28 Kasım 2015 Cumartesi
Küller Ve Kor (An Ember in the Ashes)
Sabaa Tahir, Epsilon Yayınları
Çeviri : Kübra Tekneci
Savaş alanı mabedimdir. Kılıcın ucu rahibimdir. Ölüm dansı duamdır. Öldürücü darbe kurtuluşumdur.
Antik Roma'yı andıran, acımasız imparatorun yumruğu altında ezilen bir dünyaya götürüyor bizi Küller ve Kor. Laia, bu imparatorluğun en çok ezilen Alimler ırkına mensup, büyük annesi ve büyük babası ve erkek kardeşi ile göze batmamaya çalışarak yaşayıp giderken, kardeşi Darin imparatorluğa ihanetten tutuklanıyor. Laia, Darin'i kurtarmak için Direnişçilerle anlaşma yaparak onların casusu olup Savaşçılar kalesi Blackcliff'e giriyor.
Uzun yıllar süren yabanıl eğitimlerle imparatorluğa sadık maskeli askerler yetiştiren Blackcliff Akademisinin en parlak öğrencisi Elias ise imparatordan nefret ediyor, tek amacı okuldan kaçmak ve özgürlüğe kavuşmak. Elias'ın en yakın dostu, okulun tek kadın öğrencisi Helene ise daima onun arkasını kollasa da asla imparatorluğa ihanet etmeyi düşünmeyen inançlı bir asker..
Çok geçmeden Elias ve Laia karşılaşıyorlar ve kaderlerine birbirine geçiyor.
Kitabın iki anlatıcısı var. Bir yandan Laia'nın gözünden Darin'i kurtarmak için yaşadıklarını, köle kız olarak casusluk yapmaya çalışırken yavaş yavaş cesaretini bulmasını okuyoruz. Beri yandan Elias bize imparatorluk düzenini, Blackcliff okulundaki acımasız sistemi, ruhen ve bedenen özgür olma arzusunu, Helene ile dostluğunu anlatıyor. Bir de kahinler var, kırmızı gözlü ve asla ölemeyen bu varlıklar, geleceğe dair kehanetleri ile hikayeye yön veriyorlar.
Kitabın teması, imparator ve onu devirmeye çalışan direnişçiler, Laia, çöl memleketi, geleceği gören kahinler bana hep Star Wars'ı anımsattı. En başta bu yüzden kitabı okumak istemiştim. Tabii kitap bambaşka diyarlarda geçiyor ve umut etmeyi, direnmeyi, vazgeçmemeyi temel alan temasıyla zevkle okunuyor.
Beğendim, serinin devamını bekliyorum. Özellikle Helene hayranlık uyandıran bir karakter. Bu arada ikinci kitabın adı da açıklandı : A Torch Against The Night.
23 Kasım 2015 Pazartesi
Kızıl Kraliçe (Red Queen)
Victoria Aveyard, Pegasus Yayınları
Çeviri : Onur Kınacı Birler
Kızıl Kraliçe'yi Pegasus Yayınları bir tantana ile Kitap Fuarında özel kutusuyla satışa sürdü. Goodreads'deki yorumları da iyiydi, ben de alıp hemen okudum.
Kızıl Kraliçe'nin anlattığı dünyada insanlar kanlarının rengine göre ikiye ayrılmış. Gümüş kanlılar üstün ırk sayılırken, kırmızı kana sahip kalabalıklar ezilmiş, ölsünler diye bitmek bilmeyen savaşa gönderilmiş, en ağır işlerde kullanılmış. Gümüşlerin her birinin özel bir yeteneği var, kimi akıl okuyor, kiminin fiziksel kuvveti ölümcül, kimi suyu kimi ateşi bükebiliyor. Kızıllara hükmetmeyi hak bilmişler, berikiler de ezilmeyi kabul etmiş.
Kahramanımız Mare hizmetçi olarak girdiği Gümüş kralın sarayında beklenmedik olaylar sonucu bir prensese dönüşüyor. Fakat entrikalarla dolu saray hayatında kime güveneceğini de zor yoldan öğrenmesi gerekiyor.
Kitap akıcı yazılmış, çevirisi de düzgün. Fakat benim iki sıkıntım var.
Bir, kitabın dünyasını çok algılayamadım. Yani teknolojinin neresinde duruyorlar, zeplin uçuyor, jetler gidiyor ama neden masalımsı elmas camdan sarayda yaşıyorlar. O konuda biraz kafa karışıklığı oldu.
İki, kitap okuduğumuz başka bir sürü bu ip kitaba benziyor. Özel yetenekler, elektriğe hükmeden kız, en başta arenadaki oyunlar.. Ne bileyim insanın aklına Açlık Oyunları, Taht Oyunları, Yetenek, Ateş Laneti gibi kitaplar geliyor. Daha da gider bu liste.
İyi hoş, sıkılmadan okudum ama illa okumalısınız diyemem.
22 Kasım 2015 Pazar
Mezardan Uyanan (Up From the Grave)
Jeaniene Frost, Artemis Yayınları
Çeviri : Bilge Gündüz
Gece Avcısı Serisi, 7.ve son kitap.
Usta Vampir Bones ile ölümcül karısı Azrail Kedicik'in maceraları bu kitap ile sona eriyor. Oldukça rahat okunan bu serinin her kitabında olduğu gibi, son bölümde de nefes alma arası vermeden olaylar art arda geliyor. Kahramanlarımız maceradan tehlikeye koşuyorlar. Ya da onların durumunda uçuyorlar desek daha doğru.
Bu kitapta Cat ile Bones, Cat'in eski takım arkadaşlarının ortadan kaybolduğunu öğreniyorlar ve arkadaşlarını kurtarmaya çalışırken şimdiye kadarki en tehlikeli serüvenlerini yaşıyorlar. Üstelik, vampirler ve gulyabaniler arasında dünya savaşı çıkmasına sebep olacak bir sırrı öğreniyorlar. Bu savaşı engellemek içinse hayatlarını ortaya koyuyor evlere şenlik çiftimiz.
Mencheres, Ian, Spade ve Denise yine karşımıza çıkan sevdiğimiz karakterlerden. Medyum Tyler ile salyalı köpeği de bu kitapta yeniden hizmetlerini Kedicik'e sunuyorlar. Tabii yeraltı dünyasının kraliçesi Marie de olaylara karışıyor. Tek eksik, efsanevi Voyvoda Tepesh, onun da mazereti büyük.
Okuması çok zevkli bu seri bittiği için üzgünüm, acayip kafa dağıtıcı kitaplardı.
21 Kasım 2015 Cumartesi
Simirna Cinayetleri -1 : Düello
Suphi Varım, Labirent Yayınları
Düello, her şeyden önce atmosferi ile akıl çelen bir kitap. Olaylar 1890 senesinde İzmir'de geçiyor. Kahramanlarımız o cafe senin, bu restoran benim gezip Belle Vue'de yürüyüş yaptıkça içimiz gidiyor, İzmir nasıl da Paris imiş bir vakitler diye.
İşte bu Levanten İzmirin tanınmış simalarından; dillere destan koleksiyonu ile herkesi kıskandıran Sör Charles Williams bir gece öldürülünce, aile dostu arkeolog Ronald Morgan cinayeti çözmek için uğraşmaya başlıyor.
