kapatır. Kralın sadık adamları Rudolf'u kral rolüne girip taç giymesi için ikna ederler. Kahramanımız, kralın sözlüsü Prenses Flavia'ya âşık olur ama ona gerçekleri söyleyemez ve kralı Zenda'dan kurtarmak için tehlikeli bir maceraya atılır.
Kılıç şakırtılı tarihi maceraları sevenler için birebir. Kitabın David O.Selznick tarafından yapılmış çok eski bir film uyarlaması da var.
12 Haziran 2016 Pazar
Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu (A Lupita le gustaba planchar)
Laura Esquivel, Can Yayınları
Çeviri : İnci Kut
Laura Esquivel'in Acı Çikolata'sı, çok sevdiğim kitaplardan biridir. Ondan beridir de yeni bir romanına rastlamamıştım. Lupita'yı ve güzelim kapağını görünce hemen alıp okudum tabii ama maalesef kitap hayal kırıklığı yaşattı.
Kahramanımız Lupita'dan hiç hoşlanmadım, sürekli kendine acıyan, kazara çocuğunu öldürmüş, alkolik, zaman zaman uyuşturucu kullanan bir polis Lupita. Koruması altındaki politikacı öldürülünce bazı sorular sormaya başlıyor, başı belaya giriyor. Sonunda müthiş bir aydınlanma yaşayarak kendiyle barışıyor falan filan.
Hiç sevmedim:(
7 Haziran 2016 Salı
Pir-i Lezzet
Saygın Ersin, April Yayıncılık
Saygın Ersin'in Yedi Kartal Efsanesi serisinin ilk kitabı Zülfikar'ın Hükmü'nü okuyalı beş sene olmuş. Beş senedir bendeki etkisi azalmamıştır bu kitabın. Hâlâ sevdiğim insanlara tavsiye ederim, özlemle serinin devamını beklerim. Kadim Anadolu efsaneleri ile İstanbul'un tarihi muammalarını bir potada eriten bu eşsiz kitabın devamını ise okuyamadık nedense.
Saygın Ersin'in yepyeni bir kitapla geri döndüğünü öğrenince çok sevindim tabii. Tanıtım yazısını okuyunca "yemek tarifi kitabı mı bu yoksa?" diye merak etmedim de değil. Kitapçılarda bir türlü bulamadığım Pir-i Lezzet'i nihayet Haydarpaşa Garında düzenlenen Kadıköy Kitap Şenliği sayesinde edinebildim ve iki günde okuyup bitirdim.
Kitabımız, 17.yüzyıl başlarında, şehr-i şirin İstanbul'un bir paşa konağında, esrarengiz bir aşçıbaşının düzenlediği ziyafetle açılıyor Aşçıbaşının esrarlı bir kudreti var ve yemekleriyle insanlar üzerinde bir takım etkiler yaratabiliyor. Her nasılsa kendini Topkapı Sarayı'nın dillere destan Matbah-ı Azam'ında bulan aşçıbaşımızın sırrını tabii ilerleyen sayfalarda öğreneceğiz.
Ama önce Topkapı Sarayı'nın içine gidiyor, Dünya'ya hükmeden bu kudretli saraydaki gündelik hayatın parçası oluyoruz. Ustaları, kalfaları, acemi oğlanları ile saray mutfağı capcanlı karşımıza geliyor. Harem'i, Enderun'u, Hasoda'sı ile saray hayatının inceliklerini, saray adetlerini ve geleneklerini kitabın hikâyesine harmanlanmış şekilde su gibi okuyoruz. Saygın Ersin, mutfaktan yola çıkarak bize sayfalarında Topkapı Sarayını yaşatıyor.
Bu esnada esrarengiz aşçıbaşımız boş durmuyor tabii, kendisi bizzat döktürmekte, biz de ağzımızın suları aka aka, bu lezzet ustasının elinden saraya giden yemeklerin inceliklerini okuyoruz. Hangi birini şuracığa bırakayım, karar veremedim gerçekten.
"Ocaktaki tencereden mutfağa mis gibi bir kavurma kokusu yükselmeye başlayınca, Aşçıbaşı kıyılmış soğanlarla birlikte ateşin başına gitti. Suyunu iyice çeken etler tencerenin dibinde keskin keskin cızırdıyordu. Aşçıbaşı soğanları tencereye attıktan sonra hızlıca tezgâha gidip, elinde koca bir kaşık sadeyağ ile geri döndü. Kavrulmuş etler halis yağ ile buluşunca şenlik başlamış, tencereden şiddetli nağmelerle birlikte hafif yanık, soğanlı ve kaygan bir koku da yükselmeye başlamıştı. Artık ne sadece kavurma, ne sadeyağ, ne de soğana aitti bu koku. Artık başka bir şeydi. Üç kokunun, üç lezzetin birleşimiydi ama üçü gibi de değildi."
Kitabın ilerleyen kısımlarında ise geçmişe dönerek Aşçıbaşı'nın nasıl usta olduğunu öğreniyoruz, bu kısımların atmosferi Binbir Gece Masallarını aratmıyor. Kahramanımız diyar diyar gezerken, o coğrafyalara biz de gidiyor, kâh yıldız haritası çıkartıyor kâh çekişe çekişe baharat pazarlığına tutuşuyoruz.
Harika bir kitap Pir-i Lezzet, çok sevdim. Bir an bile düşmeyen temposu, son derece özenilmiş tarihi detayları ve zengin diliyle müthiş bir tarihi fantazi. Saygın Ersin asla hayal kırıklığına uğratmıyor.
