26 Temmuz 2015 Pazar

How to Be Parisian Wherever You Are: Love, Style, and Bad Habits


Anne Berest, Audrey Diwan, Caroline de Maigret, Sophie Mas


Bu kitap ilk çıktığında epey takıntı yapmıştım. İlla (iş sayesinde sık gidebildiğim) Paris'ten almak istiyordum şunu. Aaaa sonra bir baktım D&R, Remzi her kitapçı yıkılıyor bu küçük beyaz kitap ile. Sonuçta Cevahir'deki D&R'dan almış bulundum:)

Sonuçta eğlenceli bir kitap, Parisli kadın şöyle yapar böyle giyinir, nasıl cool takılır tadında. Ama çok çok yüzeysel. İlla da yapacak daha iyi bir işiniz yoksa ve benim kadar Paris tutkunu iseniz okunabilir.



25 Temmuz 2015 Cumartesi

Go Set a Watchman

Harper Lee



Go Set a Watchman, Bülbülü Öldürmek'in devamı gibi lanse edilmişti. Aslında Bülbül'ün ilk taslağı imiş. Harper Lee bu romanı daha önce yazmış. Sonunda Bülbül'e evrilmiş roman.


Kitap yayınlandıktan yaklaşık 1 hafta sonra orijinali Remzi Kitabevinde görünce hemen alıp okudum. Türkçesini de Sel Yayıncılık sene sonuna kitap fuarına yetiştirecek. Tabii onu da okurum.


Watchman Bülbül'den 20 sene sonrasında, New York'dan eve dönen Jean Louise'in yaşadıklarını anlatıyor. Bülbül'ün aksine olayları Scout'ın ağzından dinlemiyoruz bu sefer. Maycomb Kasabası, Güneyli yaşam tarzı, zenci politikaları ve Jack amca kitaptaki başlıca konular. Benim en hoşuma giden, geçmişi düşünen Scout'ın yaz tatilinde Jem ve Gil ile kilisecilik oynadıklarını hatırladığı kısım oldu. Zaten en çok Scout'ın küçüklüğünden bahsedilen bölümleri sevdim. (ilk dansı, bebeklerin nasıl yapıldığını öğrenmesi). Finaldeki Atticus & Scout yüzleşmesi ve sonunda Jack Amca ile geçenler de çarpıcıydı.

Kitabı Bülbül'ün devamı olarak düşünmeden okuyun. O amaçla yazılmamış zaten. Devamı olsaydı kalbim kırılırdı. Ama değil. Bülbül'ün ilk taslağı sadece.





19 Temmuz 2015 Pazar

Middlesex


Jeffrey Eugenides, Domingo Yayınları

Çeviri : Solmaz Kamuran



Harika bir kitap, bayıldım! Arka kapağa göre çift cinsiyetli hünsa kahramanımızın hikayesini anlatan kitabın ilk ve en çarpıcı bölümünde bir aile destanı okuyoruz aslında.


Bursalı ipekböceği tüccarı Rum kardeşler, Kurtuluş Savaşı esnasında Anadolu'dan kaçıp Amerika'ya; otomotiv sektörünün doğduğu Detroit eyaletine göç ediyorlar. Bu kısımlar harikulade lezzetli. Rum göçmenlerin yaşamı; kitabın tümüne sinmiş bir Türkiye ve Anadolu özlemi çarpıcı. Karakterler müthiş: büyük anne Desdemona, dede Lefty, Amerika'ya ilk geldiklerinde bunlara yardımcı olan Sourmelina şahane tipler. Bu ilk neslin hikayesinden sonra roman bir sonraki kuşağa; Calliope'nin anne babasına geçiyor ve Calliope ile erkek kardeşi ile devam ediyor.


Herkesin ailenin minik güzel kızı zannettiği Calliope Stephenides aslında ne tam kız ne tam erkek. Doğduğu zaman anlaşılamayan vaziyeti, bir türlü ergenliğe girememesiyle ortaya çıkıyor ve Calliope ile ailesi için acılı süreç başlıyor. Onun başından geçenler ile romanımız son derece meraklı bir şekilde devam ediyor.


Çok ama çok sevdim bu romanı! Bu senenin en güzellerinden kesinlikle.



Osmanlı'da Bir Vampir: Béla


Mehmet Bilal, Nar Kitap


Romanya'da 1800'lerde fazla dozdan ölen Béla'yı; yaşlı bir vampir ısırıp dönüştürür. Ustasıyla Istanbul'a gelen Béla hep isyan eder yeni doğasına. Kendine gönüllü av aradığı bir gece, en iyi ve tek dostu olacak cüce ile tanışır. Cüce'den köçek olması için yardımını ister.


Güzel ama eksik bir roman. yani elimizde Osmanlı Istanbulunda terör estirebilecek, neler neler yapabilecek bir vampir var ama başına gelenler, yaptıkları (köçeklik) daha çok vampir parodisi gibi. Kaçırılmış bir fırsat diyebilirim bu kitap için. Çok daha güzel, müthiş bir roman olabilirmiş.



12 Temmuz 2015 Pazar

Mahşer (The Stand)


Stephen King, Altın Kitaplar

Çeviri : Canan Kim. Sansürsüz tam metin.



İşte bir tam metin Stephen King çevirisi ile karşınızdayım. Bundan evvelki kuşa dönmüş çevirileri okuyan dostlar adına üzgünüm. Bu tam metin çeviri gerçekten enfes. Ben kitabı 1 ayda okudum ama araya başka kitaplar aldım. Yoksa 1 haftada okunur sanıyorum. Ya da 2 hafta.