Fakat bu kitabı zor okudum ben, sayfalar geçmek bilmedi, sebebi de cinayetin işlenmesi ve kahramanımızın cinayetin peşine düşmesi için 70. sayfaya dek beklememiz. Buraya kadar da sürekli yeni karakterler ekleniyor hikayeye. O kadar çok isim ardı ardınca geliyor ki, onun nişanlısı, bunun arkadaşı, evin oğlu, dul kızı, İtalyan, Amerikalı, Alman, İngiliz derken takip etmek epey zorlaşıyor. Çünkü bu isimlerin hiç birini gözümüzde canlandıramıyoruz. Bu kadar karaktere gerek var mıydı bilmedim. Keşke kitabın başında Agatha Christie hikayelerindeki gibi bir "Bu romandaki karakterler" listesi olsa idi. Eminim çok işe yarayacaktı.
Bir diğer hoşlanmadığım yönü de diyaloglar oldu, bana yapay gelen bir tarzda konuşturmuş yazarımız karakterleri. Hiç birine ısınamadığım gibi kitabın içine de giremedim bir türlü.
Serinin devamında 2 kitap daha var: Kabus ve Gölge. Onları da almıştım ve okumayı planlıyordum. Fakat karakterlere sempati hissetmediğim için salt 19.yüzyıl İzmiri uğruna kitapları okuyabilecek miyim, orası meçhul:(
15 Kasım 2015 Pazar
Son Şura
Sezgin Kaymaz, April Yayıncılık
Sevinç Kuşları, 3.kitap
Sezgin Kaymaz'ın Sevinç Kuşları üçlemesi, Son Şura ile tamamlanıyor. Kahramanlarımızla son kez buluşuyoruz artık, onları bir daha görmeyeceğiz. Başka bir gerçeklikte, onlar yaşamlarına devam edecekler. Canım Veysel, Naim, Hayri, Celil, Zila, Kübra, Gıyas, Deccal, Nazlı, Kıvırcık, Uğur, Taşkın ve daha onlarca rengarenk karakter kuşlarını uçurup gidiyorlar artık.
Kitap 7 Kasım'da fuarda ilk kez yayınlandı. Satın alan ilk kişi de benim:) Fakat şaşırtıcı, hemen okuyamadım kitabı. Ne bileyim, bunu da okuyunca bir başka Sezgin Kaymaz kitabı için daha ne kadar bekleyeceğiz, bilmiyorum ki? Neyse, sabrım 1 hafta bile sürmedi, kitabı aldığımın haftası okuyup bitirdim.
İkinci romanda olanların üzerinden 20 sene geçiyor ama bu 20 senenin geçişini ve 20 senede Ankara'nın ne biçim değiştiğini o denli akıcı anlatmış ki yazarımız, Ankaralı olmadığım halde onun özlemini paylaştım. Biz de Istanbul'da şehrimizi kaybettik çünkü. Bir Taksim Meydanımız bile yok.
20 sene sonra, Deccal Ağam ceketini asıp gitmişken, Japon namlı bir bela türüyor Ankara'da. Japon; Zila ile İrfan'ın; Kübra ana ile Gülhan'ın yaşadığı meşhur apartmanı almaya kalkışınca Gülbahçe İş Takip işe karışıyor. Böylece tüm kahramanlarımız son şurada bir araya gelip son oyunu oynuyorlar.
Serinin final kitabı olmasına rağmen yeni katakterler ekleniyor hikayeye: Ramazan Şerif, müdür Cüneyt, şöför Turna (allah onun binbir türlü belasını versin:), Ziya Amirim. Önceden tanıdıklarımız da adeta resmi geçit yapıyor. Ve finalde tüm hikaye bağlanıyor.
Aaa, allaa allaa, bak yaa diyerek okudum romanı, sonunda yüreğim kabardı yine:)
Kitabın kapağı hakkında da bir iki laf edeyim. İlk gördüğümde epey yadırgadım. Yazarın diğer kitapları (Bakele'den evveli) İletişim Yayınlarından çıkmıştı ve kapak tasarımları daha farklı idi. Daha klasik seçimlerdi ve çok hoşuma gidiyordu o kapaklar. Son Şura biraz tuhaf geldi o yüzden gözüme. Ankara detayları ile bezeli bir kapak. Yavaş yavaş alıştım diyebilirim:)
Sonuç olarak, tekrar diyorum ki : İyi ki Sezgin Kaymaz var ve iyi ki roman yazıyor:)
![]() |
| Algan Sezgintüredi, Judy, Sezgin Kaymaz |
![]() |
| İmzalı kitabım:) |
8 Kasım 2015 Pazar
Mart Menekşeleri (March Violets)
Philip Kerr, Alfa Yayınları
Çeviri : Zeliha Babayiğit
Bernie Günther 1. Kitap
1936.. İkinci Dünya Savaşından önceki son altın günlerde Berlin. Nasyonal Sosyalist partinin yasakları ve baskıları artmakta. Kadınlara iş hayatından el çektiriliyor. Yahudiler mücevherlerini satıp ülkeden kaçmalarını sağlayacak pasaportların peşinde. Beri yandan şehir meşhur Olimpiyat Oyunlarına hazırlanmakta. Nazi yöneticiler Aryan ırkının üstünlüğünü göstermesini beklerken Amerikalı zenci atlet Jesse Owens 100 metrede kanatlanıp uçacak halbuki.
Birinci Dünya Savaşında Türkiye'de cephede savaşmış, ardından polislik de yapan kahramanımız Bernhard Günther bu şehirde bir özel dedektif. Son zamanlarda en çok kayıp insan vakası alıyor, SS'lerin elinde kaybolup giden insanların peşinde koşuyor. Eski sekreterinin düğününden çıktığı bir gece, oldukça zengin bir sanayicinin evine davet ediliyor ve sanayici Bernie'ye reddedemeyeceği bir teklifte bulunuyor. Sanayicinin kızı ve damadı evlerinde öldürülmüş, ardından ev kundaklanmış, kasadaki değerli mücevherler kaybolmuştur. Bernie'den istenen bu mücevherleri özellikle de paha biçilmez elmas kolyeyi bulmasıdır. Kahramanımız arayışında ilerledikçe, bir yanda Hitler'in sağ kolu Himmler'in beri yanda Nazi generali Göring'in bulunduğu akılalmaz tehlikelerin ortasına düşer.
Nefis bir kitap, çok beğendim. Özellikle Nazi Almanyası atmosferi inanılmaz gerçekçi ve bazen o kadar benzerlikler görüyorsunuz ki, insan ürpermeden edemiyor. Müthiş bir dönem romanı. Alfa Yayınları da tüm seriyi basıyor, hepsini okuyacağım.
31 Ekim 2015 Cumartesi
Ölüm Işığı (Dying Light)
Stuart MacBride, Artemis Yayınları
Çeviri : Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Logan McRae 2.Kitap
Soğuk Granit ile tanıştığımız Logan McRae'nin ikinci macerası, rıhtımda emektar bir fahişenin feci şekilde dövülmesi ile başlıyor. Kahramanımızın başında başka dertler var, bir operasyon düzenlemiş, ihbar yalan çıkmış, operasyonda bir polis memuru ölümcül derecede yaralanmış. Ceza olarak Logan'ı yine geçen kitaptan tanıdığımız Müfettiş Steel'in emrine, ezikler takımına veriyorlar. Logan da davanın peşine Steel ile düşmekten başka çare bulamıyor. Sonunda kadının başarısının üzerine yatacağını da biliyor.