5 Haziran 2016 Pazar
Osmanlı Cadısı
Barış Müstecaplıoğlu, Doğan Kitap
Osmanlı Cadısı iki paralel öykü üzerinden gidiyor. Biri geçmişte, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, bir kaptan-ı deryanın denizde bulup kurtardığı, sonra da aşık olduğu genç kızın hikayesi. beriki ise günümüzden yüzyıllarca sonra, geleceğin distopik İstanbul'unda esrarengiz bir baş ağrısından muzdarip Kemal'in hikâyesi.
Gelecekteki İstanbul tasviri tüyler ürpertici.yeşil alan kalmamış, insanlar mega kule denen devasa binalarda tüm hayatlarını geçiriyorlar. Burada yazar inandırıcı bir dünya kurmuş diyebilirim.
Yine de biraz daha uzun olmalıymış sanki kitap, aceleye gelmiş gibi hissettim. Çok sevdiğimi söyleyemem.
23 Mayıs 2016 Pazartesi
Ritmatist (The Rithmatist 1)
Brandon Sanderson, Doğan Egmont Yayıncılık
Çeviri : Deniz Başkaya
Çok hoşuma giden bir alternatif dünyada geçiyor bu roman. Steampunk öğeleri ile bezeli bu atmosfer umarım serinin ilerleyen kitaplarında daha yoğun yer alır. Tabii biz o bölümleri okuyabilir miyiz orası meçhul. Yine de çok keyifli bir okumaydı.
Ritmatist denen ve çizgilere hükmeden ustalar dünyayı ürkütücü yaratıklara karşı savunmaktadırlar. Dünyaya gelen çocuklar doğuştan Ritmatist ya da değildir. Joel de ritmatist seçilmeyen ama her nasılsa bu konuda çok becerikli bir çocuktur. Akademinin yaşlı hocasını kendine ders vermeye ikna eder ve ritmatistlerin dünyasına adım atar.
Ben çok hoşlandım bu kitaptan.
8 Mayıs 2016 Pazar
Levana (Bir Ay Günlükleri Kitabı)
Marissa Meyer, Artemis Yayınları
Çeviri : Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Levana, Ay Günlükleri serisinde bir ara kitap. Asıl seriye ek diyebiliriz, yani seriyi okurken bunu atlasanız da olur. Ben seriyi çok sevdiğim için fazladan bir tane daha okuyayım dedim ama çok da bayıldığımı söyleyemem.
Ay Kraliçesi Levana'nın çocukluğuna giderek ne olup bittiğini, bu kadının nasıl bu denli psikopata dönüştüğünü öğreniyoruz bu kitapta ama diğer kitaplar gibi güzel değil bu ara bölüm.
Levana'nın sihri olmadan nasıl göründüğünü öğrenmek isteyenler okuyabilir.
7 Mayıs 2016 Cumartesi
Bedel (Green on Blue)
Elliot Ackerman, April Yayınları
Çeviri : Algan Sezgintüredi
Afganistan. Orta Asya'da dağların arasına sıkışmış bir ülke. İngilizlerle savaşmış, Rusya tarafından işgal edilmiş, Taliban'ın elinde hayatı kararmış bu ülke halkının yaşadıklarına en çok Khaled Hosseini'nin Bin Muhteşem Güneş ve Uçurtma Avcısı kitapları ile tanık olmuştuk.
Bedel bizi Afganistan dağlarındaki savaşın en içine götürüyor. Kitabın anlatıcısı, kahramanımız genç Afgan delikanlı Aziz, Taliban saldırısında sakatlanan abisinin intikamını, yani geleneksel olarak hak ettiği bedelini almak için Taliban'la savaşan Amerikan güdümündeki bir Afgan birliğine katılıyor. Birlikteki her delikanlı aslında bir bedel uğruna katılmış savaşa. İçlerinden sadece Aziz zamanla savaşın nasıl da danışıklı dövüş olduğunu anlayacaktır, ama bu çarkın içine girmekten başka yol da göremez.
Savaşın ikiyüzlülüğü ve Afganistan'ın kaderine dair çarpıcı bir roman Bedel. Kitabın orijinal ismi "Green on Blue" çevirmenimizin alamet-i farikası dip notlardan öğrendiğimize göre "dost güçler tarafından saldırıya uğramak" mânâsında kullanılıyormuş. Kitabın isminin bunun yerine Bedel olmasını çok yerinde buldum. Peştun geleneğindeki bedel alma hadisesi etrafında dönüyor zira hikâyemiz.
Kitabın kapağı da çok sade ve etkileyici.
"Mobiletler, cep telefonları ve birkaç çatıda boy gösteren ev yapımı çanak antenler başka, daha modern dünyaların ulaklarıydı. Ama bu ilerleme, sahte bir ilerlemeydi. İlerleyeceğimiz mesafeyi değil, savaş her şeyi mahvettiğinde gerileyeceğimiz mesafeyi ölçmeye yarıyordu."
1 Mayıs 2016 Pazar
Horrorstör
Grady Hendrix, Zodyak Kitap
Çeviri : Feyyaz Şahin
Horrorstör, enteresan tasarımıyla illa ki ilgi çeken bir kitap. Kitabın tamamı bir IKEA kataloğunu hatırlatacak şekilde dizayn edilmiş. Kitapta olaylar zaten IKEA'nın çakması ORSK isimli bir mağazada geçiyor. Mağazada tuhaf işler dönmeye başlayınca, bir grup çalışan geceyarısı mesaisine kalıp neler olduğunu bulmaya çalışıyorlar. Sonra gelsin kan banyosu.
Kitabın bölümleri arasında mobilya reklamları görmeye devam ediyoruz. Ama dikkat, ilk reklamlar bildiğimiz kanape, masa tarzı eşyalarken, olaylar geliştikçe korkunç işkence aletlerine evriliyor bu reklamlar. Bu da hoş düşünülmüş bir detay.
Hava kararınca okumalık bir kitap.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















































