25 Kasım 2014 Salı
Sisli Dağların Ötesinde (Beyond The Highland Mist)
Karen Marie Moning, Epsilon Yayınları
Çeviri : Özge Burçak Aydınalp
16.yüzyılda, İskoçya'da pek cesur ve yakışıklı bir Lord yaşarmış, bu adamın yatakta periler kraliçesini bir baştan çıkarttığı ama asla kimselere aşık olmadığı - bizzat periler kraliçesi tarafından- dile getirilince, peri kral çok kızmış ve karısını baştan çıkartan adamdan intikam almak için, günümüzden bir kadını geçmişe getirip Lord'un başına salmış. Tabii Lord bu modern kadına anında aşık olmuş, Adrienne ise yakışıklı erkeklerden nefret ettiği için Lord'u peşinden koşturmuş da koşturmuş.
Beyaz dizinin fantastik öğelerle karışmış bir versiyonu. Meraklısına bu minvalde başka romanları da var yazarımızın. Günümüzden bir genç kadın geçmişe gidip İskoç lordla aşk yaşıyor. Buna da İskoçyalı Serisi diyoruz:))
Meraklısına...
22 Kasım 2014 Cumartesi
ECEL
Funda Özlem Şeran, İthaki Yayınları
Üniversite 2. sınıf öğrencisi Ece'nin annesi Ece'yi doğururken; babası daha da önce ölmüştür. Ece tam bir despot olan anneannesi ile yaşamaktadır. Hamiyet Hanım'ın Ece'yi hanım hanımcık bir ev kızına çevirme çabaları daima boşa gider, çünkü Ece, İstanbul'da faaliyet gösteren cin itlaf ekiplerinin Anadolu yakasında savaşan cevval bir üyesidir. Evet, Ece çok başarılı bir öcü avcısıdır. Takım arkadaşları Ziya ve Jesse ile, Anadolu yakasındaki cin vukuatlarının peşinde koşan ekibin bir üyesidir.
Kitap müthiş bir sahneyle açılıyor, Ece'nin üç metrelik yeşil bir cinle savaşına tanık oluyoruz ilk sayfalarda. Bu savaşta öncelikle yapılması gereken Besmele çekip Felak suresini, Nas suresini ve Ayetel Kürsi'yi okuyup; dökümlü bıçak ve mermilerle var gücünüzle cine girişmek. Bu Felak ve Nas surelerini okuma hadisesi ilk başta beni gülümsetti, çünkü bunlar her gün annemin ezberlememi söylediği ve sağolsun arkamdan okuyup üflediği dualar. Fakat Ece ve diğer öcü ekibi salt dualarla savaşmıyor. Alabildiğine kanlı, gırtlak gırtlağa bir savaş söz konusu öcü avcıları ve cinler arasında.
Kitap asıl olarak öcü avcılarımızın karşılaştığı büyük bir belayı takip ediyor. Bizzat avcılardan bazıları bir cin tarafından öldürülüp birer zombiye dönüştürülmüştür. Bu olayı çözmek için ellerinde piramit şeklinde tuhaf bir muskadan başka ipucu yoktur. Beri yandan Ece ile ekip arkadaşları; Gülşen hanımın ailesine musallat olan cini defetmekle görevlendirilmiştir. Kahramanlarımız iki olayı çözmeye çalışırlar. Ece'nin bu esnada devam etmesi gereken okulu, geçmesi gereken sınavları vardır.
Kitapta aksiyon, heyecan bir an olsun durmuyor. Neredeyse 600 sayfayı, sular seller gibi bayıla bayıla, zevkle okudum. Ve size kesinlikle iddia ediyorum, kitabın son sayfasını okuduğunuz an, devamı yok mu diye inleyeceksiniz:)
Yerli işi öcü filmleri bize komik gelir hani, kitabı okurken başta belki Felak suresini okuyup cinlere girişmeleri ya da zombi görünce tekbir getirmeye başlamaları sizi gülümsetebilir. Ama bir süre sonra bunlar gerçekten doğru gelmeye başlıyor, kahramanlarımız dualarını edip zemzem suları püskürterek kanlı mücadelelerine giriştiklerinde nefesiniz kesiliyor.
Ece'nin dediğim dedik anneannesi Hamiyet hanım kitapta iz bırakan tiplerden. Cin savaşlarının orta yerinde, "neredesin, geç kaldın" diye telefonda azarlanan Ece'nin hali unutulmaz. Cinlerin korkutamadığı bu cesur kız anneannesinden köşe bucak kaçıyor.
ECEL ilk çıktığı günden beri okumak istediğim bir romandı ve kesinlikle hayal kırıklığına uğramadım. Sevgili Funda Özlem Şerkan'a sormak istiyorum, acaba devamı gelmeyecek mi bu romanın?
Fantastik ve macera severler kaçırmasın:)
15 Kasım 2014 Cumartesi
İstanbul'da Kedi
Gündüz Vassaf, Yapı Kredi Yayınları
Şiir hiç hakkını veremediğim bir tür. Gelgelelim söz konusu kedi külliyatı olunca, hiç düşünmeden aldım İstanbul Kedileri'ni.
Aslında kedilerin tarihte ve Istanbul'da varoluşlarını anlatan bir kedi kitabı bu, ancak manzum şekilde yazılmış. Istanbul'un kedi şehri olarak lanse edilip şehirde muazzam bir turizm kampanyası başlatılmasını hikaye ediyor. Bu fantaziyi anlatırken de geçmişe uzanıp kedilerin dünya tarihindeki yerinden başlayıp Istanbul kedilerine kadar getiriyor lafı.
Su gibi okunan bir eser, kedi çizimleri ve desenleriyle bezeli.
Kediseverlere tavsiye ederim.
kitabın açılış sayfası:
9 Kasım 2014 Pazar
Karanlık Ateş (Darkfever)
Karen Marie Moning, Epsilon Yayınları
Çeviri : Aylin Kalav
Ateş Dizisi, 1.Kitap
Kahramanımız MacKayla, derdi günü elbisesine uygun oje sürmek olan, sarışın kokoş bir genç kızdır. İrlanda'ya üniversite okumaya giden ablası feci şekilde öldürülünce hayatı altüst olur. Ablasının katilini bulmak için tek başına Dublin'e gelen Mac, İrlanda'nın gizemli ve tekinsiz sokaklarında hiç bilmediği bir dünyaya girmek zorunda kalır.
Karanlık Ateş bizi Kelt mitolojilerine dayanan fantastik bir dünyayı anlatıyor. Bu dünyaya Fae, yani periler alemi hükmeder. Aydınlık ve Melun peri krallıkları, Karanlık Kutsal Emanet'in peşindedir. Melunlar insanları öldürürken, Aydınlıklar da onları seks için kullanır. Yani al birini vur ötekine. Kahramanımız da insan kılığında Dublin'de dolanan Fae'lerin gerçek yüzünü görebilen bir Sidhe kahini olduğunu keşfeder.
Çok rahat okunan çıtır çerez, zevkli bir kitap. Dublin zaten mükemmel bir atmosfer sağlıyor bu tarz bir maceraya. Komik yerleri de var romanın, Ölümcül Seks perisiyle karşılaşan Mac'in kendinden geçip donlarını fora etmesi, pek bizim fantastik kitaplarda karşılaştığımız türden aksiyonlara benzemiyor. O yüzden chick lit fantastik de diyebiliriz bu türe.
Kitabın başına Fae dünyasıyla alakalı terimlerin açıklamalarını koymuşlar. Biraz karışık geliyor ama korkmayın. Macera ilerledikçe Mac ile beraber öğreniyoruz neyin ne olduğunu.
Seriye kesinlikle devam edeceğim.
2 Kasım 2014 Pazar
Kısas
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Sevinç Kuşları - 2.Kitap
Sağolsun, Sezgin Kaymaz, yana yakıla beklediğimiz üçlemenin ikinci bölümünü bizi üzmeden yayınladı. Deccal'in Hatırı Şubat'ta çıkmıştı sanırım; Kısas da Ekim'de geldi. Yayınlandığını görünce hemen alıp okuduğumu söylemeye gerek yok herhalde:)
Kısas, Deccal'de hikayenin kaldığı yerden devam ediyor. Bu yüzden ilk kitabı okumak şart. Hikayeye eklenen yeni karakterler var:
Tabii ilk kitaptan bildiğimiz canım, en sevdiğim dahi doktor Veysel, Celil & Hayri ikilisi, Zila ve İrfan bebek; kıçı ayrı başı ayrı oynayan tikli Kübra teyze, Berna bacımız maceralarına devam ediyorlar Kısas'a. En önde de ölü gözlü ve hareketinin esrarını çözemediğimiz Deccal Ağa gidiyor. Doktor Veysel'e dua etsin Deccal Ağa:)
Anlatmalara doyamıyorum bu kitabı. Üçlemenin finalini ise hayal bile edemiyorum.
İyi ki varsın Sezgin Kaymaz.
Ve kaçınılmaz olarak " Ay nasıl bi adamlarsınız siz anam?"
26 Ekim 2014 Pazar
Kanlı Kızıl Baron (The Bloody Red Baron)
Kim Newman, İthaki Yayınları
Çeviri : Cihan Karamancı
Dracula Günlükleri ikinci kitap.