Bu seriyi çok sevdim, çünkü karakterler çok eğlenceli. Logan habire yanlış kararlar veriyor. Steel çok evlere şenlik, pislik bir kadın. Bir kaç lafında çok güldüm. Gazeteci Miller ilk kitaba nazaran daha az görünse de yine olayların göbeğinde.
Umarım Artemis seriye devam eder.
25 Ekim 2015 Pazar
Batman : Kara Şövalye Dönüyor (Batman : The Dark Knight Returns)
Frank Miller, JBC Yayıncılık
Çeviri : Burç Üner
Batman çizgi romanlarını mükemmel çeviri, kaliteli pırıl pırıl baskı ile yayınlayıp uygun fiyatla satışa sunan canımız JBC Yayıncılık, Batman külliyatının en efsane eserlerinden Kara Şövalye Dönüyor'u nihayet yayınladı.
Frank Miller'ın 1986 senesinde yazdığı eser, gelmiş geçmiş en iyi çizgi roman hikayelerinden biri ve aynı zamanda Batman efsanesinde yeni bir dönem başlatarak kahramanın popüler kültürde yeniden doğuşunu başlatan eser kabul ediliyor.
Çizgi romanımızda, Bruce Wayne 55 yaşında ve 10 yıldır kendini emekliliğe ayırmış. Gotham şehrinde suç oranı artmakta ve Jim Gordon'ın emekli olmasına da günler kalmış. Kendiyle hesaplaşan Bruce tekrar kostümü giyiyor ve Batman geri dönüyor.
Okuduğum en güzel şeylerden biriydi, çizgi roman sevenler kaçırmamalı.
11 Ekim 2015 Pazar
Bahçemdeki Yabancı (A Robot In The Garden)
Deborah Install, Altın Kitaplar
Çeviri : Esat Ören
Kahramanımız Ben'in karısıyla sorunları var, aslında kendiyle de sorunları var. Pek amaçsız, gevşek biri. Üşengeç mi desem? Veteriner hekim olmak istemiş yarım bırakmış. Eski püskü hurda arabasını değiştirmemiş, bahçe kapısını bir türlü tamir etmiyor vs vs. Bir gün Ben'in bahçesine minnacık bir robot geliyor, atları seyreden robotun yanına giden Ben robotçukla konuşmaya başlıyor. Zamanla robotla yakınlaşan Ben, ufaklığın içindeki cam silindirin çatladığını ve bir sıvı sızdırdığını fark ediyor. Böylece üşengeçliğini yenerek robot Tang ile beraber inanılmaz bir yolculuğa çıkıyor.
Zevkli bir kitaptı, sevdim. Dostluk hikayesi ya da yol macerası olarak okuyabilirsiniz. Ben her iki türü de severim. Bunu da beğendim.
Çeviri : Esat Ören
Kahramanımız Ben'in karısıyla sorunları var, aslında kendiyle de sorunları var. Pek amaçsız, gevşek biri. Üşengeç mi desem? Veteriner hekim olmak istemiş yarım bırakmış. Eski püskü hurda arabasını değiştirmemiş, bahçe kapısını bir türlü tamir etmiyor vs vs. Bir gün Ben'in bahçesine minnacık bir robot geliyor, atları seyreden robotun yanına giden Ben robotçukla konuşmaya başlıyor. Zamanla robotla yakınlaşan Ben, ufaklığın içindeki cam silindirin çatladığını ve bir sıvı sızdırdığını fark ediyor. Böylece üşengeçliğini yenerek robot Tang ile beraber inanılmaz bir yolculuğa çıkıyor.
Zevkli bir kitaptı, sevdim. Dostluk hikayesi ya da yol macerası olarak okuyabilirsiniz. Ben her iki türü de severim. Bunu da beğendim.
9 Ekim 2015 Cuma
Dörtlerin İmzası (The Sign of the Four)
Sir Arthur Conan Doyle, İthaki Yayınları
Çeviri : Aslıhan Kuzucan
Bu maceranın Sherlock Holmes tarihinde önemi büyük. Sevgili Doktor Watson, biricik Mary'si ile bu dava sayesinde tanışıyor. Mary, kahramanlarımızdan yıllardır kayıp olan babasını bulmalarını isteyince, danışman dedektif ve doktor arkadaşı, egzotik bir maceraya girişiyorlar.İşin içinde hazine sandığı, Hindistan ve tek bacaklı bir adam da var.
Klasik bir Sherlock Holmes polisiyesi.
Çeviri : Aslıhan Kuzucan
Bu maceranın Sherlock Holmes tarihinde önemi büyük. Sevgili Doktor Watson, biricik Mary'si ile bu dava sayesinde tanışıyor. Mary, kahramanlarımızdan yıllardır kayıp olan babasını bulmalarını isteyince, danışman dedektif ve doktor arkadaşı, egzotik bir maceraya girişiyorlar.İşin içinde hazine sandığı, Hindistan ve tek bacaklı bir adam da var.
Klasik bir Sherlock Holmes polisiyesi.
2 Ekim 2015 Cuma
Al Pacino
Lawrence Grobel, Zodyak Kitap
Çeviri : Merve Namlı
Bu bir biyografi değil. Lawrence Grobel'in yıllar boyu Pacino ile yaptığı röportajların toplu halde sunulduğu bir kitap. Her nasılsa Grobel, Pacino ile özel hayatında yakın dost olmuş. Böylece içe kapanık canımız aktörümüz ile samimi konuşmalar yapabilmiş.
İlk röportaj 1979 tarihli, sonrasında 80'ler, 90'lar ve 2000'li yıllarda Pacino'nun kariyerini takip ediyor röportajlar. Al Pacino'yu çok sevdiğim için merakla okudum ve ne denli derinlikli bir sanatçı olduğuna hayret ettim.
27 Eylül 2015 Pazar
Sağdan Birinci Mezar (First Grave on the Right)
Darynda Jones, Doğan Kitap
Çeviri : Bilge Gündüz
Kahramanımız özel dedektif Charley Davidson, oldukça esprili, pek eğlenceli bir karakter. Kendisiyle de dalga geçebildiği için onun ağzından maceralarını okumak zevkliydi.
Charley'in fantastik özelliği ise ölüm meleği olması! Bir sebepten öteki tarafa geçemeyen ruhlarla konuşup onları ışığa yürütüyor. Böyle bir dizi vardı, Ghost Whisperer diye ama oradaki kadın mıymıy uyuz bir şeydi. Charley pek bıcır bıcır ve becerikli. Zaten o polis departmanı için danışmanlık yapan bir dedektif ve aynı gün öldürülen 3 avukat cinayetini çözmeye çalışıyor.
Bir de Charley'e musallat olan, salt dokunuşlarını hissedebildiği gizli bir sevgilisi var. Beri yandan da onun peşine düşüyor kızımız. İşte bu noktada kitabın olay örgüsünde kopukluk ortaya çıkıyor. Avukatların davası neredeyse unutuluyor, biz esrarlı sevgilinin peşine düşüyoruz. Yani bu kitabı bir polisiye gibi okuyamazsınız. Günümüzde geçen doğa üstü olaylar içeren bir aşk ve macera romanı. Pazar günlerinizi neşelendirmek için ideal.