O'yu okuduğum zaman Stephen King'in en iyi kitabı demiştim. Şimdi fikrimi değiştirdim. Mahşer Stephen King'in baş yapıtı. .


Roman, kontrolden çıkan bir süper grip salgını ile dünyanın sonunun gelişini anlatıyor. Kitabın ilk yarısında salgının yayılmasını okuyoruz, kahramanlarımızı tanıyoruz. Bu kısım gerçekten film gibi muhteşem bir akıcılıkta, soluk soluğa okudum. Salgının yayılışı tüylerimi diken diken edecek kadar gerçekçi idi. Bir hafta boyunca aksırıp tıksıran insan gördüğümde korktum. Kahramanlarımız kaçınılmaz olarak iyiler ve kötüler safında yer alıyor. İyilerin başını Frances, Stuart ve Nick çekiyor. Hepsinin ortak noktaları, rüyalarında daha önceden hiç tanımadıkları pek yaşlı bir kadını görmeleri : Abigail Ana.


Kötüler ise Randall Flagg'ı görüyorlar rüyalarında. O da Stephen King'in yarattığı en ürkütücü karakter. O Kara Adam, o sadece yürüyor. Yürürken ölüm ve mahvoluş getiriyor.


Kitabın ikinci kısmında, salgının ardından sağ kalan insanların iki cephede toplanmasını ve iyi ile kötünün kadim savaşını anlatıyor yazarımız.


Harikulade bir roman. Stephen King'in neden kral olduğunun kanıtı.







4 Temmuz 2015 Cumartesi

5 Ronin


Peter Milligan, JBC Yayınları

Çeviri : Emre Taşkıran



Wolverine ve Hulk'ı filmlerden sonra epey sevdiğim için, bunların olduğu bir çizgi roman okuyayım istedim ve 5 Ronin'i seçtim.


Wolverine, Hulk, Deadpool ve tanımadığım diğer 2 kahramanı, feodal dönemim Japonyasında anlatıyor bu cilt bize. Çizgi romandaki bir bölümde, efendisiz samuraylardan birinin hikayesini okuyoruz.

Değişik bir deneme olmuş.




Kurmalı Adam (The Curious Case of the Clockwork Man)


Mark Hodder, Altıkırkbeş Yayınları

Çeviri : Ümit Kayalıoğlu


Burton & Swinburne maceraları 2.kitap



Yaylıbacak Jack ile tanıştığımız cesur kaşif Sir Richard Francis Burton ile sapkın şair Algernon Swinburne ikilisinin bu yepyeni macerasında, kahramanlarımız tuhaf güçleri olan kadim taşları kontrol ederek Viktorya dönemi Londrasında kaos yaratan gizli güçlerle mücadele ediyorlar.


Kahramanlarımız nefis detaylarla bezeli, harika mekanik araçlarla dolu buhar çılgınlığı dünyasında yaşıyorlar (steampunk). Yaylıbacak Jack romanında anlatılan olaylar sebebiyle tarihin akışı değişmiş, Viktorya çağı, evlere şenlik buharlı makineler ve icatlarla dolup taşmış. Kitapta adı geçen karakterlerin hepsi gerçek kişilikler, kitabın sonunda bizim bildiğimiz şekliyle tarihte yer almış bu karakterlerden bahseden bir kısım var..


harikulade bir kitap, bayıla bayıla okudum. Steampunk ve fantastik tarzın nefis bir bileşkesi olan bu seriyi çok seviyorum. Altıkırkbeş'ten devamını beklemekteyiz.






28 Haziran 2015 Pazar

Tekinsiz Kitap (The Haunted Book)


Jeremy Dyson, Domingo Yayınları

Çeviri : Algan Sezgintüredi



Kitap, yazarın İngiltere kırsalında dolaşarak gerçekten yaşanmış hortlak hikayeleri toplaması ile başlıyor. Yazar bize hikayeleri anlatıyor. Sonra birden kitap içinde kitaba dönüşüyor anlatı, başka kitabı okurken sayfalar gitgide kararıyor.


Huzursuzluk veren bir kitap:)






20 Haziran 2015 Cumartesi

Kayıp Şeyler Kitabı (The Book of Lost Things)

John Connoly, Hyperion Kitap

Çeviri : Zeynep Ünalan


Küçük David'in annesi öldükten sonra babası Rose ile beraber olur ve baba-oğul Rose'un evine taşınırlar. Rose'la takıştığı için cezalandırılan David bahçedeki bir delikten sihirli diyara geçer. Bu diyarda kitaplardan tanıdığı masal kahramanları ile karşılaşır ama hepsi bildiğinden bambaşkadır.

Bu kitabı çok sevdim, bana bayıldığım Once Upon A Time dizisini anımsattı. Peri masallarını çarpık, karanlık bir yorumla anlatması çok hoşuma gitti. Kitabın 130 sayfalık son kısmı ise masalların orijinal, bildiğimiz versiyonlarını anlatıyor.

Değişik bir çocuk kitabı, karanlık yönünü sevdim sanırım.






18 Haziran 2015 Perşembe

Gulyabani


Hüseyin Rahmi Gürpınar, İnkılap Yayınevi


Gulyabani, seneler evvel son derece eğlenerek ve gülerek okuduğum bir kitaptı. Yeniden basıldığını görünce tekrar okumak istedim.


Bu basımda eseri Salih Bora sadeleştirmiş. Bence pek fena olmuş, aşırı sade, tadı kaçmış kitabın. Yani bu kitabı ilk okuduğumda hünsa kelimesini öğrenmiş ve pek sevmiştim. Onu bile çift cinsiyetli diye değiştirmişler.


Sevmedim bu basımı.





30 Mayıs 2015 Cumartesi

Diriliş (Revival)


Stephen King, Altın Kitaplar

Çeviri : Canan Kim



Jamie Morton ufak bir oğlanken kasabaya yeni papaz ve karısı taşınır. Tüm ahali bu genç çiftten etkilenmiştir. Bir facia yaşandıktan sonra ise, papaz Tanrıyı reddeder ve kasabadan ayrılır.


Yıllar sonra Jamie ve papaz tekrar karşılaşırlar. Tabii bu ikisi için de hayırlı olmayacaktır.


Özellikle kitabın ilk yarısında Stephen King'in harika yazdığını düşünüyorum. Parçalı bir kurguyla, Jamie Morton'ın aile hikayesini bize müthiş anlatıyor. İkinci kısım ise düz kurguyla ilerlemiş.


Konu itibarıyla ise pek ilgimi çekmedi. Finaldeki fikirler ise ürkütücü.



19 Mayıs 2015 Salı

Yetenek (Graceling)


Kristin Cashore, Pegasus Yayınları

Çeviri : İlker Şahin


Kitabımız, 7 krallıktan oluşan bir diyarda geçiyor. Bu diyarda, özel yetenekleri olan iki gözü farklı renkte insanlardan hem korkuluyor hem de yetenekleri sömürülüyor. Genç Katsa da yabanıl öldürme yeteneği ile Middlunds kralı dayısının maşası olmuş. Dayısından gizli yürüttüğü bir Konsey görevinde Lienid prensi Po ile tanışan Katsa, delikanlı ile maceralı bir yolculuğa çıkıyor ve de biz de kahramanlarımızla beraber olayların içinde buluyoruz kendimizi.


Okuması gayet zevkli bir kitap Yetenek. Seriye devam edeceğim.



17 Mayıs 2015 Pazar

Zamanın Kızı (The Daughter of Time)


Josephine Tey, April Yayınları

Çeviri : Volkan Gürses


Kahramanımız Scotland Yard müfettişi Alan Grant, kırık ayağı ve hasarlı omurgası ile hastane yatağına hapsolmuştur. Can sıkıntısından patlamak üzereyken bir arkadaşının oyalansın diye getirdiği fotoğraflardan biri ilgisini çeker.

Bu, 400 sene önce hüküm sürmüş, Shakespeare oyunlarına konu olmuş trajik İngiltere Kralı 3.Richard'ın portresidir. Alan, adamın aslında tarih kitaplarında anlatılagelen canavar gibi görünmediğini düşünür. Acaba 3.Richard gerçekten üzerine atılan korkunç cinayeti işlemiş midir? Alan yattığı yerden tarihi bir araştırmaya başlar. Tarihi olaylara polis kafasıyla yaklaşarak 3.Richard'ın kuledeki prensleri öldürüp öldürmediğini kanıtlamaya çalışır.


Kitaptan çok zevk aldım, çünkü İngiltere tarihi, krallar ve kraliçeler daima ilgimi çeken bir konu olmuştur. Bu açıdan, İngiliz tarihi pek ilginizi çekmiyorsa kitabı sevmeyebilirsiniz. Ben bayıldım!



9 Mayıs 2015 Cumartesi

Batman Ailenin Ölümü (Batman Volume 3 : Death Of The Family)


Scott Snyder, JBC Yayıncılı

Çeviri : Cenk Könül



JBC Yayıncılık müthiş bir yayın evi. Yayınladıkları Batman çizgi romanları, nefis baskı kalitesi, özenli çevirisi ve uygun fiyatları ile tek kelimeyle nefes kesiyor. Harikuladeler gerçekten.

Ailenin Ölümü için takdire şayan mükemmel bir kapak hazırlanmış JBC. Çeviri özenli, baskı harika. Hikaye çok çarpıcı. Bayıldım!



Batman Noel


Lee Bermejo, JBC Yayıncılık

Çeviri : İlke Keskin


Batman Noel, Lee Bermejo'nun hem yazıp hem de çizdiği fevkalade güzellikte bir grafik roman. Charles Dickens'in meşhur 'A Christmas Carol' öyküsünü Batman evrenine uyarlamış çizerimiz. Sonuç bence mükemmel bir Batman öyküsü! Çizimlere bayıldım. Karlar altında Noel zamanı Gotham şehri atmosferi harikulade idi.

JBC bu çizgi romanı her zamanki özenli çevirisi ve kusursuz kalitesi ile basmış, üstelik sert karton kapak hazırlamış. Sonuç tadından yenmez müthiş bir çizgi roman.




3 Mayıs 2015 Pazar

Aynalar Neredeyse Evrensel Bir Tarih (Espejos)


Eduardo Galeano, Sel Yayıncılık

Çeviri : Süleyman Doğru


Yaşadığımız dünyanın kanlı kısa tarihini anlamak için harikulade bir kitap. Galeano'nun şiirsel üslubuyla kısa kısa dile getirdiği tarihsel olaylar, Güney Amerika'nın Hindistan'ın Çin'in ve Afrika'nın nasıl sömürüldüğünü, ormanların yok edilip nehirlerin nasıl zehirlendiğini görmemizi sağlıyor.