Kanlı Kızıl Baron, Dracula Günlükleri'nde anlatılan olaylardan 30 sene sonrasında başlıyor. İngiltere'den kaçan Karanlık Lord, bu sefer Kayzer ile yakınlaşmış ve Almanlarla birlik olup Birinci Dünya Savaşını başlatmıştır. Savaşın en civcivli zamanında, her iki taraf göklerin hakimiyetini ele geçirmek için mücadele etmektedir. İttifak Devletlerinin elinde korkunç bir silah vardır, Kızıl Baron olarak bilinen meşhur pilot Manfred von Richthofen. 80'den fazla uçağı tek başına düşürmüş bu efsane asker, savaşın gidişatını değiştirebilecek kudrete sahiptir. Gizli ve çok nüfuzlu bir İngiliz örgütü olan Diyojen Kulübü, Mata Hari'den Alman Hava Birliği hakkında bir şeyler öğrenir. Bunun üzerine Teğmen Edwin Winthrop'u Alman hava kuvvetlerinin ve tabii Baron'un konuşlandığı Malinbois şatosunda dönen dolapları öğrenmek üzere görevlendirirler. Winthrop şatonun ve pilotların esrarını keşfetmeye çalışırken, savaşın bütün acımasızlığına ve gaddarlığına da şahit olur.
Kim Newman, vampirlerle insanların beraber yaşadıkları, birlikte savaşıp öldükleri alternatif dünyasını mükemmel yaratmış. Milyonlarca insanın öldüğü Birinci Dünya Savaşı'nda, vampirler de kırılgan ölümsüzlerden başka bir şey değiller ve gümüş mermiler ile onlar da yok oluyorlar. Gerçek kişiler kurmacaya çok güzel yedirilmiş. Edgar Allen Poe, kaçınılmaz olarak bir vampir ve Kızıl Baron'un kahramanlık öyküsünü yazmaya çalışıyor. Gencecik Levazım Bakanı Winston Churchill, viskisini kanlı seviyor artık. Ve herkes, dünyanın kaderini belirleyecek bahar taarruzunu bekliyor.
Kanlı Kızıl Baron, Birinci Dünya Savaşı esnasında geçen bir vampir romanı. Hem de tarihi bir roman. Özellikle de pilotların yaşadıklarını -vampir de olsalar- müthiş anlatmış. İlk romandan tanıdığımız kızıl saçlı gazeteci Kate de bir harika. Ben çok zevkle okudum bu kitabı.
ARKA KAPAK
19 Ekim 2014 Pazar
Cadıbulan İblisseli'nin Şafağı (Witchfinder Dawn of the Demontide)
William Hussey, İthaki Yayınları
Çeviri : Ulaş Apak
Cadıbulan Üçlemesi, birinci kitap.
Kahramanımız Jake 15 yaşında kendi halinde bir öğrencidir. Kendini bildi bileli fantastik çizgi romanlar okuya okuya bu konuda adeta uzman olup çıkmıştır. Bir okul dönüşü korkunç bir iblisin saldırısına uğrayınca, o hayallerindeki dünyanın aslında gerçek olduğunu farkeder. Dünya iblisseli tehdidi ile karşı karşıyadır, tabii Jake bunu önlemek için serüvenin içine dalar.
Gençler için yazılmış bir üçleme imiş bu. Ben çok sevemedim açıkçası çünkü yazarın alemine giremedim, o dünyayı kafamda kuramadım, mantığını çözemedim. Böyle olunca da kitaba uzak düştüm sanırım. Yani o cadı - iblis dünyası daha detaylı açıklansa, kafamda bir mantığa oturtabilsem severdim belki.
Şimdilik bu serinin devamını okumayı düşünmüyorum.
ARKA KAPAK:
12 Ekim 2014 Pazar
Monogram Cinayetleri (The Monogram Murders)
Sophie Hannah, Altın Kitaplar
Çeviri : Çiğdem Öztekin
Bir Hercule Poirot polisiyesi.
Yıllar sonra, Agatha Christie'nin mirasçılarının onayladığı yeni bir Poirot macerasının yayınlanacağını ilk duyduğumda epey şaşırmıştım. Yani, kim cesaret edebilir ki buna? Poirot efsanedir, Christie klasiktir, bir klasiği kim tekrar yazmaya cüret edebilir?
İşte Sophie Hannah bu cüreti göstermiş, Christie'nin yasal mirasçıları da onun romanını pek beğenmişler ve yayınlanmasına izin vermişler. Ben de çıkar çıkmaz aldım, ama ancak bu haftasonu okuyabildim.
Kitabı beğenmedim, okurken çok içim sıkıldı hatta. Poirot bizim bildiğimiz Poirot gibi değil. Ne yumurta kafası, ne bakımlı bıyıkları, ne cilalı rugan pabuçlarının lafı geçti. Normalde alışık olduğumuzdan çok daha fazla Fransızca konuşuyordu, bir de doğru düzgün bir ipucu olmadan, hissi kablel vuku ile çözdü cinayeti. Halbuki Poirot'nun her zaman çok zekice, bizim gözden kaçırdığımız bir delili olur; minik bir boya kavanozu, bir tırnak makası, bir çivi, yarısı yanmış bir mektup...Bu kitapta o yok. Olayın kendisi zaten sıkıcı, yani aman cinayeti kim işlemiş diye merak edemiyoruz. Genellikle Poirot'nun araştırdığı olayda illa yakınlık duyduğumuz bir karakter olur, fettan kızıl saçlı bir kadın, ciddi esmer zeki bir genç kız veya Hindistan'dan gelen albay gibi...Bu kitapta öyle bir karakter yok. Olay ilgi çekici değil, sebebi de çözümü de heyecandan yoksun.
Monogram Cinayetlerinde Poirot'ya, 32 yaşında Scotland Yard dedektifi Edward Catchpool eşlik ediyor. Kitaptan nefret etmeme en büyük sebep bu karakter. Ayyy, elime plastik banyo terliğimi alıp sabaha kadar dinlene dinlene dövmek istedim Catchpool'u. Cesede bakamayan, portrelerden korkan, taşkafalı bir dedektif. İmkanı yok yani dedektif olmasına.
Sonuç olarak kitabı oflaya puflaya bitirdim. Yani Poirot ile alakası yok, karakterin adını değiştir aaa bu bir Poirot macerası diyemezsin. Kendi başına da iyi bir polisiye değil. Sevmedim, tavsiye etmiyorum. Çok hayal kırıklığı yaşadım:(
28 Eylül 2014 Pazar
Dracula Günlükleri (Anno Dracula)
Kim Newman, İthaki Yayınları
Çeviri : Cihan Karamancı
Bram Stoker'ın vampir edebiyatını yaratan klasik romanı Dracula'nın finalinde, kahramanlarımız Van Helsing, Jonathan Harker, Arthur Holmwood ve Jack Seward ; karanlık lordu yok ederek Mina'yı vampirlikten, Londra'yı da Kont'un işgalinden kurtarırlar. Elimizdeki roman ise gizli arzularımıza kulak verip, ya Dracula kazansaydı diyor ve bu alternatif son üzerinden devam ediyor.
Dracula, yüzyıllardır ölmeyen Eflak prensi Voyvoda Tepeş; Londra'da Van Helsing'i yenilgiye uğratmış, dölleriyle şehri istila etmiş, Kraliçe Victoria ile evlenip tahta kurulmuş, ülkeyi yönetmektedir. Ekseri yeni doğmuş vampirler, sıcaklarla (dönüşmemiş insanlar) beraber bu yozlaşmış şehirde yaşamaktadır. Kimi önemli mevkilere gelmiş, çoğu birkaç damla kan uğruna fahişelik yapmaktadır. Gümüş bıçaklı bir katil, fahişe vampirleri öldürmeye başlayınca, hem insanlar tarafında hem de ölmeyenler arasında huzursuzluk baş gösterir. Kahramanımız Charles Beauregard, cinayetlerin peşinden koşarken, Kazıklı'dan bile daha kadim ve soylu vampir Genevieve ile işbirliği yapar. Bu esnada katilden "Karındeşen Jack" imzalı mektuplar gelmeye başlamıştır.
Dracula Günlükler, temel olarak BramStoker'ın yarattığı romandan ve vampir mitinden yola çıksa da, Victoria dönemine ait sayısız detayı, gerçek ve kurgu kişilikleri hikaye içinde pek çok kez kullanıyor ve kitabı okurken bunları keşfetmek çok zevkli! Sherlock Holmes'dan Mycroft'a; Oscar Wilde'den Billy The Kid'e sayısız karakter geçiyor sayfalardan. Atmosfer nefis, o sis basmış, fuhuşun, ahlaksızlığın diz boyu gittiği Londra sokaklarını yaşarcasına okudum ben kitabı.
Vampirlere, alternatif tarih romanlarına, Victoria dönemine merakı olanların kesinlikle kaçırmaması gereken bir roman!
26 Eylül 2014 Cuma
Kemik Atlası (Map Of Bones)
James Rolling, Pegasus Yayınları
Çeviri : Özber Çin
Bu kitabı hiç sevmedim. Çevirisini de beğenmedim. "Biz de bunu yapıyor olacağız" , "bilmem ne ediyor olacağız" böyle bir Türkçe var mı Allah aşkına? Kitabı kendimi sıkıp bitirdim, bitirince de gidip listemdeki büyün Pegasus kitaplarını sildim. Yani bilemiyorsun ki, misal Bir Genç Kızın (D)Evrimsel Keşifleri'nin çevirisi gayet güzeldi. Başka bir kitabı alıyorsun leş çıkıyor. Yoruldum.