Çeviri : Bilge Gündüz
Kahramanımız özel dedektif Charley Davidson, oldukça esprili, pek eğlenceli bir karakter. Kendisiyle de dalga geçebildiği için onun ağzından maceralarını okumak zevkliydi.
Charley'in fantastik özelliği ise ölüm meleği olması! Bir sebepten öteki tarafa geçemeyen ruhlarla konuşup onları ışığa yürütüyor. Böyle bir dizi vardı, Ghost Whisperer diye ama oradaki kadın mıymıy uyuz bir şeydi. Charley pek bıcır bıcır ve becerikli. Zaten o polis departmanı için danışmanlık yapan bir dedektif ve aynı gün öldürülen 3 avukat cinayetini çözmeye çalışıyor.
Bir de Charley'e musallat olan, salt dokunuşlarını hissedebildiği gizli bir sevgilisi var. Beri yandan da onun peşine düşüyor kızımız. İşte bu noktada kitabın olay örgüsünde kopukluk ortaya çıkıyor. Avukatların davası neredeyse unutuluyor, biz esrarlı sevgilinin peşine düşüyoruz. Yani bu kitabı bir polisiye gibi okuyamazsınız. Günümüzde geçen doğa üstü olaylar içeren bir aşk ve macera romanı. Pazar günlerinizi neşelendirmek için ideal.
26 Eylül 2015 Cumartesi
Baskerville'lerin Köpeği (The Hound of the Baskervilles)
Sir Arthur Conan Doyle, İthaki Yayınları
Çeviri : Filiz Sarıalioğlu
İthaki'den çıkan Sherlock Holmes'un klasik maceralarını okumaya devam ediyorum. Baskerville'lerin Köpeği, en bilinen Sherlock maceralarından. Holmes ile Watson, tekinsiz Devonshire bozkırında, köylülere dehşet saçan ve Baskerville malikanesi sahiplerine musallat olan canavar köpeğin peşindeler. Malikanenin intikal ettiği yeni baroneti atalarının ölümcül kaderinden korumaya çalışıyorlar.
Kitabın atmosferine bayıldım, o karamsar, boğucu havayı tamamen hissettim. Malikanenin huzursuz ortamı, kırların tekdüze, rahatsız edici havasını soludum adeta. Gayet güzel bir polisiye.
Çeviri : Filiz Sarıalioğlu
İthaki'den çıkan Sherlock Holmes'un klasik maceralarını okumaya devam ediyorum. Baskerville'lerin Köpeği, en bilinen Sherlock maceralarından. Holmes ile Watson, tekinsiz Devonshire bozkırında, köylülere dehşet saçan ve Baskerville malikanesi sahiplerine musallat olan canavar köpeğin peşindeler. Malikanenin intikal ettiği yeni baroneti atalarının ölümcül kaderinden korumaya çalışıyorlar.
Kitabın atmosferine bayıldım, o karamsar, boğucu havayı tamamen hissettim. Malikanenin huzursuz ortamı, kırların tekdüze, rahatsız edici havasını soludum adeta. Gayet güzel bir polisiye.
24 Eylül 2015 Perşembe
Sır (The Secret)
Julie Garwood, Epsilon Yayınları
Çeviri: Timur Avarkan
Kitap, çok küçük yaşta tanışan İskoç ve İngiliz iki kızın, uluslarının düşmanlığına aldırış etmeden derin bir dostluk kurmaları ile başlıyor. Yıllar sonra İskoç kızı Frances Catherine, ilk çocuğunu doğuracağı vakit arkadaşını yanında istiyor ve Lady Judith, yabanıl İskoç topraklarına bir seyahate çıkıyor. Tabii ki de gri gözlü, delice yakışıklı İskoç beyi Iain'a aşık oluyor. benim saçlarım ağardı yıllardır aşk romanı okumaktan, bu romanlardaki adamlar neden illa gri gözlüdür, çözemedim henüz.
Neyse işte, ortalama bir aşk romanı. İlla okuyun diyemem. İyi ki sahaflardan 5 liraya almışım. Etiket fiyatı 25 lira verilmez bu kitaba.
Çeviri: Timur Avarkan
Kitap, çok küçük yaşta tanışan İskoç ve İngiliz iki kızın, uluslarının düşmanlığına aldırış etmeden derin bir dostluk kurmaları ile başlıyor. Yıllar sonra İskoç kızı Frances Catherine, ilk çocuğunu doğuracağı vakit arkadaşını yanında istiyor ve Lady Judith, yabanıl İskoç topraklarına bir seyahate çıkıyor. Tabii ki de gri gözlü, delice yakışıklı İskoç beyi Iain'a aşık oluyor. benim saçlarım ağardı yıllardır aşk romanı okumaktan, bu romanlardaki adamlar neden illa gri gözlüdür, çözemedim henüz.
Neyse işte, ortalama bir aşk romanı. İlla okuyun diyemem. İyi ki sahaflardan 5 liraya almışım. Etiket fiyatı 25 lira verilmez bu kitaba.
19 Eylül 2015 Cumartesi
Her Gün (Every Day)
David Levithan, Pegasus Yayınları
Çeviri: Derya İmer Aydınlık
Kitabın hikayesi gerçekten çok enteresan ve ilgi çekici. Kahramanımız A., her sabah bir başka bedende uyanıyor. Doğduğundan beri bu böyle. Sebebi muamma. Bebekken tabii anlamamış bunu, çocukken ise normal zannetmiş. Büyüdükçe, insanların hayatındaki sürekliliği ayrımsamış. Şimdi 16 yaşında ve her sabah 16 yaşında bir başka kız veya oğlanın bedeninde uyanıyor. O bedenin hafızasına erişip o kişi adına günü yaşıyor. Ama kendi benliğine sahip, kendinin bilincinde. E-postası bile var. Bir sabah bedeninde uyandığı bir delikanlının kız arkadaşına aşık oluveriyor. Kızın adı Rhiannon. (Ben kitabı okurken bu isim her karşıma çıktığında Riyanna diye okuyup geçtim) Bizimki aşık oldu ya, sonraki günlerde hangi bedende uyanırsa uyansın, bir yolunu bulup Rhiannon'a gidiyor.
Dediğim gibi konu inanılmaz enteresan ve çok merak uyandırıcı. Ama sanki harcanmış konu, olmamış. A.'nın durumu hakkında daha çok detay olmalıydı, sonra nasıl hep aynı civardaki bedenlerde var oluyor, ne bileyim ülkenin başka bir yerindeki bir bedende neden uyanmıyor, hatta neden başka bir ülkede uyanmıyor eğer gezici bir benlikse A.?
Kaçırılmış bir fırsat diyorum Her Gün için.
Çeviri: Derya İmer Aydınlık
Kitabın hikayesi gerçekten çok enteresan ve ilgi çekici. Kahramanımız A., her sabah bir başka bedende uyanıyor. Doğduğundan beri bu böyle. Sebebi muamma. Bebekken tabii anlamamış bunu, çocukken ise normal zannetmiş. Büyüdükçe, insanların hayatındaki sürekliliği ayrımsamış. Şimdi 16 yaşında ve her sabah 16 yaşında bir başka kız veya oğlanın bedeninde uyanıyor. O bedenin hafızasına erişip o kişi adına günü yaşıyor. Ama kendi benliğine sahip, kendinin bilincinde. E-postası bile var. Bir sabah bedeninde uyandığı bir delikanlının kız arkadaşına aşık oluveriyor. Kızın adı Rhiannon. (Ben kitabı okurken bu isim her karşıma çıktığında Riyanna diye okuyup geçtim) Bizimki aşık oldu ya, sonraki günlerde hangi bedende uyanırsa uyansın, bir yolunu bulup Rhiannon'a gidiyor.