Çok şey öğreneceğiniz bir tarihi deneme kitabı bu. Adını hiç duymadığımız kahramanlarla tanışıp oraya demokrasi götürme yalanı ile Amerika'nın nasıl ülkeleri yağmalayıp yıktığını daha iyi anlayacaksınız.


Harikulade bir kitap, mutlaka okunmalı.



1 Mayıs 2015 Cuma

Ve Günler Yürümeye Başladı (Los hijos de los días)


Eduardo Galeano, Sel Yayıncılık

Çeviri : Süleyman Doğru


Bu kitapta; takvimdeki her bir güne bir hikaye anlatmış Galeano. Ama bunlar gerçek öyküler. Ve bildik öyküler değil, çoğunlukla Güney Amerikadan çarpıcı hikayeler bunlar. Latin dünyasına dair gerçeklerden bahsetmiş yazarımız. Afrikayı, Güney Amerikayı açgözlülükle sömüren Avrupalıların, konkistadorların ipliğini pazara çıkarmış. Hem yumuşak ve hüzünlü hem de tokat gibi çarpan bir kitap.

Mutlaka okunmalı.



25 Nisan 2015 Cumartesi

Fil Kadar Küçük (Small As An Elephant)


Jennifer Richard Jacobson, İthaki Yayınları

Çeviri : Anıl Ceren Altunkanat


Harika bir küçük kitap. Ansızın kendini parasız, telefonsuz, aç ve yapayalnız bulan 11 yaşındaki cesur Jack'in macerasına bayıldım. Uyumayıp kitabı okudum okudum... Sonunda gözlerim doldu, çok güzel bir kitaptı.




18 Nisan 2015 Cumartesi

Minyatürcü (The Miniaturist)

Jessie Burton, Epsilon Yayınları

Çeviri : Cem Şancı


Genç Nella'yı Amsterdamlı tüccar Johannes ile evlendirirler. Kocasının ilgisizliğinden ve görümcesi Marin'in huysuzluğundan bunalan Nella dikkatini düğün hediyesi minyatür dolabına yöneltir. Dolabını döşemek için posta yolu ile bir minyatürcüye sipariş veren Nella'ya kehanet gibi parçalar gelir.

Kitap bir yandan minyatürcü hadisesinin peşinden giderken beri yandan 17. yüzyıl Amsterdamını anlatıyor ve bu kısımları okuması pek zevkli. Şehirde ticaretin nasıl işlediği, tüccarların hayatı, Amsterdam'da yaşam pek canlı tasvir edilmiş. Okurken sokaklarda gezdiğinizi hissettiren atmosferik kitaplardan.

Sevdim ama sonunda birazcık meh dedim, ee yani dedim. Özellikle Amsterdam şehrine hayransanız okuyun bence mutlaka, şehrin tarihini ve ticaret hayatını biraz tanımak için.





17 Nisan 2015 Cuma

Bitmeyecek Öykü (Die Unendliche Geschichte)

Michael Ende, Kabalcı Yayınları

Çeviri : Saadet Özkal


Harika bir roman Bitmeyecek Öykü. Kahramanımız Bastian Balthasar Bux, okuldan eve dönerken ona pusu kuran zorba çocuklardan kurtulmak için bir antika kitap dükkanına sığınır. Dükkanda kitapçının okuduğu Bitmeyecek Öykü isimli kitap onu cezp eder. Kitabı çalıp dükkandan kaçan Bastian okula geri dönüp çatı arasına gizlenir ve kitabı okumaya başlar.

Kitap, Fantazya diyarında olanları anlatmaktadır. Fantazya tehlikededir, Çocuk İmparatoriçe hastadır, hastalığına derman bulmak için genç savaşçı Atreju'yu büyük arayışla görevlendirir ve tılsımlı mücevher AURYN'i de Atreju'ya verir.

Bastian, kendi hayatı ile karşılaştırarak kitabı okurken biz de ona ve Atreju'nun şahane maceralarına eşlik ederiz. Hem Bastian'ın kitabı okumasını hem de okuduğu kitabı okuruz yani. Ve nefis bir şekilde, Bitmeyecek Öykü kitabı, Bitmeyecek Öykü kitabında anlatılan Atreju'nun macerasında ortaya çıkar. Bu döngüye müdahale eden Bastian kendini Fantazya'da, okuduğu kitapta anlatılan diyarda bulur.

Bayıldım, ne muhteşem bir hayal gücü!





29 Mart 2015 Pazar

Kapan (Stone Bruises)

Simon Beckett, İthaki Yayınları

Çeviri : Aslıhan Kuzucan


Simon Beckett'in İthaki'den çıkan ve bir adli antropologun karanlık maceralarını anlattığı David Hunter serisi şahanedir. Dolayısıyla bu kitabı alırken, yeni bir hikaye olduğunu bilsem de beklentim yüksekti ancak büyük hayal kırıklığı yaşadım.

Sean bir kaçak, neden kimden kaçtığını bilmiyoruz. Fransa'da arabasının benzini bitince yola yayan devam ederken bir kapana basıp yaralanıyor. Sean'u bulan kadın adamı çiftlik evine götürüp tavana arasına kilitliyor. Bundan sonra evdekilerin tuhaf ilişkileri ve Sean'un nasıl kurtulacağı üzerine roman devam ediyor. Sevmedim, sıkıcı buldum.