Ne yazayım? İşte bulmaca çözüp ipucu peşinden dünyayı dolaşmalı bir macera romanı. Sanırım bu kahramanların maceralarının serisi var. Şahsen okumaya niyetim yok.
23 Eylül 2014 Salı
Ötekiler Arasında (Among Others)
Jo Walton, İthaki Yayınları
Çeviri : M.İhsan Tatari
Ötekiler Arasında'nın arka kapağını okuduğumda periler, büyücüler aleminde geçen bir roman sanmıştım. Sonra bambaşka bir şey çıktı. Kahramanımız Morwenna, Galler bölgesinde yaşayan genç bir kız. İkiz kardeşi, deli bir büyücü olan annesi yüzünden ölünce, Mori de yıllardır görmediği babasının yanına kaçıyor. Babası Mori'yi zengin İngiliz kızlarının okuduğu bir yatılı okula yazdırınca, diğer öğrencilerle kaynaşamayan Mori, teselliyi çok sevdiği kitaplarda buluyor.
Ötekiler Arasında, Mori aracılığı ile tüm fantastik edebiyata yazılmış bir güzelleme. Kitap sevgisi ve kitap okuma aşkına dair bir kitap. Mori deli gibi kitap okuyor. Kitap okumak için her türlü çareyi buluyor. Fantastik edebiyat ve bilim kurgu onun hayatı. Ömrümde kitap sevgisi ve okuma aşkıyla dolu böylesine bir roman okumamıştım. Bu açıdan Morwenna adeta "Uzunbacak Baba"nın Judy Abbott'ı (yani ben:) Tabii kitapta periler de var. Ama bunlar nedense hiç fantastik gelmedi bana. Belki kahramanımız Galler bölgesinden geldiği için, perileri görebiliyor olması, ufak tefek büyü yapabilmesi gayet normaldi benim için :)
Çok sevdim bu kitabı. En güzeli de, canım İthaki Yayınları, kitabın ekine Morwenna'nın okuduğu tüm romanların listesini koymuş. Türkiye'de yayınlanmışlarsa hagi yayınevinden basıldığını da yazmışlar. Böylece Morwenna'nın yutarcasına okuduğu, ağzı sulanarak bahsettiği kitapları biz de alıp okuyabiliriz. Teşekkürler İthaki :)
21 Eylül 2014 Pazar
Ölüm Makinesi (Gun Machine)
Warren Ellis, İthaki Yayınları
Çeviri : Samim Sakacı
Kahramanımız New Yorklu detektif John Tallow. Ortağıyla aldıkları bir çağrıya cevap verip, Pearl Caddesinde kalmış son asansörsüz binaya gidiyorlar. Burada kafayı tırlatmış çıplak ve silahlı adam Tallow'un ortağını vuruyor. Tallow da adamı vuruyor ve duvarda açılan delikten, tamamen şans eseri, apartmandaki bir daireyi keşfediyor. Daire baştan aşağı silahlarla dolu ve silahların her biri, son yirmi yılda işlenmiş faili meçhul cinayetlerle eşleşmekte! John Tallow, boyundan çok büyük bir davanın altında hem de tek başına kalakalıyor. Neyse ki, olay yeri incelemeden iki kafa dengi polis memuru Scarly ve Bat, John ile anlaşıyor ve davada çalışmaya başlıyorlar.
Ölüm Makinesi nefis bir polisiye, bayıldım! Yazarın dili çok zevkli, betimlemeler taze, karakterler tanıdık gibi. Olayı hem detektifin, hem de sadece Avcı olarak tanıdığımız katilimizin gözünden takip ediyoruz. Akıcı, heyecanlı, sapasağlam bir polisiye!
8 Eylül 2014 Pazartesi
Büyücüler (The Magicians)
Lev Grossman, Pegasus Yayınları
Çeviri : İlker Sönmez
Lise son sınıftaki kahramanımız Quentin, üstün zekası sayesinde Brakebills Büyü Eğitimi Üniversitesine kabul edilir. Quentin ömrü boyunca Fillory denen fantastik bir dünyada geçen kitap serisini okumuştur. Büyünün gerçekten varolması, onun hayallerinin gerçekleşmesi demektir. Böylece okula yazılır, arkadaşlar ve bir sevgili edinir. Güçlü bir büyücü olur. Ama hala mutlu değildir.
Enteresan bir kitap Büyücüler. Brakebills nasıl Hogwarts değilse, Quentin de kesinlikle Harry değil. Zaten korkak ve hatalarıyla yüzleşemeyen pısırık bir adam kahramanımız. Kötü bir şey olunca kaçıp saklanmak istiyor. Kendisini genellikle kolundan sıkıca tutup sarsmak istiyorsunuz. Yani bir macera kahramanı değil. Üniversite öğrencisi işte. Kitabın bir gerçekçiliği var. Yani uçan süpürgeler, kurbağa çikolatalar filan beklemeyin. Depresif bir roman bu, aynen bir türlü mutlu olamayan Quentin gibi. Sonunda, hayal ettiği fantastik dünyada hiç beklemediği bir savaşın içinde kendini bulunca, belki aynen bizim davranacağımız gibi davranıyor Quentin, duvar halılarının arkasına saklanıyor.
Kitabı hiç ara vermeksizin okudum. Son derece akıcı gitti. Söylemeliyim ki, kitap sizi alıp maceralarla dolu fantastik dünyalara götürmüyor. O tarz bir eser değil. O dünyalara gitmeyi hayal eden birinin gerçekten dileği kabul edildiğinde ne duruma düşebileceğini tasvir ediyor. Sanırım en iyi bu şekilde ifade edebilirim.
Bir kötü durum, kitabı İthaki değil Pegasus yayınladı. Bu yüzden de, aslında üçleme olan serinin devamı basılacak mı, hiç bir şekilde emin olamıyoruz.
Hayırlısı be gülüm!
7 Eylül 2014 Pazar
Amma Hoş Adam (This Charming Man)
Marian Keyes, Artemis Yayınları
Çeviri : Zeynep Heyzen Ateş
Kitapçıda gezerken önce o çılgınca pespembe kapağı sonra da kalınlığıyla dikkatimi çekti bu kitap. Bu romantik komedilerin tuğla kalınlığında olmasına pek alışık değiliz :) Yine de merak ederek aldım, pişman da olmadım.
Marian Keyes'i ilk kez okudum. Sophie Kinsella kategorisinde ancak belki bir tık üzerinde olduğunu söyleyebilirim. Kadınların adamlar yüzünden (bu kitapta tek adam) düştükleri komik durumların yanı sıra gayet ciddi alkolizm ve kadına şiddet temalarını da işliyor romanımız.
Olaylar 4 kadının etrafında dönüyor. Lola uçarı bir stil danışmanı. Sabah kalkıp 16 aydır beraber olduğu meşhur politikacı Paddy de Courcy'nin evleneceği haberini alıyor. Hem de başka bir kadınla. Yarı çıldıran Lola İrlanda taşrasında bir kasabaya kaçarken, gazeteci Grace ise Paddy hakkındaki gerçekleri öğrenmeyi kafaya takmış. Grace, Lola ile röportaj yapmak için uğraşmaya başlıyor. Grace'in kız kardeşi Marnie ise yıllar öncesinde kalmış ilk gençlik aşkı Paddy'i unutamıyor. Tabii bir de nişanlı hanım Alicia var. Kitap sırayla bu dört kadının yaşadıklarını anlatıyor.
Gayet rahat okunan, çok da boş olmayan bu kitabı sevdim. Çevirisini sevmedim ama elden ne gelir? (slov diye bir kelime mi türedi Türkçe'de?) Yazarın başka kitaplarını da okurum.
31 Ağustos 2014 Pazar
Zümrüt Yeşil (Smaragdgrün)
Kerstin Gier, Pegasus Yayınları
Çeviri : Firuzan Gürbüz
Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer - 3
Serinin son kitabı da ilk ikisi gibi bir çırpıda okunacak cinsten. Bu macerada artık bütün sırlar açığa çıkıyor. Saint Germain Kontunun kötücül emellerine engel olmaya çalışan kahramanlarımız hem hayatta kalmaya, hem de kronografın esrarını öğrenmeye çalışıyorlar. Bu esnada geçmişe gidip büyükbaba Lucas ile konuşan Gwendolyn, aile evinde gizlenmiş sırları da ortaya çıkarıyor. tabii bu da başına daha çok işler açıyor.
Okuduktan sonra unutulacak türden, hafifcecik, çıtır çerez serimizin son kitabı, ilk ikisini okuduysanız kaçınılmaz olarak okuyacaksınız benim gibi:)
Safir Mavi (Saphirblau)
Kerstin Gier, Pegasus Yayınları
Çeviri : Firuzan Gürbüz
Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer - 2
Bu serinin ilk kitabını okuyalı epey olmuştu, o yüzden devamını okumadan önce ilkine şöyle bir göz gezdirdim. (İlk kitap Yakut Kırmızı) Yalnız Pegasus serinin devamını basarken çok güzel ciltli kapaklar hazırlamış. Şimdi bendeki ilk kitap süklüm püklüm kalmışken, diğer iki volüm, ciltli ve pek havalı görünüyor. Serinin kapakları gerçekten çok güzel.