Dediğim gibi konu inanılmaz enteresan ve çok merak uyandırıcı. Ama sanki harcanmış konu, olmamış. A.'nın durumu hakkında daha çok detay olmalıydı, sonra nasıl hep aynı civardaki bedenlerde var oluyor, ne bileyim ülkenin başka bir yerindeki bir bedende neden uyanmıyor, hatta neden başka bir ülkede uyanmıyor eğer gezici bir benlikse A.?
Kaçırılmış bir fırsat diyorum Her Gün için.
15 Eylül 2015 Salı
Yeni Soyadının Hikayesi (Storia del nuovo cognome)
Elena Ferrante, Everest Yayınları
Çeviri : Eren Yücesan Cendey
İkinci Kitap : Gençlik
Sağolsun Everest Yayınları, Napoli romanları serisinin ikinci kitabını ilkinin ardından hemen yayınladı da Lenu ile Lila'nın hikayesini merak ederken tükenip gitmedik. Darısı üçüncü ve dördüncü kitaplara diyorum. Aslında hepsinin çıkmasını bekleyip bir anda okumak da çok güzel olabilir çünkü insan bittikçe daha da okumak istiyor bu romanları!
Yeni Soyadının Hikayesi, Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım'ın bittiği andan intibaren Lila ile Lenu'nun yaşadıklarını Lenu'nun ağzından anlatmaya devam ediyor. Lila 16 yaşında evlenmiştir fakat o bir soyadı ile tutsak edilemeyecek denli tutkulu, zeki, pervasız ve cüretkardır. Evlilik yoluyla edindiği parayı elinin kiri gibi savurmaktan imtina etmez. Lenu ise fakirlikten, mahelleden kurtulmak için var gücüyle çalışmaya, okumaya devam eder. Nino'yu gizliden gizliye sever. Lila ile beraber tatile çıktıklarında ikisinin de hayatı sarsılır.
Kızların hayatındaki gelişmeleri takip ederken, ilk romandan tanıdığımız mahallenin diğer gençlerinin de hikayeleri devam ediyor tabii. Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş bir hayat sürüyorlar. Lila evlilik, Lenu ise üniversite sayesinde bu iç içe olma halinden uzaklaşıyorlar ama birbirlerinden kopamıyorlar. Ve biz, biraz daha, biraz daha okumak istiyoruz bu hayatları.
Elena Ferrante harikulade yazıyor. Üçüncü kitabın bir an evvel yayınlanmasını bekliyorum.
Çeviri : Eren Yücesan Cendey
İkinci Kitap : Gençlik
Sağolsun Everest Yayınları, Napoli romanları serisinin ikinci kitabını ilkinin ardından hemen yayınladı da Lenu ile Lila'nın hikayesini merak ederken tükenip gitmedik. Darısı üçüncü ve dördüncü kitaplara diyorum. Aslında hepsinin çıkmasını bekleyip bir anda okumak da çok güzel olabilir çünkü insan bittikçe daha da okumak istiyor bu romanları!
Yeni Soyadının Hikayesi, Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım'ın bittiği andan intibaren Lila ile Lenu'nun yaşadıklarını Lenu'nun ağzından anlatmaya devam ediyor. Lila 16 yaşında evlenmiştir fakat o bir soyadı ile tutsak edilemeyecek denli tutkulu, zeki, pervasız ve cüretkardır. Evlilik yoluyla edindiği parayı elinin kiri gibi savurmaktan imtina etmez. Lenu ise fakirlikten, mahelleden kurtulmak için var gücüyle çalışmaya, okumaya devam eder. Nino'yu gizliden gizliye sever. Lila ile beraber tatile çıktıklarında ikisinin de hayatı sarsılır.
Kızların hayatındaki gelişmeleri takip ederken, ilk romandan tanıdığımız mahallenin diğer gençlerinin de hikayeleri devam ediyor tabii. Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş bir hayat sürüyorlar. Lila evlilik, Lenu ise üniversite sayesinde bu iç içe olma halinden uzaklaşıyorlar ama birbirlerinden kopamıyorlar. Ve biz, biraz daha, biraz daha okumak istiyoruz bu hayatları.
Elena Ferrante harikulade yazıyor. Üçüncü kitabın bir an evvel yayınlanmasını bekliyorum.
13 Eylül 2015 Pazar
İpekböceği (The Silkworm)
Robert Galbraith, Pegasus Yayınları
Çeviri : Zeynep Heyzen Ateş
Bir Cormoran Strike polisiyesi.
Kraliçemiz J.K. Rowling'in Robert Galbraith mahlası ile yayınladığı ikinci Cormoran Strike polisiyesini ilkinden daha çok sevdim. Takma bacaklı, esaslı kahramanımıza hayranım zaten. Bu macerada sekreter Robin'in işin içine biraz daha girmesi, Cormoran ile davada çalışması çok hoşuma gitti. Acaba aralarında bir şey olacak mı? İkili olup davaları beraber çözecekler mi diye merak ettim. İlerleyen maceralarda öğreneceğiz artık Robin ile Cormoran'ın ilişkisinin mahiyetini.
Bu davada Cormoran kayıp bir yazarın peşinde koşuyor. Pek ünlü olmayan yazar Owen Quine, skandal yaratan bir kitabı bomba gibi ortaya bırakıp kaybolmuştur. Edebiyat dünyasından tanınmış kişilerin berbat sırlarını mide bulandırıcı şekilde ifşa eden kitabın taslağı ortalığı karıştırmıştır. Strike, yayıncılık dünyasına dalarak yazarı bulmaya çalışır. Tabii dava kaçınılmaz olarak cinayet vakasına dönüşecektir.
Günümüz Londrası kitabın arka fonunu yine mükemmel dolduruyor. Zaten bu serinin en sevdiğim özelliklerinden biri Londra'da geçmesi. Cormoran'ın yürüdüğü sokaklarda, yemek yediği pub'larda onunla berabermişim hissi veriyor. Bir de Robin'in heyecanla Prens William ile Kate'in nişan haberinden bahsetmesine bayıldım tabii:)
Üçüncü kitabı bekliyorum:)
Çeviri : Zeynep Heyzen Ateş
Bir Cormoran Strike polisiyesi.
Kraliçemiz J.K. Rowling'in Robert Galbraith mahlası ile yayınladığı ikinci Cormoran Strike polisiyesini ilkinden daha çok sevdim. Takma bacaklı, esaslı kahramanımıza hayranım zaten. Bu macerada sekreter Robin'in işin içine biraz daha girmesi, Cormoran ile davada çalışması çok hoşuma gitti. Acaba aralarında bir şey olacak mı? İkili olup davaları beraber çözecekler mi diye merak ettim. İlerleyen maceralarda öğreneceğiz artık Robin ile Cormoran'ın ilişkisinin mahiyetini.