Zorba (Vias ke politia tou Alexi Zorba)

Nikos Kazancakis, Can Yayınları

Çeviri : Ahmet Angın


Zorba çok daha fazla seveceğimi düşündüğüm bir romandı, ne olsa bir efsane. Anthony Quinn'in sirtaki oynadığı film sahnesiyle aklımıza kazınmış. Kitaptan çok coşkulu etkileneceğimi sanmıştım ama öyle olmadı.

Yazarımız Girit adasına gitmek üzere Pire'den yola çıkarken Aleksi Zorba ile tanışır. Adamın sıcaklığından, kalenderliğinden etkilenince, linyit madeninde çalışması için Zorba'yı da Girit'e götürmeyi kabul eder. Yazarın ve işçinin dostluğu böylece başlar.

Hayatı dibine kadar yaşayan Zorba'nın bulunduğu her sayfayı okumak zevkliydi. Ancak yazarın kendi kendiyle hesaplaşmalarını; yaşam, ölüm ve sair konular üzerine hezeyanlarını dile getirdiği kısımlarda içim sıkıldı. Üzgünüm. Ben salt Zorba'dan inciler, hayat dersleri okumak istemiştim.





24 Mart 2015 Salı

Hepimiz Tamamen Kendimizi Kaybettik (We Are all Completely Besides Ourselves)

Karen Joy Fowler, Aylak Kitap

Çeviri : Niran Elçi


Benim için okuması zor bir kitaptı. Hikayeyi bize Rosemary anlatıyor, tam ortasından başlayarak. Geçmişe geri dönüşlerle ailesini sarsan olayları öğreniyoruz. Kız kardeşi kayıp, erkek kardeşi ise evi terk etmiş. Rosemary yavaş yavaş bize olanları anlatıyor. Ben okumak için kendimi zorluyorum. Ama kitabın sonunda allak bullak oldum yemin ederim. Kitabı sevmedim ama finalinden etkilendim yine de. Of.





23 Mart 2015 Pazartesi

Trendeki Kız (The Girl on the Train)


Paula Hawkins, İthaki Yayınları

Çeviri : Aslıhan Kuzucan


İthaki'nin etkin bir kampanyayla tanıttığı, pek güzel de bir cilt yaptığı Trendeki Kız'ı çıkar çıkmaz alıp okudum.


Kahramanımız Rachel, boşanmasının ardından bir türlü kendini toparlayamamış. Her gün işe gider gibi trenle Londra'ya gidip gelirken eski kocasının yeni karısıyla oturduğu evi görüyor. Bir de hiç tanımadığı çekici bir çifti gözlüyor. Kafasından bunlara hikayeler yazıp çok mutlu bir hayatları olduğunu düşünüyor.


Bir gün Rachel çok içtikten sonra kendini kan revan içinde ve dün geceyi tamamen unutmuş olarak buluyor. Çok geçmeden de gözetlediği güzel kadının öldüğü haberi patlıyor.


Güzel bir kitap ama o kadar tantana kopartacak kadar da değil.






22 Mart 2015 Pazar

İstanbul İstanbul

Burhan Sönmez, İletişim Yayınları


Beklediğimden farklı çıktı bu kitap. Bir hücrede 4 kişi, öğrenci Demirtay, Berber Kamo, Doktor ve Küheylan Dayı birbirlerine hikayeler anlatarak, hayal kurarak hayatta kalmaya çalışıyorlar.beri yandan dayaklar yemeye de devam ediyorlar.Zor bir kitap. Bende çok yer ettiğini de söyleyemeyeceğim.



9 Mart 2015 Pazartesi

Hafif Bir Akıl Tutulması (A Slight Trick of the Mind)


Mitch Cullin, Labirent Yayınları

Çeviri : Zeynep Ünal


Labirent Yayınları sadece polisiye basan, nadide ve harikulade bir yayın evi. Polisiye okurlarına Labirent Yayınları kitaplarını gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Elimizdeki kitaba gelince, polisiye edebiyatın en meşhur kahramanlarından Sherlock Holmes hakkında bir romanla karşı karşıyayız. Sherlock feci yaşlanmış, iki elinde iki bastonla yürüyebiliyor. O harika hafızası adama oyunlar oynamakta, cebinden çıkardığı şeylerin ne olduğunu anımsamıyor, bir odaya neden gittiğini hatırlamıyor. Kitabımız, meşhur dedektifin bu yaşlılık günlerindeki hezeyanlarını anlatıyor. O yüzden bu kitaba polisiye demek ne derece doğru bilemedim. Yani kitapta geri dönüşlerle, Sherlock'un geçmişte karşılaştığı ve etkilendiği bir kadının öyküsünü okuduğumuz yerler var. Burada sandım ki polisiye durumlar olacak, yok o da olmadı. Sherlock'un yaşlı haliyle Japonya'ya yaptığı seyahat, dönüşte arı kovanları ile ilgilenmesi, derken trajik bir olay ve kitap bitti.

Yani kitabın amacını anlamadım ben. Amaç bir zamanların büyük adamının dokunaklı ihtiyarlık günlerini anlatmaksa; Sherlock'un acıklı yaşlılığını okumak istemezmişim ben, keşke daha önceden düşünseydim bunu.


Kitabın filmi de çekilmiş, Ian McKellen oynuyor Holmes'u.






8 Mart 2015 Pazar

BAKELE


Sezgin Kaymaz, April Yayıncılık


Sezgin Kaymaz'ın yeni yayın evinden çıkarttığı ilk kitabı, yazarın öykü seçkisinden oluşuyor. Öykülerin bir kısmını Sezgin Kaymaz'ın Facebook sayfasında okumuştum. Daha sonra sayfada öykü yayınlanmayacağı duyuruldu, belki de bu kitap basılacağı içindir.