Bu ikinci macerada, Gwendolyn geçmişe seyahat edip son derece önemli suarelere katılıyor, üstelik doğru davranmayı, menuet dansı yapmayı ve yelpazesini gerektiği gibi kullanmayı da öğrenmek zorunda. Gideon ile ilişkileri karmaşıklaşırken, geçmişte Paul ve Lucy'nin yaşadıklarına dair yeni bilgiler öğreniyor. Üstelik çok sevdiği ölmüş büyükbaba Lucas ile yeniden karşılaşıp onunla sohbet ederek yapıyor bunu..
İlki gibi bir çırpıda okunan, hafif, çıtır çerez bir kitap. Eğleniyorum ben bu seriyi okurken.
30 Ağustos 2014 Cumartesi
Hobbit (The Hobbit)
J.R.R. Tolkien, Altıkırkbeş Yayınları
Çeviri : Esra Uzun
Yeni basım : İthaki Yayınları
Yüzüklerin Efendisi'ni yıllar sonra okuduğum gibi, Hobbit'i de uzun yıllar sonra ve de Yüzükler'den sonra okudum. Bendeki kitap 1997 senesi Altıkırkbeş baskısı. Bu baskıda Gollum, yüzüğe "kıymetlimisss" demiyor, "azizim" diyor. O sebeple İthaki baskısını denemekte yarar var diye düşünüyorum.
Hobbit, harikulade bir masal. Bilbo Baggins'in bir grup cüce ve büyücü Gandalf ile çıktığı hazine avını anlatıyor. Harikulade serüvenler, ejderhalar, elfler derken Bilbo, ona görünmezlik veren efsanevi güç yüzüğünü buluyor.
Kitabı o kadar tatlı ki, Hobbit'in film uyarlamalarını fazlasıyla abartılı bulduğumu söylemeliyim.
Klasik bir kitap, fantastik masalları sevenler kaçırmamalı.
![]() |
| Altıkırkbeş Baskısı |
![]() |
| İthaki baskısı |
Dresden Dosyaları 5.Kitap : Ölüm Maskeleri (Death Masks)
Jim Butcher, İthaki Yayınları
Çeviri : Ulaş Apak
Harry Dresden - Büyücü
Kayıp eşyalar bulunur. Paranormal soruşturmalar.
Danışma. Tavsiye. Makul Fiyatlar.
Aşk İksirleri, Bitmez Tükenmez Servetler, Partiler ya da Diğer Eğlenceler İş Kapsamı Dışındadır.
Canım İthaki Yayınları, tam ben yaz tatiline çıkmadan Dresden Dosyaları'nın 5.kitabını basarak büyük bir kıyak yaptı. Böylece son 2 macerayı arka arkaya okuma zevkini yaşadım:)
Bu maceramız, vampirlerin Kırmızı Meclisinden savaş lordu Ortega'nın Harry'e düello teklif etmesi ile başlıyor. Harry'nin bu kabuslardan fırlamış yaratıktan ödü kopsa da, olaylar öyle bir karışıyor ki, düello Harry'nin hayatındaki en önemsiz dert haline geliyor.
Hz İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra sarıldığı iddia edilen Torino Kefeni çalınıp Chicago'ya getirilmiştir. Peder Vincent, kahramanımız Harry Dresden'i kefeni bulmak üzere tutar. Ne var ki Harry'nin eski dostu Centilmen Johnny Marcone ve insanların ruhlarını ele geçiren Denaryalı iblisler de kefenin peşindedir.
Harry'nin bu macerasında 3. kitapta tanıştığımız Michael Carpenter geri dönüyor. Kutsal kılıcı ile iblislerle savaşan bir Haç Şövalyesi o. Michael'ın ustası Shiro da adeta bir efendi Yoda gibi oldukça etkileyici bir karakter çiziyor. Denaryalıların başı Nicodemus ise yeni kötü adamımız olarak hikayede yerini alıyor. Bir de vampire dönüşme iç güdüsü ile savaşan eski sevgili Susan var tabii.
İyi ile kötü; aydınlık ile karanlık arasındaki ezeli savaşı anlatan bu macerayı zevkle okudum. İnşallah arası uzamadan yeni maceraları çevirip yayınlar İthaki.
29 Ağustos 2014 Cuma
Dresden Dosyaları 4.Kitap : Yaz Şövalyesi (Summer Knight)
Jim Butcher, İthaki Yayınları
Çeviri : Ulaş Apak
Harry Dresden - Büyücü
Kayıp eşyalar bulunur. Paranormal soruşturmalar.
Danışma. Tavsiye. Makul Fiyatlar.
Aşk İksirleri, Bitmez Tükenmez Servetler, Partiler ya da Diğer Eğlenceler İş Kapsamı Dışındadır.
Çocukken yaz tatilinde en çok Jules Verne okumayı severdim. Son yıllarda ise tatilde deniz kenarında Harry Dresden'in maceralarını okumaya bayılıyorum.
Harry Blackstone Copperfield Dresden bir büyücü. Babası ona en meşhur sihirbazların isimlerini vermiş. Harry adı Potter'dan değil Houdini'den geliyor:) Kahramanımız Chicago'da kayıp eşya bulma, paranormal olay araştırma gibi hizmetler veriyor. Bu esnada şehrin altında ve üstünde varolan ve sıradan ölümlülerin farkında olmadıkları doğaüstü yaratıklarla uğraşmaktan da eksik kalmıyor tabii. Chicago ise vampirlerin, perilerin, trollerin, goblinlerin ve her çeşit Yok Diyar yaratığının cirit attığı bir şehir olarak gayet inandırıcı görünüyor.
Yaz Şövalyesi, serinin 4.kitabı. Bence şu ana kadarki en iyi kitap bu! Nefes nefese okunan bir fantastik macera yazmış Jim Butcher bu kitapta. Olaylar, perilerin Kış Kraliçesinin Harry'i ziyareti ile başlıyor. Yaz Kraliçesi Titania'nın şövalyesi öldürülmüş, periler aleminde herkes Kış kraliçesi Mab'i suçlamaktadır.ne olsa Yaz ve Kış ezeli ve ebedi bir mücadelenin içerisindedirler. Üstelik güç dengesinin değişeceği yaz gündönümü de yaklaşmaktadır. Kraliçe Mab, gerçek katili bulması için Harry'den yardım ister, karşılığında da kahramanımıza reddedemeyeceği bir teklifte bulunur. Böylece, Yok Diyar'da Yaz ile Kış arasındaki kudretli savaşı engellemeye çalışan kahramanımız serüvenin içine dalar.
Harikulade zevkli bir fantastik roman, soluk soluğa okudum. Çok sevdim bu macerayı. Harry Dresden serisine tam gaz devam ediyorum.
Serinin diğer kitapları için buraya:)
Cinayetin İllüzyonu (The Illusion of Murder)
Carol McCleary, Sayfa6 Yayınevi
Çeviri : Mine Atafırat
Kahramanımız Nellie Bly, gerçek bir kişilik. 1864 senesinde doğmuş, ilk ve en meşhur kadın gazetecilerden biri olmayı başarmış. kendine deli süsü verip bir akıl hastanesine kapattırmış ve hastane hakkında haber yapmış. Daha sonra da, Jules Verne'in ölümsüz eseri 80 Günde Devri Alem'den esinlenerek, dünya turuna çıkmış ve rekor kırarak 72 günde seyahati tamamlamış.
![]() |
| Nellie Bly |
Nellie dünya seyahatine üzerindeki tek elbise ile çıkmış. Seyahatte kolaylık olsun diye, yanına bir palto, birkaç iç çamaşırı ve temizlik malzemelerini taşıdığı ufak çantasından başka eşya almamış.
![]() |
| Nellie'nin seyahat kıyafeti. |
Kitabımız Nellie'nin bu meşhur seyahatini anlatıyor. Kahramanımız, Mısır'da pazar yerini gezerken bir cinayete tanık oluyor ve hem rekor kırarak geziyi tamamlamayı, hem de bu cinayetin esraını çözmeyi kafaya koyuyor. Yani gerçek bir karakteri alıp kurgusal bir maceranın içine sokmuş yazarımız. Bence fikir şahane çünkü Nellie nefis ve gerçek bir kadın kahraman. Viktorya çağında Mısır, egzotik uzakdoğu zaten romana eşsiz bir arkaplan sağlıyor. Yani o döneme ve firavunlar ülkesine merakınız varsa hoşuna gitmeyecek gibi değil bu kitap. Sadece biraz hafif bir roman, Nellie'nin hakkını verecek, daha sağlam, oturaklı bir eser beklerdim.
Sayfa6, yazarın bir Nellie Bly macerasını daha yayınlamış : Cinayetin Simyası. Onu da okuyacağım sanırım.
28 Ağustos 2014 Perşembe
Golem Ve Cin (The Golem and The Jinni)
Helene Wecker, Doğan Kitap
Çeviri : Can Yapalak
Golem ve Cin, 1899 senesi New York'unda yolları kesişen iki olağanüstü varlığın hikayesini anlatan harikulade bir roman. Golem, en kadim Yahudi büyüleri ile kilden yaratılmış, kalbi atmayan, saçı uzamayan ama düşünebilen, merak eden bir kadın. Cin; bin sene evvel uçsuz bucaksız çöllerde gezip camdan sarayını inşa eden ateşten bir varlıkken, son derece güçlü bir büyücü tarafından bir ibriğe hapsedilmiş bir adam.