Bu davada Cormoran kayıp bir yazarın peşinde koşuyor. Pek ünlü olmayan yazar Owen Quine, skandal yaratan bir kitabı bomba gibi ortaya bırakıp kaybolmuştur. Edebiyat dünyasından tanınmış kişilerin berbat sırlarını mide bulandırıcı şekilde ifşa eden kitabın taslağı ortalığı karıştırmıştır. Strike, yayıncılık dünyasına dalarak yazarı bulmaya çalışır. Tabii dava kaçınılmaz olarak cinayet vakasına dönüşecektir.
Günümüz Londrası kitabın arka fonunu yine mükemmel dolduruyor. Zaten bu serinin en sevdiğim özelliklerinden biri Londra'da geçmesi. Cormoran'ın yürüdüğü sokaklarda, yemek yediği pub'larda onunla berabermişim hissi veriyor. Bir de Robin'in heyecanla Prens William ile Kate'in nişan haberinden bahsetmesine bayıldım tabii:)
Üçüncü kitabı bekliyorum:)
12 Eylül 2015 Cumartesi
Korsan Günlükleri (Pirate Latitudes)
Michael Crichton, Altın Kitaplar
Çeviri : Emil Selim Bayındır
Bu kitabı D&R'ın yaz kampanyasından 5 liraya almıştım. Neyse ki tam fiyatından almamışım. Büyük hayal kırıklığı yaşattı. Sonradan araştırınca öğrendim ki, Michael Crichton aslında bu kitabı yayınlamamış. Adamcağız öldükten sonra bilgisayarında bulup piyasaya sürmüşler. Yahu adam bunu bastırmadıysa bir bildiği vardır değil mi? Son derece sıkıcı, olmamış bir kitap bu. Motorsuz araba gibi. Ay Karayip Korsanları, hazine aman aman deyip okumaya değmez bence.
Vakit kaybı.
Çeviri : Emil Selim Bayındır
Bu kitabı D&R'ın yaz kampanyasından 5 liraya almıştım. Neyse ki tam fiyatından almamışım. Büyük hayal kırıklığı yaşattı. Sonradan araştırınca öğrendim ki, Michael Crichton aslında bu kitabı yayınlamamış. Adamcağız öldükten sonra bilgisayarında bulup piyasaya sürmüşler. Yahu adam bunu bastırmadıysa bir bildiği vardır değil mi? Son derece sıkıcı, olmamış bir kitap bu. Motorsuz araba gibi. Ay Karayip Korsanları, hazine aman aman deyip okumaya değmez bence.
Vakit kaybı.
Soğuk Granit (Cold Granite)
Stuart MacBride, Artemis Yayınlrı
Çeviri : Barbaros Bostan
Bir Logan McRae polisiyesi.
Granit Şehir diye bilinen İskoçya'daki Aberdeen kentinde, korkunç çocuk cinayetleri işlenmeye başlar. Kahramanımız dedektif Logan McRae katilin peşine düşer.
Güzel bir polisiye Soğuk Granit. Karakterleri çok renkli. Logan zaten hemen sevilesi bir dedektif. Yardımcısı Memur Watson nefis bir erkek Fatma, küfürlü konuşması, kendini ezdirmemesi, korkusuzluğu ile harika bir kahraman. Bunların başmüfettişi Insch, gıcık olması için yazılmış ama bana bir şekilde sempatik geldi, habire şeker yemesi çok hoştu. Kitabın bir yerinde Ian Rankin'in polisiye kitaplarına laf sokmasına da çok güldüm. Bir de pislik gazeteci Miller var ki, sonuçta ona bile sempati besledim.
Kurbanlar çocuk olduğu için normal bir polisiyeden daha rahatsız edici bu hikaye ama sevdim bu kitabı. İkinci macerası da Ölüm Işığı ismiyle Artemis'ten çıktı, onu da okumak istiyorum.
Çeviri : Barbaros Bostan
Bir Logan McRae polisiyesi.
Granit Şehir diye bilinen İskoçya'daki Aberdeen kentinde, korkunç çocuk cinayetleri işlenmeye başlar. Kahramanımız dedektif Logan McRae katilin peşine düşer.
Güzel bir polisiye Soğuk Granit. Karakterleri çok renkli. Logan zaten hemen sevilesi bir dedektif. Yardımcısı Memur Watson nefis bir erkek Fatma, küfürlü konuşması, kendini ezdirmemesi, korkusuzluğu ile harika bir kahraman. Bunların başmüfettişi Insch, gıcık olması için yazılmış ama bana bir şekilde sempatik geldi, habire şeker yemesi çok hoştu. Kitabın bir yerinde Ian Rankin'in polisiye kitaplarına laf sokmasına da çok güldüm. Bir de pislik gazeteci Miller var ki, sonuçta ona bile sempati besledim.
Kurbanlar çocuk olduğu için normal bir polisiyeden daha rahatsız edici bu hikaye ama sevdim bu kitabı. İkinci macerası da Ölüm Işığı ismiyle Artemis'ten çıktı, onu da okumak istiyorum.
11 Eylül 2015 Cuma
Ay ve Güneş (The Moon and The Sun)
Vonda McIntyre, İthaki Yayınları
Çeviri : Aslı Genç
Roman Fransa'nın meşhur güneş kralı 14.Louis'nin devrinde Versailles sarayında geçiyor. Saraya yeni gelen tecrübesiz genç kız Marie Josephe, kralın yeğenine nedimelik etmektedir. Marie Josephe'nin ağabeyi Yves ise kral için deniz canavarları avladığı seferinden başarıyla dönmüştür. Ölü erkek deniz canavarı ile canlı ele geçirdiği dişi deniz canavarını krala sunan Yves ile Marie Josephe bir anda sarayın ilgisini çekerler. Marie Josephe, harika Versailles bahçelerindeki bir havuzda esir tutulan dişi deniz canavarı ile anlaşmanın bir yolunu bulur. Çok geçmeden Şehrzad ile dost olan Marie Josephe, deniz kadınının hayatını kurtarmak için mücadele etmeye başlar.
Kitabı fantastik olarak tanımlamak ne denli doğru bilemedim. Kitataki tek fantastik şey deniz canavarı idi. Kitap daha çok 14.Louis ve asilzadelerin yaşadığı görkemli Versailles sarayına yeni gelen Marie Josephe'nin sarayın adabı muaşeret kanunlarını öğrenmesini ve aşkı bulmasını anlatıyor. Versailles'daki o debdebeli, şatafatlı hayat çok nefis ve detaylı tasvir ediliyor. Fransa tarihini ve saraylıların yaşamını sevdiğim için ben zevkle okudum. Ama herkese hitap etmeyebilir özellikle amaç fantastik roman okumaksa At ve Güneş'i pas geçebilirsiniz.
Tarihi roman sevenlerin zevk alacağı bir kitap.
9 Eylül 2015 Çarşamba
Centilmenler ve Oyuncular (Gentlemen and Players)
Joanne Harris, Altın Kitaplar
Çeviri : Suzan Cenani Alioğlu
Daha önce hiç Joanne Harris okumamıştım. Şimdi bütün kitaplarını okumak istiyorum. Centilmenler ve Oyuncular dört dörtlük bir romandı.