Kitap 198 sayfa, yani benim zevkime göre çok kısa. Öyküler çok tatlı. Sezgin Kaymaz'ın kendine has, fantastik demek istemiyorum, büyülü gerçeklik üslubuyla yazdığı her satırı okumak çok zevkli. Bence kitabın tek kötü yanı çok çabuk bitmesi.


Şimdi heyecanla Sevinç Kuşları üçlemesinin finalini bekliyoruz ustadan.

Burada da Tempo Dergisinde yayınlanmış, Sezgin Kaymaz'dan okuma önerileri bulunuyor. Çok güzel bir liste.





1 Mart 2015 Pazar

Narnia Günlükleri - Aslan, Cadı ve Dolap (The Chronicles of Narnia The Lion, The Witch and the Wardrobe)


C.S. Lewis, Doğan Egmont Yayınları

Çeviri : Müfit Balabanlılar


Aslan, Cadı ve Dolap; Büyücünün Yeğeni'nden çok daha sonra gerçekleşen olayları anlatıyor. 2.Dünya Savaşı esnasında, Almanlar Londra'yı bombalarken taşraya gönderilen 4 kardeşin hikayesi bu kitap. Peter, Susan, Edmund ve Lucy; taşraya; yaşlı bir profesörün evine gönderilmiştir. Bu profesör ilk kitaptaki Diggory olsa gerek. Lucy evde oynarken, bir gardrobun içinden Narnia ülkesine geçer. Narnia'da kötü Cadı hüküm sürmektedir ve ülke sonsuz bir kışa mahkum olmuştur. Üstelik kış olmasına rağmen Noel hiç gelmez. Kardeşleri Lucy'e inanmasalar da, hep beraber Narnia'ya geçince kıza hak vermek zorunda kalırlar. Ve nihayet Aslan da Narnia'ya dönünce bahar gelmeye başlar. Böylece Narnia'nın iyi halkı ile Cadı ve yaratıkları arasında son kez savaş başlar.


İşte bu da hap gibi okunabilen bir çocuk kitabı. Genellikle bu seri için dini semboller ve atıflarda bulunduğu yazılagelmiştir ama ben sadece çocuk kitabı gibi okudum ve Edith Nesbit'in romanlarından aldığıma benzer bir tad aldım bu kitaptan.






Narnia Günlükleri - Büyücünün Yeğeni (The Chronicles of Narnia The Magician's Nephew)


C.S. Lewis, Doğan Egmont Yayınları

Çeviri : Müfit Balabanlılar


Narnia Günlükleri hep okumak istediğim bir seriydi. Geçen Pazar, evde şarap çarpmasından iyileşmeye çalışırken iki tanesini hap gibi yuttum. Çok kolay okunan akıcı bir kitap.


Kitap iki küçük arkadaşın, Diggory ile Polly'nin macerasını anlatıyor. Çocuklar, Diggory'nin hain dayısı Andrew'un yarattığı sihirli yüzükleri kullanarak başka evrenlere gidiyorlar. Buralarda yaşadıkları maceranın ardından kötü kalpli cadıyı peşlerinden sürükleyip Londra'ya geri dönüyorlar. Cadıdan kurtulmaya çalışırken, hepsi beraber Narnia ülkesinin kuruluş anına seyahat ediyorlar.


Kitap Narnia'nın varoluşunu, çocukların buradaki macerasını anlatıp, daha sonra okuyacağımız Aslan, Cadı ve Dolap kitabı için ön hazırlık yapıyor. Benim sevdiğim türden bir İngiliz çocuk kitabı diyebilirim. Çocuk kitabı sevenler kaçırmasın.





22 Şubat 2015 Pazar

Huzursuz Kemikler (The Unquiet Bones)


Melvin R. Starr, Ephesus Yayınları

Çeviri : İlker Sevinç


Cerrah Hugh de Singleton'ın ilk günlüğü.


Huzursuz Kemikler, Ortaçağ İngilteresinde geçen nefis bir roman. Kahramanımız ufak bir arazi sahibi şövalyenin küçük oğlu, dolayısı ile kendisine toprak kalmayacak olan genç Hugh. Hugh avukat veya rahip olmak üzere Oxford'da öğrenim görürken fikir değiştirip cerrah olmaya karar verir ve Paris'te eğitim aldıktan sonra Oxford'a dönerek hasta beklemeye başlar. İşleri kesat giderken, attan düşen Lord Gilbert'i  güzelce tedavi ederek adamın dikkatini çeker. Lord Gilbert, kahramanımızı Bampton köyündeki kalesine çağırır ve köyün hekimi olmasını ister. Böylece kahramanımızın maceraları başlayacaktır.


Hugh, Bampton'a yerleştikten kısa süre sonra, kalenin lağımlarında insan kemikleri bulunur. Herkes bu kemiklerin yakın zamanda kaybolan Sör Robert Mallory'e ait olduğunu düşünürken Hugh karşı çıkar. Böylece Lord Gilbert'ın emriyle kemiklerin gerçek sahibini ve cinayeti kimin işlediğini araştırmaya koyulur.