Bambaşka iki kadim kültüre ait bu efsanevi yaratıklar, alabildiğine gerçek, hayat dolu, capcanlı New York kentinde karşılaşıyorlar. Golem, Yahudi mahallesinde yaşamakta. Cin ise Küçük Suriye'de. Gerçek benliklerini ustalıkla bulundukları çevreden gizlerken, birbirlerinin hakiki yaradılışını fark edip, tuhaf bir dostluk kuruyor kahramanlarımız.
Bu kitabı adeta zevkten dört köşe okudum, romanın merak duygusu, ne olacak hissi sonuna kadar devam ediyor çünkü. Sonlara doğru sabırsızlıktan gözlerim döndü, kitabı okumadım da yedim herhalde. Golem'in kendine hayat kurma mücadelesi, Cin'in geçmişte çöllerde başına gelenler ve bu ikisinin ait olmadıkları bir dünyada varoluş mücadelesi adeta nefis kesici. Üstelik mistik çöl hikayeleri, büyülü kervanlar, antik Yahudi büyüleri ve hikayelerle bezeli bu macera.
Şahane bir roman. Çok ama çok sevdim.
19 Ağustos 2014 Salı
Kaptanın Teknesi
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Kaptanın Teknesi bize Selen'in 3 gününü anlatıyor. Üniversite öğrencisi Selen ve can dostu Cavidan, kafa kızlar. Muhabbetleri harikulade, kesinlikle aralarına oturup o kankalığa katılmak istiyorsunuz. Müthişler. Bizim şahit olduğumuz üç günün ilkinde, Fonetik dersinde Selen Cavidan'a sataşır, dakikaları sayarken, tuhaf bir öğrenci giriyor sınıfa. Baştan aşağı siyahlar giymiş, gözleri sapsarı bu adama ilk görüşte aşık oluyor Selen. Sonraki üç gün, O'nunla her karşılaştığında olağanüstü işler geliyor başlarına. Adamın her nasılsa Selen'in hayallerindeki eve sahip olmasından tut, evlere şenlik rüyalara, neler görüyor neler Selen. Ve değişmeye başlıyor; o ketum, kimselere içini dökmeyen, sevmeyi bilmeyen Selen; ablasıyla sabahlara kadar ayıla bayıla dertleşip (lafın gelişi değil, patır kütür bayılıyorlar, nedenini bilmek için kitabı okumak gerek) annesini nasıl da sevdiğini anlıyor.
Peki kim bu kara giysili, sarı gözlü yabancı? O, bunları nasıl mümkün kılıyor?
Müthiş bir romandı Kaptanın Teknesi, benim için o iki kızın muhabbeti en güzel yanıydı. Bir de kitabın sonuna kadar hiç bitmeyen merak duygusu ve sürükleyiciliği harikaydı. Sayfalar rüzgar gibi geçti. En sevdiğim Sezgin Kaymaz romanlarından biri artık Kaptanın Teknesi.
17 Ağustos 2014 Pazar
Deccal'in Hatırı
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Sevinç Kuşları - 1.Kitap
Sezgin Kaymaz ne şahane yazıyor, nasıl nefis tipler yaratıyor sözcükleriyle zihnimizde. Ve bütün karakterleri, harikulade hikayesiyle nasıl da müthiş bağlıyor birbirine. Bayılıyorum Sezgin Kaymaz romanlarına, onun kitaplarını okumak çok büyük bir zevk benim için.
Deccal'in Hatırı, okuduğum toplam 7 Kaymaz romanından en farklı olanı. Bir kere bu romanda bizi kanırtarak ağlatan bir köpek yok. Yazarımızın o kendine has büyülü gerçeklik öğelerine de rastlamıyoruz bu hikayede. bambaşka bir roman Deccal'in Hatırı.
Olaylar, gece vakti şişle deşilen, yüzü gözü parçalanan, asitle yakılmış perişan haldeki bir fahişenin hastaneye yetiştirilmesi ile başlıyor. Başhekim Naim, kadıncağızla karnındaki bebeyi kurtarsın diye, dahi doktor arkadaşı Veysel'i çağırıyor hastaneye. Veysel, benim kitapta en sevdiğim karakter, Deccal'den bile çok sevdim bu ağzı bozuk, aşık, olağandışı yöntemlerle hastaları iyi eden, her aman diyene ikiletmeden yetişen deli dahi doktoru! Nitekim, söylene küfrede bebeyi kurtarıyor Veysel. Bu esnada olaya komiser Hayri de katılıyor, çünkü adli bir dava bu.
Kadını şişleyen pezevenkleri bütün alemlerin en gaddar, en kan içici babası Deccal ortalıktan kaldırıyor, gen haritalarından siliniyor adamlar, o derece. Komiser Hayri, Deccal'i ziyaret edince, bu tuhaf karakter de dahil oluyor hikayemize. Beri yandan, Veysel'in aile doktorluğunu yaptığı, o dolaylardaki tüm mahallelerin tapusunu elinde tutan, zengin mi zengin Teoman Kemani'nin oğlu intihar ediyor. Veysel aileyi ziyaret edince Kemani ailesi de karıştı mı olanlara? Allahım, ne şahane bir roman bu, nasıl yazıyor bu adam hissiyle okumaya devam ediyorsunuz böylece.
Deccal'in Hatırı, evet o çarpıcı Deccal ağanın, mafyanın, Ankara'nın, Doktor Veysel ve Doktor Naim'in, komiser Hayri ile Celil amirimin; bebek İrfan ile Seher'in, Berna'nın, Teoman Kemani ve ailesinin, Zila'nın romanı. Ama hepsinden öte AŞK'ın romanı bence Deccal'in Hatırı! Aşkı anlatan en güzel metinlerden birini kaleme almış Sezgin Kaymaz. Çarpıcı, harikulade bir roman! Büyülendim'
7 Ağustos 2014 Perşembe
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Harry Potter and the Prisoner of Azkaban)
J.K. Rowling, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Sevin Okyay - Kutlukhan Kutlu
EXPECTO PATRONUM!
İşte benim Harry Potter serisine vurulmam bu kitapla başlamıştır dostlar. Harry'nin üçüncü yılında maceralar birbiri ardına gelirken, kitabın harikulade kurgusu beni büyülemişti özellikle ilk okuduğumda.
Harry, Marge halayı balon gibi şişirip siniri burnunda evden kaçar hemen kitabın başında. Büyücü ve cadıların yardımcısı Hızır Otobüs yetişince Çatlak Kazan'a gidip yerleşir. Sihir Bakanı burada Harry'i beklemektedir. Harry, büyü kullandığı için cezalandırılmaz, aksine Bakan Fudge, Harry Çatlak Kazan'da kaldığı için memnundur. Bu esnada büyü dünyası, azılı katil Sirius Black'in Azkaban Hapishanesinden kaçtığı haberiyle çalkalanmaktadır. Üstelik, Harry'nin bilmediği bir sebepten, Sirius Black'in Harry'nin peşinde olduğunu düşünmektedir herkes.
Ron ve Hermione ile trene bindiğinde Harry'i başka bir nahoş sürpriz beklemektedir. Azkaban'ın gardiyanları Ruh Emiciler, Black'i aramak üzere trene binmişlerdir. Böylece Harry bu feci yaratıklarla karşılaşır ilk kez. Neyse ki Hogwarts'da güzel sürprizler de vardır; yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni Profesör Lupin; Harry'e Ruh Emicilerle nasıl başedeceğini öğretecektir. Fred ve George Weasley; Hogsmeade köyüne gidebilmesi için o efsanevi Çapulcu Haritasını vereceklerdir Harry'e. Hagrid ise Sihirli Yaratıkların Bakımı dersinin öğretmeni olmuştur. Çocuklar hipogrif Şahgaga ile tanışırlar. Şahgagacık, olayların tam ortasında yer alacağından habersizdir.
Azkaban Tutsağı mükemmel bir roman. Bu romanın olay örgüsü ve hikaye kurgusu kesinlikle Harry Potter serisine seviye atlatıyor. Tabii yine Harry, Ron ve Hermione ile beraber derslere giriyor; Quidditch maçından sonra Oliver Wood ile ağlıyoruz. Ayrıca Rowling'in kurduğu büyü dünyasına dair o rengarenk detaylar müthiş, Hogsmeade köyü sayesinde bu dünyaya dair pek çok detay öğreniyoruz. Benim için dönüm noktasıdır bu seride Azkaban Tutsağı.
Çeviri : Sevin Okyay - Kutlukhan Kutlu
EXPECTO PATRONUM!
İşte benim Harry Potter serisine vurulmam bu kitapla başlamıştır dostlar. Harry'nin üçüncü yılında maceralar birbiri ardına gelirken, kitabın harikulade kurgusu beni büyülemişti özellikle ilk okuduğumda.
Harry, Marge halayı balon gibi şişirip siniri burnunda evden kaçar hemen kitabın başında. Büyücü ve cadıların yardımcısı Hızır Otobüs yetişince Çatlak Kazan'a gidip yerleşir. Sihir Bakanı burada Harry'i beklemektedir. Harry, büyü kullandığı için cezalandırılmaz, aksine Bakan Fudge, Harry Çatlak Kazan'da kaldığı için memnundur. Bu esnada büyü dünyası, azılı katil Sirius Black'in Azkaban Hapishanesinden kaçtığı haberiyle çalkalanmaktadır. Üstelik, Harry'nin bilmediği bir sebepten, Sirius Black'in Harry'nin peşinde olduğunu düşünmektedir herkes.