Olaylar tam romanlara layık klasik İngiliz yatılı okulunda geçiyor. Hikayeyi iki ağızdan okuyoruz: Şah yani kolejin emektar Latince öğretmeni Mr Straitley ve piyon, yıllarca St Oswald's okulunu ve seçkin öğrencilerini uzaktan izleyerek bilenmiş bir çocuk. Okulun yeni döneminde şah ve piyon karşı karşıya geliyorlar. Pek dikkat çekmeyen ufak tefek hadiselerle başlayan olaylar tam da bir kartopunun yuvarlanıp büyümesi gibi hızla çığırından çıkıyor
Okuması son derece zevkli, merak duygusu sonuna dek devam eden mükemmel bir roman bu. Mr Straitley harika bir karakter. Hikayede düğümlerin çözülüşünü yazar müthiş kurgulamış.
Çok beğendim!
7 Eylül 2015 Pazartesi
Kahire'nin Yanan Melekleri (Dogstar Rising)
Parker Bilal, Kırmızı Kedi Yayınevi
Çeviri : İdil Dündar
Makana 2.Kitap
Makana, turistik bir seyahat firmasında gizli görevdedir. Görevi de firmanın patronuna gelen tehdit mektuplarını kimin gönderdiğini bulmaktır. Ofisin sekreteri diğer çalışanlara göre daha seçkin olduğu için Makana'nın dikkatini çeker. Güzel Meyra aslında mektupların kendine gönderildiğini düşünmektedir. Meyra Kıpti'dir, kocası ise çalışmaları ile imamları öfkelendiren laik bir müslüman yazardır. Kocası üniversiteden atılıp, Meyra'nın sözleşmesi feshedilince kadın kimliğini gizleyip seyahat firmasında işe başlamıştır.
Bir anda gerçekleşen olaylar Makana'yı tehdit mektuplarından ötesini araştırmaya iter. Mısır'ın Sudan'a dönmesi korkusuyla yaşayan Makana, araştırması esnasında geçmişin hayaletleri ile karşılaşır.
Makana'yı çok ama çok seviyorum. Kahire'den sonra bu macerada Luksor'a kadar uzanıyor kahramanımız. Neyse ki Kırmızı Kedi seriyi basmaya devam edecek.
Nefis bir roman ve zevkli bir polisiye!
4 Eylül 2015 Cuma
Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım (L'amica Geniale)
Elena Ferrante, Everest Yayınları
Çeviri : Eren Yücesan Cendey
Birinci Kitap : Çocukluk, Ergenlik
Hemen söyleyeyim, harikulade bir roman, Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım. Kahramanlarımız Elena, yani Lenu ile Rafaella yani Lila. 1950'lerde fakir bir Napoli mahallesinde yaşayan iki küçük kız, o civarda herkesin korktuğu Don Achille'in apartmanındaki karanlık merdivenlere tırmandıkları gün dost oluyorlar. Kızların dostluklarının hikayesini bize Lenu anlatıyor. İki kız beraber ilkokula gidiyorlar, Lenu çok çalışıyor, Lila ise çaba göstermeden birinci olabilecek denli zeki. Ne var ki ailesi okutmayacaktır Lila'yı ve Lenu eğitim mücadelesine devam ederken Lila bambaşka deneyimler yaşayacaktır.
Kitabın enfes bir dili var, olaylar su gibi akıp giderken, Napoli, mahalle, kunduracı, marangoz, deli dul kadın, pastane, şarküteri... hepsi rengarenk üç boyutlu bir film gibi etrafımızda canlanıyor. Kitap bizi alıp o mahalleye götürüyor, herkesi tanıyoruz, hepsinin Lenu ile Lila'nın öykülerine karışan hikayelerini öğreniyoruz. Beri yandan kızların büyümelerini, yavaş yavaş oğlanlarla yakınlaşmaları, aralarındaki hiç bitmeyen rekabet ve dostluk sayfalar boyu tırmanmaya devam ediyor.
Cıvıl cıvıl ve son derece insancıl bir roman, kız çocuğu olmayı, mahalleli olmayı, genç kız olmayı, arkadaş olmayı anlatıyor. Şiir gibi, çok sevdim.
Çeviri : Eren Yücesan Cendey
Birinci Kitap : Çocukluk, Ergenlik
Hemen söyleyeyim, harikulade bir roman, Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım. Kahramanlarımız Elena, yani Lenu ile Rafaella yani Lila. 1950'lerde fakir bir Napoli mahallesinde yaşayan iki küçük kız, o civarda herkesin korktuğu Don Achille'in apartmanındaki karanlık merdivenlere tırmandıkları gün dost oluyorlar. Kızların dostluklarının hikayesini bize Lenu anlatıyor. İki kız beraber ilkokula gidiyorlar, Lenu çok çalışıyor, Lila ise çaba göstermeden birinci olabilecek denli zeki. Ne var ki ailesi okutmayacaktır Lila'yı ve Lenu eğitim mücadelesine devam ederken Lila bambaşka deneyimler yaşayacaktır.
Kitabın enfes bir dili var, olaylar su gibi akıp giderken, Napoli, mahalle, kunduracı, marangoz, deli dul kadın, pastane, şarküteri... hepsi rengarenk üç boyutlu bir film gibi etrafımızda canlanıyor. Kitap bizi alıp o mahalleye götürüyor, herkesi tanıyoruz, hepsinin Lenu ile Lila'nın öykülerine karışan hikayelerini öğreniyoruz. Beri yandan kızların büyümelerini, yavaş yavaş oğlanlarla yakınlaşmaları, aralarındaki hiç bitmeyen rekabet ve dostluk sayfalar boyu tırmanmaya devam ediyor.
Cıvıl cıvıl ve son derece insancıl bir roman, kız çocuğu olmayı, mahalleli olmayı, genç kız olmayı, arkadaş olmayı anlatıyor. Şiir gibi, çok sevdim.
3 Eylül 2015 Perşembe
Kahire'de Kayıp (The Golden Scales)
Parker Bilal, Kırmızı Kedi Yayınevi
Çeviri : Ali Cevat Akkoyunlu
Makana 1.Kitap
Makana, Sudan'daki İslami devrimden kaçarak Kahire'ye gelmiş eski bir polis memuru. Nil nehri üzerinde döküntü bir teknede yaşıyor ve iki yakasını bir araya getirmek için dedektiflik yapıyor.
Mısır'ın en zengin adamlarından Saad Hanefi, her nasılsa Makana'yı bulup ona bir iş teklif ediyor. Hanefi'nin sahip olduğu futbol takımının yıldız oyuncusu Adil Romario ortadan kaybolmuştur. Hanefi hem oğlu gibi sevdiği delikanlıyı bulmak hem de futbol takımını krizden kurtarmak istemektedir. Böylece kahramanımız Kahire sokaklarında kayıp gencin peşine düşer.
Bayıldım, nefis bir polisiye. En güzel yanı Kahire atmosferini mükemmel şekilde kullanması. Okuması çok zevkli bir polisiye roman.
31 Ağustos 2015 Pazartesi
Sherlock Holmes El Kitabı (The Sherlock Holmes Handbook)
Ransom Riggs, Nemesis Kitap
Çeviri : Nazlı Ceyhan Sümter
Bu kitap küçük ve ciltli. Eski kitaplara benzediği için hoşunuza gidiyor. Kitap bize Sherlock Holmes yöntemlerini kullanarak akıl yürütmeyi ve başkalarının göremediğini görmeyi öğretmeye çalışıyor.