Kitabı çok sevdim çünkü Ortaçağ'da bir kasabanın işleyişi, insanların gündelik hayatı çok güzel anlatılmış. Kahramanımız sempatik ve olayı en ilkel yollarla çözmeye çalışıyor, doğal olarak elinde başka bir imkan yok. Yazarın dili çok sade ve akıcı, kitabın başlangıcında bulunan Ortaçağ terimleri sözlüğü de çok güzel.

Bu döneme ilginiz varsa özellikle bayılacağınız bir kitap.







8 Şubat 2015 Pazar

O (It)


Stephen King, Altın Kitaplar

Çeviri : Oya Alpar .


Altın Kitaplar, Stephen King'in efsane romanı O'yu "sansürsüz tam metin" diyerek yeniden yayınladı. Kitap tuğla gibi, 1212 sayfa. Bir haftada okudum. Lise çağlarımızda deli gibi okuduğumuz Stephen King kitaplarını bu devasa cildin üçte biri kadardı. Bu kitabın eski basımı 466 sayfa imiş! Yeni basım 1212 sayfa! İnanılır gibi değil! O zaman düşündüm ki, Altın Kitaplar, yıllarca bize kuşa dönmüş, parça pinçik kitaplar okutmuş. Agatha Christie'lerin kısaltıldığını farketmiştik, son yıllarda yeniden basılan Christie'ler daha volümlü. Şimdi de bu çıktı. Üzgünüm ama yıllarca Suveren kardeşlerin tercüme cinayetlerine kurban gitmişiz diye düşünüyorum. Şimdi okuduğumuz kitapların tam basımlarını bekleyip bir daha mı okuyacağız, nedir? Stephen King'in Mahşer romanını da sansürsüz olarak basmış Altın Kitaplar. Yahu daha önce aklınız neredeydi? İnanılır gibi değil dostlar.


Romana gelecek olursam, gerçek bir şaheser olduğunu düşünüyorum. Çok çok özet olarak, Maine'deki Derry kasabasına musallat olan bir kötülüğü anlatıyor romanımız. Yaz tatilinde bu kötülükle savaşan bir grup çocuk, 27 sene sonra tekrar ortaya çıkan O'nu durdurmak üzere bir kere daha bir araya geliyorlar.


Kitap kusursuz bir paralel kurgu ile işliyor. Yani böylesini ilk kez gördüm desem yeridir, adeta bir Francis Ford Coppola filmi gibiydi. Hikayede eş zamanlı olarak 1958 yazında ve 1985 Mayısında olup bitenleri okuyoruz. Her bir karakteri tanıyor, hepsiyle adeta arkadaş oluyoruz. Tempo hiç düşmezken merak duygusunu finale kadar devam ettirmeyi başarıyor yazarımız. Yeni çeviriye gelecek olursak, iyi ama göze çarpacak kadar imla hataları var. Bunu da tercümana değil yayınevine malediyorum. Altık Kitaplar'dan beklemediğim hatalar bunlar.


Sonuç olarak, korku-gerilim edebiyatını sevenlerin kaçırmaması gereken nefis bir eser, ben diğerlerini okuyana dek Stephen King'in en iyi sanırım bu.






2 Şubat 2015 Pazartesi

Son Tanık (The Last Witness)


Glenn Meade, Kırmızı Kedi Yaınevi

Çeviri : Ali Cevat Akkoyunlu


Glenn Meade'i, İkinci Dünya Savaşı döneminde geçen müthiş casusluk ve macera romanları ile sevdim. Sakkara'nın Kumları'nı okudum okuyalı, her kitabını alırım bu yazarın.


Son Tanık'ta günümüze gelip, Bosna Savaşı konusuna eğilmiş Glenn Meade. Dünyaca ünlü konser piyanisti Jan Lane, karısının gözleri önünde suikaste uğrayınca, eski bir savcı olan eşi Carla cinayeti araştırmaya başlıyor. Sonunda bu cinayetin Bosna Savaşı ile ilgili olduğunu keşfediyor. 20 sene önce Avrupa'nın ortasında yaşanmış bu vahşi, kanlı savaşta hiç hatırlamadığı ailesinin de yer aldığını, annesinin gizli günlüklerinden öğreniyor kahramanımız. Annesi Lana'nın kaleminden okuduğumuz kesitler çok çarpıcı. Her sayfayı ara vererek, kahrolarak okudum diyebilirim. Naziler'den sonra dünyanın verdiği sözü tutmaması ve aynı vahşetin tekrarlanması, kuşatma altındaki Saraybosna'da hayatta kalma mücadeleleri, toplama kampında yaşananlar beni mahvetti gerçekten.


Diğer Glenn Meade romanları gibi casusluk ve macera temasına sahip olmasa da, muhakkak okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Saraybosna'yı asla unutmamak ve insanoğlunun gücün peşinde kendini ne denli kaybedeceğini daima hatırlamak için. Bu arada, Kırmızı Kedi'nin, çeviriyi diğer Meade romanlarını tercüme eden Ali Cevat Akkoyunlu'ya teslim etmesine de 10 puan!







1 Şubat 2015 Pazar

Mucizeleri Saymak (Counting by 7s)


Holly Goldberg Sloan, Domingo Yayınları

Çeviri : Şiirsel Taş



Küçük Willow Chance'in annesiyle babası trafik kazasında ölünce, Willow yeryüzünde yapayalnız kalır. Pek normal bir kız değildir zaten, dahi derecesinde zeki, evin arka bahçesinde kendi botanik bahçesini yetiştiren, küçük tekerlekli bir bavulla dolaşan, bir tanecik olsun arkadaş edinebilmek için Vietnamca öğrenebilen bu kızın tek bir akrabası, bir tane dostu bile yoktur. Ta ki o meşum güne kadar. Willow ve etrafında ona yakın olan herkesin hayatı bu kazadan sonra değişecektir.