Ron ve Hermione ile trene bindiğinde Harry'i başka bir nahoş sürpriz beklemektedir. Azkaban'ın gardiyanları Ruh Emiciler, Black'i aramak üzere trene binmişlerdir. Böylece Harry bu feci yaratıklarla karşılaşır ilk kez. Neyse ki Hogwarts'da güzel sürprizler de vardır; yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni Profesör Lupin; Harry'e Ruh Emicilerle nasıl başedeceğini öğretecektir. Fred ve George Weasley; Hogsmeade köyüne gidebilmesi için o efsanevi Çapulcu Haritasını vereceklerdir Harry'e. Hagrid ise Sihirli Yaratıkların Bakımı dersinin öğretmeni olmuştur. Çocuklar hipogrif Şahgaga ile tanışırlar. Şahgagacık, olayların tam ortasında yer alacağından habersizdir.
Azkaban Tutsağı mükemmel bir roman. Bu romanın olay örgüsü ve hikaye kurgusu kesinlikle Harry Potter serisine seviye atlatıyor. Tabii yine Harry, Ron ve Hermione ile beraber derslere giriyor; Quidditch maçından sonra Oliver Wood ile ağlıyoruz. Ayrıca Rowling'in kurduğu büyü dünyasına dair o rengarenk detaylar müthiş, Hogsmeade köyü sayesinde bu dünyaya dair pek çok detay öğreniyoruz. Benim için dönüm noktasıdır bu seride Azkaban Tutsağı.
****** SPOILER ALINTI ******
****** SPOILER ALINTI ******
6 Ağustos 2014 Çarşamba
Harry Potter ve Sırlar Odası (Harry Potter and the Chamber of Secrets)
J.K. Rowling, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Sevin Okyay
SIRLAR ODASI AÇILDI
VÂRİSİN DÜŞMANLARI. KENDİNİZİ KOLLAYIN.
Harry Potter serisinin ikinci kitabında artık çeviri Sevin Okyay'a emanet. (Teşekkürler edebiyat tanrıları!) Harry'nin de başı fena belada.
Yaz tatili sona ererken, Dursleyler'in evinde Harry'i ziyaret eden iyi kalpli ev cini Dobby, Harry'i, ikinci senesi için Hogwarts'a dönmekten caydırmaya çalışmaktadır. Dobby'nin başına ördüğü çoraplar sağolsun, Vernon enişte Harry'i odasına kilitler. Ama büyücülerin dünyasında, kilitli kapılar evden kaçmaya engel teşkil etmez! Ron ve ikizler Fred ile George, uçan bir Ford Anglia ile gelip Harry'i Weasleyler'in aile evi Kovuk'a kaçırırlar. Neyse, bizimkiler yine de okula giderken epey bir varta atlatırlar.
Okulda yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, evlere şenlik Gilderoy Lockhart kahramanlarımız beklemektedir. Ne var ki dertleri derslerden ibaret kalamaz. Efsanelerde, Hogwarts Şatosunda, kimsenin keşfedemediği Sırlar Odasında yaşadığı anlatılan korkunç bir canavar, ansızın ortaya çıkar ve öğrencilere saldırmaya başlar. Harry, Ron ve Hermione odanın esrarını çözmek ve canavarın izini bulabilmek için bir kez daha şatonun sonsuz koridorlarında, yer değiştiren merdivenlerinde koşturmaya başlarlar.
Sırlar Odası, çok güzel kitap. İlk kitabın tatlı çocuksuluğu burada da devam ediyor ama ürkütücü maceralar yaşıyor kahramanlarımız. Epey karanlık olaylarla dolu, hiç bir dakika sarkmayan temposuyla, okurken soluk soluğa serüven ve gizem peşinde koştuğumuz bir roman. Taa yıllar sonra, son kitapta karşımıza çıkacak bazı olayların ipuçlarını Sırlar Odası'nda bulmamız da, yazarımızın hikayesini ne mükemmel kurguladığını ispat ediyor.
İlk kitapla beraber pıt diye okunası:)
Çeviri : Sevin Okyay
SIRLAR ODASI AÇILDI
VÂRİSİN DÜŞMANLARI. KENDİNİZİ KOLLAYIN.
Harry Potter serisinin ikinci kitabında artık çeviri Sevin Okyay'a emanet. (Teşekkürler edebiyat tanrıları!) Harry'nin de başı fena belada.
Yaz tatili sona ererken, Dursleyler'in evinde Harry'i ziyaret eden iyi kalpli ev cini Dobby, Harry'i, ikinci senesi için Hogwarts'a dönmekten caydırmaya çalışmaktadır. Dobby'nin başına ördüğü çoraplar sağolsun, Vernon enişte Harry'i odasına kilitler. Ama büyücülerin dünyasında, kilitli kapılar evden kaçmaya engel teşkil etmez! Ron ve ikizler Fred ile George, uçan bir Ford Anglia ile gelip Harry'i Weasleyler'in aile evi Kovuk'a kaçırırlar. Neyse, bizimkiler yine de okula giderken epey bir varta atlatırlar.
Okulda yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, evlere şenlik Gilderoy Lockhart kahramanlarımız beklemektedir. Ne var ki dertleri derslerden ibaret kalamaz. Efsanelerde, Hogwarts Şatosunda, kimsenin keşfedemediği Sırlar Odasında yaşadığı anlatılan korkunç bir canavar, ansızın ortaya çıkar ve öğrencilere saldırmaya başlar. Harry, Ron ve Hermione odanın esrarını çözmek ve canavarın izini bulabilmek için bir kez daha şatonun sonsuz koridorlarında, yer değiştiren merdivenlerinde koşturmaya başlarlar.
Sırlar Odası, çok güzel kitap. İlk kitabın tatlı çocuksuluğu burada da devam ediyor ama ürkütücü maceralar yaşıyor kahramanlarımız. Epey karanlık olaylarla dolu, hiç bir dakika sarkmayan temposuyla, okurken soluk soluğa serüven ve gizem peşinde koştuğumuz bir roman. Taa yıllar sonra, son kitapta karşımıza çıkacak bazı olayların ipuçlarını Sırlar Odası'nda bulmamız da, yazarımızın hikayesini ne mükemmel kurguladığını ispat ediyor.
İlk kitapla beraber pıt diye okunası:)
*****AŞIRI SPOILER İÇEREN ALINTI *****
*****AŞIRI SPOILER İÇEREN ALINTI *****
31 Temmuz 2014 Perşembe
Harry Potter ve Felsefe Taşı (Harry Potter and the Philosopher's Stone)
J.K. Rowling, Yapı Kredi Yayınları
Çeviri : Ülkü Tamer
Harry Potter serisini ilki 2010 senesinde, 2 kere okudum. 2 hafta önce, bir kere daha okumak istedim, o dünyaya yeni baştan gidebilmek, Slytherin ile iki ders üst üstüste İksir'e girmek, Hupplepuff ile 3 nolu serada Bitkibilim'e koşturmak istedim. Son kitabı bayramın ikinci günü bitirdim. Hem de, bir kere daha, salya sümük ağlayarak:) Sonunda, çok uygun bir şekilde, Harry'nin doğumgününde yazı serisini başlatmak kısmet oldu:)
Harry Potter'ın annesi ile babası, Lily ve James Potter, karanlık büyücü Lord Voldemort tarafından öldürülür. Karanlık lord, henüz 1 yaşındaki bebek Harry'i öldürmeye kalkışınca, büyüsü seker ve Voldemort tüm gücünü kaybederek ortadan kaybolur. Minik bebeğin öldüren lanetten nasıl olup da kurtulduğunu kimse anlamamıştır. Tarih boyunca bu büyüden kurtulmuş olan tek kişidir Harry! Aydınlık tarafın lideri Albus Dumbledore, çocuğun yaşayan tek akrabası olan teyzesine bırakılmasını ister. Teyze, kocası ve onların Harry'den 1 ay büyük oğulları su katılmamış muggle'lardır, yani alelade, sihirsiz, büyü dışı insanlar. Vakit gelene kadar Harry onların yanında kalacaktır, sadece Dumbledore'un bildiği sebeplerden ötürü!
Harry 11 yaşına geldiğinde, kim olduğunu öğrenir: O bir büyücüdür ve Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na çağırılmaktadır. Ne olsa,daha doğduğu gün ezber edilmiştir onun adı. Böylece Harry, yanısıra biz, sihir dünyasına adım atarız. Büyücüler, dünyalarını biz sıradan insanlardan özenle saklamaktadır. Kendi okulları, kendi çarşıları, kendi sporları ve kendi savaşları vardır onların. Harry aslında doğuştan ait olduğu ama hakkında hiç bir şey bilmediği bu dünyayı keşfederken, yanında yeni dostları Ron ve Hermione olacaktır. Üç arkadaş, Hogwarts Şatosunun karanlık, upuzun, esrarengiz koridorlarında, kulelerinde, zindanlarında hayal edemeyecekleri maceralarla karşılaşırlar. Kızlar tuvaletine girmiş korkunç ifritler, 3 başlı köpekler, okulun dibindeki Yasak Orman, ne zaman serüven yaşamaya çıksan sakınmak gereken hademe Filtch bir kaçı sadece:)
Barındırdığı karanlık öğelere rağmen, ilk kitabın mükemmel bir çocuk romanı olduğunu düşünüyorum. Ülkü Tamer'in çevirisinin de bu yüzden kitaba çok uygun kanaatindeyim. Gelgelelim seri giderek daha karanlık bir hal alacağından, edebiyat tanrılarına şükürler olsun ki, Yapı Kredi diğer kitapları Sevin Okyay'a teslim etmiş. Onun harikulade çevirisi olmaksızın, bu kitaplar aynı etkiyi vermezdi, sanmıyorum. Kitabın dili su gibi akıp gidiyor. Beri yandan yazarımız yepyeni fantastik bir dünya meydana getirmekte ve yarattığı değişik kelimelerin Türkçe çevirileri için Sevin Okyay'a (ve Kutlukhan Kutlu'ya elbet) ne denli teşekkür etsek azdır. Onların bu dünyayı Türkçe'de yaratma çabaları göz ardı edilemez!
J.K. Rowling'in üslubu bence bir harika; benim en sevdiğim, cümle aralarına serpiştirilmiş minicik espriler, bayılıyorum onlara! Yarattığı dünya şahane; büyücü ve cadıların süpürge üzerinde oynadıkları popüler Quidditch sporu, kaçınılmaz olarak ejderhalar, o harikulade büyülü sözler (Wingardium Leviosa), hatta karakterlerin isimleri, bütün detaylar bu dünyayı mükemmel şekilde gerçek ve sihirli kılıyor.
Hayatta en sevdiğim kitaplardan Harry Potter. Okuyun, okuyun, okuyun! :)
İyi ki doğdun Harry Potter! Sağ kalan çocuk!
Alıntı **** SPOILER ****
**** SPOILER ****
8 Temmuz 2014 Salı
Pis Maymun (Bad Monkey)
Carl Hiaasen, Aylak Kitap
Çeviri : Algan Sezgintüredi
Kahramanımız derbeder detektif Andrew Yancy perk dertlidir. Komşu bahçeye dikilen devasa villa, karşısına kurulup rom içtiği nefis Florida manzarasının içine etmektedir çünkü. Bunun yanı sıra buzluğunda saklaması gereken kesik bir kol gibi başka ufak sıkıntıları da var tabii. Kolu denizden, turistleri balık tutmaya götüren bir tene çıkartmış. Neyse kolun sahibinin dul karısı ortaya çıkıyor da kahramanımız buzluktaki koldan kurtuluyor. Bir süreliğine. Mevtanın kızı, üvey anası olacak cadalozun, sevgilisiyle bir olup babacığını öldürmüş olduğunu ileri sürünce Yancy de bu çılgın maceraya katılıveriyor. İşin içinde bahama vudusu, korkunç bir büyücü kadın ve kötü huylu, pek yaramaz bir maymun da karışıyor haliyle.
Çok renkli, çok eğlenceli bir polisiye Pis Maymun. Eğlencesi bol, aksiyonu bol :))) Tiplerin hepsi birbirinden kaçık. Renkli ve değişik bir polisiye okumak isteyenlere tavsiye ederim:)
1 Temmuz 2014 Salı
Bir Genç Kızın (D)Evrimsel Keşifleri (The Evolution of Calpurnia Tate)
Jacqueline Kelly, Pegasus Yayınları
Çeviri : Gökçenur Şehirli
"Bir Genç Kızın..." diye başlayan romanlardan genellikle uzak duruyoruz değil mi? Güzelim ciltli kapağı ile gönlümü çelen bu kitap hiç de bayık bir genç kız romanı değil ama. Zaten kahramanımız da genç kız sayılmaz.
Calpurnia Virgina Tate, 1899 senesinde, babasının Teksas'daki pekan cevizi çiftliğinde yaşayan 12 yaşında bir kız. Callie'nin kendinden büyük 3 tane, ondan daha küçük de 3 tane erkek kardeşi var. Tabii tek kız olunca, annesinin hanım kadına ev işi derslerinin de tek hedefi Callie oluyor. Fakat kahramanımız civardaki nehirde yüzmeyi, çevresini gözlemleyerek doğada olup bitenleri incelemeyi daha eğlenceli buluyor haliyle. Bir gün ağabeyi Harry, Callie'ye güzel bir defter hediye ederek gözlemlerini buna not almasını söyleyince, Callie'nin önünde yepyeni bir dünya beliriyor...
Gözlemlerini yazmaya başlayan Callie, yaşlı ve aksi büyükbabanın dikkatini çekiyor. Büyükbaba evdekilerle pek haşır neşir olmayan, herkesin ürktüğü bir tip. Meğersem laboratuvarına kapanmış, pekan cevizinden viski imal etmeye uğraşıyormuş:) Calpurnia'nın doğa bilimciliğine attığı ilk adımları gören Büyükbaba, küçük kızı kanatları altına alıyor. Koca bir yüzyıl biterken, Coca Cola yeni icat edilmişken, Calpurnia da büyüyünce sadece annesinin istediği gibi hanımefendi değil, istediği her şey olabileceğini keşfediyor.
Çok keyiflendim bu kitabı okurken, adeta küçükken Korkusuz Kaptanlar'ı veya ne bileyim Gizli Bahçe'yi filan ilk kez okurken hissettiğim gibi bir zevkti bu. Callie'nin tek kız kardeş olması, büyükbaba ile doğa bilimi çalışmaları, yüzyıl dönümünde Güney'de küçük bir kasabada hayat, hepsini pek tatlı anlatmış yazarımız. Türkçe çeviriyi de çok başarılı buldum.
Çok güzel bir kitap, ben çok sevdim!
29 Haziran 2014 Pazar
Zindankale
Sezgin Kaymaz, İletişim Yayınları
Lucky ile tanıştığım Sezgin Kaymaz'ın külliyatını okumaya devam ediyorum. Ayrıca kendisini tanımayan, okumayan kalmasın istiyorum:)
Zindankale harikulade bir roman. Kalın ve yazıları da küçük olduğu halde, en son cümleye kadar sonsuz bir merakla, elinizden bırakamadan okuduğunuz bir roman. karakterler capacanlı, üslup pek leziz.Atmosfer o kadar müthiş kurulmuş ki, olan biten her şeyde, her sahne de biz de oradayız, sayfanın içindeyiz adeta, soluk soluğa hikayeyi takip ediyoruz.
Bir rüya ile başlıyor kitabımız. Birbirlerinden habersiz, 3 gece üst üste aynı rüyayı gören güzel Çiğdem ve yakışıklı Davut, altlarını ıslatarak uyanıyor 3 sabahtır. Davut'un dedesi Şadıman Beyefendi, dedenin dostları, ihtiyar heyeti Buzdolapçı Ali Fuat, Uzun Sedat, Sağlık Kabinci Kamil telaşlı. Bu rüya ne demektir, Davut'un gördüğü rüya onlara mı gösterilmektedir? Geçmişin sırları açıklanmayı mı talep etmekte peki?
Beri yandan, yemyeşil gözlü Çiğdem, acar Çiğdem, erkek Fatma Çiğdem pek telaşlı. Rüyanın kerametini çözmek istiyor. Tabii hikaye mükemmel şekilde karakterleri birbirine bağlayacak. Bize de, ışık topunun peşindeki gölge gibi hikayenin ardı sıra koşmak kalıyor.
Mükemmel bir kitap, Zindankale. Kurgu tıkır tıkır işliyor; Türkçe kusursuz; hikaye dibine kadar meraklı. Çok severek tavsiye ediyorum!
17 Haziran 2014 Salı
Ölüm İlanı Yazarı (The Obituary Writer)
Ann Hood, Can Yayınları
Çeviri : Sibel Sakacı
Bu kitabı da, Can Yayınlarının 5 TL kampanyasından aldım. Duygusal sayılabilecek romanımızda, farklı dönemlerde yaşayan iki kadının öykülerini okuyoruz. Bu tarz kitaplarda adet olduğu üzere, kahramanlarımızın hayatı bir noktada kesişiyor tabii.
Claire, 60'ların tutucu Amerikasında, bir zamanlar çalışan kızken evlenip, evinin kadını, çocuğunun anası olmuş hoş bir genç kadın. Fakat artık kocası için yaşadığı, tekdüze, her günü rutin hale gelmiş hayatı onu boğmaya başlamış. Bu yavan ev kadını hayatından kaçmak için de ilişki yaşıyor ama hamile kalınca karışıyor ortalık.
Beri yandan 30'larda geçen diğer hikayenin kahramanı Vivien, büyük aşk yaşadığı sevgilisini kaybedince kendi başına ayakta kalmaya çabalayan genç ve güzel bir kadın. Aşk acısını tedavi etmenin yolunu, gazeteye ölüm ilanları yazmakta bulmuş. Ama onun ölüm ilanları kimselerinkine benzemiyor. İlan verenleri ofisinde ağırlayıp cankulağı ile dinleyen Vivien, en uygun şiiri seçiyor ilan için daima. Böylece kendi çapında ün bile kazanıyor.
Kitabımız bu iki kadının hayatlarındaki gerçekle yüzleşmelerini, cesaretlerini ve yeniden başlamalarını anlatıyor. İkisi de bir nevi hapiste aslında kadınların. Claire, evliliğinin hapishanesinde; Vivien ise ölümsüz aşkının...