Kitapta "Bir Zanlı Nasıl Sorgulanır", "Bir Suç Dehasını Nasıl Alt edersiniz", "Sahte Ölümünüzü Nasıl Planlarsınız" , "Parmak İzi Nasıl İncelenir" gibi bölümler var.
Eğlenceli ancak gayet gereksiz, vakit kaybı bir kitap:)
30 Ağustos 2015 Pazar
Superman Yeni Dünya 2 (Superman Earth One Volume Two)
J.Michael Straczynski, YKY Yayınları
Çizer : Shane Davis
Çeviri : Anıl Bilge
Yeni nesil Superman hikayesinin ikinci bölümünü daha çok beğendim. Bu bölümde Superman'in enerji emen bir canavarla mücadelesini okuduk. Öyle ki Superman'in uzaylı gücü yaratığı daha da güçlendiriyor idi. Ayrıca Lex Luthor ortaya çıktı ama yine bildiğimiz eski hikayeden çok çok farklı bir şekilde.
Zevkli bir çizgi roman.
Batman - Baykuşlar Şehri (Batman Volume 2 : The City Of Owls)
Scott Snyder, JBC Yayıncılık
Çeviri : Cenk Könül
Batman Baykuşlar Divanı ile başlayan maceranın sonu. Bruce Wayne'nin ailesine ait büyük bir sırrı öğrenmesi ile sona eriyor. İkinci kısımda yine Scatt Snyder'in yazdığı Makinedeki Hayalet diye başka bir hikaye var.
Çeviri ve baskı kalitesi yine mükemmel.
29 Ağustos 2015 Cumartesi
Tek İsim, Tek Kader (Will Grayson, Will Grayson)
John Green ve David Levithan, Pegasus Yayınları
Çeviri : Çiçek Eriş
Aynı Yıldızın Altı kitabından sonra John Green'in nesi çıksa okuyorum. Bu kitabı bir başka yazar ile beraber yazmış adamımız. Kitap, 2 gencin etrafında dönüyor, ikisinin de ismi, şansa bak, Will Grayson. Paralel olarak giden hikayeleri yazarlarımız sırayla yazmış, bir onu bir berikini okuyoruz.
En iyi arkadaşı Will Grayson olan devasa gey futbolcu Tıfıl, silsileli karmaşık olaylar neticesinde tanıştığı başka bir şehirde yaşayan depresif oğlana aşık oluyor. İşte o bunalımlı oğlanın adı da Will Grayson. Yardımcı karakter olarak tipik John Green gençleri de var tabi etraflarında.
Kahramanlarımız hikaye boyunca aşkı, dostluğu ve sevgiyi sorguluyor. Beri yandan da bir müzikal sahneye koymaya çalışıyorlar. Benim en sevdiğim kısım da bu müzikal idi kitapta.
Başlarda biraz sıkıldım ama devamında severek okudum.
Justice League 1 Başlangıç (Justice League - Volume 1 Origin)
Geoff Johns, Yapı Kredi Yayınları
Çizer : Jim Lee
Çeviri : Anıl Bilge
Okuduğum ilk Justice League macerası idi. Süper kahramanlar grubunun nasıl kurulduğunu anlatan epik bir maceraydı, çok beğendim.
Kahramanlarımız: Adamın dibi Batman, Superman, gereksiz ve manasız Green Lantern, şahane Amazon prensesi Wonder Woman, Atlantisli Aquaman, sempatik Barry Allen yani The Flash ve önceden tanımadığım Cyborg. Hepsi bir olup Darkseid'e karşı savaştılar.Çok güzeldi, devamını da okuyacağım.
Superman Yeni Dünya (Superman Earth One)
J.Michael Straczynski, YKY Yayınları
Çizer : Shane Davis
Çeviri : Anıl Bilge
Yeni Dünya, Superman hikayesinin en başına giderek bize hikayeyi sıfırdan tekrar anlatıyor. Metropolis'e gelen genç Clark kendine iş bulup normal bir hayat yaşamayı hayal ederken kendini dünyayı istila eden uzaylı güçlerle karşı karşıya buluyor.
Bu yeni nesil Superman hikayesini pek sevmesem de çizimleri hoş, devamını da okurum.
Böyle Sustu Zerdüşt
Nicolas Wild, Esen Kitap
Çeviri : İbrahim Şahin
Çizgi tarzıyla Marjane Satrapi'nin Persepolis'ini andıran, harikulade bir çizgi roman Böyle Sustu Zerdüşt.
Nicolas, bir takım olayların sonucunda Paris'te tanıştığı Sofya'nın peşinden Tahran'a gider. Sofya'nın babası Zerdüşti cemaatinin önde gelenlerinden biridir ve cinayete kurban gitmiştir.
Sofya'nın peşinden ülkeyi dolaşan Nicolas İran'ı tanır, Zerdüştilik inancını öğrenir. Biz de onunla beraber bu kadim kültürün ve tarihi bir uygarlığın içinde kayboluruz.
Çok çok güzel bir çizgi roman. İran'da Nicolas ve arkadaşları ile gezmek, bu komşu kültürü tanımak ve Zerdüştlük hakkında bilgi edinmek hem meraklı hem de zevkli idi. Çok beğendim.
28 Ağustos 2015 Cuma
Peri Masalı (To Marry A Prince)
Sophie Page, Feniks Yayınları
Çeviri : Aslı Tümerkan
Kate Middleton & Prens William aşkından esinlenerek yazılmış, boş beleş, rezil, pespaye bir roman. Doğma büyüme bir Londra kızı, Galler Prensini ilk görüşte tanımayacak ha! Benim bile Kraliçe'nin 2. kuşak kuzenlerine kadar tanıdığımı düşünecek olursa, kitap en başta hikayesini kurduğu noktadan kaybediyor. Bunun dışında da zaman, kağıt, mürekkep ve para israfı. Korsan Günlükleri ile beraber senenin en kötü kitabı.
25 Ağustos 2015 Salı
Ateş Laneti (Once Burned)
Jeaniene Frost, Artemis Yayınları
Çeviri : Bilge Gündüz
Bir Gece Avcısı Dünyası romanı.
Yazarımızın Gece Avcısı serisi, melez vampir Cat ile kocası Bones'un maceralarını anlatıyordu. Meğersem teyze kitaptan tanıdığımız bazı yan karakterlere de ayrı hikayeler yazmış. Bu kitap da onlardan biri işte.
Kızıl Azrail Cat'in en iyi vampir dostlarından biri, ölümsüz Voyvoda Tepesh idi. Tabii bu karizmatik ve de tarihi karaktere ayrı bir seri yazılması pek yerinde olmuş. Ne yazık ki hikayeyi Vlad'dan dinlemiyoruz, bu sefer de başka bir kadın kahraman, Leila bize anlatıyor olanları.
Leila'nın geçirdiği kaza sonucu elektriğe hükmetme gücü var, bu yüzden kimseye dokunamıyor. Tek başına ölüp gideceğini zannedip dertlenirken ateşe hükmeden vampir Tepesh ile tanışıyor. Tabii sonrasında gelsin aklını uçurtan çılgın vampir seksi, gitsin ölümcül maceralar.
Leila'yı sevmedim ama Vlad için bu seriyi okurum. İkincisini bekliyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















