Bu küçük kitap adeta masal gibi, pek tatlı ve umut dolu bir dostluk ve sevgi öyküsü anlatıyor. Renkli karakterlerle dolu : Taksi şoförü Jairo, küçük Vietnamlı Mai ve annesi ile erkek kardeşi, kaybeden insan Dell Duke... Hepsini çok ama çok sevdim. Bir nevi büyülü gerçeklik romanı, iyilik yap iyilik bul tadında bir hikaye anlatan, pozitif enerji yüklü bir kitap.






25 Ocak 2015 Pazar

Gökteki En Parlak Yıldız (The Brightest Star in the Sky)


Marian Keyes, Artemis Yayınları

Çeviri : Zeynep Heyzen Ateş



Marian Keyes'in geçen sene okuduğum Amma Hoş Adam kitabını çok beğenmiştim. Hem eğlenceli hem dokunaklı idi. Gökteki En Parlak Yıldız ise azıcık hayal kırıklığı yaşattı, çünkü o eğlence kısmını bu kitapta bulamadım. Salt dram kısmı ağırlıkta idi.

Kitabımız Dublin'de Yıldız Yolu 66 numarada yaşayan insanların hayatlarının 60 gününü anlatıyor. Giriş katında genç çift Matt ve Maeve yaşıyor. Onların üstünde ihtiyar Jemima ve sevgili köpeği. Üçüncü katta iki hüzünlü Polonyalı göçmenle cüretkar ve de pervasız taksi şöförü Lydia oturuyor. En üst kat ise kararsız sevgilisinin peşinden koşmaktan yorulmuş, topuklu ayakkabısız gezmeyen 40 yaşındaki Katie yaşamakta.


Kitapta anlatılan 60 gün boyunca bu insanların hayatlarını, bir miktar da geçmişte olanları okuyoruz. Sonunda her şey ortaya çıkıyor. Sıkılmadan okunabilir ama ben biraz daha komedi öğesi isterdim bu kitapta.





Tek Ayağı Mezarda (One Foot In The Grave)

Jeaniene Frost, Artemis Yayınları

Çeviri : Mehmet Karaosmanoğlu


Gece Avcısı Serisi, 2.Kitap


İlk kitaptan 4 sene sonra geçen yeni macerasında, yarı insan yarı vampir kahramanımız "Kedicik" Catherine Crawfield, FBI'ın gizli bir biriminde ekip lideri olarak çalışmaktadır.  Emrindeki adamlarla vampir avlayan Kızıl Melek'in namı gece yaratıkları arasında alıp yürümüştür. Cat, çok güçlü bir düşmanı kızdırınca hayatı tehlikeye girer. Bones'un geri dönmesi kafasını daha fazla karıştırır. Eski günlerdeki gibi beraber çalışmaları mümkün müdür?


Ben seviyorum bu seriyi, şöyle Pazar günü yayılıp okunacak hareketli, aşklı meşkli hem de vampirli bir seri. Üstelik vampirlere yaklaşımı da yeterince saygın. Erotik unsurlar taşıyan "urban fantasy" türünü seviyorsanız kaçırmayın.








11 Ocak 2015 Pazar

Gölge Ateşi (Shadowfever)


Karen Marie Moning, Artemis Yayınları

Çeviri : Egemen Özkan


Ateş Serisi 5.Kitap



Ateş Serisinin son kitabı tuğla kadar, neredeyse 800 sayfa. Ve çevirisi berbat! Öyle ki, salt Epsilon'dan çıkan ilk üç kitapla değil, Artemis'ten çıkan serinin bir önceki kitabı ile bile çelisiyor. Yani Harry Potter okurken her ciltte o özel terimlerin; yazarın yaratığı dünyaya ait obje isimlerinin değiştiğini düşünün. Bir kitapta kaymakbirası, berikinde yağlıbira filan yazdığını düşünün. O denli kötü işte çeviri. Ay imla da rezalet, kimse okumadı mı bu kitabı basmadan önce, apostrofların bu denli feci kullanıldığı başka bir kitap okumamıştım. Bu sebeplerden dolayı kitabı okumak eziyete dönüştü.


Aslında kitap gerçekten zevkli ve akıcı, Mac artık 0.5 versiyona yükselmiş, yani alabildiğine güçlü bir savaşçı. Druid rahipleri, Jericho ve adamları, V'lane ve aydınlık Fae ile Sinsar Dubh peşinde son ölümcül savaşı veriyor. Kafayı seksle biraz fazla bozmuş gelebilir, habire Jericho öyle seksi, V'lane böyle seksi, seks seks seks muhabbeti geçiyor. Yapacak bir şey yok, ya bunu kabullenip bu seriyi okuyacaksınız, ya da seksli kitap istemem deyip Ateş Serisinden uzak duracaksınız.


Yazarın yarattığı fantastik Fae dünyasına inandım ben, bu dünyanın içine girebildim. Kahramanımızın Barbie bebekten Dominatrixe dönüşümünden de oldukça keyif aldım. Fae evreni ile yeryüzündeki gerçekliğimizin çarpışması ve dünyada yaşamın altüst olmasını okuma oldukça heyecanlı idi. Eğer adam gibi çevrilmiş olsa, çok daha zevkli bir okuma olacaktı Ateş Serisi.