5 Liraya alınıp okunacak fena olmayan, hoşça bir roman. Eğer kampanya esnasında rastlarsanız siz de deneyebilirsiniz.
14 Haziran 2014 Cumartesi
Tom Sawyer'ın Serüvenleri (The Adventures Of Tom Sawyer)
Mark Twain, Can Yayınları
Çeviri : Nihal Yeğinobalı
Tom Sawyer, küçükken en sevdiğim romanlardan idi. Birkaç sene evvel, Can Yayınları, Nihal Yeğinobalı çevirisi ile tam basım çevirisini yayınladığından beri tekrar okumayı istiyordum. Bu yaz bayıla bayıla, bir kere daha Tom Sawyer ile maceralar yaşadım.
Polly Teyzesi ve kardeşi Sid ile yaşayan Tom, pek haşarı, afacan ama cesur ve merhametli bir çocuk. Mahalle kavgalarında komutan, korsancılık oyununda kaptan, kızların da sevgilisi. Küçük Becky Thatcher ile mağaralarda kaybolduklarında cesareti ile kurtulmayı bilen küçük bir kahraman. Unutulmaz dostu Huckleberry Finn ile hazine peşinde koştukları yaz tatilini okurken ben de kendimi o bitmez gibi gelen, aylar süren çocukluk tatillerinde hissettim. Büyük zevkle okudum Tom'un serüvenlerini.
Hiç okumayanlar koşa koşa gidip almalı, dileyenler de bu serüvenlere bir kere daha eşlik etmeli. Yaz mevsimi tam zamanı:)
10 Haziran 2014 Salı
Bir Yeniyetmenin Günlüğü (The Secret Diary of Adrian Mole)
Sue Townsend, Can Yayınları
Çeviri : Gül Atmaca
D&R'da artık geleneksel hale gelen Can Yayınlarının 5 TL'lik kitap kampanyası başladı. Gelgelelim, kitaplar karışık şekilde üst üste, tepeleme yığıldığı için arayıp bakması zor oluyor. Yine de ben birkaç tane kitap almayı başardım:)
Kitaplarımın ilki, bir İngiliz gençlik klasiği, Andrew Mole'un Gizli Günlükleri. Bir nevi Pıtırcık'ın büyümüş hali gibi diyebiliriz. Andrew küçük bir İngiliz kasabasında anne babasıyla yaşıyor. Gayet ortalama bir genç. Arkadaşları; hayrına yardım etmeye başlayıp, beklenmedik şekilde yakınlaştığı ihtiyar bir dostu; bir de başbelası köpek var tabii. 14 yaşında tutmaya başladığı günlüğün ilk senesi elimizdeki. Gencin başına gelenleri okurken eğlenmemek elde değil. Özellikle, anlatılan pek İngiliz yaşam tarzı, kitabı benim için okumaya değer kılıyor
D&R'larda karşınıza çıkarsa ve pek hafif, eğlencelik birşey arıyorsanız eğer, ilginizi çekebilir.
5 Haziran 2014 Perşembe
Başkasının Mezarı (Standing In Another Man's Grave)
Ian Rankin, YKY Yayınları
Çeviri : Dilek Şendil
Bir John Rebus polisiyesi. Olaylar İskoçya'da geçiyor. Kahramanımız emekli dedektif John Rebus, nefis bir karakter. İskoçların göğsünü kabartacak şekilde içiyor, derbeder ve pervasız. Ama zehir gibi, korkusuz, zeki. Kimselere müdanası olmayan bir eski tabanca.
John Rebus, faili meçhul cinayetler biriminde gün geçirirken, gözü yaşlı bir kadınla görüşür. Kadının kızı 12 yıl önce kaybolmuştur. Kadın aslında aynı bölgede kaybolan başka kızlar olduğunu iddia etmektedir. Rebus eski dosyaları indirip araştırınca kadının doğru söylediğini farkeder. Üstüne bir de yeni cinayet işlenip, Rebus önceki vakalarla bu cinayeti ilişkilendirince dava dallanıp budaklanır. Kahramanımız da kendi usulleri ile davanın peşine düşer.
Çok zevkli bir polisiye, Başkasının Mezarı. Depresif İskoçya atmosferi, derbeder yaşlı dedektifi, mafya babası yan karakterleri ile oldukça zengin ve gerçekçi bir roman olmuş. Ben çok beğendim. Başka romanı basılırsa hemen okurum.
1 Haziran 2014 Pazar
İlk Aşk [19 Başarısız Denemeden Sonra] (An Abundance of Katherines)
John Green, Pegasus Yayınları
Çeviri : Çiçek Eriş
John Green'in yeni kitabı diye yayınlanan İlk Aşk, aslında yazarımızın 2006 senesinde çıkarttığı ikinci romanı. Olsun, ben yine de kitabın çıktığını görünce işten çıkıp koşa koşa, uça uça D&R'a giderek kaptım bir tane.
Kahramanımız Colin Singleton, biraz aşırı zekalı bir delikanlı. En iyi ve de tek arkadaşı da Lübnanlı Hasan. Colin'in bugüne dek aşık olduğu tüm kızlar birer Katherine imiş. On dokuzuncu Katherine Colin'i terkedince dağılıyor bizimki. Bunun üzerine Hasan çocuğu arabaya atlayıp bir yol macerasına atılmaya ikna ediyor. Tennessee eyaletinde, adı sanı duyulmamış Gutshot kasabasından geçerken, Arşidük Franz Ferdinand'ın mezarının burada olduğunu iddia eden bir tabela görüyorlar. Ve Gutshot kasabasında yol maceraları bambaşka bir yöne savruluyor.
Bence tam yazlık, pek tatlı bir roman İlk Aşk. John Green'in kendine has, esprili tarzı hoşuma gidiyor benim. Çeviriyi de sevdim. Yazarımızı seviyorsanız okuyun. Eğer bir "Aynı Yıldız'ın Altında" beklemeden okursanız oldukça eğlenceli bulabilirsiniz.
23 Mayıs 2014 Cuma
Mezarların Çağrısı (The Calling of the Grave)
Simon Beckett, İthaki Yayınları
Çeviri : Nur Küçük
Dördüncü David Hunter macerası.
Romanımız 8 yıl önce başlıyor. Kahramanımızın hayatını değiştiren kaza henüz gerçekleşmemişken, David, Dartmoor bozkırlarında bulunan bir cesede bakması için çağrılmıştır. Hem görüntüsü hem de işlediği cinayetlerle insanların kanını donduran Jerome Monk, dört kadını öldürmüş, kadınların cesetlerini bozkırlarda saklamıştır. Şimdi turbanın çamurlu derinliklerinden fışkıran, çürümeye başlamış bir el, belki de bu mezarlardan birini göstermektedir.
Araştırma devam ederken, Jerome Monk, mezarlıkların yerini göstermeyi teklif eder. Hapishaneden çıkartılan katil, kaçmaya kalkışınca yakalanıp geri postalanır ve mezarlar asla bulunamaz.
8 sene sonra Jerome Monk hapishaneden kaçmayı başarınca, David kendini tekrar davanın içinde bulur.
Ne yazık ki basılmış son David Hunter macerası ile karşı karşıyayız sevgili dostlar. İnternette yazarın bir röportajında yeni macera üzerinde çalışmakta olduğunu okudum. Şahsen benim arka arkaya hiç durmadan okumak istediğim, nefis, karanlık romanlar bunlar.
Mezarların Çağrısı, bizi yine yağmurlu İngiltere'nin kasvetli, kadim bozkırlarına götürüyor. Atmosfer şahane. Macera her Simon Beckett romanı gibi sürprizlerle dolu. Yazarımız bizi şaşırtmayı her zaman beceriyor.
Çok beğendim ve serinin devamını sabırsızlıkla bekliyorum.
21 Mayıs 2014 Çarşamba
Labirent : Ölümcül Kaçış (The Maze Runner)
James Dashner, Pegasus Yayınları
Çeviri : Gizem Yeşildal
Kahramanımız kendine gelir ve metal bir asansörün içinde olduğunu farkeder. İsminin Thomas olması dışında hiç birşey anımsamaz. Asansör onu Kayran'a çıkartır. Dört tarafı muazzam duvarlarla kapalı bir köydür burası, ahalisi de aynen Thomas gibi, isimlerinden başka birşey anımsamayan çocuklar. Kayranın etrafını, duvarları kayarak her gün değişen bir labirent sarmaktadır ve de labirentte dolanan ürkütücü yaratıklar çocukların baş düşmanıdır. Thomas ise labirentten kaçıp kim olduğunu öğrenmeye kararlıdır.
Ölümcül Kaçış, üç kitaplık serinin ilki. İkinci kitabı da geçenlerde yayınlandı. Hemen alıp okunacaklar listeme ekledim. Kötücül ve ürkütücü bir gelecekte geçen, oldukça meraklı bir roman Ölümcül Kaçış. Sonunda ne olacak, yeryüzünde ne olmuş, o çocuklar nasıl Kayran'a gelmişler, Kayran da neyin nesi diye merak ederek okuyorsunuz sonuna kadar. Distopik maceraları sevenler kaçırmasın bence bu seriyi.
Ölümcül Kaçış filme de çekilmiş, eylül ayında gösterime girecekmiş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















































