15 Ocak 2012 Pazar

27 Kemik (Twenty-Seven Bones)

Jonathan Nasaw, Pegasus Yayınları

Karayiplerin ufak tropikal adası St Luke'da sağ eli olmayan cesetler bulunur. Turizmle geçinen adada bir seri katil türemesi olabilecek en büyük felakettir. Adanın polis şefi, seri katilleri yakalamakta usta arkadaşı, emekli FBI ajanı Ed Pender'ı olayı çözmesi için adaya çağırır. Cinayetler devam ederken esrarengiz katile "Pala Adam" adı takılmış ve ada halkı arasında panik yayılmaya başlamıştır.

27 Kemik okuduğum onlarca polisiyeden şöyle farklı idi, katilin kim olduğunu en baştan biliyoruz. Kitap boyunca hem katilin yaşadıklarını, neden va nasıl öldürdüğünü hem de Pender'in onu bulma çabalarını aynı anda okuyoruz. Yani finalde katil kimdi bulmacası çözülmüyor, en azından bizim için. Biz bildiğimiz bir gerçeği kahramanımız Pender'in keşfetmesine tanık oluyoruz. Bu da bence hiç zevkli değil, ne gerildim ne heyecanlandım; ne de polisiye bir zevk aldım. Bitsin de kurtulayım diye okudum resmen romanı. Bir de çok fazla seks var kitapta, adeta pornografik sahneler anlatılıyor, içim sıkıldı okurken. Çünkü katiller o kadar manasız ve tekdüze ki, yazar herhalde ortamı şenlendirmek için bu sahneleri eklemek istemiş. Kitapla ilgili bence tek hoş nokta; tropik adayı, ada yerlilerini, ada yaşamını anlattığı kısımlardı. Bu kısımlar iyiydi ve herşeyi gözümün önüne getirebildim. Ama polisiye veya gerilim yönünden çok durağan ve tatsız buldum. Bu kitaba verdiğim paraya acıyarak, yarım kalmasın diye okuyup bitirdim ama zamanıma yazık oldu. Tavsiye etmiyorum. Sıkıcı.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder